# Tarım ve hayvancılık alanındaki sorunların araştırılmasına ilişkin(10/51)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ocak 2004
- **Gündem:** TARIM VE HAYVANCILIK ALANINDAKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILMASINA İLİŞKİN(10/51)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-20-tarim-ve-hayvancilik-alanindaki-sorunlarin-arastirilmasina-iliskin-10

> Sami Güçlü (AK Parti), 20 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VE HAYVANCILIK ALANINDAKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILMASINA İLİŞKİN(10/51)); konuşma 1.428 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; gündemdışı iki konuşmaya cevap vermek için söz aldım; ilkönce, Niğde Milletvekilimiz Sayın Mahmut Uğur Çetin'in, elma üreticileriyle ilgili olarak dile getirdiği sorunlara kısaca değinmek istiyorum.

Kendileri, gerçekten, ülkemizdeki bu önemli üretim ürününün değerlendirmesini yaparken, bizim de paylaştığımız görüşlere yer verdi. Elmada büyük bir üretim potansiyeli söz konusudur. Elma üretiminde dünyada dördüncü sıradayız. 1990 yılında elma üretimimiz 1 900 000 tonken, 2003 yılı itibariyle -tahmin olarak ifade edersek- 2 500 000 tonluk bir üretimimiz var. Yaklaşık olarak 2 500 ton elma ihracatımız ve bu ihracatımızın 2 katı kadar da bir ithalatımız söz konusudur. Dolayısıyla, evvela, arkadaşımızın soruna genel yaklaşımına da katılıyoruz. Elmanın tüketim miktarı ülkemizde oldukça yüksek, üretimi hızla artıyor, artırma konusunda bir gayret içerisindeyiz. Çok sınırlı sayıda elma ithalatı yapıyoruz, toplam 2 500 000 ton elma üretimimizin yanında 5 000 ton civarındaki elma ithalatının hiçbir kıymeti söz konusu değildir. Ayrıca, ithalatla ilgili konularda, Türkiye'deki üretim sezonu içerisinde de elma ithalatına izin verilmiyor. Dolayısıyla, ülkemizdeki elma üreticilerini korumak için elimizdeki tedbirleri kullanmaya devam ediyoruz.

Ancak, yine, kendilerinin belirttiği gibi, şu anda üretim bakımından çok klasik ürünler var elimizde; dünya talebi açısından baktığımızda, yeni çeşitlere doğru hızla kaymamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Kısaca özetlemek gerekirse, iç ve dışpazar isteklerine uygun yeni çeşit geliştirme ve adaptasyon çalışmaları, üretime kısa sürede etki yapan bodur ve yarı bodur elma yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, soğuk hava depoları, sınıflama, ambalajlama tesislerinin desteklenmesi; üretimin fazla olduğu yıllarda, bütçe imkânları doğrultusunda, zaman zaman ihracatı teşvik uygulamalarına yer verilmesi... Şu anda henüz bu kriter uygulamaya konulamadı; çünkü, arkadaşlarımızın da, belki, talepleri arasında yer alan bir husustur; ancak, geçmiş yıllarda zaman zaman ihracatı teşvik etmek amacıyla bu anlamda bazı tedbirlerin yürürlüğe konulduğunu belirtmek istiyorum.

Ayrıca, uygulanmakta olan politikalar kapsamında 1 Temmuz-1 Ocak tarihleri arasında ithalat yasağı söz konusudur. Onun dışında, yaygın olarak yetiştirilemeyen ve üreticilerimizin rekabet gücünü olumsuz etkilemeyecek olan ve daha çok da turistler ile yüksek gelir gruplarının talep ettiği ürünlerin ithalatı belli ölçüler içerisinde serbest bırakılmaktadır.

Başka tarımsal ürünlerde olduğu gibi elmada da temel sorun, üretim artışının hemen önünde pazarlama konusunda iyi bir gelişmenin mutlaka sağlanması şarttır. Aksi halde, üretim artışının, üreticilerimize fayda yerine zarar getireceğini, onların toplam gelirlerinde bir azalmaya bile sebep olabileceğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, üreticilerimizin, bu hususta örgütlenerek üretim artışlarını pazarlayacak tedbirleri alması gerekiyor. Hükümetimizin bu konularla ilgili olarak hazırlamış olduğu Üretici Birlikleri Yasası Tasarısı ve yine, bu önemli ürünümüzün zaman zaman tabiî afetlere karşı korunması konusunda da, bahsettiğim Tarım Ürünleri Sigorta Yasası Tasarısının önemli katkılar sağlayacağını ifade ediyorum. Bakanlık olarak, bu önemli ürünümüzün üretiminin artması, kalite ve verimliliğinin yükseltilmesi, ihracat imkânlarının geliştirilmesi konusunda, üreticilerimizle birlikte, sorumluluğumuzun bilinci içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz; ancak, çok kısa süre içerisinde bu konuda alınabilecek tedbirlerin de sınırlı olduğunu ifade etmek istiyorum. Şu anda gündemde olan husus, ihracatı teşvik amacıyla yapılan bir uygulama, bu ürünümüz için piyasadaki talebin canlandırılması açısından -yurtdışı talebi kastederek söylüyorum- bir imkân olarak gözüküyor. İç tüketimin de bazı alanlarda artırılması konusunda ilave tedbirler düşünülmektedir, üzerinde çalışılmaktadır.

Ben, ikinci konuşmacımız, Ağrı Milletvekilimiz Sayın Naci Aslan'ın, bu ilimizdeki çiftçilerin genel sorunları hakkında gündemdışı konuşacağını öğrendikten sonra, Ağrı İliyle ilgili bir hazırlık yaptım; ama, Sayın Milletvekilimiz ilkönce birkısım genel konulara değindiler.

Ağrının doğalgaz ihtiyacı... Elbette, katılmamak mümkün değil.

Ayrıca, meydana gelen büyük kaza, hepimizi derinden üzen kaza, 2 öğretmenimiz ve 1 öğrencimizin ölümüne yol açan kaza için, ben de, tüm milletimize ve ölen insanlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum. Elbette, eğitimle çok yakından ilgisi var, bu konuda hepimize de görev düşüyor.

Ayrıca, özel olarak belirttiği bir husus ve biraz da sitem ağırlıklı olarak belirttiği husus, bölgesinde, bölgede kurulu bir kalkınma kooperatifinin işletme kredisi ihtiyacını karşılamaya yönelik taleplerinin bugüne kadar yerine getirilmemiş olması veya kısmen yerine getirilmiş olmasıdır. Bununla ilgili olarak düşüncemi şöyle ifade edeyim: Özel olarak, tabiî, bu konuyu gündeme getireceğini bilmediğim için cevabını şu anda net olarak veremiyorum; yalnız, hadisenin bir genel yönü var, bir de özel tarafı olabilir; ben, genel kısmına cevap vermek istiyorum. Şu anda 1 400 kadar kooperatifimiz hazır, bütün hazırlıklarını yapmış, hatta konu seçmiş ve destek bekliyor. Bunu karşılamak için bütçeden ayrılan kaynak ile geçen sene 25 kooperatife, bu sene 70 kooperatife, ancak destek verilecek bir imkânı var. Dolayısıyla, burada, ister istemez bir sıralama yapmak zarureti vardır; ama, bunun dışında, başlamış olan bir kredi uygulamasının herhangi bir sebeple gecikmiş olup olmadığını özel olarak bilmiyorum. Ben, kendilerine, bunun cevabını öğrenip, takdim ederim.

Onun dışında, belirttiği husus, doğrudan gelir desteğiyle ilgili konu. Düşüncelerini çok güzel bir şekilde ifade etti Sayın Milletvekilimiz; dedi ki: "Gelişmişlik kriteri" ve "ülkemizin bu önemli ili için hangi gelişmişlik kriteri geçerli olabilir ve bu, niçin bazı ilçelerimize verildi bazılarına verilmedi" Ben, elimdeki notlardan, bununla ilgili birkaç cümle aktarmak istiyorum. Bildiğim kadarıyla, Ağrı İlinde, şu ana kadar, doğrudan gelir desteği ödemeleriyle ilgili olarak, 7 ilçenin 2003 yılı hakedişlerinin ödemesi gerçekleştirildi. Bendeki kayda göre, Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak'ta bu ödemeleri gerçekleştirdik ve 21 trilyon liralık bir ödeme yapıldı. Bu, birinci dilim ödemesi olarak, sadece merkez ilçeye yapılmadı; ama, biz, Türkiye çapında, sadece 378 ilçeye ödeme yaptık. Sadece Ağrı'nın değil; onun dışında, bazı illerimizin sadece bir ilçesine ödeme yapılabildi. Sayın Ali Babacan burada yok. Sayın Ali Babacan'ın, Ankara'da, bağlı olduğu Şereflikoçhisar İlçesine ödeme yapılamadı; ama, Ankara'nın bazı ilçelerine, birkaç ilçesine ödeme yapıldı. Merkez ilçe hariç, Ağrı ilçelerinin tamamı bunu almış; ama, merkez ilçesine de -tahmin ediyorum, kesin olarak söylemiyorum; ama- ocak ayı içerisinde bunun ödenmesi kuvvetle muhtemeldir. Yani, bununla ilgili kriterin lehe işlediği apaçık ortadadır. Elbette, doğru olan da budur; en çok ihtiyacı olan insanlara ulaşmasına önem vermemiz lazım.

Efendim, bunun dışında, arkadaşımız, hepimiz, duyduğumuz zaman haklı olarak niteleyeceğimiz, ifade edeceğimiz bir konuyu açtı; kış mevsiminde, doğu bölgelerimizde, özellikle ulaşım konusundaki büyük problem ve köy hizmetleri konusunu açtı. Yaklaşık bir ay kadar önce, Sayın Genel Başkanımız, Başbakanımız, Mecliste, kendi grup toplantımızda bu konuyu gündeme getirdi ve bana da, o ara, bu iletilen sorunun üzerine düşüncelerini aktardı ve "batı bölgelerinden bu bölgelere kaydırma yapalım" dedi. Ben, sizin konuşmanız üzerine, hemen telefonla aldığım bilgiyi söylüyorum: 78 makine, batıdan doğuya, özellikle kar mücadelesinin yoğun olduğu yerlere nakledilmiş durumda. Elbette, bu, çok yeterli görülmeyebilir; ancak, düşünce olarak, bunu, biz de düşündük ve uyguladık.

Bazı arkadaşlarımız, kendi bölgeleri için giden makinelerle ilgili konularda eksik bulabilirler, doğrudur. Ağrı'ya giden araçlarımız da var bu 78'in içerisinde. 4 greyder, 2 adet rotatif kar makinesi, 1 adet dozer, Ağrı'ya, bu dönem, ek olarak, batıdaki bölgelerimizden, şehirlerimizden intikal etmiş durumdadır; elbette, ihtiyaca göre yeni nakiller de söz konusu olabilir; ama, düşünce olarak, bu, haklıdır ve bu yönde biz de adım atmışız. Bilgilerinize sunuyorum.

Ben, Ağrı'yla ilgili konuda, çiftçilerimizin sorunlarıyla ilgili konuda birkaç cümle söyleyeyim. Gerçi, bugün, huzurlarınızda, biz, tarımla ilgili konularda çok beraber olacağız. Bugün, tarımı konuşacağımız bir gün âdeta. Ağrı'yla ilgili birkaç cümleyi, tarımla ilgili genel değerlendirmeyi ifade etmek istiyorum. İlimizin 1 100 000 hektar bir alanı var ve bunun çok büyük bir kısmı, yüzde 67'si; yani, Ağrı İlinin yüzölçümünün yüzde 67'si çayır ve mera. Bu, bize, hayvancılık bakımından bu ilin ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu gösteriyor ve zaten, ekonomik sonuçlar da bunu ortaya koyuyor. İlin en önemli ekonomik aktivitesi hayvancılıktır. Bu rakamın yüzde 90'ın üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Tabiî, bu kadar yüksek bir oran da biraz şüphe uyandırıcıdır; yani, yüzde 90 bir seviye, çok yüksek bir orandır. Bu bölgemizde, 2001 yılı kayıtlarına göre, sığır cinsi itibariyle toplam 293 000 büyükbaş hayvan bulunuyor; bu, Türkiye toplamının yüzde 3'ünü oluşturuyor. 1 800 000 küçükbaş hayvan -özellikle koyun- var; bu da, Türkiye toplamının yüzde 5'ini oluşturuyor; yani, aslında, üretim miktarı mevcudu da kıymet ifade edecek durumda; ama, potansiyeli çok yüksek. Dolayısıyla, bu ilimizle ilgili, hayvancılık konusunda, özellikle, Kars, Erzurum ve Ağrı dahil, bu bölgenin büyük hayvancılık potansiyelini mutlaka harekete geçirmemiz lazım. Bununla ilgili olarak, bizim, elimizdeki en kullanılabilir aletimiz kooperatifler ve bu kooperatifler aracılığıyla, Sayın Milletvekilimizin biraz önce ifade ettiği hususu yaygınlaştırmak, canlandırmak durumundayız, şartların, bütçe imkânlarının elverdiği ölçüde.

Ancak, ilave bir hususu belirtmek istiyorum; Kars Göle, Ağrı, Iğdır Kâzım Karabekir TİGEM işletmelerimizle ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum: Kâzım Karabekir Tarım İşletmemizin özellikle hacim, alan itibariyle büyüklüğü -186 000 dekarlık bir alan- nedeniyle, burada hayvancılık sektörü açısından büyük bir potansiyel mevcuttur. Buranın özellikle büyük ve küçükbaş hayvan üretimi açısından özel sektöre açılmasıyla birlikte, uzun süreli kiraya verilmesiyle birlikte çok büyük bir merkezin oluşacağını, hayvancılık organize sanayi bölgesi diye ifade edebileceğimiz bir gelişmeye öncülük edebileceğini biliyoruz. Bununla birlikte, bölgede, sözleşmeli üretim, yem bitkileri üretiminin artırılması, bu çayır ve meraların çok etkin bir şekilde kullanılmasına imkân verebilecektir. Dolayısıyla, ülkemiz hayvancılık sektörünün gelişmesine en elverişli olan bu bölgesinin bu dönem içerisinde öncülük edebilecek durumda olduğunu biliyor ve bu konuda birkısım çalışmaların dönemimiz içerisinde ortaya konulabileceğini, olumlu sonuçlar alınabileceğini ümit ediyorum.

Hayvancılık sektörümüzle ilgili konuşmaları, zaten, soruşturma önergesi sırasında tartışacağız.

Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarım ve hayvancılık alanındaki sorunların araştırılmasına ilişkin(10/51)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-20-tarim-ve-hayvancilik-alanindaki-sorunlarin-arastirilmasina-iliskin-10 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
