# Doğu anadolu bölgesinde besiciliğin son durumu,kaçak et ve hayvancılığın sorunlarıyla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2004
- **Gündem:** DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BESİCİLİĞİN SON DURUMU,KAÇAK ET VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARIYLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-04-27-dogu-anadolu-bolgesinde-besiciligin-son-durumu-kacak-et-ve-hayvancilig

> Sami Güçlü (AK Parti), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BESİCİLİĞİN SON DURUMU,KAÇAK ET VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 1.746 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Erzurum Milletvekilimiz Sayın Muzaffer Gülyurt'un, Doğu Anadolu Bölgesindeki besicilerin sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmasına cevap vermek için söz aldım. Konu iki anabaşlık altında dile getirildi; birincisi, besicilerin, içinde bulunduğumuz dönemde karşılaştığı sorunlar -biraz daha bölgesel açıdan- ikincisi de, ülkemizde 2003 yılının son aylarında ortaya çıkan ve 2004 yılının ilk iki ayı içerisinde kamuoyumuzu belli ölçüde meşgul eden domuz çiftlikleriyle ilgilidir. Ben, kamuoyumuzu büyük ölçüde etkileyen bu iki konuyla ilgili açıklamalarımı bu sıra içerisinde yapmak istiyorum.

Evvela, hayvancılık sektörüyle ilgili kısa bir değerlendirmeyi şöyle yapmak mümkün: Bu sektör, insanlarımızın sağlıklı ve dengeli beslenmesi, gıda sanayiinin gelişmesi, kırsal kesime istihdam sağlaması, aile ekonomisini desteklemesi ve ihracatın geliştirilmesi açısından çok önemli bir sektördür. Hayvancılık sektörünün, tarımın diğer alt sektörlerine göre daha fazla katmadeğer sağladığını ve çalışanlara daha uzun süreli istihdam imkânı sağladığını biliyoruz. Hayvancılık sektörü,1970'li yıllarda, tarımın alt sektörüleri içerisinde çok önemli bir paya sahip ve toplam millî gelir içerisindeki payı 1970'li yıllarda yüzde 8 ile 10 arasında. Şu anda toplam tarım sektörünün payı yüzde 15'in altına düşmüş durumdadır. Geçen dönemde bu alt sektör değer kayıpları göstermiş, toplam tarımsal üretim içerisindeki payı 1977'de yüzde 37 iken, 2000 yılında yüzde 20'lere düşmüştür.

Tarımın ihracatımız içerisinde 1980'li yıllarda yüzde 57 gibi büyük bir pay aldığını biliyoruz. Ayrıca, mevcut hayvan varlığımızda da bazı düşmeler olduğuna yine bu dönem içerisinde şahidiz, özellikle 1980'den sonraki dönemde.

Toplam sığır varlığımız içerisinde 1990 yılında kültür ırkı oranı yaklaşık yüzde 9, kültür melezi oranı da yüzde 32 iken, bu oranlar 2002 yılında yüzde 19 ve 45 olmuş, böylece toplam popülasyondaki kültür ve kültür melezi oranı yüzde 64'e yükselmiştir.

Ülkemizde, tarım işletmelerinin yüzde 96,4'ü bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yaparken, sadece yüzde 3,6'sı ihtisas olarak hayvancılığı seçmiştir. Büyükbaş hayvan işletmelerinin yüzde 72'sinde hayvan mevcudu 5 başın altındadır, yüzde 20'sinde ise 5 ile 9 baş arasındadır; dolayısıyla, çok küçük ölçekli işletmelerimiz olarak karşımızda durmaktadır.

Ülkemizde, son yıllarda yaklaşık 850 000 ton kırmızı et, 630 000 ton beyaz et üretimi olmak üzere, yaklaşık 1 500 000 ton et üretimimiz bulunmaktadır. Kırmızı et üretiminin yüzde 77'si büyükbaştan, yüzde 23'ü ise küçükbaştan sağlanmaktadır.

Bu arada, hayvancılığımız bakımından çok önemli bir başka ilgi alanı ise meralardır. Meralarımızda, bu son yirmi yılda bir azalmaya şahit olduğumuzu biliyoruz; dolayısıyla, kabayem ihtiyacı konusunda bir açığın da mevcut olduğunu söyleyebiliriz.

Hayvancılığın geliştirilmesi, planlı dönemde de ele alınmış ve bu konuda birkısım tedbirler getirilmeye çalışılmıştır. Buna yönelik olarak gelen ve çözüm bekleyen sorunlar ise halen mevcudiyetini korumaktadır. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz:

Ülkemizde hayvancılığın en önemli darboğazlarından biri işletmelerin ekonomik olarak yeterli ölçüde olmamasıdır.

Sunî tohumlama yoluyla hayvan ıslahı çalışmalarına çok erken başlanmış olmasına rağmen, halen bu oran yüzde 64'e ulaşabilmiştir.

Mera ve yaylaların bir dönem güvenlik nedeniyle kullanılamaması büyükbaş hayvan varlığımızın sayısal olarak azalmasında önemli rol almıştır.

Hayvansal üretimlerde yem, girdiler içerisinde yüzde 65-70 gibi önemli bir paya sahip olmasına rağmen, kabayem açığımız devam etmektedir. Halen yem bitkileri üretimimiz, toplam ekim alanlarının yüzde 6'sına ulaşmıştır; ancak, bu oranın yüzde 20'lere kadar ulaşması hayvancılığımızın gelişmesi bakımından temel bir hedeftir.

Sektörün bir diğer önemli sorunu ise örgütlenme sorunudur. Pazarlama organizasyonundaki yetersizlik fiyatlarda istikrarsızlığa yol açabilmektedir.

Ayrıca, bir başka önemli problemimizse hayvan hastalıklarıdır. Bugün, hayvancılık sektörü içerisinde besicilikle uğraşan üreticilerimizin bir sorunla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Özellikle kurban bayramına kadar olan dönemde son üç yıl içerisinde çok olumlu olan gelişmeler, kurban bayramının akabinde, bir bakıma aleyhe dönmüştür. Özellikle üreticilerimizin, kurban vesilesiyle satmayı düşündükleri miktara yönelik olarak arzu edilen ölçüde talebin olmaması üzerine, ellerinde birkısım besili hayvanlar kalmış ve bu konu sektörde bir gerilemeye yol açmıştır. Burada anafikir olarak ortaya çıkan husus, bir temel gerekçe, kaçak canlı hayvan ve kaçak et girişleri olarak kamuoyuna yansımış, sektörle ilgili olan birçok kesim de bu ifadeye sahip çıkmış ve dolayısıyla, bir kaçakçılık konusu, âdeta, sektörde fiyatların düşmesi üzerinde bir baskı yapmıştır.

Bu dönem içerisinde, yine, olayı olumsuz geliştiren bir başka husussa, yem ve hammadde fiyatlarındaki artıştır. Et fiyatlarında, özellikle karkas fiyatlarında, bir zaman dönemi içerisinde fiyatlar sabitken, son dönemde de biraz düşme göstermesine rağmen, yem fiyatlarında meydana gelen artışla birlikte, gerçekten, üreticilerimiz zor durumda kalmışlar ve bu konu, gittiğimiz her yerde bize iletilen bir konu olarak karşımıza çıkmıştır. Bunun üzerine, Bakanlığımız, bu sektörde ülkemizin bellibaşlı bütün yörelerinde, önde olan, öne çıkmış olan Erzurum, Elazığ, Amasya, Konya, Kayseri ve daha birçok ilimizde, bu besi üreticilerinin temsilcileriyle, birlik temsilcileriyle ve kamu kurumlarının konuyla ilgili mensuplarını bir araya getirerek konunun bir değerlendirmesi yapılmış ve alınabilecek tedbirler konusunda tespitlerde bulunulmuş ve bu konuda çeşitli kararlar alınmıştır. Bununla ilgili olarak anafikir şudur: Evvela, sektörde, en temel sorun olarak, canlı hayvan girişi ve kaçak et girişi dile getirilmiş; bunun, hangi dönemler içerisinde, hangi bölgelerden ve hangi gözlemler sonucu belirlendiği konusunda hep sözlü bir izahla karşılaşılmış; doğu bölgesinden belli dönemlerde kaçak hayvan girişlerinin olduğu, akabinde, Trakya dahil, Karadenizden, hatta başka bölgelerden -serbest bölgelerden de- kaçak et girişinin olduğu ifade edilmiş.

Bu konuda, sektörün temsilcileriyle, bu konudaki iddiaların ne derece hakikat olduğunu tespite yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Evvela, doğu bölgemiz, bütün güneydoğu ve doğu illerimizin sınırları, sınır bölgeleri tamamen gezilmiş, bu bölgelerde -özellikle, Şemdinli, Yüksekova ve benzeri yerlerde- hayvan girişleriyle ilgili olarak gözlem, tespit ile oradaki emniyet ve askerî yetkililerle görüşmeler yapılmış; bugünkü tarih itibariyle, bu dönem içerisinde, Türkiye'de fiyatların düşmesinden de sonra, hayvan girişi konusunda bir durum tespitinin söz konusu olmadığı, yani, mevcut piyasa mekanizmasının bu fiyat seviyesinde hayvan girişinin olmadığı gerek emniyet yetkilileri gerekse askerî yetkililer tarafından ifade edilmiş; bölgede de, pazar yerlerinde ve hayvan ticaretinin yapıldığı yerlerde kaçak hayvana rastlanmamıştır; ancak, Türkiye'de, fiyatların 8 000 000'un üzerinde olduğu dönemde -karkas fiyatından bahsediyorum- kaçak girişlerin olduğu -bu kurban bayramının öncesine rast gelen bir dönemdir- iddiaları vardır. Halen, Trakya'da ve Türkiye'nin başka yerlerinde, et kaçakçılığının yapıldığı merkezler ve yollar olarak belirtilen yerlerde, Bakanlığımıza bağlı birimler ile emniyet güçleri arasında bir işbirliği yapılarak, bu konuda, hadise, bir gözleme tabi tutulmaktadır. Eğer, bir giriş varsa, bir yolu, işleyen bir mekanizması varsa, bununla ilgili tespit konusuna çok önem vermekteyiz. Dolayısıyla, ilkönce, kaçakçılık konusundaki bu spekülasyonun sektörümüzü çok olumsuz etkilediğinin farkındayız. Gerçekleşiyorsa, bunun tespit edilmesi ve dolayısıyla, ilgili tüm kurumları harekete geçirerek, bunun önlenmesi; ama, bir spekülasyonsa da, bunun sektörümüze olumsuz etki etmesinin önüne geçmemiz gerekiyor.

Tabiî, bunun dışında, esas belirtilmesi gereken hadise şudur: Türkiye'de, gelir seviyesinin düşük olması, kırmızı ete karşı olan talebin düşmesine sebep olmuştur. Talebin çok fazla olmaması karşısında, biz, bugün, bu sektörü canlı tutabilmemiz için, maliyetleri düşürmemiz gerekiyor, ek bir talep oluşturmamız gerekiyor. Aksi halde, maliyetleri düşürmeden, talep artışını sağlamadan, bu sektördeki sorunları da kısa vadede çözecek bazı mekanizmalar bulsak bile, sürdürülebilirliği konusunda bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmamız söz konusu olabilir.

Özelleştirme bünyesindeki Et ve Balık Kurumu dahil, Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine ve ilgili tüm kamu kurumları, üretici birlikleri ve bizzat üreticilerden oluşturduğumuz bir çalışma grubu, halen bu sektöre yönelik tedbirleri almaya devam etmektedir. Daha somut olarak söylemek gerekirse, yem fiyatları üzerindeki baskıyı kırmak için arpa ithalatı konusunda bir çalışma başlattık. Komşu güney ülkelerden yem amaçlı birkısım ürünlerin ithalatı konusunda esneklik getirdik. Dolayısıyla, bugünlerde, yem fiyatlarında bir düşmenin başladığını söyleyebilirim.

Özellikle yem bitkileri ve silajlık mısır konusundaki ekim alanlarının artırılması şarttır. Bu konuda vermiş olduğumuz teşvik de, çok hızlı bir gelişmeye sebep olmaktadır; ama, bunun daha çok geliştiği bölgeler batı bölgelerimizdir. İzmir'in bir ilçesinde toplam ekim alanlarının yüzde 27,5'ine kadar yükselen bu yem bitkileri ekim alanlarının, ülkemizde, İç Anadoluda ve doğuya doğru da yaygınlaşması gerektiğini ifade edebilirim.

Biz, Bakanlık olarak, besicilerimizin içerisinde bulunduğu durumu takip etmekte olduğumuzu ve çözüm üretme konusunda maliyetleri düşürücü ve piyasa talebini artırıcı yönde tedbirler almamız gerektiğini biliyor ve bu hususta, bir işbirliği içerisinde çalışmamızı yürütüyoruz; ancak, şu anda piyasaya ek bir talep oluşturacak, Et ve Balık Kurumunun yeni bir alım yaparak piyasadaki fiyatları artırma konusundaki çalışmalarımız da sürüyor; bölgede son zamanlarda kısmış olduğu et alımının tekrar canlanması halinde, fiyatlarda bir nebze daha yükselme meydana gelebilir. Bu, sektörümüz açısından önemlidir.

Sayın Milletvekilimiz Muzaffer Gülyurt Beyin gündemdışı konuşmasında ifade ettiği ikinci konu ise, kamuoyumuzu, yine, 2003 yılı sonunda meşgul eden çiftlikler meselesidir. Bu çiftliklerle ilgili konuda, ben, evvela bir durum tespiti yapmak istiyorum, sonra da, yapılan çalışmalar hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

Türkiye'de, çevreyi kirletmesiyle ve bir su havzasında, atıkların buradaki sulara karışmasıyla bir anda hepimizin çok irkilmesine ve şaşırmasına neden olan bir görüntüyle, birdenbire kamuoyunun gündemine gelen domuz çiftlikleri konusundaki son durum -içinde bulunduğumuz zaman dilimi itibariyle söylüyorum- 11 ilimizde 25 domuz çiftliği olduğudur. Bu işletmelerde, toplam 6 364 tane bu hayvandan mevcuttur. Trakya, İstanbul, Ege Bölgesinde, Akdeniz ve hatta, Doğu Anadolu Bölgemizde bu çiftliklerden olduğu tespit edilmiştir. Evvela, bu çiftliklerimizin varlığı ve tespiti, hayvan sayısına kadar tespiti konusunda yapılan çalışmalar ise, özellikle, ocak ayında İzmir'de çıkan trişin hastalığının tespitiyle ve bunun kamuoyunda oluşturduğu tepki üzerine meydana gelen gelişmelerle alakalıdır. Akabinde, hatırlarsanız, Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda bir değişiklik yaparak, bu konuda, işletmelerin izin ve denetiminin tamamen Bakanlığımıza geçmesi akabinde çıkarılan yönetmeliklerle, evvela bu çiftlikler tespit edilmiş -biraz önce saydığım tespit, bu yasal düzenlemenin akabinde meydana gelmiştir- hayvan varlıkları tespit edilmiş ve bunlar kontrol altına alınmıştır. İkincisi, bu işletmelerin hiçbiri ruhsatlı değildir. Dolayısıyla, yönetmelikle birlikte, bu işletmelerin hepsine belli bir süre verilerek, bir aylık bir süre verilerek izin alacak şartları oluşturmaları istenmiş, aksi halde, kapatılacağı ve el konulacağı bildirilmiştir. Bunun üzerine, işletmelerin bir kısmı faaliyetlerini azaltmışlar, hayvanlarını kesmeye başlamışlardır. Nitekim, bu işlemlerin sonucu olarak 769 hayvanın kesildiğini biliyoruz, takip ettik; çünkü, bunların nerede kesileceği, hangi kesimhanelere ruhsat verilerek kesileceğini tespit ettik. Dolayısıyla, bunların kesimlerini de kontrol ediyoruz; bu kesimhanelerde kesilen etlerin, soğukhava depolarında, nerelerde biriktirilip stok edildiğini ve hangi işletmelere satıldığını da takip ediyoruz.

Kısaca, Sayın Milletvekilimizin bu sorusu üzerine kamuoyuna da söylemek istediğim husus şudur : Bu işletmeler, şu anda tam anlamıyla kontrol altındadır. Hayvan varlıkları tespit edilmiş, sağlıksız olanlar kesilerek imha edilmiş; sağlıklı olanlar ise kesilerek, izin alamayan, izin için müracaat etmeyen işletmelerin kapatılması işlemine başlanılmıştır. Mevcut kesilen ve soğukhava deposunda bekletilen etlerin talebe göre sevki konusunda da Tarım Bakanlığımız hadiseyi takip etmektedir; ne zaman çıktığı, hangi ile gittiği ve hangi işletmede bunların kullanıldığına kadar bir takip mekanizması sürmektedir.

Kamuoyumuzun bu vesileyle bilmesini istediğim hususu tekrar etmek istiyorum: Türkiye'de kültürel olarak da çok ilgi alanımıza girmeyen, insanların tercihleri itibariyle doğrudan tüketmedikleri; ancak, "bilmeden tükettik mi" kaygısına düştükleri bu hayvanlarla ilgili olarak, Bakanlığımız, sorumluluk duygusu içerisinde hareket etmiş ve bugün, domuz ürünü satan işletmelere, üzerindeki belgesinde "domuz ürünüdür" ifadesinin bulunması şartıyla müsaade etmiş; aksi halde, bu ürünlerin nerede satıldığını kayıtlarla takip ederek, insanlarımızın, tüketicilerimizin bir tedirginlik yaşamasının önüne geçmiştir.

Ben, bu vesileyle, Sayın Milletvekilimize teşekkür ediyorum. Aynı zamanda, kamuoyuna, bu konuda gönülleri daha rahat olarak hareket etmelerini ve kamunun, devletin bu husustaki sorumluluğunu çok ciddîye alarak yerine getirdiğini, artık, bu hususta bir tedirginliğin yaşanmasına gerek olmadığını belirterek, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Doğu anadolu bölgesinde besiciliğin son durumu,kaçak et ve hayvancılığın sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-04-27-dogu-anadolu-bolgesinde-besiciligin-son-durumu-kacak-et-ve-hayvancilig (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
