# Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mayıs 2004
- **Gündem:** GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s

> Sami Güçlü (AK Parti), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)); konuşma 2.000 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Teşekkür ederim efendim, sağ olun.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün, gündemdışı konuşmaların dışında, sektörümüzle ilgili çok önemli bir konuda bir yasal düzenlemeyi görüşüyoruz; evvela, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugünkü yasal düzenleme çalışmalarımızın da, toplumumuzun bütün kesimlerini ilgilendiren yönü dolayısıyla, onların geleceği, sağlığı için, gıda güvenliğinin temini yönünde doğru adımlar atılmasına vesile olmasını diliyorum. Katkılarınız için şimdiden teşekkür ediyor ve bu tasarıyla ilgili bazı hususları bu vesileyle dile getirmek ve görüşmeler sırasında gruplarının görüşlerini ve şahsî görüşlerini dile getiren arkadaşlarıma da çok kısa cevap vermek istiyorum. Özellikle, onların katkılarına, bundan sonraki maddelerde daha çok ihtiyaç duyacağımızı bildiriyorum.

Efendim, bugün, Meclisimizin çatısı altında, toplumumuzun bütün kesimlerini çok yakından ilgilendiren ve geleceğe daha ümitle bakmamızı sağlayacak bir kanun tasarısı görüşülüyor. Toplum sağlığının korunmasına ve gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirler, devletin en tabiî görevleri arasında bulunmaktadır. Bu husus "devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder" hükmüyle Anayasamızın 172 nci maddesinde yer almaktadır.

18 Haziran 2003 tarihinde, Bakanlığım ve Sağlık Bakanlığımız arasında bir protokol imzalanarak, 1995 yılında çıkarılan, Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunularak yasa haline getirilmesi hususunda mutabakata varılmıştır.

Burada, Sağlık Bakanımıza, bu hususta gösterdiği dirayet ve kararlılıktan dolayı teşekkür ediyorum. Aslında, hadisenin bir bakanlık bünyesinde toplanmasına ve mevcut uygulamadaki eksikliklerin giderilmesine yönelik bu yoğun çalışmaların ortaya çıkmasında, Sağlık Bakanımızın başlangıçta vermiş olduğu kararın ve o kararın arkasında durmasının çok büyük rolü vardır; kendilerine buradan şükranlarımı sunuyorum.

Ülke koşullarımızı gözönünde bulundurarak, ilmî esasları, uluslararası gıda yaklaşımlarını ve Avrupa Birliği ilkelerini dikkate alan, konuyu bir bütün halinde ortaya koyan, halkımızın duyarlılıklarına cevap veren modern bir gıda kanunu hazırlama gayreti içerisinde olduk.

Tüketilen gıdalardan dolayı kaygı duyulan, bu kaygının paylaşılacağı otoritelere ulaşmada zorluk yaşanan bir ülkede, insanların bahtiyarlığından ve ülkede esen rüzgârın hür olduğundan bahsetmek çok gerçekçi değildir. Milletvekilimiz Sayın Fahri Keskin'in, biraz önceki ifadelerini, aynen, bunun yansıması olarak görüyorum.

Bu ülkede, biz, yaşayan insanlar olarak, birkısım belirsizliklerden kaygı duyuyorsak, bu, ülkede birkısım hadiselerin, gerçekten, olumsuz gittiğinin açık ifadesidir.

Kanun tasarısının hazırlık aşamasında ve Yüce Heyetinizin önüne gelmesinden önce yapılan görüşmelerde, ilgili tüm tarafların öneri ve katkılarından yararlanılmış ve toplumsal bir konsensüs sağlanmaya çalışılmıştır. Çünkü, biz, ancak, halkın tüm unsurlarının taleplerine açık olan ve katılımcı bir anlayışla yürürlüğe konulan yasaların kalıcı olacağına inanıyoruz. Bu bağlamda, bakanlıklarımız, üniversitelerimiz, gıdayla ilgili kuruluşlar, ithalatçılar, ihracatçılar -yabancı sermaye- birkısım birlikler, odalar -TÜSİAD ve benzeri kuruluşlar dahil- ve meslek odaları gibi -grup isimleri olarak saydığım- kuruluşların görüş ve önerileri, çok uzun süren bir çalışmayla, bu tasarının bünyesine dahil edilmiştir.

Tasarının, hazırlık döneminde, toplumun tüm kesimlerinden geniş alaka da gördüğünü ifade etmek istiyorum. Kanun tasarısı, ilk olarak Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda, bunu takiben Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda detaylı bir şekilde görüşülmüş; her iki komisyon da, altkomisyonlarına havale ederek, konunun çok daha detaylı bir şekilde incelenmesi ve sağlıklı bir sonuç ortaya çıkması konusunda gayret göstermişlerdir. Ben, komisyon üyelerimize, huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkür ediyorum; verdikleri emekler, bu çalışma bünyesinde, toplumumuza daha olumlu bir katkı yapma yönündeki gayretleri, sizlerin de takdirindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıda Kanununun amaç, hedef ve ilkeleri açısından sizlere özet bilgi vermek istiyorum. Gıda Kanunu, evvela, bir çerçeve yasa olup, gıdaların üretimi, ithalatı, ihracatı, pazarlanması, dağıtımı, satışı ve satış noktalarının mahallî idarelerle birlikte kontrolü, sertifikasyon ve denetimi aşamalarına ilişkin tanım, ilke ve işlevleri belirlemektedir.

Kanun tasarısıyla, gıda politikamızın esasları bir bütün halinde ortaya konulmakta ve gıda, başlı başına bir yasa konusu olmaktadır. Kanun tasarısıyla, gıda hizmetlerinin denetimi, izlenmesi ve koordinesinde sorumluluk bir tek otoriteye verilmekte ve bu konudaki yetki karmaşasına da son verilmesi hedeflenmektedir. Doğal olarak, bürokrasiyi azaltacağı ve sektörün karşısında tek bir muhatap bulunmasının üreticiden tüketiciye herkesi rahatlatacağı açıktır.

Tarladan sofraya gıda güvenliği yaklaşımı, gıda politikamızın temel ilkesini oluşturmaktadır. Bu ilkenin hayata geçmesiyle, gıdaların son ürün aşamasında değil, üretimden tüketiciye arz edilmesi aşamasına kadar tüm safhalarda izlenmesini sağlayacak bir sistem getiriliyor. Bir örnek vermek gerekirse, etkin bir denetimin, raftan toplatılan ve bozuk olduğu tespit edilen bir sucuk ya da salamın imha edilmesiyle sağlanamayacağı ve toplum sağlığının bu şekilde korunamayacağı açıktır. Kanun tasarısıyla getirilen sistem, geriye doğru gidilerek, bu ürünün bütün aşamalarının izlenilmesini sağlayan bir mekanizma içermektedir, içerecektir.

Merkezî otorite konumuna gelen Bakanlığımız, bu tasarıyla, gıdanın üretimi, tüketimi, denetimi, taşınması, ithalatı, ihracatı noktasında standartları, ulusal usul ve esasları belirleyecektir. Tasarıda belirtilen icraî tüm faaliyetler, Bakanlığın belirleyici usul ve esaslar dahilinde yürütülecektir. Bu hususta yeni birkısım oluşumlar, kurullar meydana getirilmektedir. Bunlardan birisi, gıdayla ilgili temel politikalarımızı belirlemeye, uygulamadaki aksaklıkları gidermeye yönelik olarak ulusal gıda meclisi getirilmiştir ve bu tasarıyla Avrupa Birliğiyle uyum konusunda oldukça ileri adımlar atıldığını biliyoruz. Ayrıca, tasarıda, bilimsel katılımın etkin kılınmasını içeren düzenlemelere yer verilmektedir. Ulusal gıda kodeksi komisyonu ve ulusal gıda meclisinin oluşturulmasından, gıdayla ilgili bilimsel ve teknik verileri araştırmak, düzenlemek, analiz etmek, değerlendirmek, yorumlayarak görüş oluşturmak üzere bilimsel komitelerin kurulmasına kadar birçok safhada bilim adamlarımızın katılımının sağlanmasıyla çok olumlu katkılar sağlanacağına inanıyorum.

Gıda sektörünün kayıt altına alınması ve içinde bulunduğumuz zaman döneminde yeni yaklaşımlar getirilerek, bu kapsamda "organik gıda", "genetik modifiye gıda", "fonksiyonel gıda" gibi yeni kavramlar kanun kapsamına girecek ve toplum hayatımıza yansıyacaktır.

Tüketici haklarının korunmasında yeni hükümler getirilmektedir ve ayrıca, kanun tasarısında, işyeri sorumluluğu tanımlanarak, gıda işletmelerince gıdanın ve gıdayla temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği şartlarına uymasının temini esasları belirlenmiştir.

Ayrıca, cezaî düzenlemelerle, adil, uygulanabilir ve caydırıcı olmaları hedeflenmiştir; bu ahenkleştirilmesi zor hadise belli ölçüde ahenkleştirilerek uygulamaya konulacaktır.

Bakanlığımızın yetkilendireceği kamu ve özel kuruluşlar tarafından kalite risk analizi ve benzeri diğer konularda kontrol ve sertifikasyon hizmetleri yapılabilecek olması da, endüstriyel gıda güvenliği normları ve işlevinde gelişme sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısının görüşülmesi esnasında bazı önergelerimiz olacaktır. Bu önergelerin, esas itibariyle, bazı yetkilerin yerel yönetimlere devrinden sonra ortaya çıkabilecek yeni durumların karşılanabilmesi amacıyla, merkezî otoriteyi yetkilendiren "Bakanlık" veya "Bakanlıkça" gibi ibarelerin "ilgili merciler" şeklinde değiştirilmesine matuf olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu, Gıda Kanun Tasarısının Türk gıda politikasının odak noktası olduğunu ifade ediyorum. Böylece, Türkiye, 2004 yılında, uluslararası düzenlemelerle uyumlu, modern ve dinamik bir gıda kanununa kavuşmuş olacaktır. Yasanın etkili, yaygın, sürekli ve izlenebilir bir şekilde uygulanması için, Bakanlığım ve ilgili birimleri, kamu yönetim reformuna uygun bir biçimde yeniden yapılandırılacaktır.

Bu kanun tasarısıyla, Bakanlığımıza yüklenen büyük sorumluluğun bilincindeyiz.

Ben, kanun tasarısının görüşülmesi sırasında vereceğiniz katkılar için şimdiden teşekkür ediyorum ve konuşmamın bu safhasından sonra, Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Sayın Gürol Ergin Hocamın belirttiği bazı konularla ilgili görüşlerimi de ifade etmek istiyorum.

Tasarının Avrupa Birliğiyle uyum konusunda eksiklikleri olduğunu söylediler. Elbette, bununla ilgili örnekler, tabiî ki, bulunabilir; ama, tasarı, bu hususta oldukça uyum sağlayan bir mahiyettedir. Özellikle, 2002 yılında yayımlanan konsey tüzüğüyle, ilke, kavram ve işlev açısından büyük ölçüde uyumludur. Aynı zamanda, hayvan yemlerinde önemli bir yer tutan yem katkıları, yapılan son değişikliklerle, yine, uyumlu hale getirilmiştir; ama, bu, tabiî, tek başına önemli bir husus değildir.

Sayın Hocamın burada belirttiği birkaç husus var, onlarla ilgili konularda da kısa cevaplar vermek istiyorum. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ulusal gıda meclisine dahil edilmediğini söyledi. Bunların bir kısmının bugün vereceğimiz önergelerle dahil edileceğini kendileri de görecekler, bu konudaki ikazları için teşekkür ediyorum. Gıda denetiminde toplumun bütün kesimlerine aynı mevzuatın uygulanması da söz konusu olacak. Mezbahaların ayrı tutulmasını eleştirmişti; yine, bu konuda da bir ahenk sağlandı. Ayrıca, Dış Ticaret Müsteşarlığının haklarının saklı olduğu hususunda da bir düzenlemeyle karşınıza çıkacağız.

Onun dışında, Sayın Hocam, ihracatta geri dönen ürünlerle ilgili düzenlemede, mevcut hükümde bir eksiklik olduğunu söyledi. Onunla ilgili de "insan sağlığına zarar vermeyecek olanlar tespit edildikten sonra gerekli işlemler yapılacak" şeklinde, o tereddütü giderecek bir düzenleme, kanun metninde yer alacaktır; bilgilerinize sunuyorum.

Bunun dışında, Sayın Fahri Keskin'in, özellikle, sektörümüzde ortaya çıkan bir önemli konuda dile getirdiği ve âdeta, kendisini çok üzdüğüne şahit olduğumuz hadiseyle ilgili de onu sevindirecek birkaç cümle söylemek istiyorum. Elbette, bu ülkede yaşayan insanlarımız, kendi kültürel değerlerine uygun olarak, tükettikleri gıdalarla ilgili gönülleri rahat olmalıdır. Eğer, birinsan, bu konuda bir tereddüt yaşıyorsa, bunun izahını yapmak, bunu katlanılacak bir şey olarak söylemek elbette çok zordur, birkısım insanlar için de imkânsızdır. Bu ülkede yaşıyorsam, bu ülkenin vatandaşıysam, tükettiğim gıdalardan emin olmayı ben de isterim. Dolayısıyla, özellikle, domuz işletmelerinin birdenbire çok yaygınlaşması, akabinde, bunların tüketildiği ve insanların bilgisi dışında tüketildiği hususunda ortaya çıkan gerçek, tabiî, hepimizde çok büyük bir rahatsızlığa sebep oldu. Bunu en derinden hissedenlerden birisinin de ben olduğuma inanıyorum.

O günlerde, hatırlarsanız, çok kısa bir süre içerisinde bir kanun çıkardık ve akabinde de peş peşe iki yönetmelik yayımladık. Şu anda, ben, başta Sayın Milletvekilimiz olmak üzere, Meclisimizin çatısı altında bulunan diğer milletvekili arkadaşlarıma ve kıymetli vatandaşlarıma seslenmek istiyorum: Bu işletmeler şu anda tamamen kayıt ve kontrol altındadır. Bir başka ifadeyle, bu işletmelerin bünyesinde bulunan hayvan sayısı, kesilen hayvan ve bunların etleriyle ilgili her türlü bilgi kontrol altında tutulmaktadır; nerede muhafaza edildiği, nereye sevk edildiği ve nerede tüketildiğini bilmekteyiz. Ondan önce, bir belirsizliğin yaşandığını kabul ediyorum.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Kaçak et de kesiliyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Efendim, o zaman, müsaade ederseniz kaçak etle ilgili birkaç cümle daha söyleyeyim.

Ben, burada, nispeten kamunun inisiyatif kullandığını ve aksaklığı giderebileceğine dair bir gelişmeyi paylaşmak istiyorum. Domuz çiftlikleriyle ilgili, şu anda gönlümüz rahat olsun. Bunların ruhsat alamayacak şartlarda olanlarının kapatılması, mallarına el konulması, gerekirse satın alınması, soğukhava depolarında bunların bekletilmesi ve piyasa şartlarında devredilmesi konusunda bir takip süreci devam etmektedir. Bir müddet sonra, ruhsatı olmayan işletmelerin kapandığını göreceksiniz; kapananlar vardır; ama şu anda elimde yeterli bir bilgi olmadığı için sayılarını veremiyorum.

Kaçak hayvan konusuna gelince; arkadaşlarımız dün akşam da bu konuyu dile getirdiler. Kurban bayramından sonra hayvancılık sektörümüzde bir sorun yaşandığını biz de sizler gibi çok yakından takip ediyoruz, biliyoruz. Burada, özellikle kaçak hayvan girişi, kaçak et girişi konusundaki spekülasyon hadiseyi aynen şu hale getirdi: Gerçeğinden daha çok etki yaptı ve piyasada özellikle büyükbaş hayvanların fiyatlarında çok büyük düşmelere yol açtı. Türkiye'de kaçakçılık yoktur demiyorum; ama, bugün için, geçen döneme göre nispî olarak daha fazla olduğuna dair hiçbir ifade yoktur, hiçbir belirti yoktur ve bununla ilgili hadiseye verdiğimiz önemi şu şekilde ifade ediyorum: Güvenlikle ilgili resmî bilgilerin dışında, istihbarî bilgilere dayanarak olayı takip ediyoruz; yani, artı, ona dayanarak takip ediyoruz.

Şu anda, ekonomik sebeplerle Türkiye'ye kaçak hayvan ve et girişi yoktur. Bu, hem serbest bölgelerden hem Trakya yöresinden hem denizlerden hem de doğudan... Bakın, doğudaki bütün giriş noktalarını kontrol altında tutuyoruz; çok iddialı bir cümle söylüyorum ve şu anda bu bölgelerden hayvan girişinin ekonomik sebebi yok. Yani, fiilen bu olmayacak anlamına gelmiyor; ama, ekonomik sebebi ortadan kalktı. Dolayısıyla, bunu takip ediyoruz. Bu konuda kimin bilgisi varsa ve yardımcı olacaksa onunla da işbirliğine hazırız, bunu önlemek zorundayız; bir tek sebebi var.

Arkadaşlar, bu sektörü canlandırmak için 2004 yılında Hükümetimizin aktardığı kaynak 500 trilyona yakındır. Biz, kaçak hayvan girişiyle bu sektörün gerilemesine ve bu emeğin heba olmasına razı olamayız, olmamalıyız. Kaçak hayvan girişini önlememiz üretimin sürdürülebilmesi açısından zorunlu bir şey; yani, işin hem iktisadî yönü var hem siyasî yönü var hem de bu, işin devamlılığı açısından şart. Dolayısıyla, bununla ilgili çok kararlı bir tutum içerisindeyiz; eğer, bu konuda ek bir bilgisi varsa paylaşmaya da hazırız; ama, biz, önleyici yönde çok kararlı bir davranış sergiliyoruz. İnşallah başarılı olacağım bu konuda. Yalnız, bunu ne kadar çok kullanırsak sektörün aleyhine oluyor; yani, siz, her "kaçak hayvan girişi var" dediğinizde, bu sektörün talep cephesi bundan etkileniyor ve fiyat aşağıya düşüyor; buna da sebep olmayın. Yani, biz, bu sektörü canlandırmak istiyorsak, doğru bilgi varsa kullanalım; ama, zan varsa, bunu da söylemeyelim. Yani "herhalde vardır..." Ama, arkadaş, "herhalde"si aleyhe işleyen bir mekanizma! Bunu niçin kullanıyoruz?!

Onun dışında, bu sektörün içine düştüğü durumu gidermeye yönelik olarak aldığımız tedbirin de bir serum etkisi yaptığını, bir doping etkisi yaptığını söyleyebilirim. O da, karkas ağırlığının her kilosu başına 1 000 000 lira teşvik pirimi, şu anda sektörün üretime devam etmesine imkân verecek; ama, bu, kısa vadeli bir tedbir. Uzun vadeli tedbir, yurt içinde talebi artırmak ve maliyeti düşürmekten başka değildir. Bunun da birçok sebebi vardır; ona girmek istemiyorum.

Efendim, gıdayla ilgili konuda, Türkiye'nin, bugüne kadar yaşadığı tecrübeleri değerlendirerek, sektörle ilgili tüm kuruluşların görüşlerini alarak, huzurlarınıza, doğru olduğuna inandığımız bir kanunu getirdik. Sizlerin katkılarını bekliyoruz, desteğinizi bekliyoruz. Toplumumuz açısından, bunun -biraz önce Sayın Milletvekilimizin de dile getirdiği bir yönüyle- belirsizlikleri ortadan kaldıran, ne yediğini, muhtevasında ne olduğunu ve ihraç ederken, tüketirken tedirginlik yaşamayan bir döneme geçmemize vesile olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
