# Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2004
- **Gündem:** TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl

> Sami Güçlü (AK Parti), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 1.646 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İzmir Milletvekilimiz Sayın Oğuz Oyan, İzmir bölgesindeki patates üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak gündemdışı yaptığı konuşmada, tarım politikalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu, düşüncelerini ifade etti. Ben, kendilerine teşekkür ediyorum ve ben de, konuyla ilgili düşüncelerimi ve patates üreticilerinin sorunlarıyla ilgili gözlemlerimizi, düşüncelerimizi bu vesileyle kamuoyuna duyurmak istiyorum.

Türkiye'de, içinde bulunduğumuz dönemde, geçen on yılın etkilerini yok saymak ve bir fotoğraf çekerek bugün hadiseleri konuşmak, değerlendirmeleri buna göre yapmak elbette doğru değildir; böyle bir şey, hayatı, olayları gerçek olarak tanımlamak açısından, kamuoyunu doğru bilgilendirmek olarak düşünülemez. Geçmişte, geçen on yıllık bir süre içerisinde Türkiye'de meydana gelen gelişmeleri çok iyi bilen insanlar olarak sizlere, elbette, bugün, meydana gelen olumsuzlukları telafi etme, özellikle kamu maliyesinde meydana gelen boşlukları, olumsuzlukları, eksiklikleri giderme konusunun hükümetimizin öncelik verdiği bir konu olarak bilinmesini ve bunun sonucu olarak da, reel sektörde meydana getirmeye çalıştığımız iyileşmelerin bunun devamı olarak ortaya çıktığını ifade ediyorum.

Tarım politikalarıyla ilgili olarak, Sayın Hocamız Oğuz Oyan, Türkiye'nin, IMF'ye, Dünya Bankasına ve uluslararası şirketlere tarımı terk etmemesi gerektiği şeklinde bir düşünceyi son cümleler olarak ifade etti; buna, elbette, bu milletin bütün fertleri olarak katılıyoruz. Biz, ulusal politikalarımızı, herkesten daha çok geliştirmek, tatbik etmek mevkiinde olan insanlarız, parti olarak da bu anlayışın mensupları olarak buradayız ve ben, kendi ülkemde, toplumumuzun, milletimizin, özellikle kırsal kesimin ihtiyaçlarına yönelik olarak politikalarımızı belirlerken, araçlarımızı tespit ederken bu bakış açısına göre yapılması gerektiği konusunda hiç tereddüt taşımayan bir insan olarak, bu sözü, aynen, ben de ifade ediyorum ve birbuçuk yılı aşkın bir dönem içerisinde uyguladığımız politikalarda, elbette, Dünya Bankasıyla devam eden anlaşmanın tezahürleri olarak politikalarımızda, araçlarımızda çok önemli değişiklikler olmadığını da biliyoruz.

Ama, bütün bunlara rağmen, Sayın Oğuz Oyan'ın ifade ettiği "bir tek doğrudan gelir desteği var" ifadesinin hiç de doğru bir tespit olmadığını, mutlaka tashih edilmesi, düzeltilmesi gereken bir yönü olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün, doğrudan gelir desteği, tarımsal destekler içerisinde yüzde 75'in üzerinde payı olan bir ana destektir; ancak, Hükümetimizin, gerek primler gerekse hayvancılığa yönelik gayretleriyle, neredeyse 800 trilyona yaklaşan bir ekkaynağın ilave olarak tarıma aktarılmaya çalışıldığını ve bununla ilgili olarak birkısım başka kurumlarımızın harcadığı kalemlerin sektörümüze yansıdığını ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, konuşma arasında belirttiği, Türkiye'de sanayiin ihtiyaç duyduğu temel tarımsal hammaddelerin yurt içerisinde üretimini artırmak, talebi giderek artacak olan hayvansal üretimi canlandırmak, gerektiğinde bunların ihraç edilebilir bir seviyeye yükseltilmesi konusunda çalışmalar yapmak, Hükümetimizin de, Bakanlığımızın da öncelik verdiği hususlardır. Nitekim, beyazette bugünlerde Avrupa Birliğinden beklediğimiz cevap, bu sektörümüzü dışa açabilecek bir gelişmeyi ortaya koyacak niteliktedir.

Aynı zamanda, hayvancılık sektöründe yapmış olduğumuz desteklerin boşa gitmemesi ve bu sektörün sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik olarak fiyatlarda meydana gelen düşmeyi telafi etmek için ekdestek primi uygulamamız, yine, bizim bu anlayışımızın tabiî bir tezahürüdür.

Yine, Sayın Hocamızın çok iyi bildiği gibi, hayvancılık sektörünün gelişmesi açısından en temel girdi olan yem bitkileri üretiminin Türkiye'de ne kadar hızlı arttığını, özellikle kendi bölgesinde yem bitkisi ekim alanlarının, tarım alanlarının yüzde 25'ine kadar yükseldiğini ifade edebiliriz. Bu, ülkemiz açısından gerçekten çok sevindirici bir gelişmedir; bunlar, elbette, kendiliğinden de olan şeyler değildir. Dolayısıyla, sektörde meydana gelen gelişmeleri sıralayacak olursak, evvela elbette, bir öncelik sırası içerisinde hareket etmeliyiz ve Türk çiftçisinin bugün için gelirini, üretimini artıracak olan temel konular üzerine yönelmeliyiz; çünkü, eğer sorunlar olarak sayacak olursak, yüzlerce kaleme ulaşabiliriz; ama, buna, ne kaynak ne de insangücü, kısa sürede, topluca cevap vermek ve çözüm üretmek imkânındadır.

Ben, 2004 yılında, ülke çapında, Bakanlığımın şu anda üzerinde yaygın, etkin olarak durduğu ve sonuç alma konusunda, kamuoyunun, özellikle sektörümüzle ilgili insanların çok yakından takip ettiği ve ortaya çıkacak sonuçların, çiftçilerimiz başta olmak üzere, toplumumuz açısından çok önemli gelişmelere sebep olacak bazı alanları sizlere sıralamak istiyorum:

Şu anda 35 ilimizde yürüttüğümüz süne mücadelesinin çok önemli bir kısmı tamamlandı. Sadece Çukurova yöresi hariç, Türkiye'nin bütün bölgelerinde bu konuda iyi sonuçların ortaya çıkacağını, süne zararlısının etkisinin çok aza indirileceğini, yüzde 1'in altında emgi oranıyla, bu sene çiftçilerimizin ürün satacağını büyük oranda tahmin ediyoruz. Bunun, gelir artışı itibariyle, çiftçilerimiz açısından çok kıymet ifade edeceğini ve yine, bunu, sektörümüzle ilgili olan, takip eden arkadaşlarımızın bilebileceğini söylüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımız geldiler, tohumculuk konusunda projemizi gördüler, biz kendilerine bilgiler de gönderdik. Bu sene, tahıl tohumculuğunda çok önemli bir adım atıyoruz. Bu insanların ihtiyaç duyduğu tohumların yüzde 50'sini sağlayacak bir projeyi hayata geçirdik ve 300 000 ton sertifikalı tohumu tahıl üreticisine sunacağız; dolayısıyla, bunun, Türkiye'de, hem üretimin hem verimin hem de kalitenin artmasına sebep olacağını hepimiz tahmin edebiliriz.

Bir başka husus, özellikle doğu bölgelerimizi çok ilgilendiren bir husus, İç Anadolu'yu ilgilendiren bir husus, mera konusudur. Bununla ilgili olarak daha önce bir karış merayı bile teslim etmeyen bir ülkede bu seneki hedefimiz 600 000 dekardır ve hayvancılık açısından çok örnek bir gelişme olacak niteliktedir.

Sebze tohumculuğundaki gelişmeyi daha önce ifade ettim.

3 Temmuzda, Konya'da "Anadolu Esmeri" diye ifade ettiğimiz hayvan ıslah projesini de başlatacağız.

Şimdi, kıymetli arkadaşlarım, tarım sektörüyle ilgili bu saydığım hususların ne kadar temel konular olduğunu ifade etmeye, altını çizmeye ihtiyaç yok; ama, maalesef, Türkiye'de, âdeta, tarımın adı geçtiğinde, ilk anda akla gelen en önemli meseleler, bugün, 2004 yılında bizim uğraştığımız konulardır. Bunlar, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar itibariyle yapılması gereken, ertelenemeyecek nitelikteki işlerdir ve bununla yoğun olarak uğraşıyoruz; inşallah, bu konudaki projelerimiz, hayata geçirmeye çalıştığımız gayretlerimiz olumlu sonuçlar verecek ve hep birlikte, bunun sonuçlarını, bu ülkede, zaman içerisinde göreceğiz ve çiftçilerimize yansımasına şahit olacağız; tabiî, bu, hepimiz açısından çok büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır.

Patatesle ilgili konuya gelince; elbette, üreticimiz açısından çok olumlu geçmeyen bir zaman dönemindeyiz. 2003 yılı, patates üreticisi açısından, gerçekten, çok ıstıraplı geçti; üretim fazlası doğdu ve dolayısıyla, 2003 yılı mahsulünün 2004 yılına intikal ettiğini ve halen ülkemizin büyük patates üretim merkezlerinde, belki niteliğini de büyük ölçüde kaybetmiş ürünlerin bulunduğunu biliyoruz. Bu arada yeni mahsul de çıktı; dolayısıyla, İzmir bölgemizde sorunlarla karşı karşıya kalındı, devralınan bir sorun âdeta. 2004 yılı birinci ürün patates sökümlerinin nispeten erken yapılması ve Adana yöresi hasadına rastlamasıyla birlikte, 2003 yılı ikinci ürün sonbahar patatesinden kalan stokların da varlığı, piyasada fiyatların düşmesine neden oldu veya arzu edilen seviyede oluşmasına engel oldu. Geçtiğimiz iki haftada, çiftçimizin, Ödemiş İlçemizde patatesin kilogramını 40 000 ilâ 50 000 liradan satabildiğini biliyoruz. Bunda, çiftçimizin ürününü kabuğu tam olgunlaşmadan satmak istemesi ve bu ürüne de tüccarın depolama özelliği olmamasından dolayı düşük fiyat vermesinin de bir etkisi var. Ancak, bugün itibariyle, patatesin olgunlaşmasıyla birlikte çiftçilerimizin eline geçen fiyatlar, birinci boy patatesin kilogramı için 70 000 liraya yükselmiştir, nispî bir iyileşme söz konusudur; ama, bu da, çiftimizin kâr edecek bir fiyat seviyesine ulaştığını göstermez. Bugün için maliyetlerin, bu piyasada teşekkül eden fiyattan daha yüksek olduğunu biliyoruz.

Ülkemizde tarımsal ürünlerde yaşanan fiyat istikrarsızlığı, yıllardan beri süregelmektedir. Üretim kararlarını kendileri almakta, ancak, yıllar itibariyle üretimde büyük dalgalanmalar ortaya çıkmaktadır. Sonuçta, hem üreticimiz hem de tüketiciler, fiyat istikrarsızlığı nedeniyle mağdur olabilmektedir. İşte, burada ön önemli sorun, üretici örgütlerinin eksik olması ve fonksiyonlarını yerine getirememesidir.

İşte bu noktada, bugün Meclisimizde, Üretici Birlikleri Yasası Tasarısını görüşeceğiz. Elbette, Türk çiftçisinin tüm sorunlarını çözecek bir yasal düzenleme değildir; ama, başta patates olmak üzere, sebze ve meyveyle ilgili olarak, bu tip dayanıksız ürünlerimizde en önemli katkıyı yapacak örgütlenme biçiminin, üretici birlikleri olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla, bugün vereceğiniz katkılarla ortaya çıkacak, hayata geçecek olan üretici birliklerinin, aynı zamanda patates üreticilerimiz açısından da kendi sorunlarına cevap arama ve çözüm yolu üretme konusunda katkısı olacağı ortadadır.

Bu arada, tohumluk konusu, elbette, bütün alanlarda olduğu gibi patates için de önemlidir. 2004 yılında 25384 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, tohum üretimi için düşük faizli tarımsal kredi kullanma imkânı getirilmiştir ve bu çerçevede çiftçimize 2 katrilyon liralık düşük faizli kredi kullandırılacaktır. Kararname kapsamında, sertifikalı tohum ve meyve fidanı kullanan çiftçilerimize, tarımsal kredilere uygulanan cari faiz oranından yüzde 40 ilâ 50 oranında indirimli ve üç yıl vadeli bir kredi kullanımı imkânı söz konusudur; bu, patates üreticileri için de geçerlidir.

Geçen yıl patates ihracatı konusunda karşılaştığımız durum, elbette, sektörün sorununa çözüm getirememiştir. Yaşadığımız bu olumsuz durum ve getirilen tedbirin bir bakıma sektörde nefes aldırma imkanının olmaması nedeniyle, bu yıl, en başta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak konu üzerinde çok daha hassasiyetle duracağımıza ve İç Anadolu açısından esas büyük üretim sezonu geldiği anda bu tedbirin mutlaka hayata geçirilmesi ve ihracat desteğinin yürürlüğe konulmuş olması gerektiğine inanıyorum. Bununla ilgili olarak üzerimize düşen görevi yapacağız ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ve bakanlıklarla işbirliği içerisinde, hayata geçirme konusunda çalışmalarımızı yürüteceğiz.

Elektrik borçlarıyla ilgili konuda, elbette, sorumlu bakanlığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olmadığını biliyorsunuz. Türkiye'de özellikle tarımsal sulamalarda kullanılan elektrikle ilgili bir büyük sorunu da görmezlikten gelemeyiz. Bugün için anapara ve faiziyle birlikte toplam 782 trilyon liralık sulama amaçlı kullanılan bir elektrik borcu birikmiştir. İlgili kurumumuzun, yani, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımızın ve ilgili genel müdürlüğümüzün bu konuda bir çalışma yaptığını biliyoruz; ancak, henüz önümüze fiilen bir çözüm önerisi gelmiş değildir; ama, bu durum, çözülmesi gereken bir sorun olarak varlığını hissettirmektedir.

Ben, konuşmamın sonunu şu şekilde tamamlamak istiyorum: Sektörümüzün içerisinde bulunduğu durum, elbette, bazı alanlarda piyasa mekanizmasından olumsuz olarak etkilenmektedir. Afetler, bu yıl üreticimizin durumunu biraz daha zorlaştırmıştır; ama, Hükümetimizin bu konuda tedbire yönelik olarak başlatmış olduğu çalışmalar ilk sonuçlarını vermiştir. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, 2004 yılında, zarara uğrayan çiftçilerimize yönelik belli oranda ödemenin yapılması konusunda bir karar almış ve bu, önümüzdeki günlerde daha da kesinlik kazanacaktır.

Yasa düzenleme çalışmaları devam etmekte; ilki, bugün huzurunuza gelecek olan Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısıdır; İnşallah, önümüzdeki günlerde, Meclisimiz tatile girmeden önce getirmeyi ve kanunlaşmasını beklediğimiz Tarım Ürünleri Sigorta Yasa Tasarısıdır, diğer taraftan da, Türk çiftçisinin ihtiyaç duyduğu tarımsal destekleri sağlama konusunda şimdiden başladığımız hazırlıklardır. Önümüzdeki dönem, 2006-2010 yılları arasında uygulayacağımız tarımsal politikalar bakımından, daha kabul edilebilir, doğrudan gelirin payını yüzde 45'lere çeken, bunun yanında, yeni destek unsurlarını hayata geçirmeye çalışan çalışmalarımızı da kamuoyuna zaman zaman duyuruyoruz. Dolayısıyla, tarımla ilgili konularda ortaya koyduğumuz gayretler kısaca böyle.

Halkımızdan, çiftçilerimizden de bu konuda çok olumlu mesajlar aldığımızı söyleyebilirim. Evet, biraz gecikti; ama, 28 Mart seçimlerinde, belediye olmayan yerlerde; yani, Türk köylüsünün yaşadığı, çiftçisinin yaşadığı yerlerde AK Partinin aldığı oy oranı yüzde 47'dir arkadaşlar. Dolayısıyla, bu, bir bakıma, gelecekle ilgili ümidi konusunda, Türk çiftçisinin, Hükümetimize, partimize güvendiğinin açık bir ifadesidir. Daha da iyileştirmek, geliştirmek de bizim görevimizdir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
