# Tavukçuluk ve hormon kullanımıyla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 9 Kasım 2004
- **Gündem:** TAVUKÇULUK VE HORMON KULLANIMIYLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-09-tavukculuk-ve-hormon-kullanimiyla-ilgili

> Sami Güçlü (AK Parti), 9 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAVUKÇULUK VE HORMON KULLANIMIYLA İLGİLİ); konuşma 1.052 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adana Milletvekilimiz Sayın Vahit Kirişci'nin gündemdışı yaptığı konuşmaya ben de kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Kirişci'nin de belirttiği gibi, son günlerde, beyaz et sektöründe hormon ve yanlış antibiyotik kullanımı konusunda toplumumuzu rahatsız eden gelişmelere şahit oluyoruz. Bununla ilgili olarak yaptığımız açıklamalar ve konunun içerisinde yer alan uzman nitelikte üniversite mensubu hocalarımızın ilave açıklamaları hadiseyi epey aydınlattı; ancak, yine de spekülasyonlar devam ediyor. Sayın Kirişci'ye, bugün gündemdışı konuşmasıyla bu hususu Meclisimize getirmesi ve aydınlatması, benim de bu vesileyle sizlere bilgiler sunmama fırsat vermesinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.

Ben, ilkönce, bu sektör hakkında kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Beyaz et diye ifade ettiğimiz kanatlı sektörümüz, Türkiye'de bugün ulaştığı seviye itibariyle tarıma dayalı gıda sanayileri içerisinde en gelişmiş olanıdır. Öyle ki, ulaştığı kapasite, teknolojik seviye, hijyen şartları ve akabinde Avrupa Birliğiyle uyum çalışmaları içerisinde tabi olduğu mevzuat ve ihracat yapabilecek bir standarda ulaşmış olması, hepimiz açısından çok önemlidir. Bugün, bu sektör, Türkiye'de, Avrupa Birliğiyle rekabet edebilecek bir güce ulaşmış ve geçen yıl, Avrupa Birliği Tarım Komisyonu adına gelen heyet, 2003 yılı temmuz ayı içerisinde gerekli incelemeleri yapmış; bizim bu mevcut işletmelerimizin Avrupa Birliğine ihracat yapabilecek firmalar arasında yer alması ve Türkiye'nin bu listeye dahil edilmesi konusunda uygun kanaatini komisyona bildirmiş ve aynı zamanda Bakanlığımıza da iletmiştir. Şu anda, komisyonun "Türkiye'den beyaz et ithal edilebilir" diye bir kararını beklediğimiz bir dönemde bu olay gelişmiştir. Komisyonun, 2005 yılının ocak ayı içerisinde, 24-28 Ocak günleri içerisinde, yine, Tarım Komisyonunun Ulusal Kalıntı İzleme Programını izlemek için geleceğini biliyoruz. En son, bu komisyonun, bu heyetin, bu Ulusal Kalıntı İzleme Programımızı inceledikten sonra vereceği kararın da olumlu olacağını düşünüyoruz; çünkü, 23 Temmuzda gelen heyetin vermiş olduğu raporda, işletmelerimizle ilgili kıymet ifade eder ve bu işletmelerimizin Avrupa Birliğine ihraç yapması önünde kayda değer hiçbir engelden bahsetmemişlerdir.

Birçoğumuz, bu sektörümüzü belki yakından tanıma imkânı bulmuştur; ama, bulamayanlar için söyleyeyim, özellikle büyük ölçekli işletmelerimiz, entegre işletmelerimiz, bunların içerisinde -biraz önce Sayın Kirişci ifade etti- yüzde 70'ine tekabül eden ilk 10, ama, biraz daha geniş anlamda yüzde 85'ine hitap eden, toplam arzın yüzde 85'ini kontrol eden 37 işletme hakkında konuşuyorum. 37 işletmenin ulaştığı seviye ve tabi olduğu denetim mekanizması, Türkiye'de hiçbir gıda sektöründe mevcut değildir; çünkü, Avrupa Birliği, bu firmalardan ürün ithal etmek için getirdiği şartlardan bir tanesinde de, bir kamu otoritesinin sürekli bu işletmelerde denetim elemanı olarak görev yapmasını şart koşmaktadır ve dolayısıyla, şu anda, Bakanlığımıza bağlı, yani kadrolu elemanlarımız olduğu halde, çalışma ofisleri bu işletmelerde olan 37 veteriner hekimimiz vardır ve dolayısıyla, sürekli bir denetime tabidir.

Bu neticeden hareketle, Türkiye'de en iyi denetlenen, ulaştığı teknolojik seviyesi itibariyle rekabet gücü kazanmış, hijyen şartları itibariyle arzu edilen noktaya gelmiş bir sektörle ilgili konuşuyoruz. Dolayısıyla, bugün, bu sektörün bünyesinde meydana gelen olumsuz gelişmeler, bu sebeple üzücüdür; ama, sektörümüzün mensuplarının da, burada, kamuoyunu bilgilendirme konusunda, vaktinde, yeterli bir hazırlık yapmadıkları ortadadır; yani, insanların kafasında böyle bir tereddüt doğmayacak kadar gelişmiş bir sektöre, bu tip ithamların çok zarar vermemesi gerekirdi; ama, maalesef, bugün, bir etkiye maruz kaldıklarını görüyoruz; ancak, bu olaydan sonra bilgilendirme çalışmalarına başladılar; fakat, bu, çok daha önce yapılması gereken bir husustu.

Ben, hadisenin teknik kısımlarıyla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Evvela, hormon kullanılması konusunda çok net ifade kullanacağım. Ülkemizde besleme amaçlı hormon kullanımına hiçbir zaman izin verilmemiştir ve kullanılmamaktadır. Bununla ilgili olarak 2001 yılından itibaren yapılan tüm analizlerde buna ait bir iz de çıkmamıştır; çünkü, bunun çıkmamasının iki önemli sebebi vardır; birincisi teknik sebeptir, ikincisi ekonomiktir. Teknik sebep, bitkilerde olduğu gibi, hormon kullanımı, hayvanlarda kolay bir teknik değildir; ikincisi, ekonomik değildir. Dolayısıyla, bu canlılara hormon verilerek bunların büyümesini yönlendirmesi ve hızlandırması ihtiyacı yoktur ve dolayısıyla, ekonomik ve teknik olarak zor olan ve pahalı olan bir işlemin iktisadî hayatta da yeri yoktur ve dolayısıyla, kullanılmamaktadır.

Peki, o zaman, bu hayvanların hızla büyütülmesiyle ilgili gelişmenin esası nedir; bununla ilgili cümleyi şuradan aktarmak istiyorum: "Ülkemizde tavuk yetiştiriciliğinde hormon kullanılmamaktadır. Özellikle et tavukçuluğunda kasaplık piliçler 39-42 günde kesim yaşına ulaşabilmektedir. Piliçlerin erken denilebilecek bir sürede büyümesinin nedeni, hormon kullanımı değil, ileri ülkelerde yıllarca süren ıslah çalışmaları sonucu melez ırkla en üst verime ulaşan ve hızlı büyüyen damızlık tavukların elde edilmesidir. Söz konusu gelişmeyi sağlayan faktör, hormon kullanımı değil, tavukların genetik yapılarının bir özelliği ve melezleme yönteminin verim gücünü artırma başarısıdır. Yani, klasik konvansiyonel bir yöntemle geliştirmenin sonucunda elde edilen bir husustur."

Bunun dışında, antibiyotikler konusuna gelmek istiyorum. Kanatlı hayvanların beslenmesinde, yem katkı maddeleri içerisinde, büyütme faktörü olarak sınıflandırılan bazı antibiyotiklerin kullanılmasına, tüm Avrupa Birliği ve dünya ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de, kurallara uygun olması şartıyla izin verilmektedir. Bu ürünlerin sayısı çok sınırlıdır. Bu ürünler, hastalık tedavisinden ziyade, daha çok, sindirim sistemi düzenleyicisi olarak kullanılmaktadır.

Bu antibiyotik kökenli, sindirim sistemini düzenleyici olarak kullanılan ilaçlarla ilgili kalıntı izleme programı yürütülmektedir ve program çerçevesinde, kanatlı hayvan etlerinde bu tip kalıntılar izlenmektedir.

2001-2004 yılları arasında yapılan bu analizler içerisinde, 2001 yılında sadece 4 numunede, 2002 yılında 100'ün üzerindeki numunede standardın üzerinde antibiyotik kalıntısına rastlanmıştır. 2004 yılında yapılan analizlerde ise böyle bir sonuçla karşılaşmadık. Ancak, kamuoyunda son zamanlarda ortaya çıkan tereddütleri de gidermek için, bu son dönem içerisinde, Türkiye'nin bütün çiftliklerinde ve satış noktalarından alacağımız numunelerden hareketle, çok sayıda ve kamuoyunu ikna edecek miktarda bir numune üzerinde antibiyotik kalıntılarının olup olmadığını analiz edeceğiz ve kamuoyuna bu hususta bilgi sunacağız.

Kanatlı sektörümüzün sahip olduğu kapasite ve ihracat potansiyelini değerlendirmek için, Avrupa Birliğine ihracat yapacak ülkeler, firmalar listesine girmesi istenildiği bir dönemde, bu olay üzüntü vericidir. Bu sektörde kuluçkadan kesimhaneye kadar her aşama denetim ve kontrol altında olup, tam izlenebilirlik sağlanan yegâne sektördür.

Biraz önce söylediğim gibi, bu işletmelerde, tam mesaili resmî veterinerlerimiz görev yapmaktadır. Türkiye'nin en denetlenebilen, en gelişmiş ve en izlenebilir sektörü bu sektördür. Dolayısıyla, bu alanda halkımızın sağlığını olumsuz yönde etkileyecek bir uyguluma söz konusu değildir.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sayın Bakan, dün akşam Uğur Dündar'ın programını izlediniz mi?!

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bu tür mesnetsiz iddialar halkımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla, hepimizi ilgilendiren husus, gıda gibi hassas konularda açıklamalarda bulunurken, başta basınımız olmak üzere, tüm fertlerimiz, Meclisimizin saygıdeğer mensupları dahil herkes, sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmelidir. Şayet bir olumsuzluk söz konusu ise, Bakanlık olarak bunun dile getirilmesinden de rahatsızlık duymayız. Burada bizi üzen husus, konunun uzmanı olmayan insanların asılsız iddialarının kamuoyunu yersiz endişeye sevk etmesidir.

Konuşmama son verirken, tavuk üretiminde hormon kullanılmadığını, izin verilmiş antibiyotik kullanımında ise insan sağlığına zarar verici bir kalıntıya rastlanmadığını tekrar ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tavukçuluk ve hormon kullanımıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-09-tavukculuk-ve-hormon-kullanimiyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
