# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653-4

> Sami Güçlü (AK Parti), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 547 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bana soru yönelten arkadaşlarımın sorularına kısaca cevap vermek istiyorum.

İlk önce Ufuk Özkan Beyin sorduğu sorulara cevap vereceğim.

Efendim, Türkiye, tahıl üretiminde kendi kendine yeterli bir ülkedir. Özellikle buğdayda ihtiyacımızın üzerinde bir üretim gerçekleştirdiğimizi biliyoruz; ancak, Türkiye, aynı zamanda buğdaya dayalı işlenmiş ürünlerin ihracatçısı bir ülkedir; irmik, bisküvi, makarna ve benzeri ürünleri önemli ölçüde ihraç etmektedir. Dolayısıyla, Türkiye, bu ürünleri ihraç ederken, gerek kalite gerekse dünya piyasa fiyatlarından hammadde kullanma konusunda uluslararası bir rekabet ortamı içerisindedir. DİİB kapsamında ihracat, kayıtlı buğday ithalatı sistemi uzun bir zamandır işlemektedir. Türkiye'nin buğday ithalatının temel sebebi, bu ithalata dayalı işlenmiş buğday ürünlerinin ihracat taahhüdünden dolayıdır; dolayısıyla, sistem kontrol mekanizmasına dayalıdır. Bunun anlamı, Türkiye, daha yüksek katmadeğerli ürünler ihraç edeceği içindir.

Ama, esas soru şudur: Türkiye, büyük miktarda buğday üreticisi bir ülke olmasına rağmen, kaliteyi artırıp ithalatı önleyemez mi? Evet, 2004 yılında geldiğimiz nokta budur; haziran ayı itibariyle, Bakanlar Kurulunun çıkarmış olduğu karara göre, ihracat amaçlı buğday ithalatına da Bakanlar Kurulumuz yasak getirmiştir. Şu anda, Toprak Mahsulleri Ofisi, bisküvi, makarna, irmik ve benzeri ürünler ihraç etme durumunda olan, taahhütte bulunan firmalarımıza ihtiyaç duyduğu kalitede buğdayı uluslararası fiyatlardan vermeyi taahhüt etmiştir ve Hazine, aradaki farkı ödeyecektir. Dolayısıyla, 2004 yılının özellikle ikinci döneminde, Türkiye'de buğday fiyatlarını belli bir seviyede tutmak için verdiğimiz mücadelenin de en önemli enstrümanı budur; yani, Türkiye, şu anda buğday ithal etmemektedir.

Burada esas bilgilerinize sunmak istediğim husus şudur: Bu, sadece siyasî bir karardan öte, özellikle sertifikalı tohum kullanımı ve süne mücadelesi nedeniyle kaliteli buğday üretiminin artmasından dolayı bu yapılabilmiştir; bu alandaki gelişmeler, kalıcı gelişmelerdir. İnşallah, önümüzdeki yıllarda, kaliteli buğday ithalatına fiilen hiç ihtiyaç da kalmayacaktır.

İkinci konu, primlerle ilgilidir. Bu sorunuz vesilesiyle, ben, sadece zeytinyağı değil, genel olarak pamuk üreticilerimizin de beklediği cevabı kısaca vermek istiyorum. Gündemdışı konuşmaya cevap verirken de çok kısa olarak ifade ettim; biliyorsunuz, zeytinyağı, ayçiçeği, pamuk, soya ve kanolaya prim veriyoruz; 2004 ürünü mısır da kapsama alındı, dane mısıra da prim ödemesi yapacağız. Bununla ilgili konuda, hepimiz çok iyi biliyoruz, ekim mevsiminden önce açıklanması lazım ki, çiftçi, diğer ürünlerle bir mukayese yapıp, tercihini doğru yapsın; ama, bu sisteme birdenbire geçilmiyor; çünkü, bu, 2005 bütçesine konulacak bir kaynaktan ödeniyor ve kesinleşmeyince de, bununla ilgili kurul, gerekli kararı almakta zorlanıyor. Şu anda, bütçede, zeytinyağı dahil prim ödemeleri için, 391 trilyonluk bir kaynak gözüküyor; ama, bilindiği gibi -Plan ve Bütçe Komisyonundaki arkadaşlarımız hatırlayacaklardır- komisyon, verilen bir önergeyle, bunu, bir kaynak transferi yaparak, 100 trilyon daha artırdı; dolayısıyla, 491 trilyon olarak ifade ediliyor. Bu, bizim ödeyebileceğimiz miktarı bu ürünlerde artırdı; ama, özellikle pamukta meydana gelen bu fiyat düşmeleri karşısında, ek kaynaklara ihtiyacımız var, arayışımız devam ediyor. Dolayısıyla, gerek zeytinyağı gerekse diğer ürünlerde, içinde bulunduğumuz şartlarda, üreticimizi belli ölçüde memnun edecek bir prim ödemesini gerçekleştirme gayreti içerisindeyiz. İlan edilmesi konusunda, bütçenin kesinleşmesiyle birlikte, hiç olmazsa Maliye bütçesi de kesinleşip komisyondan çıktıktan sonra bir açıklama yapma ihtimali doğabilir; ama, nihaî açıklamanın bütçenin kesinleşmesinde olacağını ifade etmek istiyorum.

Ufuk Beyin doğal afetlerle ilgili sorusu vesilesiyle Mevlüt Beye de cevap vermek istiyorum. Şimdi, arkadaşlarım, burada, afetlerle ilgili çok dikkate değer bir husus var. Bu yıl 73 ilimizde afet oldu. Bu afete uğrayan illerimizden, sanıyorum -şu anda elimde net bilgi yok- 8 tanesinde, hiçbir ödeme yapma imkânı olmadı; çünkü, o afet şartlarında, kanuna göre ödeme yapma imkânı yok; çünkü, bu kanunun anafikri şu...

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
