# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653

> Sami Güçlü (AK Parti), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 1.118 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu arada, Meclisimizi ziyaret eden Belçika Temsilciler Meclisi Başkanına ve Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına saygılarımı sunuyorum.

Efendim, ben, çok kısa bir açıklama yapacağım. İlkönce, dün başlayan İkinci Tarım Şûramızla ilgili milletvekili arkadaşlarıma kısa bir bilgi vereceğim ve davette bulunacağım.

Dün, Sayın Büyük Millet Meclisi Başkanımız, Başbakanımız ve Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı, İkinci Tarım Şûrasının açılışına katıldılar; bakan arkadaşlarım katıldı, milletvekili arkadaşlarım katıldı. Ben, kendilerine, huzurlarınızda, teşekkür ediyorum.

İçinde bulunduğumuz dönemde ve 17 Aralık öncesi çok geniş katılımlı bir çalışmayla sektörümüzün genel değerlendirmesini yapmaya imkân verecek bu şûra çalışmalarının memleketimiz için, milletimiz için hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni ediyorum. Yarın sona erecek şûra çalışmalarına, milletvekillerimizin, vaktin elverdiği ölçüde, destek vermelerini ve katılmalarını diliyorum; kendilerini davet ediyorum.

Hatay Milletvekilimiz Sayın Gökhan Durgun, bölgesiyle ilgili olarak, özellikle pamuk, turunçgil ve buğday üreticilerinin sorunlarını dile getirdiler; ben, çok kısa olarak bunlara cevap vermek istiyorum.

Evvela, hiçbir hükümet, çok büyük destek aldığı kesimleri üzmek ve onların sorunlarını artırmak için göreve gelmez ve icraatta bulunmaz. Bizim de içinde bulunduğumuz dönemde yapmak istediğimiz, bu sektörün sorunlarına yönelik arayışlarımızı sürdürmek, politikalarımızı uygulamak; ama, tarım sektörüyle ilgili konularda, hepimizin bildiği, kendi tabiatından kaynaklanan sebepler ve uzun süre yapısal bir iyileşmenin ortaya konulmamasından dolayı, iki yıllık bir dönem içerisinde yapılacak şeylerin sınırlı olduğunu ifade ediyorum.

Bu arada, Saygıdeğer Milletvekilimiz Durgun'un birkaç hususta ileri sürdüğü düşüncelerine cevap vermek istiyorum. Evvela, tabiî, sektörümüze ve mensuplarına bakışımız konusunda, bugüne kadar, iki yıllık bir dönem içerisinde, o insanlara yönelik ne diyeceğimiz ve ne demeyeceğimiz çok bellidir; ne söylemediğimizi tekrar etmek istemiyorum; ama, biz, o toplumun sorunlarını çözme konusunda bir gayretin sahibiyiz. Bir mensubiyet duygusuna sahip olana düşen görev, gayrettir; bunun sahibi olduğumuzu Yüce Heyetinize sunuyorum.

Onun dışında, Sayın Milletvekilimiz, Türkiye'de tarım ürünleri ithalatı konusunda hiçbir kısıtlama olmadığından bahsetti ve dolayısıyla, çok yoğun şekilde tarım ürünlerinin ithalatı olduğunu söyledi ve dolayısıyla, yurt içindeki fiyat hareketlerinde bunun rolü olduğunu zımnen ifade etti. Arkadaşlarım, çok açık bir şekilde söylüyorum, Türkiye'de tarım ürünlerinin ithalatı konusunda uyguladığımız çok kesin kurallar var. Bir kere, sezon olarak var, vergi oranları olarak var; dolayısıyla, burada, bütün niyetimiz ve gayretimiz... Ben, kendilerine ekbilgiler sunabilirim. Türkiye'deki üretim sezonunun içerisinde, o ürünün ithalatı genellikle olmaz, toplam talebin eksik kalan kısmı olabilir; bununla ilgili konularda tutumumuz sadece bu dönemde bize has değildir; genel olarak, geçen dönemler içerisinde uygulanan politika da böyledir. Buna yönelik olarak, zaman zaman, belki haklı eleştiriler gelmiştir; var ise düzeltiriz; yani, bununla ilgili bakış açısı böyledir; yani, Türkiye, isteyen herkesin istediği kadar tarım ürününü ithal edebildiği bir ülke değildir.

İkincisi, burada uygulanan politikaların, özellikle tarım ürünleri fiyatlarıyla ilgili konularda giderek serbest piyasa mekanizmasının etkisinin arttığını biliyoruz ve dolayısıyla, burada, oluşan fiyatlar konusunda, nüfusumuzun azaltılması konusundaki bir düşünce için böyle bir araca başvurulduğunu söylemek ve buna ait bir delil ortaya koymak mümkün değildir; yani, böyle bir niyet taşımıyoruz. Tarımda nüfusun azaltılması konusu, istihdamın azaltılması konusu doğru bir şeydir; ama, bunu tarımdışı istihdam kapasitesini artırmadan gerçekleştirmek doğru değildir, ahlakî değildir, insanî değildir. Dolayısıyla, bunu nasıl yapabiliriz?.. Bu şekildeki düşüncemi ifade ediyorum.

Arkadaşlar, 2003 yılında Türkiye'nin ithal ettiği mısır miktarını hepimiz çok iyi hatırlıyoruz; 1 800 000 ton. "2004 yılında Türkiye'nin ithal ettiği mısır miktarı 900 000 ton" diyor ve 900 000 tonluk kısmın, Türkiye'deki mısır fiyatlarının oluşumunda negatif etki yaptığını söylüyorlar.

Arkadaşlar, bir yılda 900 000 tonluk bir azalmanın izahını daha dikkatle yapmak zorundayız. Şu anda, Türkiye'de, bitkisel üretim içerisinde mısırla ilgili konu, en az sorunlu olan konulardan bir tanesidir. Elbette sorun vardır; yani, rutubet oranıyla ilgili konularda üreticilerimizin mağdur olduğu bölgeler ve dönemler vardır; ama, mısırla ilgili konu, 2004 yılında, nispeten daha az sorunun yaşandığı bir üründür. Türkiye'nin ithalatını 1 800 000 tondan 2004 yılında 900 000 tona düşürmesi ve bu ithalat miktarıyla arz talep dengesinin sağlanması demek, içinde bulunduğumuz dönemde en çok üretim artışını mısırda yaptık demektir; yılda 900 000 ton. 2 000 000 tondan 3 000 000 tona üretimi çıkarmak yüzde 33'lük artış demektir, dolayısıyla gelişme çok iyidir, çok olumludur bu konuda gelişme; inşallah fiyat dengelerini de şey edebiliriz.

Tarımsal destekler konusunda bir büyük gerileme söz konusu değildir -ben konuya dikkat çekmek için bir hususu söylemek istiyorum- gayri safî millî hâsılanın yüzde 1'inin altındadır. En az yüzde 1 olması konusunda hazırladığımız bir tarım stratejisi belgesi vardır, bunun bir resmî evrak haline gelmesi düşüncesi vardır; yani onun üzerinde olsun düşüncesi vardır, bu da yaklaşık şu anda 3,8 katrilyonluk bir rakama tekabül etmektedir. Şimdi, bu sene ödenecek miktar ise bundan bir miktar daha aşağıdadır. Ama tarımsal destekler konusunda iki husus vardır. Bir, bütçeden yapılan doğrudan destekler; yani bizim 3,5 katrilyonluk yapacağımız destekler, bir de nispî fiyatlar ve gümrük tedbirleriyle ilgili konularda iç fiyatlarda, dünya fiyatlarının üzerinde olan artışın üreticiden tüketiciye yansıyan kısmıdır. Bununla beraber düşündüğümüzde, dünyanın bütün ülkeleriyle yapılan mukayesede, OECD ülkelerinde yüzde 32'dir tarımsal desteklerin oranı, Türkiye için yüzde 26'dır. Yani Türkiye'de tüketiciler, tarımsal üreticileri bir bakıma bu şekilde finanse etmektedir. Dolayısıyla oran olarak budur. 1986 -1989 döneminde Türkiye'de toplam üretici destek oranı yüzde 20'dir; yani içinde bulunduğumuz dönemde nispî fiyatlar seviyesi Türkiye'de üreticileri nispeten finanse etmektedir; ancak, iç maliyetlerimizin yüksekliğini kabul ediyorum; yani, finanse etmek başka, ama yüksek maliyetle çalışan bir tarım sektörü içerisindeyiz.

Efendim, ben, Sayın Milletvekilimizin bahsettiği pamuk, turunçgiller ve buğdayla ilgili konuda, anafikir olarak şunları söylemek istiyorum:

Dünyada pamuk üretiminde büyük bir artış var ve bu, dünya fiyatlarını etkiliyor. Türkiye'de de -üretimde 24 000 ton civarında bir artış var- 920 000 tona ulaşacağını tahmin ettiğimiz bir üretim miktarı var ve geçen yılın aynı dönemine göre, fiyatlarda yüzde 20 oranında bir düşme olduğunu biliyoruz. Üretim maliyetleri ile bu fiyatları mukayese ettiğimizde, pamuk üreticilerimizin, pamuk primleriyle ilgili büyük bir beklenti içinde olduğu kamuoyuna yansıyor. Hükümetimizi de ilgilendiren temel bir konudur. Dolayısıyla, bu konu, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde milletvekillerimiz tarafından yaygın şekilde dile getirilmiştir. Pamuk üretimiyle meşgul olan bölgelerimizin milletvekilleri de olayı takip etmektedirler. Dolayısıyla, pamuk primiyle ilgili bu yıl üreticilerimizi daha çok memnun edecek ve geçmiş yıla nispetle daha yüksek bir prim ödeme konusunda çalışmalarımız sürüyor. Bu, birkısım üreticilerimizin veya temsilcilerimizin ifade ettiği gibi çok yüksek bir rakam olmayabilir; ama, kesinlikle, geçen seneden daha büyük bir rakam olacağı ortadadır.

Turunçgillerle ilgili konuda temel sorun ihracat destekleridir. Bununla ilgili olarak, Bakanlığımızın daha yüksek oranda teşvik edici düşüncelerini, ilgili birimlere sürekli olarak aktarıyoruz.

Buğdayla ilgili konuya gelince, arkadaşlar, buğdayda, Türkiye'de, yaşadığımız dönemde, yüzde 11 oranında bir üretim artışı ve dünya fiyatlarında meydana gelen gelişmenin etkisi altında bir fiyat oluşmaktadır. Dolayısıyla, ben, buna bağlı olarak, içinde bulunduğumuz dönemde, buğday üreticisinin, toplam gelirleri itibariyle, ülke çapında bir gelir kaybına uğramadığı kanaatinde olduğumuzu ifade ediyorum.

Özellikle son iki konu, yani, narenciyede ihracat teşviklerinin artırılması ve pamuk ürünleri konularının üzerinde hassasiyetle durduğumuzu ve bu kesimi asgarî ölçüde memnun edecek bir çalışmayı ortaya koyacağımızı ümit ettiğimi ifade ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
