# Tarım sektörünün desteklenmesiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 23 Şubat 2005
- **Gündem:** TARIM SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİYLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-02-23-tarim-sektorunun-desteklenmesiyle-ilgili

> Sami Güçlü (AK Parti), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİYLE İLGİLİ); konuşma 2.133 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kars Milletvekilimiz Sayın Selahattin Beyribey'in tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlar hakkında ve Denizli Milletvekilimiz Sayın Osman Nuri Filiz'in tarımsal desteklemeler hakkında yapmış oldukları değerlendirmelere, ben de, bir yönüyle düşünce katkısında bulunmak istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde önemini çok yönlü olarak bildiğimiz, ifade ettiğimiz tarım sektörü, bütün ülkelerde olduğu gibi, bünyesinde, gelişmeyi ve bazı sorunları hep barındırmaktadır; genel trendle ilgili düşüncelerimizin, gelişme planlarımızın yanında, zaman zaman sorunlar yaşadığımızı, bunun, konjonktüre bağlı, dış etkilere bağlı, zaman zaman mevsim değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıktığını biliyoruz.

2004 yılında, şöyle bir baktığımızda, çok genel bir bakışla baktığımızda, sektörde, buğday, mısır, pirinç, pamuk, nohut ayçiçeği gibi temel tarımsal ürünlerin bazılarında önemli, bazılarında nispî olarak daha az olmak üzere üretim artışlarının olduğunu; özellikle hububatta sertifikalı tohumluk kullanımında çok önemli bir gelişmeyi ortaya koyduğumuzu; ziraî mücadelede, yine hububatta, 2004 yılında çok önemli bir çalışmanın gerçekleştirildiğini; yatırımlarda nispî bir iyileşmenin olduğunu; hayvancılık sektörü açısından çok önem arz eden meralarla ilgili olarak köylülere ilk ıslah edilmiş meraların teslim edilmeye başlandığını; kooperatif desteklerinde çok kıymet ifade eder artışların sağlandığını; hayvan ıslah projeleriyle ilgili iki projemizin Adana ve Konya'da hayata geçirilmeye başladığını; sebze hibrit tohumculuğu konusundaki projenin yürürlükte olduğunu; tarımsal girdilerde KDV indiriminin belli ölçülerde sağlandığını; ilk önce 2003 - 2004 yılında, aradan üç sene geçtikten sonra, indirimli faizli kredilerin çiftçilere verilmeye başlandığını ve bu yıl hacim ve çeşit itibariyle farklılaştırıldığını olumlu gelişmeler olarak sayabiliriz; ama, bunun dışında, sektörümüzde, yine geçtiğimiz yıl yaşadığımız kayda değer olumsuzluklar da karşımıza çıkmıştır; en başta tabiî afetler olmak üzere. Birkısım temel ürünlerde, pamuk, turunçgiller, kuruüzüm gibi bazı ürünlerde de önemli fiyat düşmeleri meydana gelmiştir ve tarımsal girdiler içerisinde -yine arkadaşlarımızın da belirttiği gibi- gübre ve mazotta yüzde 40'lara yakın fiyat artışları yaşanmıştır.

Bunlara ilave olarak, beyaz et sektöründe, özellikle son iki üç aydır, yoğun bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sektördeki üretim kapasitesinin talebe nispetle daha yüksek olması yanında, özellikle ürünlerinin bünyesinde birkısım sağlığa zararlı maddeler olduğu konusundaki iddialar ve bunun ne kadar bilgidışı, bilimsel veriler dışında bir düşünce olmasına rağmen sektörümüzü etkilediğini biliyoruz ve nitekim, bunun sonucu olarak, üretim maliyetinin altında bir fiyatın piyasada oluştuğunu ve sektörün bu sebeple zor durumda kaldığını biliyoruz. Ancak, nispî bir iyileşmenin de başladığını yine birlikte gözlüyoruz, takip ediyoruz. Özellikle üretim kapasitesindeki bu yüksekliğin giderilebilmesi konusunda ihracata yönelik arayışlarımız sürüyor.

Rusya'yla bağlantılar konusunda önemli gelişmeler var. Bakanlığımızın ihracatı sağlamaya yönelik olarak teşvik mekanizmasını çalıştırma konusundaki müracaatları ve takibinin bir netice vereceğini ve bu sektörümüzün ihracatla birlikte tekrar canlanmaya başlayacağını, tekrar büyüme dönemine gireceğini ümit ediyoruz

Ayrıca, 2005 yılı içerisinde, Avrupa Birliğine ihracat konusunda da beklediğimiz iznin, yani, Avrupa Birliği bünyesindeki ülkelerin, ithal edilebilir ülkeler arasına Türkiye'yi almasını bekliyoruz. Bu konuyla ilgili teknik çalışmaların tamamlanmış olduğunu ifade ediyorum. Dolayısıyla, sektörümüzdeki gelişmelerin önümüzdeki günlerde olumlu bir şekle dönüşmesinin beklentisi içerisindeyiz.

Özellikle hayvancılık bakımından, Sayın Beyribey'in ifade ettiği maliyetlerle ilgili konuda, birkaç cümle söylemek istiyorum. Türkiye'de hayvancılık sektörünün en temel sorunlarından biri yüksek maliyettir ve bu, yemden kaynaklanan bir husustur; çünkü, üretim maliyetinin yüzde 70'ini yem teşkil etmektedir. Dolayısıyla, bununla ilgili olarak -hayvancılık sektörümüzde maliyeti düşürmeye yönelik olarak- çok kapsamlı bir değişiklik söz konusudur; o da, bu hayvanların beslenmesinde, sanayi yemi yerine kabayemle bu ihtiyacın karşılanması ve ekim alanlarının hızla geliştirilmesidir. Nitekim, 2000 yılından beri sürdürülen çalışmaların sonucu olarak, toplam ekim alanları içerisinde yüzde 2 olan yem bitkisi ekim alanları bugün yüzde 6,5'e yükselmiştir ve bu sonuç, sektörümüz bakımından en kıymet ifade eder bir gelişmedir.

2005 yılı tarımsal desteklemeler içerisinde, yem bitkisinin destekleme oranında bir artış olmuştur. Geçen yıllarda, çokyıllık yem bitkilerinin yüzde 30'u, tekyıllık yem bitkilerinin yüzde 25'i desteklenirken, bu yıl -yani 2005 yılından itibaren- bu oranlar, yüzde 40 ve 30 olarak artırılmıştır; bu oranlara çıkarılmıştır. Dolayısıyla, başka ürünlere nispetle, kârlılık oranı, yem bitkilerinde çok daha yüksek hale gelmiştir.

Bu konudaki gelişme, yani, alanların gelişmesi, Türkiye'de, hayvancılık sektöründe maliyetlerin düşürülmesi bakımından en etkili tedbirdir. Türkiye'nin özellikle Trakya ve Ege Bölgesinde, çok hızlı bir artış vardır ekim alanlarında. Bu, hayvancılık sektörümüz bakımından hepimizi çok sevindirecek bir gelişmedir.

Bunun dışında, özellikle tarımsal sorunlarımız -2004 yılında karşılaştığımız ve 2005 yılına devreden sorunların- ve dolayısıyla, bununla ilgili olarak hükümetimizin bu sorunları gidermeye yönelik aldığı tedbirler konusunda, hepinizin bildiği gibi, 18 Ocakta, Sayın Başbakanımızın da katıldığı bir toplantıda bazı açıklamalar oldu. Bu açıklamalar, sektörün temel sorunlarını nasıl algıladığımızı ve nasıl, çözümler üretmek için bir arayış içerisinde olduğumuzun da ifadesi olarak kamuoyuna yansıdı. Nitekim, 2004 yılı doğrudan gelir ödemelerinin şubat, mart ve nisan aylarında gerçekleşeceğini açıkladık ve bu ay içerisinde, ilk parti, grup içerisine giren ilçelerimizde doğrudan gelir ödemelerine başlayacağız.

Bilindiği gibi, doğrudan gelir ödemelerinin, 2005 yılında, toplam tarımsal destekler içerisindeki payını yüzde 55'e düşürdük. Yüzde 55'e düşmesi demek, dekar başına ödenecek miktarın da azalması anlamına geliyor fiilî olarak ve bu azalmayla ilgili de herhangi bir açıklama eksikliği içerisinde değiliz, baştan beri de söylüyoruz; dolayısıyla, bir yanıltma da söz konusu değil. Dolayısıyla, bununla ilgili konularda, bir defada ödenmek üzere, dekar başına 10 000 000 liralık bu ödemeyi gerçekleştireceğiz; şubat ayında başlayacağız, nisan ayında tamamlayacağız.

En önemli gelişme, hatırlarsanız, pamukta meydana gelen çok önemli fiyat düşmelerini telafi etmek amacıyla primlerdeki artışlardır. Özellikle bu ürünümüz için, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki üretim alanlarında daralmayı önlemeye yönelik olarak yapmış olduğumuz prim artışları, üreticimiz açısından çok memnuniyet vericidir; ama, dünya piyasalarında pamuk fiyatlarındaki düşme devam etmektedir. Yani, dolayısıyla, hadise, uluslararası bir fiyat hareketinin Türkiye'ye yansımalarıdır; bunu da buradan ifade ediyorum. Yüzde 120'nin üzerindeki prim artışları, üreticilerimizi genel olarak memnun etmekle birlikte, pamuk üretimiyle ilgili sorunlarımızın, önümüzdeki zaman içerisinde de devam edeceğini ve bununla ilgili politikalarımızı, belki değiştirmek zorunda kalacağımızı söylüyorum.

Sulama elektriği borçlarının yeniden yapılandırılması konusunun, Plan ve Bütçe Komisyonunda son şeklini aldığını milletvekili arkadaşlarım biliyorlar. Buna ilaveten, patates üreticilerinin alternatif ürünlere geçmesi konusunda bir destek mekanizması yürürlükte.

Tarım gönüllülerinin sayısındaki bir artışı ifade ettik.

Onun dışında, 2005 yılında 2,5 katrilyonluk bir tarımsal kredinin kullanılması söz konusu olacak, daha geniş bir üretim faaliyeti için verilecek ve hepinizin bildiği gibi, faiz oranlarında da yüzde 10,5 ile yüzde 19 arasında bir oranda faiz uygulanarak gerçekleştirilecek. Dolayısıyla, tarım sektörüne bu yıl içerisinde yapmak konusunda gerçekleştirdiğimiz politikalar içerisinde en etkili olacaklardan birisi olarak ifade ediyorum.

Bu arada, Sayın Beyribey'in, borçlarını ödeyemeyen ve dolayısıyla, yeniden yapılandırma konusundaki sorunlarla karşılaşan ve belli bir sayı da vererek bunların durumlarının nasıl iyileştirilebileceği konusundaki düşüncesi ve sorusuna da kısaca cevap vermek istiyorum. Ben, bugün bu konuşma çerçevesi içerisinde Ziraat Bankasından aldığım bilgiyi aynen aktarıyorum. Bu, özellikle, milletvekillerimiz ve bu konuda sektörümüzü takip eden basın mensupları açısından da kıymet ifade edecek. 2003 yılı haziran ayı içerisinde çıkardığımız Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların yeniden yapılandırılmasını sağlayan 4876 sayılı Kanuna göre, bu kanun kapsamında yapılandırılması mümkün olan borcu bulunmakla birlikte, hiç müracaat etmeyen üreticilerimizin bu borçlarının, bu kanuna göre yeniden yapılandırılması konusunda Ziraat Bankası bir karar almıştır. Bu, bugüne kadar müracaat etmeyenler için geçerli. Ayrıca, 2000-2004 taksit tutarını, ödeme süresinin son günü olan Ocak 2005 tarihine kadar ödemeyen üreticiler için de 2 Mayısa kadar bir süre uzatımı kararı alınmıştır. Dolayısıyla, bu günlerde borçlarını yatıramayan ve yeniden yapılandırma kapsamına girmeyen üreticilerimiz için bir kolaylık, böylece, bu kurumlarımız tarafından sağlanmıştır. Bu bilgiyi de, başta Beyribey olmak üzere, diğer arkadaşlarımın bilgilerine sunuyorum.

Bu arada, Bakanlığımızın çalışmalarıyla ilgili genel bir çerçeve vermek üzere, 2006-2010 döneminde uygulanmak üzere bir tarım stratejisi belgesi hazırlanmış ve bu, Yüksek Planlama Kurulu kararı olarak da yayımlanmıştır. Bu belgeyle, değişen ve gelişen beklentiler ışığında önümüzdeki dönemde yürütülecek tarım politikalarının temel doğrultuları belirlenmekte, uygulanacak destekleme araçları tanımlanmakta ve bunların bütçedeki payları tespit edilmektedir ve dolayısıyla, belirsizlik büyük ölçüde giderilmeye çalışılmaktadır. Belgede, Avrupa Birliğine uyum süreci ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarındaki gelişmeler bağlamında öncelikli destekleme alanları belirlenmiştir. Nitekim, bu belgelerde yer alan temel stratejiler ışığında, 2005 yılında uygulanacak tarımsal desteklemeler de şekillenmiştir. İşte bunlar, hepinizin bildiği gibi, doğrudan gelir desteği 1,9 katrilyondur. Ödemeler şubat, mart, nisan aylarında gerçekleştirilecektir. Prim ödemeleri 2005 yılında 600 trilyondur ve bunların nisan sonunda başlayacağını buradan sizlere duyuruyorum. Primler nisan sonunda başlayarak geçmişteki uygulamalara nispetle çok daha öne çekilmiş olmaktadır. Dolayısıyla, hem ilanı hem de ödenme zamanının başlaması bakımından bir iyileştirmenin de hayata geçtiğini söylemek istiyorum.

Tarım sektörü içerisinde çok kritik ve çok önemli olan sektörümüz hayvancılık sektörüdür ve bu sektörün geliştirilmesi konusunda hepimize çok önemli bir görev düşmektedir. Nitekim, Hükümetimiz, bu konuda kararlılığını göstermek üzere, 2005-2013 yıllarını kapsayan bir hayvancılık geliştirme projesini kabul etmiş ve hayata geçirmeye başlamıştır. Bunun ilk tezahürü, 2005 yılında, daha önceki yıl 213 trilyon olan hayvancılık desteklerini 622 trilyona çıkarmıştır ve toplam destekler içerisinde hayvancılık sektörüne ayrılan nispî payı yüzde 6'dan 18'e yükseltmiştir. Dolayısıyla, bunun sektörümüzü geliştirme konusunda çok önemli bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, başta doğu bölgemiz olmak üzere, Türkiye'de hayvancılık sektörünü ıslah ederek, yem bitkili ekim alanlarını geliştirerek, ölçeği büyüterek, eğitimi artırarak, kredi mekanizmasını işleterek, bu sektörü, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olduğu gün, sürdürülebilir bir hale getirme konusunda bir niyet ve kararlılığımızın ifadesidir. Hepimize düşen görev, bu sektörün nispî payını hem büyütmek hem de sürdürülebilir hale getirmektir.

Yine, hayvancılık sektörümüzü çok yakından ilgilendiren ve daha çok da düşük gelirli insanlarımızın bir ümit kapısı olan kooperatifçilik faaliyetiyle desteklediğimiz alanda ise, hepinizin bildiği gibi, nispî olarak çok önemli gelişmeler olmuştur. 2002 yılında desteklenen kooperatif sayısı 25'ken, bugün 2005 yılında bu rakam 304'e yükselmiştir. Hedef olarak 2005'te 304 kooperatife ulaşmayı hedefliyoruz. Bu, 300 trilyonluk bir kaynağın bu sebeple tarım sektörüne gitmesi demektir ve biraz önce söylediğim 622 trilyonun dışındadır; yani, toplam 1 katrilyona ulaşan bir destekten bahsediyoruz. Dolayısıyla, kooperatifçilikle ilgili konuları hem sayı olarak artırıyoruz hem de verimliliğini çok yükseltecek bir hale getiriyoruz. Bir örnek vermek gerekirse; sosyal yardımlaşmayla beraber yürüttüğümüz projede aile başına verilen hayvan sayısında bir artış yapmadık; ama, normal bütçe imkânlarıyla yapmış olduğumuz desteklerde, çok uygun yerlerde, damızlık düve ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak aile başına 6 hayvana kadar çıkacağız. Niyetimiz daha çok zengin olanları desteklemek değil; ama, piyasada, yükselen vasıflı düve talebini karşılayabilmek için kooperatifçiliğimizi de bu işin içerisine sokmamız gerektiğini düşünüyoruz. Nispî payı az; ama, bir model arayışı içerisindeyiz.

Bu ara Tarım Bakanlığının bünyesinde gerçekleştirilen en önemli konulardan bir tanesi de kanun çalışmalarıdır; önemli olanlarından kısaca bahsetmek istiyorum.

Arkadaşlarım, şu anda sektörümüzün en önemli kanunlarından birisi olan Tohumculuk Kanunu Tasarısı Genel Kurulun gündemindedir. Tarım Sigortaları Kanun Tasarısı, sizin de bizim de bir an önce gündeme gelmesini ve kanunlaşmasını beklediğimiz bir tasarıdır; bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonunun gündemine erken alınması konusunda Hükümetimizden de bir öneri gelmiştir; ben de bizzat, dün, Komisyonun Sayın Başkanvekiline bu düşüncelerimizi ilettim. İnşallah önümüzdeki hafta, Tarım Ürünleri Sigorta Kanunu Tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonumuzda görüşülmeye başlanacaktır.

Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu Tasarısı Çevre Komisyonunda görüşülecektir bu hafta. Dolayısıyla, Türkiye'de tarım topraklarının korunması, yaşatılması, sürdürülebilmesi bakımından çok kıymet ifade eden bir kanundur; hem İktidar Partisi hem de muhalefet partimize mensup milletvekillerimizden bu kanunlar konusunda hem katkı hem de destek bekliyoruz ve en önemlisi ise tarım kanunudur. Tarım kanunu 21 Şubatta Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur ve Türkiye artık tarımla ilgili temel politikalar konusunda, destekleme politikaları, öncelikleri, sektörler bakımından hedefleri ihtiva eden ve yürürlükte olduğu sürece hükümetler açısından da bir bakıma bağlayıcılığı olan ve ilgili taraflara -yani, üreticilere, ticaretiyle uğraşanlara, sanayicilere- tarımla ilgili gelişmelerin nasıl bir çerçevede yürüyeceğini ortaya koyan bu tasarı da huzurlarınıza gelecek ve Meclisimizin gündemine intikal edecek; dolayısıyla, Türkiye, ilk defa, önümüzdeki zaman dilimini tarım bakımından nasıl bir şekil içinde yürüteceğini ortaya koymak üzere, bir Meclis iradesine kavuşmuş olacaktır. Bunu da, hepimiz açısından, sektörümüz açısından önemli kabul ediyorum.

Halen üzerinde çalıştığımız birkaç önemli kanundan da bahsedeyim: Bakanlığımızın yeniden yapılandırılması, ulusal biyogüvenlik kanun tasarısı ve yine sektörle ilgili önemli bir kanun yem kanunu tasarısıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, 17 Aralıktan sonra, Bakanlığımızın, âdeta, zihnî faaliyetlerinin, düşünce üretme faaliyetlerinin yarısını işgal eden alan, Avrupa Birliği çalışmalarıdır. Ocak ayı içerisinde başlayarak yaptığımız çalışmalar, 29 Ocak, 5 Şubat ve 12 Şubatta 3 önemli toplantıyla, Avrupa Birliği müzakerelerinin başladığı andan itibaren bizi çok büyük ölçüde meşgul edecek, aynı zamanda, ülke nüfusumuzun üçte 1'ini ilgilendirecek olan çok önemli kararların alınmasıyla, toplumsal hayatımızı da etkileyecek olan bu gelişme içerisinde "ne yapacağız, nasıl yapacağız ve kiminle yapacağız" sorularımıza cevap aramak üzere, ilkönce, 29 Ocakta, üniversiteden tarım ekonomisi konusunda çalışan insanlar, sivil toplum kuruluşlarından Avrupa Birliğiyle ilgili olanlar, meslek kuruluşlarından oluşan özel sektör temsilcilerinin davet edildiği, konuyla ilgili gazetecilerin, yani, tarımla ilgili ve Avrupa Birliğiyle ilgili gazetecilerin katıldığı 29 Ocaktaki toplantı, genel olarak, hadiseye nasıl bakmamız lazım geldiği sorusunun bir cevabı olmuştur. 5 Şubatta, meslek kuruluşlarını, yani, Tarım-İş Sendikasından başlayarak kooperatiflerimize kadar ne kadar sivil toplum kuruluşu varsa hepsini davet ettik ve bu meslek kuruluşlarıyla "Avrupa Birliği müzakere sürecinde sektör nasıl hareket etmelidir" sorusuna cevap aradık. 12 Şubatta, Türkiye'de tüm üniversitelere, Yüksek Öğretim Kuruluna başvurarak, Avrupa Birliği konusunda enstitüleri olan, lisansüstü çalışması yapan bütün üniversitelerimizden ilgili, yetkili hocalarımızı davet ettik ve bunların katılımıyla, üniversitelerimizde, Avrupa Birliği konusunda, özellikle tarım sektörüyle ilgili konularda ne yapıldı, ne öneriliyor ve kimler var ve hangi konuda çalışmalar var; bunları tespit etmeye çalıştık. Bu tespitlerimizin bir değerlendirmesi olarak, sizlere, kısaca şunları arz etmek istiyorum:

Türk tarımı ile Avrupa Birliği tarımı arasında büyük fark hep vurgulandı.

Tarımsal bilgi sisteminin bir an önce sağlıklı olarak ortaya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarım sektörünün desteklenmesiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-02-23-tarim-sektorunun-desteklenmesiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
