# Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sebahat Tuncel (İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 11 Şubat 2010
- **Gündem:** KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-02-11-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind

> Sebahat Tuncel, 11 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 532 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına dair kanun tasarısının geri çekilmesi konusunda günlerdir Barış ve Demokrasi Partisi olarak görüş ve önerilerimizi ifade ediyoruz.

Sayın Bakanın Müsteşarlığın kurulması konusunda ifade ettiği “güvenliğin olmadığı yerde özgürlüğün olmayacağı” söylemi, aslında denklemin tersten kurulmuş mantığıdır ve bu mantık, Türkiye’de sorunların çözümünü getirmeyecektir, ne yazık ki çözümsüzlüğe bir katkı sunacaktır. Oysa, olması gereken, özgürlükleri genişletmek, özgürlüğü sağlamaktır. Özgürlüğün olmadığı hiçbir ortamda ne demokrasi gelişir ne de güvenlik gelişir.

Burada tartışılan ya da bu Müsteşarlığın kurulmasına asıl neden olan, Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Kürt sorunu, bu ülkede otuz yıldır çok büyük acılar yaşanmasına neden olmuştur ve sorun yanlış tanımlandığı için de daha çok acılar yaşanmasını beraberinde getirmektedir. Türkiye’de yaşanan sorun bir terör sorunu değildir, Kürt sorunudur, bir halkın kendisini ifade edebilme, hak ve adalet sorunudur. İşte bu denklem yanlış kurulduğu için “terörle mücadele” adı altında yıllardır Türkiye Cumhuriyeti, kendi yurttaşlarını düşman görmüştür, bölücü görmüştür. Bu mantığın sonucudur ki on sekiz aylık bebek bile, çocuklar bile Terörle Mücadele Yasası’nda yargılanır hâle gelmiş ve terörist olarak damgalanmıştır. Bu mantık devam ettiği sürece ne Türkiye’de Kürt sorunu çözülür ne de güvenlik sorunu biter.

Sevgili arkadaşlar, gerçek anlamda eğer Hükûmet, başlattığı demokratik açılım sürecinin toplumsal barışa hizmet etmesini istiyorsa, Türkiye’de gerçek anlamda savaşın bitmesini, halklar arasındaki kardeşliğin oluşmasını istiyorsa, öncelikle bu mantığı değiştirmelidir. Sorunu terör sorunu olarak Türkiye kamuoyuna sunan, hatta bununla da yetinmeyip uluslararası arenada da terör sorunu olarak ifade eden ve bu konuda kendi iç siyasetine dış güçleri müdahale eder hâle getiren bir zihniyet, Türkiye’de demokrasiyi getiremez.

Sevgili arkadaşlar, burada tartışmamız gereken, kamu düzenliği konusunda yeni bir müsteşarlık değil Anayasa olmalıydı. Bu ülkenin demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyacı var. Bu ülkede insanların kendisini özgürce ifade edebileceği, muhalif düşündüğü için bölücü, terörist olarak nitelendirilmediği, bu ülkede insanların farklı düşündüğü için katledilmediği bir toplumsal düzene ihtiyaç vardır.

Sayın Bakan diyor ki: “Hiç faili meçhuller kalmadı, siyasi cinayetler işlenmiyor.” Sayın Bakan, Diyarbakır’da yirmi yaşındaki Aydın Erdem’in katillerini bulabildiniz mi? Bu bir siyasi cinayet değil midir? Toplumsal bir gösteride arkadan vurulmadı mı? Yine, Mehmet Uytum için, Şırnak Milletvekilimiz Sayın Sevahir Bayındır’ın sorusuna “Slogan attığı tespit edilmiştir.” dediniz. On sekiz aylık bir bebek nasıl slogan atabilir? Bu mantık değişmediği sürece biz sorunları çözebilir miyiz?

Biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak size şunu öneriyoruz: Bu yasayı gelin geri çekin. Bu yasa ne Türkiye'nin sorunlarını çözecektir ne de bir katkısı olacaktır. Seksen yıldır bu ülkede güvenlik politikası uygulanıyor. Güvenlik politikasının sonucu Dersim katliamıdır, Zilan’dır, 17 bin faili meçhuldür, 40-50 bin candır. Güvenlik konseptiyle ele alınan şey ölümdür, savaştır ne yazık ki. O zaman, tersten ele alalım. Demokrasiyi geliştirelim, özgürlükleri geliştirelim.

Değerli milletvekilleri, bu anlamda demokratik ve sivil bir anayasanın tartışılması acildir ve toplumun ihtiyacıdır. Bugün, Parlamento dışında da çok önemli bir kesim bu ihtiyacı ifade etmektedir. Biz, şu ifadenin, Türkiye’de yaşayan bütün halkların, Türk, Kürt, Laz, Çerkez herkesin kendisini bulabileceği, demokratik ve sivil bir anayasanın sorunları çözeceğini düşünüyoruz ve bir kez daha şunu öneriyoruz: “Demokratik özerklik” diye sunduğumuz, siz değerli milletvekillerine de gönderdiğimiz -kaç taneniz okudu bilmiyorum, sadece bir değerli milletvekilinden görüş gelmişti, onun dışında hiçbir arkadaşımız görüş bildirmedi ama- bu projenin önemli bir proje olduğunu düşünüyoruz ve Türkiye’de Kürt sorununun çözümü konusunda önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sebahat Tuncel (İstanbul). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-02-11-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
