# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sebahat Tuncel (İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Sebahat Tuncel, 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 540 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 19’uncu madde üzerinde değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve Yüce Divan kararlarının yeniden incelenmesi konusunda başvuru yapılabileceğini düzenlemektedir.

Bilindiği gibi, Türkiye, insan hak ve özgürlükleri ihlalleri konusunda 2009 AİHM raporlarına göre birinci sırada yer almaktadır. Bu düzenlemeler ile olağan hukuk yollarının tükenmesinden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmaktadır. Bu değişiklik ile Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde kaybettiği davaların tazminatını önlemek istemektedir. Ancak bu konuda Anayasa Mahkemesinin vereceği kararlar konusunda bir muğlaklık bulunmaktadır. Örneğin, başvuru sahibinin haklı olması durumunda bir tazminat mı ödenecektir ya da bir yaptırım uygulanacak mıdır uygulanmayacak mıdır? Bu, net değil.

Türkiye, bugüne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açılan davaların yüzde 86’sını yüklü miktarda tazminat ödeyerek kaybetmiştir. İstatistiklere göre, AİHM’in kurulduğu 1959’dan bugüne 2.295 dava karara bağlanmıştır ve bu davaların 2.017’si Türkiye aleyhine sonuçlanmış ve Türkiye mahkûm olmuştur, sadece 46 dava Türkiye lehine sonuçlanmış, 204 davada ise Türkiye daha dava sonuçlanmadan anlaşma yoluna girmiş ve tazminat ödemeyi kabul etmiştir.

Hakkında açılan davaların yüzde 86’sını kaybeden ülkemiz, hâlen AİHM’de bekleyen dosya sayısıyla Rusya’dan sonra ikinci sıradadır. 124.650 başvurusu olan dosyalardan 14.200’ü -yani bu, toplam dosya sayısının yüzde 11,4’üne tekabül ediyor- Türkiye’yle ilgilidir.

AİHM’e başvuruların yüzde 12’si, adil yargılanma hakkı ve yargılanmanın uzunluğu konusundadır.

Sayın milletvekilleri, adil yargılanma ve yargılanmanın uzunluğu bugün de temel bir sorundur. Özellikle politik insanlara karşı uzun yargılanma süreci bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten tutuklanan insanlar bile altı ila on iki ay arasında ancak mahkemeye çıkarılmaktadırlar, hatta bazıları, geçen Aydın’da olduğu gibi, çıkarılmadan ceza almaktadırlar.

14 Nisan 2009’da tutuklanan Demokratik Toplum Partisinin yöneticileri, aradan bir yıl bir ay geçmiş olmasına rağmen, hâlâ haklarında iddianame dahi hazırlanmış değildir. Arkadaşlarımız siyasallaşmış yargı tarafından rehin alınmış durumdadır âdeta.

Şimdi, bu arkadaşlarımıza bireysel başvuru hakkı tanırsanız bu hak ihlalini ortadan kaldırmış olacak mısınız? Arkadaşlarımıza yapılan haksızlığı gidermiş olacak mısınız? Kaldı ki, Anayasa’nın 12 Eylül ruhunu taşıyan temel nitelikleri değişmeden bireysel başvuru hakkı tanırsanız ne olacak?

Mevcut Anayasa, bireyi değil, devletin hakkını koruyor, bireyi devlete karşı bir tehlike olarak görüyor. Bu anlayış değişmeden Türkiye’nin yol alması mümkün değildir. Yani bireyi, toplumu devlete karşı potansiyel bir tehlike olarak gören zihniyetin mutlaka değişmesi gerekir.

Türkiye… Bu zihniyet değişmediği sürece muhalifler yargı kıskacından kurtulmayacaktır. Bu, tabii ki, bugünün sorunu değildir. Bugün 5 Mayıs, yarın 6 Mayıs. 6 Mayıs 1972, sanırım sayın milletvekillerine bir tarihi hatırlatır. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan; onların idam yıl dönümü. Onlar da demokratik Türkiye için, onlar da bu ülkede insanca yaşamak için, halkların kardeşliği için mücadele ettiler ama ne yazık ki bunun sonucunda idamla yargılandılar.

Sayın milletvekilleri, Anayasa paketi tartışmalarının sonuna geliyoruz. Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bu paketin Türkiye’nin demokratikleşmesini öteleyen bir paket olduğunu, Türkiye’nin ihtiyacına cevap olmadığını her fırsatta dile getirdik. Dolayısıyla Türkiye’nin ihtiyacı olan, bir paket değil, demokratik, sivil, 21’inci yüzyıla uygun çağdaş bir anayasadır.

AKP İktidarı kendi paketine bile sahip çıkamamış, 8’inci maddenin düşmesine neden olmuştur. Bu faturayı kime çıkarmak istemektedir? Bugüne kadar yok saydığı, birlikte görünmekten imtina ettiği, Parlamentoya geldiğimiz günden bugüne yok saydığı partimize çıkarmaya çalışmaktadır. Bunlar nafile çabalardır. AKP İktidarı kendi milletvekillerini dahi ikna edememişken Türkiye toplumunu nasıl ikna edecek göreceğiz. Bizler 6 kez partisi kapatılmış bir gelenekten geliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sebahat Tuncel (İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
