# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sebahat Tuncel (İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2010
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-07-09-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm

> Sebahat Tuncel, 9 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 702 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 1’inci maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine konuşuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, yeni üniversitelerin açılması vesilesiyle Türkiye’de eğitim sistemini bir kez daha tartışmak önemli diye düşünüyorum. 8 yeni üniversite açılacak, 18 bin yeni kadro alınacak ama bu Türkiye’de ne eğitim sisteminin sorunlarını çözüyor ne de Türkiye’de üniversite mezunlarının sorunlarını çözüyor. Ortalama, her yıl üniversitede 500 bin insanın mezun olduğunu düşündüğünüzde bu rakam çok ciddi. Her dönem gerçekten, üniversiteli işsizler açığa çıkıyor çünkü eğitim sistemimizde üniversiteyi bitirenlerin gerçekten, kendi yaşamını oluşturacağı, yeni iş alanları açacağı alanlar yok. Sadece üniversiteye gitmesi üzerinden bir yaklaşım, eğitim mezunlarının, 300 bin eğitim mezununun iş beklediğini düşündüğümüzde bu rakamın ne kadar vahim olduğunu görebiliriz.

Sayın milletvekilleri, diğer bir konu da üniversitelerde gerçekten ne kadar bilimsel eğitim veriliyor ya da eğitim alanına ilişkin kadrosuyla tam donanımlı, çağdaş, 21’inci yüzyıla uygun eğitimler verildiği ve bundan sonra üniversiteden mezun olanların bu eğitimi nasıl kullanabileceği meselesi de önemli.

Dün bu kürsüden ifade etmiştim Diyarbakır’ı, Dicle Üniversitesini. Bir örnek daha vermek istiyorum. Dicle Üniversitesinde 75 öğrenci okulun mezuniyet törenine katılmadılar, alternatif bir tören yaptılar. Orada öğrencilerin metninde şöyle bir şey vardı: 75 tane tıp öğrencisi “Biz bir şey öğrenmeden ayrılıyoruz buradan. Biz hastalarımızı nasıl tedavi edeceğimizi bilmiyoruz çünkü orada bize bunu öğretmediler, gerekli donanım yoktu. Tıp fakültesinde okuduk ama biz gerçekten bir doktor olamadık.” isyanını ifade ediyorlardı ve “Biz, bu ortamda nasıl gidip de insanlarımızı, hastalarımızı tedavi edeceğiz? Hangi sorumlulukla?” diye.

Sanırım, Sayın Bakanımız da bunu göz önüne alır çünkü sadece yetiştirmek yetmiyor, sadece doktor, öğretmen yetiştirmek yetmiyor. Bunun gerçekten topluma hizmet edebilecek koşulda olup olmaması önemli.

Buna baktığımızda, bunun nedenleri, tabii ki üniversitelerdeki kadro sayısının yetersizliği. Birçok üniversitede yeterince profesör yok, yeterince doçent yok, yeterince uzman yok. Biz yeni üniversiteler açıyoruz. Buralara da doğal olarak zaten yeterli olmayan profesörü, doçenti de gönderemiyoruz. Bu da çok ciddi bir problem. Yani profesörün olmadığı, doçentin olmadığı, bırakalım uzmanın olmadığı üniversitelerimiz var. Bunlar nasıl bir eğitim sistemi içerisinde, nasıl eğitim verecekler, öğrencileri nasıl geliştirecekler? Bu önemli bir nokta diye düşünüyorum. Bu olmadığı sürece gerçekten sadece üniversiteye giden, diploma alan kişiler oluyor.

Diğer bir nokta, bu vakıf üniversitelerinin açılması pozitif bir şey gibi görünüyor ama özellikle bu kadro meselesinde, oraların ekonomik koşullarının belki daha iyi olması kadroların da vakıf üniversitelerinde yer almasını beraberinde getiriyor, devlet üniversiteleri bu vesileyle daha kalitesiz bir eğitim vermek durumunda kalıyor. Bu konuda da yapılması gereken şey, gerçekten nitelikli kadronun ve üniversitelerin gerekli donanıma kavuşturulması gerekiyor. Aksi takdirde eğitim sorunlarımız her zaman için devam edecek.

Diğer bir konu, tabii ki sadece eğitimciler açısından değil, bir de öğrenciler açısından durum var.

Türkiye’de bir sürü sınav -en son KPSS sınavı- var, yeni sınavlar oldu, bazıları kaldırılıyor. Bu sınav sisteminde elenmek durumunda kalan, bin bir emekle üniversiteye gelen öğrenciler eşit fırsatlardan yararlanmıyorlar. Türkiye’de yoksulluktan, işsizlikten bahsediyoruz. Bu ülkede yoksul ve işsizler ile ekonomik durumu iyi olanlar aynı koşullardan yararlanmıyor, üniversitelere, dershaneye gidemiyorlar örneğin. Devlet okulları, ne yazık ki yeterince sağılıklı bir eğitim geliştirmiyor. Türkiye’de eğitim sisteminde parası olan iyi eğitim alıyor, işte Türkiye’de de iyi üniversitelere, vakıf üniversitelerine gidiyor ya da yurt dışında üniversitelere giderek eğitimini alıyor ama diyelim parası olmayan, yoksul emekçi halkın çocukları daha kötü üniversitelerde daha zor koşullarda eğitim almak durumunda kalıyor.

O açıdan, üniversitelere giriş sınavlarına baktığınızda, en yoksul neresi oluyor? Hakkâri, Şırnak oluyor. Bunun da nedeni gerçekten orada eğitim fırsatlarından insanların eşitçe faydalanmamasından kaynaklı. Yine ana dilde eğitim meselesi burada da çok ciddi bir problem. Eşitsizlik her yönüyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncel.

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Diğer bir nokta da kadınlar açısından bu eşitsizlik çok daha ciddi bir problem. Öğretim görevlilerine baktığınızda, 2008-2009 listesine baktığınızda, kadın profesör sayısı, kadın doçent sayısı, kadın uzman sayısı neredeyse yok kadar az. Oysa bu üniversitelerden kadınlar ve erkekler birlikte mezun oluyor ama kariyer şeyine ya da görevlendirmeye baktığınızda, rektör atamalarına baktığınızda, bu, yok denecek kadar az. Eğitim sisteminde, yine sınav sisteminde de bu böyle çünkü kadınlar yoksulların daha yoksulu konumunda, eğitim fırsatlarından eşit şekilde faydalanamıyorlar.

Dolayısıyla, biz, bu vesileyle hazır üniversite açıyorken bir şekilde üniversitelerde yaşanan sorunlar, daha demokratik, daha katılımcı ve eşitsizlikleri ortadan kaldıran bir eğitim sistemi konusunda da bir tartışma yürütmek durumundayız.

Bu hepimizin sorumluluğu diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sebahat Tuncel (İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-07-09-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
