# İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sebahat Tuncel (İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 26 Ocak 2011
- **Gündem:** İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA (S.S 477)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2011-01-26-iller-bankasi-anonim-sirketi-hakkinda-s-s-477

> Sebahat Tuncel, 26 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA (S.S 477)); konuşma 1.126 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 477 sıra sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün dünyada yerel yönetimlerin önemi ve siyasetin yerelleşmesi, yerinden yönetim temel gündemlerden birisi. Dünyanın birçok yerinde bu konuda önlemler alınıyor. Ülkemiz de özellikle Avrupa Birliği müzakereler sürecinde bazı düzenlemeler yaparak, özellikle bu yerel yönetimler konusunda bazı kanunlar çıkartıyor. Görünürde bu kanunlar pozitif gibi değerlendirilse de aslında ne Avrupa Birliği sürecinde Avrupa’yı memnun ediyor ne de halkımızı memnun ediyor çünkü AKP Hükûmeti bu kanunları çıkarırken daha çok nasıl rant elde edebilirim, nasıl yeni bir yönetim oluşturabilirim; yerellerde ortaya çıkan, biraz önce sayın vekillerin de ifade ettiği ayrımcı politikaları nasıl ortadan kaldırabilirim, eşit ve adil temsili nasıl yaratabilirim ve nasıl yeni bir kent yönetimini oluşturabilirimden ziyade, oluşturduğum mekanizmalarla nasıl bir rant elde edebilirim yaklaşımı ortada. Aslında İller Bankası yaklaşımı da biraz bu anlayıştan geliyor.

Arkadaşlarımız ifade etti; yeni bir banka değil, 1933’ten bugüne bir şekilde her dönemde revize edilmiş, bazı düzenlemeler yapılmış, bugün yeniden düzenlemeler yapılıyor bu konuda ancak gerçekten yerel yönetimlerin ihtiyacını karşılayabilecek, orada yerel yönetimlerin daha sağlıklı, daha etkin hizmet yapabilme olanaklarını sağlayacak yaklaşımdan uzak. Siyaseten de zaten AKP’nin bu konuda böyle bir yaklaşımı yok.

Bugüne kadar düzenlenen raporlarda Türkiye’nin bu konuda -uluslararası raporlarda- adım atması gereken konulardan birisi de İller Bankası olarak belirlenmiş. Türkiye 2008 Avrupa Birliği müzakere sürecinde ulusal raporda şöyle bir bölüm var: “İller Bankasının kapasitesinin geliştirilmesi ve İller Bankası altında çevre altyapı projelerine destek olmak üzere bir yapı kurulması önerilmektedir.” Ancak yasa tasarısıyla bu durumun aksine, İller Bankası tamamen merkezileştirilmekte, İçişleri Bakanlığına bağlanmaktadır. Bu, aslında tam da yerel politikalara ters bir noktada ifade ediliyor yani diğer yandan yerel yönetimlerin sorununu çözmek ifade edilse de aslında merkezileştiren bir yapı var.

Yine, bugüne kadar yapılan birçok raporda yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi, hem ekonomik olarak özerkleştirilmesi üzerinde tartışmalar var. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, diyelim ki, bu merkezileşmenin önüne geçilmesi, yerelde hizmetlerin daha sağlıklı yürütülmesi için yerel yönetimlerin tüm olanaklarının tek çatı altında birleştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ülkemiz daha çok Fransa Anayasası’ndan etkilenen bir ülke biliyorsunuz. Fransa’da yerel yönetimler konusunda devlet bakanlığı bulunmaktadır. Türkiye’de yerel yönetimler için Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, İller Bankası, Bayındırlık Bakanlığındaki yerel yönetim birimlerini içine alan ayrı bir bakanlık kurulması önemlidir. Gerçek anlamda daha özerk bir yapı oluşturulabilir ama ne yazık ki böyle bir bakanlık kurulmuyor, İçişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışılacak. “Eğer bu yapılamıyorsa bile Başbakanlığa bağlı olarak yerel yönetimler çalışılabilir.” diyor TESEV kendi raporunda, en azından yerel yönetimlerin daha iyi hizmet yürütmesi konusunda.

Sayın milletvekilleri, bugüne kadar birçok araştırmada, gerçekten yerel yönetimlerde yaşanan sorunların ancak yerelde çözülebileceği, yerelin özerkleşebileceği konusunda bir tartışma var. Barış ve Demokrasi Partisi olarak biz bu yerel yönetimler tartışmasının sadece hizmet alanında değil siyaseten ve ekonomik olarak da özerkliğin olması gerektiğini, bu konuda da Türkiye kamuoyuna sunduğumuz demokratik özerklik projesinin tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu tartışılarak Türkiye’de, Türkiye’nin yeni bir Anayasa tartışmalarının olduğu bir dönemde, değişimin ihtiyacı olduğu bir dönemde, yerel yönetimleri yeniden düzenleme döneminde demokratik özerklik tartışılması aslında çözüm açısından da önemli. Bizim, tabii, çözüm projemize Sayın Başbakan bu kürsüde verdiği cevapta şöyle ifade etti: “Biz siyasi özerkliğe karşıyız, ekonomik özerkliğe karşıyız, sadece hizmet özerkliği olur.” diye. Oysa Sayın Başbakan hizmet özerkliğinin olabilmesi için bir defa ekonomik özerkliğin olması şart ve siyasi özerkliğin olmazsa olmazdır. Siz gerçekten merkezî politikalarla Türkiye’nin sorunlarını çözemiyorsunuz. Dolayısıyla eğer çözüm olacaksa siyasi ve ekonomik özerkliğin olmadığı bir yerde hizmet özerkliğini beklemek de mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, İller Bankasının özelleştirilmesi gündemi de yeni bir şey değil. 80’den sonra ve 24 Ocak kararları doğrultusunda İller Bankasının İller Bankası Anonim Şirketine dönüştürülmesi süreci yavaş yavaş ilerletilmekte, bildiğimiz anlamdaki İller Bankası yerine “yapılandırma” adı altında tasfiye edilmektedir.

Yerel kredi sistemi ve yerel yatırımcılık alanı İller Bankasının uzmanlık alanıdır. Bu yasa tasarısıyla uzmanlık ortadan kaldırılmaktadır. Bu yasayla İller Bankası yerel yönetimlere aktardığı uygun krediler sayesinde kentsel alt ve üst yapıların finansmanını sağlama işlevinden uzaklaşmış, bunun yerini büyükşehir belediyeciliği almıştır. Büyükşehir belediyeciliği ise finansmanı yurt içi ve yurt dışı piyasalardan kredilerle sağlayarak yerel hizmetlerin kaderini piyasaların inisiyatifine, insafına bırakmaktadır.

Bugün İller Bankası Genel Müdürlüğünün tasfiyesi ve “İLBANK AŞ” olarak yeniden yapılandırılması amacıyla hazırlanan bu kanun taslağı ile İller Bankasının özelleştirilme süreci tamamlanmaya çalışılmaktadır. Kanun tasarısının ikinci bölümünde bankanın organları ve yönetimine dair maddeler bulunmaktadır. Genel Kurul üyeliğinden daha önce yer alan Millî Eğitim Bakanlığını temsil eden üye çıkarılırken, hazine bakanlığını temsil eden bir üye eklenmiştir. Mevcut yasada yönetim kuruluna seçilecek üyelerin uzmanlık alanları belirtilirken yasa tasarısı ile uzmanlık alanları belirtilmeden üye olmanın önü açılmıştır. İller Bankasının asli görevi olan yerelde alt yapı faaliyetlerini destekleme görevi uzmanlık alanı olan üyelerin seçiminde değişiklik yapılarak da engellenmiş olmaktadır. Oysaki yerel yönetimlerin belediyelerin ağırlığının daha da artırıcı önlemlerin alınmasıyla sosyal devlet ilkelerinin uygulanması sağlanması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, devlet kurumlarının işletmelerinin özelleştirilmesinde yaşanacak sorunların en ağırını her zaman olduğu gibi işçi ve emekçiler yaşamaktadır. Bu kürsüde bu konuya ilişkin konuşan arkadaşlarımız da ifade etti, çünkü bu alanda çalışacak işçilerin durumunun ne olacağı belli değil. Hâlâ 4/C statüsündeki Tekel işçileri direnişçileri ve diğer işçilerin durumları ortadadır. Türkiye hâlâ bu sorunu dahi çözmemişken yeni işsizler ortaya çıkacaktır. Bu, tabii, AKP’nin temel politikası. Aslında her yerde ticari olarak yaklaştığı için sonuçta onları, sizleri düşündüren işçilerin ne olacağı değil, önemli olan oradan ne kadar kâr elde edeceğiz ya da ne kadar sermaye getirecek yaklaşımı.

Belediyecilik hizmetleri tarihinin deneyim ve birikimini birbirine aktarmış olan İller Bankası emekçileri, yeni dönemde sendikal hakları elinden alınarak güvencesiz çalıştırılmayla karşı karşıya kalacaktır. Diğer bir yandan, bu sürecin sonunda yaşadığımız kentlere hâkim anlayışın, anonim şirket kentçiliği olacağı açıktır. Ulaşım, su, elektrik, kanalizasyon, park, bahçe ve benzeri hizmetler halkımızın parasız alması gereken hizmetlerken bunların tamamı, İller Bankası Anonim Şirketiyle dolaylı ya da doğrudan paralı hâle getirilmiş olacaktır.

Sayın milletvekilleri, yerel yönetime kaynak aktarması gereken İller Bankası ve bu kaynaklar ile halka nitelikli kamusal hizmet üretmekle yükümlü olan belediyeler sessiz sedasız bu kanunun geçmesini beklemektedir çünkü İller Bankası AŞ kurulduğunda yerel yönetimlerin sunduğu hizmetler tamamen neoliberal politikalara teslim edilerek büyük rantları açığa çıkaracaktır. Kentsel rantçılığın bir başka boyutu İller Bankasının özelleştirilmesinden geçmektedir. AKP de bu tasarı ile bunu gerçekleştirmek istemektedir.

Sayın milletvekilleri, önemli olan yerelde halka hizmet olması gerekirken, ne yazık ki, AKP Hükûmeti hizmet konusunda da ayrımcılık yapmaktadır. Özellikle partimize yönelik, partimizin yerel yönetimlerine yönelik siyasi yaklaşımı çok ortadadır. Bugün halka hizmet etmesi gereken, halkın iradesiyle seçildiği için halka hizmet etmesi beklenen belediye başkanlarımız, ne yazık ki, “KCK davası” adı altında tutuklanmış durumdadırlar ve hukuksuz bir şekilde Diyarbakır’da yargılanmaktadırlar. Üstelik kendisini seçen, ona hizmet etmesini isteyen halkının dilini kullandığı için, kendi ana dilini kullandığı için de kendi hakkını bile savunamayacak durumdadırlar. Bu, aslında, AKP’nin hizmet mi yoksa gerçekten siyaseten mi bu işi yaptığının çok net göstergesidir. Bize göre AKP, gerçekten halka hizmet, halkın değerlerini halk için eşit ve adil kullanmak yerine, buradan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sebahat Tuncel (İstanbul). “İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2011-01-26-iller-bankasi-anonim-sirketi-hakkinda-s-s-477 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
