# Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Kızılcıklı (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 18 Haziran 2009
- **Gündem:** GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:324)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-kizilcikli-23-2009-06-18-gumruk-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisikl

> Sedat Kızılcıklı (AK Parti), 18 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:324)); konuşma 2.103 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporları üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği Türkiye Ortaklık Konseyinin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilen Ortaklık Konseyi Kararı, Gümrük Birliği Kararı’yla Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gümrük birliği tesis edilmiştir.

Taraflar arasında sağlanan gümrük birliğinin esaslarını içeren ve gümrük birliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türkiye'nin Avrupa Birliğinin gümrük işlemleriyle ilgili temel mevzuatını benimsemesini öngören bu kararının 26’ncı maddesi hükmü gereği, bu kararın yürürlüğe girdiği tarihte topluluk gümrük kodunu oluşturan 1992 tarihli Konsey Tüzüğü’yle bu Tüzük’ün uygulama hükümlerini belirleyen ve 2 Temmuz 1993 tarihli Komisyon Yönetmeliği hükümleri esas alınarak, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 4/11/1999 tarihli ve 23866 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 5 Şubat 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Avrupa Birliği normlarına uygun 4458 sayılı Gümrük Kanunu, gümrük formalitelerinin asgariye indirilmesi, zaman kayıpları ve gereksiz harcamaların önüne geçilerek dış ticaret işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve özellikle ihracata dayalı sanayi için girdi niteliğindeki malların ekonomiye zamanında kazandırılması açısından çağdaş nitelikli hükümler ihtiva etmektedir. Ancak, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun temelini teşkil eden topluluk gümrük kodunun bazı maddelerinin zaman içerisinde değişikliğe uğramış olması nedeniyle, Avrupa Birliği mevzuatına uyum yükümlülüklerimizin kapsamında 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun topluluk gümrük kodunda 2700/2000 sayılı Konsey Tüzüğü’yle yapılan değişikliklere paralel olarak bazı maddelerinin değiştirilmesi, bazı maddelere de ilaveler yapılması gereği hasıl olmuş ve bu doğrultuda hazırlanan kanun tasarısı 12 Mayıs 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiştir.

Söz konusu tasarı yasalaşmayı beklerken, yürürlükte olan topluluk gümrük kodunu tesis eden 2913/92 sayılı Konsey Tüzüğü’nde 4 Mayıs 2005 tarihli Topluluk Resmî Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe giren 13 Nisan 2005 tarihli ve 648/2005 sayılı Avrupa Birliği Konsey ve Parlamentosu Tüzüğü’yle birtakım değişiklikler yapılmış ve bu değişikliklere uyum amacıyla kanun tasarısı taslağı hazırlanmıştır.

Söz konusu tasarı yasalaşmadan ve tasarı taslağı Başbakanlığa sevk edilmeden yasama döneminin sona ermesi nedeniyle, bu defa tasarı ve taslak birleştirilerek 4458 sayılı Kanun’un ulusal düzenlemelerimizi ihtiva eden maddelerinin uygulanması sırasında yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması, özellikle para cezası uygulamasına ilişkin hükümlerde tereddüt yaratmayacak ifadelerle daha açıklayıcı bir düzenlemeye gidilmesi hususları da göz önünde bulundurularak yeni tasarı hazırlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının getirdiği yeniliklerin anlaşılabilmesi için uluslararası ticaretin geçirdiği dönüşüme bakmak, bunları iyi okuyabilmek ve çözebilmek gerekiyor; bunun için de uluslararası ticaretin son otuz yıllık trendine göz atmak gerekiyor. Bu dönem içerisinde iki ana olgudan bahsedebiliyoruz. Birincisi, 1980’li yıllarda başlayan ticaretin serbestleştirilmesine yönelik adımların devasa boyutta artışı ve gümrük vergilerinin günden güne düşürülmesi. İkincisi, 11 Eylül 2001’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan olaylar nedeniyle ön plana çıkan emniyet ve güvenlik tedbirlerine ilişkin önlemlerdir.

1980-2001 dönemine baktığımızda, 1980’li yılların başından itibaren uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi yolunda atılan önemli adımlar, bölgesel ekonomik entegrasyonların genişlemesi ve derinleşmesi, ticarette tarife engellerinin kaldırılması ve hızlı teknolojik gelişmenin bir sonucu olarak dünya ticaretinin hızında ve hacminde “patlama” olarak nitelendirilebilecek bir artış gerçekleştirilmiştir.

Dünya Ticaret Örgütü kayıtlarına göre 1948’den sonra dünya üzerinde yetmiş altı adet serbest ticaret alanı yaratılmış, bunların yarısı 1990’dan sonra oluşturulmuştur. Yine Dünya Ticaret Örgütü tarafından yapılan çalışmaların sonuçlarına göre dünya ticaret hacmi 1995’ten sonra yüzde 8 artış göstermiştir. Bu artış aynı dönemde dünya üretiminden 4 kat fazladır.

Bu rakamlar ülke ekonomilerinin birbirlerine giderek daha fazla açıldığını ve ülkelerin dış ticaret politikalarının artık ulusal ölçekte değil, küresel ölçekte alınan kararlar ile şekillendiğini göstermektedir. Uluslararası ticarete taraf olan her ülkede ekonomi politikalarını belirleyen ve uygulayan kurumlar artık, bu kararların doğurduğu yeni oluşumlar ile karşı karşıyadır.

Yaşanan bu değişim gümrük idarelerinin geleneksel bazı işlevlerini azaltır veya ortadan kaldırırken yeni işlevler üstlenmelerini de zorunlu kılmaktadır. Gümrük idareleri dünyada kapalı ekonomilerin egemen olduğu dönem boyunca gümrük tarifeleri yoluyla iç pazarın ve yerli üretimin korunması ve vergi tahsilatı rollerini taşımışlardır. Ancak yukarıda belirtilen gelişmelerle birlikte gümrük idareleri bu rollerini giderek terk etmekte, dış ticaret politikalarının şekillendirilmesi ve uygulanmasındaki etkin rolleri ile ön plana çıkmaktadırlar. Bu gelişmeye uygun bir örnek olarak Türkiye'de gümrük vergilerinin toplam vergi gelirinin içindeki payının düştüğünü söyleyebiliriz.

Günümüzde “sınır” kavramı iki ülkeyi birbirinden ayıran bir çizgi olmaktan çok öte anlamlar ifade etmektedir. Gümrük idareleri artık bir yandan yasal dış ticaretin akışını hızlandıracak tedbirleri almak, bir yandan da yasa dışı eşya trafiğini ve kaçakçılığını engellemek gibi eş zamanlı olarak yerine getirilmesi çok zor olan iki yeni görevi üstlenmiş durumdadır. Gümrük idaresi artık bir futbol hakemi gibi değerlendirilmektedir: Sahadadır, oyunu yönetir, akışı kontrol eder ama varlığını mümkün olduğu derecede hissettirmez. Bu doğrultuda, bütün dünyada gümrük idareleri, idari performanslarını test ederek değişen uluslararası ticaret koşullarının getirdiği rekabeti taşıyabilecek modern ve esnek teşkilatlar kurmaya çalışmaktadırlar.

Dünya Gümrük Örgütünün, “Gümrüklerdeki Yeniden Yapılanma ve Modernizasyon Çalışmaları” konusunda, aralarında ülkemizin de bulunduğu ve toplam üyesi ülkelerin yüzde 27’sini oluşturan otuz sekiz ülke arasında yaptığı araştırma, yukarıda ifade edilen hususları açığa çıkaran sonuçlar içermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu araştırmaya göre gümrük idarelerini modernizasyon çalışmaları yapmaya iten üç önemli faktör vardır: Bölgesel entegrasyonların ve buna bağlı olarak ticaret hacminin artması, idari performansın gözden geçirilmesi ve teknolojideki hızlı değişim. İşte bu üç faktör gümrük fonksiyonunun yapısını ve niteliğini büyük ölçüde değiştirmiştir ve önümüzdeki yıllarda da değiştirmeye devam edecektir.

Araştırmaya katılan ülkelerin yüzde 75’i modernizasyona gitmelerindeki temel faktörün bölgesel entegrasyonların artması olduğunu ifade ederken yüzde 71’i için bu faktör uluslararası ticaret hızındaki artıştır. Araştırmaya katılan ülkelerin yüzde 60’ında ise gümrük reformu yapılmasını gerektiren temel faktör idarenin performansının gözden geçirilmesi olmuştur.

Gümrük idarelerindeki yeni yapılandırmalarda idari katmanlar giderek azalırken müşteri odaklı yapılanmalar ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmalarda, bir yanda yasal ticaretin kolaylaştırılmasını sağlayacak gümrükleme faaliyetleri ihdas edilirken öte yanda yasa dışı işlemlerin doğru hedeflenmesini ve tespit edilmesini sağlayacak bir örgüt yapısı oluşturulması amaçlanmaktadır.

Araştırmaya katılan gümrük idarelerinde modernizasyona gidilen alanların başında mevzuat gelmektedir. Gümrükler, yeni önceliklerine ve yeni rollerine uygun gümrük mevzuatlarını oluşturmaktadırlar. Mevzuattan sonra modernizasyona gidilen alanlar ise sırasıyla, bilgi yönetimi, muhafaza faaliyetleri, insan kaynakları ve organizasyon yapısıdır.

Sonuç olarak bu dönemin en önemli olgusu, gümrük idarelerinin bir “vergi otoritesi” kimliğinden daha çok “dış ticaret otoritesi” kimliğinin ön plana çıkmaya başlamasıdır.

2001 sonrası döneme baktığımızda, 11 Eylül olaylarından sonra ise yeni bir boyut eklenmiştir. Gümrük idarelerine ülkenin emniyet ve güvenliğine ilişkin tedbirleri sınırlarda almak görevi yüklenmiştir.

Bu amaçla, Amerika Birleşik Devletleri’nde gümrük idaresi, iç güvenlik dairesine bağlanmış, ardından Avrupa Birliğine de yayılacak olan emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınması izlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Avrupa Birliğinde 13 Nisan 2005 tarihli ve 648/2005 sayılı Avrupa Birliği Konsey ve Parlamentosu Tüzüğü yürürlüğe konulmuştur. Şu anda üzerinde görüşmelere başlayacağımız tasarının gümrük tekniğine ilişkin detayları dışındaki temel değişiklikleri de, söz konusu Tüzük’ün Avrupa Birliği üyeliğini gerektiren hususlar dışında kalan kısmının gümrük mevzuatımıza aktarılması yönündeki düzenlemelerdir.

Bunun önemli bir ayağı, emniyet ve güvenlik tedbirlerine ilişkindir. Burada gümrük iş akış süreçlerinin değiştirilmesi de söz konusudur. Bildiğimiz klasik anlamda, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi’ne getirilmesi, gümrüğe sunulması, özet beyan verilmesi, gümrük beyannamesi verilmesi şeklindeki iş akış şeması değişmiştir. Özet beyanın, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi’ne getirilmeden verilme zorunluluğu getirilerek özet beyan süreci iş akışında en başa alınmıştır. Bunun nedeni şu anda gümrük beyannamesi üzerinden yani eşya Türkiye Gümrük Bölgesi’ne getirildikten ve özet beyanı, gümrük beyannamesi verildikten sonra yapılan risk analizlerinin özet beyan üzerinden ve eşya gelmeden önce yapılabilmesini temin etmektir. Yani Türkçesi ile testi kırılmadan ya da “Geçmiş olsun.” demeden ülke güvenliğini, insan, hayvan, bitki sağlığını tehlikeye düşürebilecek, çevreye zarar verebilecek eşyanın ülkeye gelmesinin engellenmesidir.

Avrupa Birliği, uzunca bir süredir risk analizleri ile belirlenen ve yukarıda sayılan eşya dışında kalan eşyanın kontrolünü sınırda yapmamakta, bunu piyasa gözetim ve denetimi dediğimiz bir şekilde yurt içinde takip etmektedir. Ancak yukarıda sıralanan eşya gümrük kapılarında kontrole tabi tutulmakta idi. Şimdi bu eşyanın kontrolü eşya henüz ihraç ülkesindeyken yapılmakta ve eşya henüz araca yüklenmeden özet beyan üzerinden yapılan risk analizi sonucunda yükleme yapılmaması sağlanmaktadır. Bunun ülke güvenliğine, toplum sağlığına ve çevreye sağlayacağı yarar aşikâr olduğu için buna değinmeyip -kısıtlı zamanımız olduğunu göz önünde bulundurarak- şimdilik çok fazla detaya girmiyorum.

Diğer boyutları açısından bakılacak olduğunda, işlem akışının bu yönde değişimi asla bir zorlaştırmayı içermemektedir. Eşyanın yüklenmeden engellenmesiyle Türkiye Gümrük Bölgesi’ne getirilmesi önlenerek hem olası tehlikeler bertaraf edilmekte hem de yükümlü, eşyayı Türkiye'ye getirdikten sonra geri götürmek zorunda kalmak gibi önemli bir maliyetten kurtulmaktadır.

Eşyanın Türkiye'ye gelmeden risk analizine tabi tutulması, tabii olarak sınır kapılarında işlemlerinin çok daha hızlı ve güvenilir bir şekilde yapılması demek olacaktır. İşlem sürecinin kısalması, günümüzde zamanın önemli bir maliyet olduğu göz önünde bulundurulursa maliyetleri de düşürecektir.

Söz konusu Tüzük’ün ikinci önemli boyutu yetkilendirilmiş yükümlü müessesesidir. Bu uygulama, şu anda Gümrük Müsteşarlığınca yürütülmekte olan “gümrükçe onaylanmış kişi”, “yetkilendirilmiş gümrük müşaviri” gibi uygulamaların daha kapsamlısı olarak düşünülebilir. Sadece ithalatçı, ihracatçı ve gümrük müşaviri değil, gümrük işlemlerine taraf olan herkes -nakliyeci, taşımacı gibi- tabii ki sadece kendi görev alanı içerisinde kalmak kaydıyla, yetkilendirilmiş yükümlü statüsü alabilecek, yani gümrük işlemleriyle iştigal eden her kişi sadece kendi görev alanıyla sınırlı olmak ve belirlenen şartlara uygun olduğu belirlenmek şartıyla gümrük idaresince akredite edilecektir.

Yetkilendirilmiş yükümlü, gümrük sahasının tamamında yaptığı gümrük işlemleri çerçevesinde güvene layık ekonomik operatör olarak tanımlanabilir. Ekonomik operatör, mesleki faaliyetleri çerçevesinde gümrük mevzuatında belirtilen faaliyetlerle iştigal eden kişi olarak tanımlanmaktadır, gümrük mevzuatı açısından yükümlü. Bu bağlamda yetkilendirilmiş yükümlü de ithalatçı, ihracatçı, taşıyıcı, nakliyeci, gümrük müşaviri gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kişileri kapsamaktadır. Yetkilendirilmiş yükümlü rehberi ilkeleri uyarınca da, ekonomik operatör tanımı, gümrük mevzuatında belirtilen faaliyetlerin ifasını doğrudan ifa etmekle sınırlamamakta, bu bağlamda ihracata yönelik eşya üreten bir imalatçı, ihracat işlemleri başka bir kişi tarafından yapılsa dahi, yetkilendirilmiş yükümlü statüsü alma talebinde bulunabilmektedir.

Yükümlünün talebi üzerine gümrük idareleri üç çeşit yetkilendirilmiş yükümlü statüsü verebilirler. Bunlar; gümrük işlemlerinin basitlendirilmesine ilişkin hükümlerden yararlanmak üzere elde edilen yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, gümrük bölgesine giren eşyanın güvenliği ve emniyetinin sağlanması amacıyla yapılan gümrük kontrollerinin basitlendirilmesinden yararlanmasına ilişkin yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, hem gümrük işlemlerinin basitlendirilmesi hem de güvenlik ve emniyet amacıyla yapılması gereken gümrük kontrollerinin basitlendirilmesinden yararlanması amacıyla verilen yetkilendirilmiş yükümlü statüsüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tasarı ve gerekçesi incelendiğinde:

Avrupa Birliği mevzuatına paralel olarak, gümrükle ilgili bürokratik işlemlerin asgari düzeye indirilmesi amacıyla, veri işleme tekniğinin kullanılması (elektronik ortamda beyanname verilmesi) söz konusu olduğunda, gümrük idaresi tarafından talebi söz konusu olabilecek birtakım belgelerin eklenmemesine imkân tanınmasına,

1 Ocak 2010 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği mevzuatına uygun olarak ekonomik etkili gümrük rejimlerinin kullanım izni konusunda gümrük idarelerinin yetkili kılınması nedeniyle, özellikle dahilde işleme rejimi konusunda hâlihazırda Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve ihracat birliklerince yürütülen izin, uygulama ve taahhüt hesabı kapatılması işlemleri konusunda gümrük idarelerinin altyapı ve personel ihtiyacının karşılanmasına,

Avrupa Birliği mevzuatına paralel olarak, şartlı muafiyet düzenlemelerine tabi tutulan eşyadan elde edilen ürünün de aynı rejim hükümlerine tabi tutulması yönünde düzenleme yapılmasına,

Avrupa Birliği ortak transit uygulamalarına paralel olarak, transit rejiminde bireysel ve kapsamlı teminat uygulamaları ile güvenilirlik standartlarına sahip olan kişilere bu teminattan vazgeçme izni verebilmek suretiyle, maliyeti azaltıcı basitleştirilmiş uygulamalar getirilmesine,

Gümrük Müsteşarlığınca antrepo açılması izninin geçici ya da sürekli olarak geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar ile özel antrepo statüsü verilen gümrüksüz satış mağazalarıyla ilgili hususların yönetmelikle belirlenmesine,

Gümrük antrepolarının atıl kullanımının önüne geçilmesi amacıyla gümrük antreposu rejimine tabi olmamakla birlikte, antrepoya konulan serbest dolaşımdaki eşyaya uygulanacak hükümlere açıklık getirilmesine,

AB mevzuatına paralel olarak dâhilde işleme rejiminde geri ödeme sisteminin kullanılamayacağı hâller ile hariçte işleme rejiminde standart değişim sistemine izin verilmesine ilişkin koşulların açıklığa kavuşturulmasına,

Gümrük vergisine ilişkin muafiyet ve istisnaların Avrupa Birliği mevzuatında yapılan değişikliklere paralel olarak gözden geçirilmek suretiyle yeniden düzenlenmesi ve yerleşim yeri Türkiye dışında olan gerçek kişilerin Türkiye’de satın aldıkları veya kiraladıkları konutlarda kullanılmak üzere getirdikleri ev eşyasının gümrük vergisinden muaf tutulmasına,

Sadece doğal afetlerden zarar görenler için değil “kriz hâli” olarak tanımlanacak diğer hâllerde de yurt dışından gönderilecek yardım malzemelerinin gümrük vergisinden muafiyetinin sağlanmasına,

Gerçek bir kişiden diğerlerine gönderilen veya yolcu beraberinde gelen ve kanunda öngörülen muafiyet ve istisna tutarını aşan eşyaya, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek tek ve maktu bir tarifenin uygulanması suretiyle yolcu işlemlerinin hızlandırılması ve kolaylaştırılmasına,

Avrupa Birliği mevzuatında yapılan değişikliğe paralel olarak; eşyanın mahiyeti ve nihai kullanımı nedeniyle tercihli tarife uygulaması veya ithalat/ihracat vergilerinden muafiyetinin mümkün olduğu durumlarda, yükümlünün hileli bir davranışı ve ihmali bulunmaması ve gerekli şartları yerine getirdiğini ispat etmesi hâlinde, bu tercihli tarife ve muafiyetin uygulanmasına imkân tanınmasına,

Teminat alınmasının ihtiyari kılındığı durumlarda, gümrük idarelerine, şüphe duyulan hâllerde teminat istenebilmesi yetkisi verebilmesine,

Kanunen ödenmemesi gerektiği hâlde ödenen ya da tahakkuk ettirilmemesi gerektiği hâlde tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin yanı sıra para cezalarının da geri verilebilmesine imkân getirilmesi suretiyle yükümlü haklarını koruyucu düzenleme yapılmasına,

Gümrük vergilerinin kesinleşmesine ilişkin hususlara açıklık getirilmesi suretiyle uygulamada yaşanan ihtilafların ortadan kaldırılmasına,

Para cezalarının da gümrük vergileriyle birlikte karara bağlanıp tebliğ edilebilmesi, para cezalarının zaman aşımı süresinin gümrük vergileri için yapılan değişikliğe paralel olarak beş yıla çıkarılması, gümrük vergileri ile para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödenmesi ve tebliğ edilen gümrük vergileri ile para cezalarına ilişkin kararlara idari itiraz süresinin ödeme süresine paralel biçimde on beş güne çıkarılması suretiyle ödeme ve itiraz süreleri arasındaki farklılığın giderilmesine,

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Kızılcıklı (AK Parti, Bursa). “Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-kizilcikli-23-2009-06-18-gumruk-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisikl (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
