# Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Pekel (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mayıs 2003
- **Gündem:** CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127

> Sedat Pekel (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 1.146 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini Grup adına belirtmek için söz almış bulunuyorum.

Bugün, konuşmama, önce, hepimizin sevinmesi gereken 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin birkaç sözle başlayacaktım; ama, hemen o sevincimizi kursağımızda bırakan, gölgeleyen, Bingöl'de gece yarısı yaşanan ve yaklaşık 90 civarında yurttaşımızın yaşamını yitirdiği ve çok sayıda da yaralının bulunduğu depremle ilgili üzüntülerimi belirterek başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çevre, insanın ve diğer canlıların içinde yaşadığı doğal, yapay, kültürel, sosyal ortamdır. Canlıların nesillerini sürdürebilmeleri bu ortamın sağlıklı yaşama elverişli olmasına bağlıdır. İnsanın mutlu ve üretici olması, sağlık, eğitim, barınma, beslenme, istihdam güvenliğinin sağlanması kadar, içinde yaşadığı biyolojik, fizikî ve sosyal koşullara da bağlıdır. Geleneksel insan hakları, yaşamı sürdürülebilir kılmaya yetmemektedir. Geleneksel insan haklarıyla önlenemeyen çevreye yönelik saldırıların aşılmasında çevre hakkı karşımıza çıkar. İnsan, onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede, özgürlük, eşitlik ve yeterli yaşam koşullarına erişme temel hakkına sahiptir. Çevre hakkı, üçüncü kuşak haklar olan dayanışma haklarından olup, bugünkü ve gelecek nesillerin yaşam haklarını belirler ve savunur. Birleşmiş Milletler için çevre hakkı insan odaklıdır. Canlı yaşam haklarının merkezinde insan vardır. Oysa, tüm canlıların eşit yaşam hakkını savunan çevreci görüşler de vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükümetinin, Çevre Bakanlığını asıl amaç ve sorumluluklarından saptırmak isteği, Çevre Bakanlığını 21 inci Yüzyılın yeni ihtiyaçlarını karşılamaktan alıkoyup klasik görevlerde boğma hedefi, AKP Hükümetlerinin beş ayda hazırladığı üç hükümet programından açıkça anlaşılmaktadır.

29 Kasım 2002 tarihli 58 inci hükümet programı, 3 Ocak 2003 tarihli acil eylem planı, 24 Mart 2003 tarihli 59 uncu hükümet programının karşılaştırılması, giderek çevre politikalarının silindiğini ve çevreden kurtulma arzusunu açıkça ortaya koymaktadır. 21 inci Yüzyılın konusu olan çevre amaçlarına ulaşma arzusu AKP tarafından hiç hedeflenmemiştir.

AKP, çevre konusunun, bütün insan faaliyetlerinin -başta insan, canlı yaşamın içinde yaşadığı biyolojik, fizikî, sosyal, kültürel ortamın standartlarına bağımlı olduğunu bilmesine rağmen- bu koordinasyon ve denetimin, merkezî bir üst örgütçe, Çevre Bakanlığınca yapılmasını açıkça istememektedir.

Hem 58 ve 59 uncu hükümet programlarında hem de acil eylem planında, çevre konusu, oraya buraya, diğer sektörlerin arasına sıkıştırılmıştır.

58 inci hükümet programı, çevre politikaları konusunda daha iyiniyetli bir yaklaşım sergilerken, acil eylem planında çevre maalesef unutulmuştur.

59 uncu hükümet programında ise, çevre politikaları için, kararsız, tutarsız, kaçamak yaklaşımlar yapılmaktadır.

Bugün ise, Çevre Bakanlığında yapılmak istenen değişim, çağın değerlerini yansıtması gereken bir kurumun, icracı kurumlar arasında yok edilmesidir.

Çevre politikası, 58 inci hükümet programında şöyle yer almaktadır: "Çevre konusu, hükümetimizin duyarlı olduğu konuların başında gelmektedir. Doğal ve çevresel varlıklarımızı bozmadan korumak, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir coğrafya bırakmak için, her türlü tedbir alınacaktır. Kentli hakları ve kente karşı işlenen suçlar ile çevre hakkı konusunda halkın katılımı ve denetimi etkin bir biçimde sağlanacaktır." Buradaki nispeten açık çevre taahhütleri, 59 uncu hükümet programında tamamen terk edilmiştir.

Çevre hizmetleri, ağırlıkla, yerinden yönetim hizmetleridir; ancak, temel standartların konulması, koordinasyon ve denetim, merkezî hükümete aittir.

Çevre Bakanlığı, konusunda, diğer bakanlıkları koordine eden bir kurumdur.

58 inci hükümet programında, enerji, madencilik, ulaştırma, turizm sektörleriyle ilgili olarak "çevrenin bir değer ve maliyet unsuru olduğu" söylenerek çevre korumaya özen gösterileceği belirtilmişken, acil eylem planında, Çevre Bakanlığı, ilgili projelerde, işbirliği için bile, maalesef, unutulmuştur. 58 inci hükümet programında ulaştırma ve madencilik sektörlerinde yer alan çevre kaygısı, 59 uncu hükümet programında tamamen çıkarılmış, enerji sektörüne ise "çevreci nükleer santral" yapılacağı eklenmiştir. Nükleer santralın başına "çevreci" yazmakla çevreci nasıl olunuyorsa?!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sürdürülebilir kalkınma, Birleşmiş Milletlerin 1987 yılında kabul ettiği Ortak Geleceğimiz Raporunda "gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama olanaklarını yok etmeden bugünkü neslin ihtiyaçlarının karşılanması" olarak tanımlanır. Sürdürülebilir kalkınmanın 21 inci Yüzyılın anakalkınma stratejisi olması konusunda, 1992 Birleşmiş Milletler Rio Çevre ve Kalkınma Toplantısı ve 2002 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde, hep uluslararası görüş birliği oluşmuştur.

Sürdürülebilir kalkınma, temel çevre stratejisi olarak, 1987 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir. Avrupa Birliğinin 2010 yılına kadar uygulayacağı 6 ncı Çevre Eylem Planında da, temel çevre yönetim stratejisi, sürdürülebilir kalkınmadır.

Bizde ise, hükümet "sürdürülebilir kalkınma" ve "çevre" sözcüklerini 58 inci ve 59 uncu hükümet programlarında rastgele kullanmıştır. Uygulama ise şimdi iptal edilmektedir.

59 uncu hükümet programında "çevre sektörü" bölümünde, çevrenin, sermaye stoku olarak ele alınması gereken hava, ısı, su, mineral ve diğerlerinin ekonomik faaliyetin yapı ve kalitesini doğrudan etkilediği belirtilerek, söz konusu stokta değişim yaratan çevresel yapıda kötüye gidiş, gürültü, kirlenme ve değişim maliyetlerini belirlemek amacıyla sosyal refah ağırlıklı yaklaşımın geliştirileceği açıklanmaktadır. Bu ifadeden, uygulamada, çevre koruma maliyetlerinden kurtulunmak istendiği açıkça anlaşılmaktadır. 59 uncu hükümet programında, insan ve yaşam için çevre değerlerinin kararlılıkla korunması konusunda açık bir politika yer almamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi toparlar mısınız.

SEDAT PEKEL (Devamla) - Acil eylem planında, hükümetin, çevre korumasından ve sürdürülebilir kalkınmadan vazgeçtiği, çevreyle ilgili sorumlulukları yanlış bakanlıklara vermesinden veya Çevre Bakanlığını ilgili projelerde işbirliğine dahil etmemesinden bellidir. Örneğin, yerel yönetimler reformu çalışmalarında Çevre Bakanlığı unutulmuştur.

21 inci Yüzyılda belediyelerin en önemli sorunlarından biri atık yönetimidir. Su, hava, toprak standartları, alıcı ortam yönetimi Çevre Bakanlığının aslî görevlerinden olmasına rağmen, yerel yönetimlerle ilgili düzenlemelerde Çevre Bakanlığına işbirliği için bile, maalesef, yer verilmemiştir.

Plansızlık ve rastgelelik o düzeydedir ki, iki bakanlığın birleştirilmesinde Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü devam etmektedir; ama, acil eylem planında, ağaçlandırma seferberliği başlatılmasıyla ilgili Çevre Bakanlığı, maalesef, maalesef, yine unutulmuştur. AKP politikalarındaki bu çelişkinin takdirini, yorumunu sizlere bırakıyorum: Çevre Bakanlığı bizzat ağaçlandırma yapmamalıdır.

Acil eylem planı, çevre standartlarına dikkat edilmesi önkoşul olan enerji sektöründe, Çevre Bakanlığını işbirliği konumunda da göstermemiştir. Aynı durum madencilik bölümü için de geçerlidir. Zaten, madencilik politikası, AKP'nin çevre anlayışının en güzel kanıtlarındandır. Ulaştırma uygulamalarında da, 15 000 kilometre duble yol yapımı ve Ulaştırma Ana Planı çalışmalarında, Çevre Bakanlığı, maalesef, işbirliği yapılacak kurumlar arasında görülmemektedir.

Çevre Bakanlığı, sadece, yeni turizm kentleri oluşturulmasıyla ve tarımla ilgili işbirliği yapılacak 8 kurumdan biri olarak sayılmaktadır. Transgenetik bitkiler ve ekolojik ürünler konularında ve ekosistemin korunması çalışmalarında ise, asıl ilgili kurum olması gerekirken, işbirliği için kısmen hatırlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre Bakanlığı, koordine etmesi gereken pek çok sektörden birisi, orman uygulamaları içinde, maalesef, kaybedilmek istenilmektedir. Orman Bakanlığı, çok önemli bir bakanlıktır; ancak, ağırlıkla, icracı bir bakanlıktır. Orman, Çevre Bakanlığının sürdürülebilirliğini koordine etmekle sorumlu olduğu ekosistemlerden karasal ekosistemlerin bir alt unsurudur.

2003 yılı bütçesi itibariyle, 81 ilde teşkilatlanmış Çevre Bakanlığı, 43 trilyonluk bütçesiyle, en küçük bütçeye sahiptir. Bakanlık, ülke için malî bir yük oluşturmamakta, aksine, gelişmiş ülkelerin çevre kirliliğini bahane ederek yapabilecekleri ticarî engelleri aşmamıza da olanak sağlamaktadır.

Çevre Bakanlığının konusu olan çevre, genel yaşamı ve toplum yaşamını doğrudan etkileyen niteliğinden ötürü, canlıların yaşadığı doğal, yapay, kültürel, toplumsal tüm ortamları kapsar. Bu özelliği nedeniyle, ana konusu, su, hava, toprak biyosfer yönetimidir. Kırdan kente, üretimden tüketime, tarımdan sanayie, enerjiden turizme, dışticaretten kültüre, insan ve canlı yaşamı ilgilendiren, çağdaş standartları belirleyici ve denetleyici olan çevre yönetimi, sadece, orman köylüsünü odağına almaz, kırsal ve kentsel nüfusun tümünün yaşam standardıyla ilgilidir.

Özünde yaşama hakkı olan çevre hakkının devlet tarafından yaşama geçirilmesine dönük bir sorumluluk; ancak, tüm bakanlıkları, tüm yönetimi etkileyen bir kurumsallaşmayı gerektirir.

Böylesine, kapsamlı bir fonksiyonun, orman kapsamına hapsedilmesi sonucunu verecek bir düzenleme, çevrenin önemi ve kapsamının yeterince anlaşılmadığını göstermektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
