# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Pekel (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316

> Sedat Pekel (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 803 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 20 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; görüşlerime geçmeden önce, Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, hukuk sistemimizde kanunüstü düzenleme Anayasamızdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73 üncü maddesinde "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır" denilerek, yurttaşların vergi ödevi hüküm altına alınmaktadır. Anayasamız, herkesin, kendi bütçesine göre, yani, her yurttaşın, cebindeki parasına göre, kamu giderlerinin karşılanmasında katkıda bulunacağını belirtmiştir.

Kamu harcamalarını finanse etmenin en sağlıklı yolu vergidir. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi yok ve zaten, Anayasamız da, bu konuyu hüküm altına almıştır; ancak, ülkemizde vergi yükü çok ağırdır ve bu yük, işçimizin, memurumuzun, emeklimizin, dul ve yetimimizin, çiftçimizin, esnafımızın omuzlarına yüklenmiştir. Kapısını çaldığımız, girmek için ulus olarak mücadele ettiğimiz Avrupa Birliği üyesi bir ülkede yaşayan bir mükellef, ortalama 22 500 euro olan yıllık gelirinin 9 250 euroluk kısmını vergi olarak öderken, ülkemizde, ortalama 5 900 euro yıllık geliri olan bir mükellef gelirinin yaklaşık 1 600 eurosunu vergi olarak vermektedir.

Değerli milletvekilleri, yine bildiğiniz gibi, vergiler, bir ülkede, dolaylı ve dolaysız olarak iki şekilde alınmaktadır. Dolaysız vergiler gelir üzerinden alınmakta ve vergi adaletini sağlamada daha etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde, vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70'i ise dolaylı vergilerden sağlanmaktadır. Dolaylı vergilerin uygulandığı ürünlerin düşük gelirli yurttaşlarımızın bütçesindeki payı çok büyüktür. Ekonomik koşullar altında ezilen yurttaşlarımız, 100 lirasının 70 lirasını, dolaylı vergi yoluyla devlete vermektedir. İşte, bu durum, vergide adaletsizliği doğurmaktadır. Üzülerek belirtmeliyim ki, dolaylı vergide, maalesef, dünya şampiyonuyuz.

Verginin adaletli şekilde alınabilmesi için, vergiyle tanışmamış olanların üzerine gidilmesi gerekmektedir. Bunu, hükümete, bu kürsüden, defalarca söyledik; fakat, yapmadılar ya da yapamadılar. Kayıtdışı ekonominin boyutu, son dönemlerde, yüzde 60'lara ulaşmıştır. Hükümet, vergi toplamak için elini kolunu bağladığı işçiye, memura, esnafa, emekliye yöneliyor. Yurttaşlarımız, kendilerini sıkıntıya sokan bu uygulamalardan, belge düzeninin sağlıklı yapılmasıyla kurtulacak; vergi gelirleri artacak, çalışan ve emeklilerimize yüksek gelir ve tüm yurttaşlarımıza kaliteli hizmet olarak dönecektir.

Kayıtdışı ekonomiyi ise, kayıt altına almaya yönelik, geniş kapsamlı çalışmalar bir an önce yapılmalı, kayıtdışı konusunda başarılı ülkelerin projeleri örnek alınmalı; kayıtdışı ekonominin boyutu, makul bir düzeye mutlaka çekilmelidir.

Sayın milletvekilleri, çalışan bir kişinin, gıda, konut, giyim, sağlık ve kültür giderlerini karşılamak için, günün fiyatları üzerinden, asgarî düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanan asgarî ücret, yıllardır, çalışma hayatımızın en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Bugün, asgarî ücretle çalışan bir yurttaşımız, 226 000 000 lira kazanmaktadır ve asgarî ücretle yoksulluk sınırının altında yaşayan bu yurttaşlarımız mucize gerçekleştirmektedirler. İşverenimize, bir asgarî ücretlinin maliyeti 427 275 774 liradır; ancak, bu paranın, sadece 226 000 000 lirası çalışanının eline geçmektedir. Bu nedenle, asgarî ücret vergi dışı bırakılmalı, AKP Hükümeti, asgarî ücretle geçinen yaklaşık 20 000 000 yurttaşımız için bu fedakârlığı yapmalıdır. Esasen, hükümet, kayıtdışı ekonomiyi makul bir düzeye çektiğinde kaynak artacak, böylelikle, asgarî ücretten vergi alınmasına gerek kalmayacak ve anılan ücret, insanca yaşanılacak bir düzeye gelecektir.

Değerli milletvekilleri, mükellefin, vergi yükünün adil olmadığına inanması, psikolojik olarak, mükellefin vergi kaçırmasına neden olmaktadır; çünkü, böyle bir mükellef, vergi kanunlarının, diğerlerine göre kendisine daha adaletsiz uygulandığını düşünmekte ya da alternatif olarak, vergi kanunlarının vergi kaçakçılığı yoluyla ihlal edildiğine inanabilmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar, ekonomik ve psikolojik tahliller de bunu doğrulamaktadır. Aynı zamanda, vergi idaresi ve yargısına güven duyulmayan bir ülkede vergi kaybının önüne geçilmesi çok güçtür. Bununla birlikte, bir ülkede tahsil edilen vergilerin nerelere ve nasıl harcandığı da önemlidir. Türkiye, bugün, topladığı vergileri, batık bankaların açtığı karadeliklere vermekte, yolsuzlukların faturasının karşılığı olarak ödemektedir.

Sayın milletvekilleri, tasarının 20 nci maddesiyle 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan ifade değiştirilmekte "Bu dönemleri bir aydan az olmamak üzere yeniden tespit etmeye, vergi iadesinden mahsup edilmek üzere avans olarak ödeme yaptırmaya, vergi iade nispetini geçmemek üzere iade nispetinden ayrı olarak avans oranı belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir" denilmektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere, vergi iadesi nispetini geçmemek üzere, farklı bir avans oranı tespit etme konusunda Maliye Bakanlığı yetkilendiriliyor. Avans oranı konusunda maddede bir netlik olmaması, yani, tamamen Bakanlığın insafına bırakılması keyfî durumlar doğurabileceğinden, sakıncalıdır.

Vergi nispeti kadar ödemenin sürdürülmesi uygulamasının devamı gerekmektedir. Ayrıca, avans oranının belirtilmemesi nedeniyle, emeklilere yapılacak vergi iadesinin bir kısmının emekliler tarafından gecikerek elde edilmesi sonucu yaratılabilecektir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının gerekçesinde, ekonomik koşulların gerektirdiği bazı düzenlemeleri yapmak ve mükelleflerin veya devletin ihtiyaç duyduğu bazı iyileştirmeleri sağlamak üzere hazırlandığı söylenmekte ise de, yapılacak değişiklikler, ne yazık ki, geniş bir kesimi mağdur edecektir.

Bununla birlikte, belge düzenini sağlamak için 1985 yılında başlatılan vergi iadesi uygulaması nedeniyle, emeklisinden çalışanına, geniş bir yurttaş kitlesi fiş peşinde koşmakta, dönem dönem yapılan değişiklikler nedeniyle de sistem, âdeta, yap boz tahtasına döndürülmektedir. Bu sistemin bir an önce sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.

Sözlerime burada son verirken, Yüce Meclisi, tekrar, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
