# 2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri

> Sedat Uzunbay (CHP), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.500 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEDAT UZUNBAY (İzmir) – Sayın Başkan, gelir bütçesi üzerinde konuşma yapacak arkadaşımın süresinden yaklaşık 2 dakikayı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesi için ben kullanacağım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uzunbay.

CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2003 yılı bütçesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum; ayrıca, bugüne kadar izlenen enerji politikalarının yanlışlığını anlatabilmek için çaba sarf eden herkesi, enerji alanındaki tüm çalışanları ve elektrik, doğalgaz, akaryakıt fiyatları karşısında çaresiz kalan halkımızı ve sanayicimizi de saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri; enerji, ülkemizin gelişmesi, sanayileşmesi ve halkımızın gönencinin artırılmasında belirleyici bir etkendir. Enerjide planlama şarttır; üretimde keyfîliğe, bilimsellikten uzak talep tahminlerine, savurganca yatırımlara yer yoktur. Türkiye’de, enerji alanına planlı bir anlayışla yaklaşılmamıştır. Doğalgazın ve elektriğin pahalı olmasının en temel nedeni, geçmiş iktidarın yanlış enerji politikası ve doğalgaza ağırlık veren elektrik üretim tercihidir. Hidroelektrik ve linyit kaynakları gereğince değerlendirilmemiştir. Yurtiçi kömür, petrol ve doğalgaz aramaları durdurulmuştur. Bugün, zengin ve elektrik üretimine uygun linyit kaynaklarımız varken, kömürü de ithal eder durumdayız. Enerjiyi bir kamu hizmeti değil rant kaynağı olarak gören çarpık anlayış, hem elektriğin hem doğalgazın pahalı olmasına sebep olmuştur. 1990’lı yılların başından bu yana, yeterli ödenek verilmeyerek, hidroelektrik ve kömüre dayalı termik santral yapımı geciktirilmiştir. Türkiye, enerji yönünden darboğaza sürüklendikten sonra, yeterli yatırım yapılmazsa ülke karanlıkta kalır korkutmacasıyla, büyük ölçüde ithal doğalgaza dayalı, dışa bağımlılığı gittikçe artıran, kasıtlı bir enerji politikasıyla yönetilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bugün, en ucuz elektriğin üretildiği birçok hidroelektrik ve kömüre dayalı termik santralda üretim düşürülmüştür. Şimdi, ucuza üretebileceğin elektriği üretmeyeceksin, pahalıya ürettiğin elektriği üretmeye devam edeceksin ve bunu durdurma basiretini gösteremeyeceksin. Böyle bir şey kabul edilemez. Üretim doğalgaza kaydırıldı; çünkü, doğalgaz taahhüdün var, almazsan, almış gibi ödeyeceksin. Kullanmadığımız halde, 2001 yılı için, Rusya’ya ve İran’a yüzmilyonlarca dolar ödedik. Elektrik üretiminde doğalgaz payı, komşumuz Yunanistan’da, 2000 yılında yüzde 23,8 iken, Türkiye’de, 2000 yılında yüzde 37, 2002 yılında yüzde 50 civarındadır ve bu rakam, gittikçe artmaktadır. Ülkeyi gittikçe artan bir şekilde dışa bağımlı hale getiren bu yanlışlara, bugüne kadar, AKP hükümetleri de “dur” deme cesaretini gösterememiş, aynen devam etmektedirler.

Sayın Bakan, bakanlık görevine geldiği günden bu yana hiçbir icraat yapamayıp, sadece yakınmıştır. Sayın Bakan, siz icra makamısınız; yakınma makamı değil. Bir yanlış görüyorsanız, müdahale edeceksiniz ve durduracaksınız. Politikanız ne ise onu uygulamaya koyacaksınız. Politikanız bunu değiştirmek ise, ne zaman yapacaksınız? Yoksa, diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da, hiçbir hazırlığınız yok da yeni mi öğreniyorsunuz?! Politikamız, ucuz elektrik vaadinden vazgeçtik, izlenen politikalara devam etmektir diyorsanız -ki, bugüne kadarki icraatlarınızdan bu anlaşılıyor- bunu bilelim. Bu gerçeği, pahalı elektrik ve doğalgaz kullanmak zorunda kalan herkes bilsin. Size oy veren, rekabet gücü elinden alınmış sanayicimiz, esnafımız, çiftçimiz, çalışanımız ve emeklimiz bilsin. Bugüne kadar, hiçbir kaynak yaratamadan, ucuzlatacağınızı söylediğiniz her şeye -mazota, doğalgaza ve elektriğe- zam yaptınız, vergi koydunuz. Bu konuda, cumhuriyet hükümetleri içinde, dört ay gibi kısa zamanda, tüm rekorları ele geçirdiniz ve her geçen gün bu rekorları yeniliyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanımız demeç veriyor; Türkiye’de elektriğin yüzde 44’ünü tüketen 100 000 sanayi ve ticaret abonesini takibe aldık; kaçak elektrik kullananların üzerine gidiyoruz diyor. Bu zaten senin görevin Sayın Bakan; bunu yapacaksın, yapmalısın! Enerji Piyasası Kurulu Başkanı da, ben bu kayıp kaçak hesabına akıl erdiremiyorum; her defasında hesaplar değişiyor anlamına gelecek açıklamalar yapıyor; yani, o bile emin değil. Türkiye’de, elektrikte kayıp kaçak oranının yüzde 23 civarında olduğunu kabul edelim. Bu kayıp, kaçak demek, iki adet Keban Santralının ürettiği elektrik demektir. Bu kaçak, yaklaşık 1,5 milyar dolar demektir. Bu kayıp kaçak demek, orta halli bir ailenin cebinden her ay 10 ilâ 12 milyon lirayı farkında olmadan almak demektir.

Değerli arkadaşlar, santraldan şebekeye olan kaybı sıfıra indiremezsiniz. Santral, hat, trafo merkezleri, şehirlerdeki şebeke kayıpları, ibadethaneler ve şehir aydınlatmaları yüzde 15 civarında tutmaktadır. Bu yüzde 15’in üzerindeki değerleri kayıp olarak kabul ediyorsanız eğer, gereken yatırımı yapmıyorsunuz demektir. Eğer kaçak olarak kabul ediyorsanız görevinizi yapmıyorsunuz, kaçağı yakalayamıyorsunuz demektir.

Biz, elektriğin ve doğalgazın ucuz olmasını, ucuzlatılmasını, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızdan daha çok istiyoruz, buna emin olabilirsiniz; hem de sadece Ege’de, Marmara’da değil, ülkemizin her tarafında.

Kurul, tek tip tarifeden vazgeçerek bölgesel tarife ya da il bazında tarife uygulayacakmış. Bununla, sanayi elektriğini Ege’ye 96 000 liradan, Hakkâri’ye de 278 000 liradan satacakmış. Ege ve benzeri yerlerdeki elektrik fiyatını Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak uygun bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Ancak, ülkenin elektrik ihtiyacının hem yarısından fazlasını hem de en ucuzunu üreten Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine üç katı daha fazla fiyatla satılmasına karşı çıkıyoruz, işte, bunu, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kabul etmiyoruz. Bunun neresi adalet, bunun neresi kalkınma, bunun neresi ak?

Bu sistem, uygulanmak istenen şekliyle Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır ve kaçak kullanımı daha da artıracaktır; ama siz, bizi değil, başkalarını dinlersiniz; yakında IMF veya Dünya Bankasının bir yetkilisi çıkar Hakkâri’deki elektrik tarifesinin sizin istediğiniz gibi olmayacağını söylerse, bundan hemen vazgeçersiniz.

Değerli milletvekilleri, elektrikte ucuzlama sadece kayıp, kaçak durumuna göre hesap yaparak ve bunun faturasını halka çıkararak sağlanamaz. Doğalgazı pahalıya alıyorsun, bu pahalı doğalgazla, yabancı – yerli ortaklıklara doğalgaz elektrik santralı kurdurmuşsun; elektrik almazsan, almışsın gibi ödeyeceğini de taahhüt etmişsin. Kamunun işlettiği doğalgaz santrallarının kilovat/saat maliyeti 4 sent civarında, özel sektörün işlettiği doğalgaz santrallının kilovat/saat maliyeti 11 sent. TEAŞ, özel sektörden 11 sente aldığı elektriği TEDAŞ’a 4 sentten satarak, 2000 yılı için 800 milyon dolar zarar etti. Bu zarar, 2002 yılı için yaklaşık 1 milyar dolardır. Elektriği ucuzlatmak istiyorsan, önce bunlardan başlayacaksın Sayın Bakan.

Elektriğin en ucuz olduğu yer, onun üretildiği yerdir. Elektrik santralına yakın olduğu için, hatlarda kaybolan elektrik daha azdır. Bir şeyi fabrikasından alırsanız, en ucuza alırsınız. Aldığınız yer, üretilen yere uzak ise ulaşım ya da nakliye masrafı ilave edilir ve maliyet yükselir. Keban’da üretilen elektrik maliyeti yaklaşık 1 senttir. Bu tekniğe göre, o çevrede elektrik, Türkiye’de en ucuz elektrik olmalıdır. Keban’da üretilen elektriği en pahalıya bu bölgeye satmak, adil bir davranış değildir.

Sayın Bakan, bu bölgede kabul edilebilen değerin üstündeki kayıpları önlemek, tahsilatı yapmak ve kaçağı önlemek lazım. Bu, sizin göreviniz. Hem görevinizi yapmayacaksınız hem de kaybı, kaçağı halka yükleyeceksiniz!.. Görevinizi yapın, borcunu ödeyen insanlara niye ek yükler çıkarıyorsunuz?! Niye, benim orta halli bir ailem, ayda 10 000 000-12 000 000 kaçak parası ödesin, yazık değil mi?!

Sayın Bakan, elektriğin pahalı olmasının sebebi olarak, sadece TRT’yi gördünüz ve yüzde 3,5 olan bu payı yüzde 2’ye indirdiniz. Bu devede kulaktır. Devletin radyosu ve televizyonunu işlevsiz hale getirecek her türlü davranıştan kaçınmalısınız ve onun karşılaşacağı ekonomik sıkıntıları, mutlaka karşılamalısınız.

Enerji politikamız, enerjinin verimliliğini artırmak, yoğunluğunu azaltmak ve tasarrufuna özen göstermek olmalıdır. Çağdaş enerji politikalarında hedef, yalnızca kişi başına kullanılan enerji miktarını artırmak değil, en az enerji harcamasıyla en fazla enerji üretecek ve tüketecek sistemi kurabilmektir.

Ülkemizin enerji politikasını oluşturmak için çıkarılan yasaları, günün ve ülkenin koşullarına ve çıkarlarımıza uygun bir şekilde yeniden düzenlemeliyiz.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunda, tüketiciler, sanayi ve ticaret odaları ile ilgili meslek odaları temsil edilmelidir. Bu kurulun, mutlaka yargısal denetime tabi olması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, yerli ve yabancı sermayeyle, 1995’ten bu yana, yap-işlet-devret modeliyle doğalgaz, küçük hidroelektrik ve rüzgâr santralları kurulabilmiştir, termik ve büyük hidroelektrik santralı kurulamamıştır. Üstelik, bu yatırımlar için kullanılan dış krediye Hazine garantisi, kullanılan doğalgaz için BOTAŞ’tan doğalgaz temin garantisi, üretilen elektrik için TEAŞ’tan satın alma garantisi verilmiş olup, bunların tahkim hakları da vardır.

Her türlü garanti varken, yerli özel yatırımcıların elektrik piyasasında yer almaları sınırlı düzeyde kalmıştır. Elektrik sektörünün tamamen liberalleşmeye açılmış olmasına rağmen, sermaye birikiminin yetersizliği nedeniyle 1995’ten bu yana, özel şirketlerin sektördeki payları yüzde 30-35 seviyesine ulaşmıştır. Her türlü garantisi olan bu özel şirketler, kamunun dışında kurulacak hangi şirketle rekabet edebilecektir? Şimdi, garantiler olmaksızın, yerli yatırımcıların sektöre katkıları olamayacaktır.

Büyük ümitlerle kurulan serbest elektrik piyasası, şimdiden kilitlenmiştir, çalışamaz bir durumdadır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, serbest rekabet yoluyla elektrik fiyatlarını düşüremeyeceğini anlamıştır. Kurul, elektrik fiyatlarını ucuzlatabilmek için özel şirketlerden jest yapmalarını, yani sattıkları elektrik fiyatlarında indirim yapmalarını rica etmiştir.

Bugün için 10 milyar kilovat saat elektrik üretim fazlamız vardır; ancak, bu süreyi çok iyi değerlendirmeliyiz. Çevre dostu ve temiz enerji kaynakları olan rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle ve hidrojeni olabildiğince hızla ve etkin bir biçimde değerlendirmeliyiz.

Nükleer enerjide bugünkü teknolojik düzeyle işletme emniyeti sağlanamamıştır. Nükleer atıkların tehlikesiz bir biçimde depolanması ve saklanması son derece zor ve pahalıdır. Birçok ülke bu nedenlerle nükleer enerji santralı yapımından vazgeçmiştir. Bizim için doğal kaynaklarımızın öncelikle değerlendirilmesi ve nükleer enerji konusunda ar-ge çalışmalarının içinde yer alarak ve bu konudaki teknolojik çalışmaların sonucunu beklemek en uygun yöntem olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de linyit ve hidrolik potansiyelin sadece üçte 1’lik bir bölümü kullanılmaktadır. Yaklaşık 50-55 milyar kilovat saat küçük hidrolik potansiyel vardır.

Ülkemizin rüzgâr haritaları çıkarılmıştır, bunları öncelikle değerlendirmeliyiz.

Küçük ve orta ölçekli hidroelektrik santralı ile rüzgâr santralları yapımında yerli girişimcilerimizin katkısını sağlamak için bazı kolaylıklar getirilebilir. Hidroelektrik ve rüzgâr santralları için gereken türbin, jeneratör ve diğer imalatı yurt içinde gerçekleştirelim ve teşvik edelim; bunun örnekleri vardır.

Santralların devir süresini 20 yıl yerine, daha uzun süreli kabul edelim, ön etüt ve fizibiliteleri kamu eliyle gerçekleştirelim.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi, seçim meydanlarında, iktidara geldiklerinde, yolsuzlukların üzerine gideceğini söylemişti. Ulusal çıkarlarımızı ve kamu yararı gözetmeyen anlaşmaları, tüm eleştirilere rağmen, âdeta meydan okurcasına imzalayanlara, bugüne kadar hiçbir yaptırım uygulanmaması, inanılmaz ve kabul edilemez bir anlayıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
