# Petrol kanunu tasarısı ile sanayi, ticaret, enerji, tabii kaynaklar,bilgi ve teknoloji komisyonu raporu (s.s.1041)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim
- **Tarih:** 11 Ocak 2007
- **Gündem:** PETROL KANUNU TASARISI İLE SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR,BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU RAPORU (S.S.1041)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c144/b049/tbmm221440490204.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2007-01-11-petrol-kanunu-tasarisi-ile-sanayi-ticaret-enerji-tabii-kaynaklar-bi

> Sedat Uzunbay (CHP), 11 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PETROL KANUNU TASARISI İLE SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR,BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU RAPORU (S.S.1041)); konuşma 1.705 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1041 sıra sayısıyla bastırılarak dağıtılan Petrol Yasa Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, petrol sektörü dünyamızda en önemli stratejik ve ileri teknoloji gerektiren bir sektördür.

Dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında yüzde 37 gibi önemli bir paya sahip olan petrol, ülkemizde de, yüzde 43'lük oranıyla enerji tüketiminde birinci sırada gelmektedir.

Enerji tüketimi hızla artan Türkiye'nin enerji arz güvenliğini temin etmesi en önemli önceliğidir. Ekonominin temel girdisi olan enerji ve onun temel bileşenleri olan petrol ve doğal gaz arz güvenliği, ülkemiz enerji politikasının bel kemiğini oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 2005 yılında toplam ham petrol ihtiyacının 2,3 milyon tonu, yani, yüzde 7,1'i yerli üretimle karşılanmıştır. Ülkemizde 2005 yılında ham petrol üretiminde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının payı, 1,57 milyon ton ile yüzde 69 olup, yıl sonu itibarıyla 752 kuyudan üretim yapılmaktadır.

Enerji Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde 946 milyon ton petrol rezervimiz vardır. Bunun 163 milyon tonluk bölümü işletilebilir rezerv olarak kabul edilmektedir. Bu rezervlerin bugüne kadar yüzde 75'i, yani, 122 milyon tonu kullanılmıştır. Bu durum, yeni rezervlerin bulunamaması hâlinde, doğal gazın yanı sıra, petrolde de tamamen dışa bağımlı hâle geleceğimizi göstermektedir.

Yine, Enerji Bakanlığı verilerine göre, 1954 yılından bugüne kadar ülkemizde açılan 3 097 adet arama, tespit ve üretim kuyusundan 2 100 tanesi, yani yüzde 68'i Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından açılmıştır. Bu rakamlar, yerli ve yabancı petrol şirketlerinin ilgisinin hangi boyutlarda olduğunun bir göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda 20 bin yeni kuyu açılıyorken, ülkemiz genelinde, maalesef, yılda ortalama sadece 60 petrol kuyusu açılabilmektedir. 6326 sayılı Petrol Kanunu'nun kabul edildiği 1954 yılından bugüne kadar 196 yabancı ve 27 yerli şirket arama faaliyetlerine katılmıştır. Bugüne kadar, yabancı şirketler, birçok bölgede arama ve işletme ruhsatları olmasına rağmen petrol aramayıp bulunan kaynakları işletmeyi de ciddiye almadıklarından Türkiye'ye gelmemişler, petrol üretimimizin artmasına değil, kolayca bulunup işletilebilecek kaynakların atıl kalmasına sebep olmuşlardır.

Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan raporlara bakıldığında, 2000 yılı itibarıyla yabancı petrol şirketlerinin ellerindeki toplam ruhsat sayısı 206'dır. Petrol sahalarının büyük bir bölümünü elinde bulunduran yabancı petrol şirketlerinin üretimdeki payı ise sadece yüzde 31 'dir. Toplam yurt içi üretimin yüzde 69'unu gerçekleştiren Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının elinde ise sadece 126 ruhsat vardır.

Bugüne kadar yapılan çalışmaların büyük bir kısmı, devletin kıt kaynaklarından ayırabildiği imkânlarla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından gerçekleştirilebilmiştir.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının 2004 yılı sonu itibarıyla saha jeolojisi etütlerindeki payı yüzde 68, jeofizik etütlerdeki payı yüzde 73 ve ortak sahalar hariç, sondaj faaliyetindeki payı kuyu adedi olarak yüzde 67'dir.

Değerli milletvekilleri, petrol sektöründe ülkelerin arama faaliyetlerini kendi ülkelerine çekmek için bir rekabet ortamı içinde oldukları bilinmektedir. Arama yatırımlarının gerektirdiği teknoloji ve bilgi birikimini kendi ülkelerine çekebilmek için, ülkeler, var olan politik riskleri, hukuk düzenine saygınlığı, jeolojik riskleri ve yatırımcıların diğer beklentilerini de göz önüne alarak, belirli teşvikler getirmekte, belirli tedbirleri almaktadırlar. Jeolojik risk oranının azaldığı ülkelerde devletin petrol üretiminin aldığı pay artırılmakta, arama faaliyetini teşvik etmek isteyen ülkelerde ise petrol şirketlerine daha fazla pay vererek ülkeler arası rekabet ortamı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, petrolde dışa bağımlılığın azaltılarak, ihtiyacın olabildiğince kendi doğal kaynaklarımızdan karşılanmasının tek yolunun petrol arama faaliyetlerini artırarak, yeni sahaların keşfedilip üretime alınmasıyla olacağı açıktır. Ülkemizin büyük ihtiyaç duyduğu önemli enerji kaynaklarından olan petrol ve doğal gazın kendi öz kaynaklarımızdan sağlanması öncelik olmalıdır. Petrol fiyatlarında son zamanlarda gözlenen artışlar, Türkiye'nin petrol faturasının gittikçe artacağının da bir göstergesidir; ancak, konuya yüksek petrol fiyatları yönünden bakıldığında, yüksek petrol fiyatlarının cazipliği nedeniyle, yabancı yatırımcıların daha fazla risk alarak, daha fazla arama yatırımı yapması olasılığını da artırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin ham petrol ve doğal gaz arama ve üretim politikalarının belirlendiği, kaynakların değerlendirilmesinde siyasi tercihlerin yapıldığı bu tasarıyla getirilen düzenlemeler bu aşamada büyük önem kazanmaktadır. Bu tasarıyla, sektöre birçok teşvik getirilmekte ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yeni ve çok önemli görevler üstlenmektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki konumuyla diğer bölge ülkelerinden farklı dinamiklere sahiptir. Türkiye, dünya toplam petrol rezervinin yüzde 65'inin bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. Türkiye'nin ham petrol ve doğal gaz üreten ülkeler ile tüketen ülkeler arasında transit ülke konumunda olduğu bilinmektedir. Bu konumun getirdiği avantajı çok iyi bir şekilde kullanarak, Türkiye'nin bu endüstride önemli bir oyuncu hâline dönüşmesi gerekmektedir. Transit ülke olmanın avantajları arasında, transit taşınan gaz veya petrolden Türkiye'nin ihtiyacının daha ucuz olarak karşılanabilmesi olasılığı da vardır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de petrol, Orta Doğu ülkelerinde olduğu gibi, yüzeye yakın noktalarda değil, 3 ila 6 bin metre derinlikten çıkarılabiliyor ve bu iş ciddi bir maliyet ve teknoloji kullanımını gerektiriyor.

Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen, deniz aramaları konusunda da ciddi bir başarı elde edilememiştir. Bu başarısızlığın başlıca nedeni olarak, deniz aramalarının kara aramalarına kıyasla daha pahalı olması ve ileri teknoloji gerektirmesidir. Değerli milletvekilleri, bu Petrol Kanunu Tasarısı ile kara ve deniz alanları için farklı ruhsat süreleri belirlenmiş, arama ruhsatlarından alınan devlet hakkı kaldırılmış, üretilen petrolden alman devlet hissesi marjinal sahaların, ağır petrolün ve denizlerdeki üretimin teşviki için kademeli hâle getirilmiştir. Ayrıca, KDV ve ÖTV muafiyetleri tüm arama ve üretim faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletilmiş, damga vergisi ve kurumlar vergisinde bazı düzenlemeler yapılmıştır. Genel olarak, sektörün konuya ilişkin tüm önerileri dikkate alınmıştır.

Petrol sektöründeki yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde, piyasa kanunlarıyla önceden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bazı görevler Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna devredilmiştir. Bu Petrol Kanunu Tasarısı'yla Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne ek sorumluluklar ve görevler getirilmektedir. Oluşacak bu yeni duruma uyum sağlanabilmesi için Petrol İşleri Genel Müdürlüğü teşkilat yapısının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu dönemde, petrol ve doğal gaz üreten, tüketen ve transit ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık ve "kazan kazan" ilkelerine dayalı bir sistem geliştirilmektedir. Avrupa ve Uzak Doğu'da yer alan büyük tüketici ülkeler, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika'daki kaynakları kendi bölgelerine çekmek için yoğun bir çaba içindedir. Bu konjonktür içerisinde, ülkemiz, artan tüketimini karşılayacak kaynakların diğer tüketicilere doğru akacağı güzergâh üzerindeki konumuyla tarihî bir avantaj yakalamıştır. Bu avantajlı durumdan en yüksek katma değeri çıkarmak, ülkemiz kurum ve kuruluşlarının tam, eksiksiz, sürekli bir koordinasyon ve iş birliği kurmalanyla mümkün olabilecektir.

Ülkemizin tek, paylaşılmış ve ortak bir enerji stratejisine ihtiyacı vardır. Bu amaçla, Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başkanlığında ilgili tüm kurum ve kuruluşların bir araya geleceği ve temel vizyona yönelik hedefler, stratejiler ve uygulamaların belirleneceği ve takip edileceği bir konsey mutlaka kurulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, burada Güneydoğu Anadolu'da bazı arama faaliyetlerine ve önemine değinmek istiyorum.

Mardin'in Nusaybin ilçesinde yaklaşık 3,5 milyon dönümlük arazide petrol aramaya başlayan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, elde ettiği bulgulara göre, bölgede ciddi bir petrol rezervi vardır. Bunu iki tespitle örneklemek istiyorum:

Birinci tespit: Sayın Bakanımızın Mardin-Nusaybin sahaları ile Suriye sınırı civarında açılan petrol kuyularındaki rezervin yaklaşık 87 milyon ton, yani 561 milyon varil olduğunu açıklıyor ve bu alanlarda arama ve sondaj faaliyetlerinin devam ettiğini ayrıca belirtiyor.

Diğer bir tespit ise: Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde petrol çıkartan bir özel şirketin arama grubu başkanı oldukça iddialı konuşuyor: "Mardin'in güneyinde, Ceylanpınar-Mardin-Cizre üçgeninde, Suudi Arabistan'da çıkan petrol kalitesinde rezervler olduğunu tespit ettik. Bunu sismik ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Uzunbay, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun efendim.

SEDAT UZUNBAY (Devamla) - Sayın Başkan, süre on beş dakika değil miydi?

BAŞKAN - On dakika.

SEDAT UZUNBAY (Devamla) - Grup adına on dakika mı?

BAŞKAN - Evet. Neyse, ben size bir dakika daha ilave edeyim.

Buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - İki dakika daha verin Sayın Başkan.

SEDAT UZUNBAY (Devamla) - Teşekkür ederim. "Mardin'in güneyinde, Ceylanpınar-Mardin-Cizre üçgeninde, Suudi Arabistan'da çıkan petrol kalitesinde rezervler olduğunu tespit ettik ve bunu sismik ve gravite çalışmalarıyla ortaya koyduk. Tespitlerimize göre bu bölgede günde 1 milyon varil petrol çıkarmak mümkün." diyor. Bunlar, çok önemli ve dikkat çekici tespitler.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının son bir senede 7 kuyu açtığı bu sınırın Suriye tarafında 100 kuyu faaliyet gösteriyor ve bunlardan günde 600 bin varil petrol çıkarılıyor. Bu rakam, Türkiye'nin günlük tüketiminin yaklaşık yüzde 85'ine denk geliyor. Bu verilerden hareketle, bu bölgenin çok önemli bir bölge olduğu ortadadır. Bu bölgeyle ilgili olarak son zamanlarda yaşadığımız birkaç önemli olay var. Bunları sizlere tekrar hatırlatmak istiyorum.

Bunlardan birincisi, bu petrol bölgesi içinde olan mayınlı arazilerle ilgili olarak, kısa bir süre önce mayınların temizlenmesi karşılığında organik tarım yapmak için Maliye Bakanlığı tarafından ihaleye çıkılmıştı ve Cumhuriyet Halk Partisinin etkin muhalefeti sonucunda, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ihale iptal edilmişti; bu, önemli bir olaydı.

Diğer önemli olay ise, AKP Hükümeti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilen 1 Mart Tezkeresi'ne göre, Amerikan Ordusu bu bölgeye yerleşecekti; bu da çok önemli başka bir olay.

Değerli milletvekilleri, bugünlerde Irak'ta yaşanan Amerikan ve İngiliz firmalarının petrol paylaşımlarından, insanın aklına, ister istemez, hemen 1 Mart Tezkeresi ve mayınlı arazinin temizlenmesi ihaleleri geliyor. 1 Mart Tezkeresi'nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde reddedilmiş olmasının ve mayınlı arazilerin temizlenmesi ihalelerinin iptalinin ne kadar önemli ve doğru kararlar olduğu, bu yönüyle de bir kez daha ortaya çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, petrol şirketlerinin menfaatleri gereği bilimsel gerçekleri nasıl çarpıta- bildiğine ilişkin birkaç örnek vermek isterdim, ama, sürem çok sınırlı. Ancak, buralardan sadece ve son örneğim olan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla ilgili olarak yaşanan bir örneği aktarmak istiyorum. Bu hattın kuruluşu sırasında, İngiliz Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü, hattın yapımından önce Hazar bölgesindeki petrol rezervlerinin abartıldığını, bölgede en fazla 35 milyar varil petrol olduğunu söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, buyurun, tamamlayın konuşmanızı. Madem on beş dakikaya göre ayarladınız kendinizi, buyurun efendim.

SEDAT UZUNBAY (Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Amerika Enerji Bakanlığına göre ise, bölgedeki rezervler bu İngiliz Müdürün söylediği rakamın tam 7 katı. İngilizlerin bilimsel verileri neden çarpıttığı kısa bir süre sonra anlaşılıyor ve hattın yapımında bir İngiliz petrol şirketinin lider konuma gelmesinin hemen ardından, sözde bu yanlışlık da düzeltiliyor.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar bu hikâyelere benzer birçok hikâyeyi ülkemiz içinde de dinledik. Bu hikâyelerin ne kadar doğru olduğunu da bundan sonra hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Bu Petrol Yasa Tasarısı'yla, cumhuriyet tarihindeki ilk Petrol Kanunu olan 1926 yılında çıkarılan 725 sayılı Kanun'dan bugüne kadar seksen yıllık bir süre geçmiştir. Bu, Türkiye petrol sürecinde yeni bir aşamaya gelinmiştir, bir önemli dönüm noktasıdır. Bundan sonraki gelişmeleri aynı duyarlılıkla takip edeceğimizi belirtmek istiyorum ve Sayın Bakanımızın değişik vesilelerle hidroelektrik potansiyelle ilişkili olarak söylediği işte "Sularımız şırıl şırıl akıyor, akıp gidiyor, onları seyrediyoruz." ifadeleri vardı ve daha sonra bu projelerin, hidroelektrik potansiyelin değerlendirilmesi için hazırlanan projelerin olduğunu ifade etmişti. Umarım, bu Petrol Yasa Tasarısı'yla ülkemizde çıkarılacak olan petrole de, sulara baktığımız gibi şırıl şırıl bakmayız.

Bu düşüncelerle, yasamızın ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir). “Petrol kanunu tasarısı ile sanayi, ticaret, enerji, tabii kaynaklar,bilgi ve teknoloji komisyonu raporu (s.s.1041)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 11 Ocak 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2007-01-11-petrol-kanunu-tasarisi-ile-sanayi-ticaret-enerji-tabii-kaynaklar-bi (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c144/b049/tbmm221440490204.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
