# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1369)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Nisan 2007
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1369)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900024.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2007-04-18-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1369

> Sedat Uzunbay (CHP), 18 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1369)); konuşma 1.177 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekili ağabeyim Sevgili Ali Dinçer'i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Ali ağabeyime Tanrı'dan rahmet, ailesine sabırlar, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubuma ve milletvekillerimi- ze, tüm Cumhuriyet Halk Partililere, Meclisimiz çalışanlarına ve tüm yurttaşlarımıza başsağlığı diliyorum; ülkemize ve partimize yaptığı hizmetler için minnetimi sunuyorum. Ali ağabeyimin insanlık ve siyaset anlayışı, bize daima örnek olmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Anıları önünde bir kez daha saygıyla ve minnetle eğiliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1369 sıra sayısıyla bastırılan ve dağıtılan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifı'nin 4'üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teklifteki bu madde ile 1053 sayılı Kanun'un adı "Belediye Teşkilatı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun" olarak değiştirilmek istenmektedir. Bu durumda, kamu yatırım programında yer almak şartıyla, nüfusu ne olursa olsun, belediye teşkilatı olan yerlerin içme, kullanma ve endüstri suyunun temini hizmetleri için gelecek yıllara yayılacak taahhütlere girişmeye Devlet Su İşleri yetkili kılınmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Su İşleri, su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesinden sorumlu ana kuruluştur; bir ayağı tarım sektöründe, diğer ayağı enerji sektöründedir. Devlet Su İşlerinin 2007 yılı yatırım miktarı, 2006 yılı bütçesine göre reel olarak azaltılmıştır. Böyle bir durumda iken, enerji ve tarımsal altyapı yatırımlarında önemli fonksiyonlar üstlenen Devlet Su İşlerinin gerileyen bu ödenek miktarlarıyla, belediyelerin su yatırımları için gerekli kaynak nasıl ve nereden bulunacaktır? Bunun mutlaka açıklığa kavuşturulması ve bu konuda bizlerin aydınlatılması gerekmektedir.

Devlet Su İşlerinin elindeki projelerin yeniden gözden geçirilmesi söz konusu iken, bu teklifle, Devlet Su İşlerinin, çok sayıdaki belediyenin su yatırımı için yıllara yaygın projeleri üstlenmesi nasıl mümkün olabilecektir? Müteahhitlerin, bugün itibarıyla, Devlet Su İşlerinden tahsil etmeyi bekledikleri alacak miktarı yaklaşık 2 katrilyon Türk lirasıdır. Durum bu hâldeyken, belediyelerin su yatırımlarını İller Bankasının kaynaklarından yararlanarak gerçekleştirmesi olanağını ortadan kaldırarak Devlet Su İşlerinin sorumluluğu altına vermenin anlaşılabilir bir açıklaması yoktur. Devlet Su İşleri, mevcut durumuyla, verilen bu görevi yürütecek bir yapıda da değildir.

Değerli milletvekilleri, birkaç yıl sonra yaşanacak olan elektrik enerjisinde temin krizi, yani, enerji arz güvenliği sorunlarının üzerinde bazı değerlendirmeler yapmak ve düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

AKP, 2001 yılında yaşanan kriz döneminden sonra ortaya çıkan ihtiyaçtan fazla elektrik gücü olması dönemini, yani, arz fazlası dönemini, planlamadan ve yatırımdan uzak, tam bir mirasyedi anlayışıyla geçiştirmiştir. AKP döneminde, gelecekte oluşacak elektrik taleplerinin karşılanabilmesi için bugüne kadar ciddi hiçbir yatırım başlatılıp tamamlanamamıştır. Bu durumun yarattığı çaresizlik içinde, ülke kaynakları teklifin 1 'inci ve 2'nci maddeleriyle, daha önceki iktidarlar gibi, ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır.

Ülkede elektrik sıkıntısının oluşacağına ilişkin hesapların ortaya çıkmaya başladığı bugünlerde, çıkarılmaya çalışılan bu yasayla ülkemizin hidrolik potansiyelinin ciddi bir bölümünün alım, fiyat ve süre garantileri verilerek piyasaya açılması ülkemiz çıkarlarına, yasalara ve Anayasa'mıza aykırıdır. Sonuç olarak, ülke için arz güvenliği tehdidi yaratılmıştır. Getirilen bu yasa teklifi, AKP'nin enerji politikasının iflas ettiğinin açık bir göstergesidir. Kısa ve öz, AKP, enerji konusunda acz içindedir.

Değerli milletvekilleri, 2006 yılı sonu itibarıyla Türkiye elektrik enerjisi kurulu gücü 40.280 megavattır. Bu kurulu gücün üretim kapasitesi ise 221 milyar kilovat saat olup, gerçekleştirilmiş olan üretim 174,1 milyar kilovat saattir. Buna karşılık, Türkiye toplam tüketimi yaklaşık 128,6 milyar kilovat saat olarak gerçekleştirilmiştir. 2006 yılında, 2005 yılına göre tüketimde yüzde 7,6 artış gözlenirken, kurulu güç artışı sadece yüzde 3,5 olarak gerçekleşmiştir. Kısaca, 2006 yılı, daha önceki yıllarda olduğu gibi, enerji yatırımları açısından yine çok düşük bir yıl olarak gerçekleşmiştir. Bu durum, elektrik yedeği ile en yüksek yük, yani puant yük açısından makasın her geçen gün/ yıl giderek kapandığı anlamına gelmektedir.

Elektrikteki tüketim artışını karşılayacak elektrik üretim yatırımı yapılamamaktadır. Bu durum, yakın tarihte elektrik talebini karşılamak açısından sıkıntılar yaşanacağının bir göstergesidir. 2006 yılında santrallerin üretim kapasitesinin ancak yüzde 79'u kadar bir üretim gerçekleştirilebilmiştir. "Ka- yıp-kaçak" olarak adlandırdığımız üretim ile tüketim arasındaki fark yüzde 26 olarak gerçekleşmiştir. Üretim ile tüketim arasındaki fark, 2003 yılından 2006 yılına kadar sürekli artarak devam etmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, elektrik sistem işletmeciliğinde bilinen olumsuzluklar dikkate alındığında, güvenilir enerji sistemlerinde kaynak türlerine göre belirli oranlarda güç ve enerji yedeği bulundurulması bir zorunluluktur. Devlet Su İşleri tarafından yapılmakta olan ve inşa hâlindeki hidroelektrik santralleri ile EPDK'dan lisans almış santrallerin zamanında işletmeye girmemesi veya gecikmesi, elektrik arz güvenliği krizini, yani talebin karşılanamamasını, yine, daha önceki yıllara çekecektir.

Değerli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz günlere gelinceye kadar özelleştirme ve serbestleştirme uygulamaları ve 4628 sayılı Yasa gereği kamu, yeni yatırımlara ve yenileştirme çalışmalarına yönelememiştir. EPDK ise, faaliyete başladığı günden bugüne kadar toplam lisans başvurularından yüzde 48 kadarına lisans vermiş, verdiği lisansların da ancak yüzde 36'sı üretime geçebilmiştir. EPDK'dan alınan her türlü lisans, istatistiklerde, ileriye dönük üretim kapasitesi içerisinde değerlendirilmektedir. Yatırımın gerçekleşmemesi hâlinde, kamunun arz açığıyla karşılaşması gibi ciddi tehlikeler doğacaktır.

Elektriğin yeterli, kaliteli ve sürekli bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için her türlü önlemi almakla görevlendirilmiş EPDK, bugün için bizzat kendi dağıttığı lisanslarla arz güvenliği sorunu yaratma durumuna gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, EPDK, yeni sistemin vazgeçilmez unsurlarından birinin rekabet olduğunu vurgulayarak, "Bu sistemde alım fiyat ve süre garantileri devlet tarafından verilemez." demektedir. Yani, "Şirketler bu dunıma göre, piyasa risklerini ve maliyetlerini hesaplayacak ve piyasaya girip girmemeye karar vereceklerdir." demek istemektedir. Bu yasa teklifiyle, verilemez denen alım fiyat ve süre garantileri, maalesef, verilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu uygulama, sistemi hangi duruma sokmaktadır, bunu değerlendirmek gerekiyor. Bu sistemin yeni adı nedir acaba? Yaratılan bu piyasa, risklerin tamamının kamuda, kârın da özel sektörde olduğu yapılanmadan başka bir şey değildir. Belirli şirketlere çok büyük çıkarlar sağlarken rekabeti nasıl sağlayacaksınız? Hani, bu yeni sistemin vazgeçilmez unsuru rekabetti.

Değerli milletvekilleri, başta Enerji Bakanımız olmak üzere, diğer bakanlar ve AKP'li milletvekili arkadaşlarım, önceki hükümetler döneminde yapılan özelleştirmeleri sürekli ağır bir dille eleştirdiler. Bunları Meclisimizin geçmiş yıllara ait tutanaklarından açıklıkla görebilirsiniz. Yapılan alım-satım garantili doğal gaz anlaşmalarının hazineye yük getirdiğinden, elektrik fiyatlarının pahalı olduğundan, bu anlaşmalardan kurtulmak için tahkim başta olmak üzere, hukuki yükümlülükler nedeniyle kamuya çok yüksek maliyetler geleceğinden sürekli yakındılar. Bugüne kadar, gerek Enerji Bakanlığı gerekse AKP milletvekilleri tarafından hazırlanan tasarı ve teklifler ile Meclisten geçirilen yasalardan AKP'nin bu söylemlerinde ciddi olmadığı, içten olmadığı, yani takiye yaptığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar AKP enerji alanında geçmiş dönemin yarattığı kamu zararına olan yapıyı değiştirmeye yönelik bir adım atmamıştır. Doğal gaz anlaşmalarında Rusya'yla yeniden masaya oturmuş, görüşmeler Türkiye'nin geçmiş dönemden de daha pahalı doğal gaz almasıyla sonuçlanmıştır. Yap-işlet-devret sözleşmeleriyle santral kuran şirketlerle kamu lehine anlaşma yapmak için masaya oturmuşlardır, ama sonucunda mülkiyeti kamuya ait tesislerin şirketlere ihale yapılmadan arsa bedeline devredilmesi için yasa dahi çıkarmışlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SEDAT UZUNBAY (Devamla) - Yap-işlet sözleşmelerinin yürütmesini Danıştay durdurmuş, AKP, Danıştay kararını uygulamamak için prensip kararlan çıkarmıştır. Prensip kararlarının da yürütmesi durdurulmuş, bu kez de yargı kararını tamamen yok sayan bir yasa çıkarılmıştır.

Değerli milletvekilleri, AKP, yargıyla sürekli köşe kapmaca oynamaktadır. Mevzuatların sürekli değiştirilmesi, yargı kararlarını yok sayacak düzenlemeler yapılması, Meclisteki çoğunluğuyla yargının yerine de karar alabilmeyi amaçlaması, kuvvetler ayrımı, hukuk devleti, yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerinin tamamen rafa kaldırılması anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, enerjide kamunun yatırımlardan çekilmesi süreci AKP ile perçinleşti- rilmiş, bu alanda kamu hizmeti kavramını bile yok sayan serbest piyasa koşulları maalesef geçerli kılınmıştır.

Değerli milletvekilleri, enerji yetersizliği, doğal kaynaklarımızın yağmalanmasına gerekçe olamaz. Enerji yetersizliği, hukuk dışı işlemlerin ve muafiyetlerin gerekçesi olmamalıdır.

Bu düşüncelerle, Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sedat Uzunbay (CHP, İzmir). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1369)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2007-04-18-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1369 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900024.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
