# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Selahattin Demirtaş, 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 953 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 56 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın altıncı bölümüyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu bölümde, basın çalışanlarıyla, gazetecilerle, basın emekçileriyle ilgili, yine ateşli silahlarla ilgili -6136 sayılı Ateşli Silahlarla ilgili- ve eczacılarla ilgili düzenlemeler yer alıyor.

Ben, özellikle bu bölümde 153, 154, 155, 156 ve 157 numaralarda düzenlenmiş olan basın emekçileriyle ilgili, gazetecilerle ilgili kısma dair görüşlerimi ifade etmek istiyorum izninizle.

Değerli arkadaşlar, ne tesadüftür ki, aynı zamanda yarın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Bu vesileyle, aynı zamanda, bütün çalışan gazetecilerin gününü de kutluyoruz DTP olarak.

Değerli arkadaşlar, gerçekten de hem haber alma özgürlüğü hem çalışma yaşamıyla ilgili hem de ifade özgürlüğüyle ilgili önemli bir alandır medya alanı, basın alanı ve bu kamusal görevi yerine getiren gazeteciler, bu kadar önemli temel hak ve özgürlüklerle ilgili çalıştıkları alanlarda, maalesef, çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıyadırlar. Öncelikle, basın emekçilerinin çalışma yaşamından kaynaklı hak ve özgürlüklerini korumaları için kendi aralarında güçlü bir örgütlülüğe sahip olmaları gerekir. Yoksa bu 153, 154, 155, 156 ve 157’de düzenlenen maddelerle ilgili olarak basın emekçilerinin bireysel olarak kendi haklarını, özgürlüklerini medya patronlarına karşı, işverenlere karşı korumaları tek başına, maalesef ki mümkün değil. Yani, bu sözleşmelerden doğan, sözleşmelerin haksız fesihlerinden vesaire doğan haklarıyla ilgili olarak İş Kanunu, Basın Kanunu kısmen koruma sağlasa da bu cezaların artırılması tek başına bu kesimin, bu çalışan kesimin haklarını koruma açısından son derece yetersiz olacaktır. Temelde, çalışanların kendi hakkını, çalışma yaşamından doğan haklarını koruyabilmeleri için örgütlü bir güç hâline gelmeleri asıldır. Eğer, bu alanda sendikalaşma, kendi haklarını toplu bir şekilde koruyabilme özgürlükleri yeterince sağlanamazsa, medya patronları karşısında basın emekçilerinin bu haklarını koruyabilmeleri de çok olanaklı değil.

Bugün, Türkiye Gazeteciler Sendikasının üyesi olan çok az sayıda basın emekçisi vardır. Bu, acaba, basın çalışanlarının, emekçilerin sendikaya üye olma isteksizliğinden mi kaynaklı yoksa sendikaya üye olmaları hâlinde işlerine son verilme tehlikesi ve tehdidiyle karşı karşıya bulunmalarından mı kaynaklı diye bakmak gerekir. Evet, Türkiye’de, hatta yerel medyalara kadar inen büyük bir baskıyla, sendikalaşma baskısıyla karşı karşıyadır basın emekçileri. Sendika üyesi oldukları anda veya bu iradeyi gösterdikleri anda, maalesef ki, işlerine son verilmekte ve onların hakkını arayabilecek ciddi bir sendikal faaliyet veya sendikal örgütlülük de maalesef bulunmamaktadır. Türkiye Gazeteciler Sendikasının üyesi olan basın emekçileri de devlete bağlı -TRT veya Anadolu Ajansı gibi- kurumların çalışanları olan basın emekçilerinden oluşmakta. Özel medya kuruluşlarının, büyük medya tekellerinin, hatta -işte, az önce ifade ettiğim gibi- yerel medya kuruluşu çalışanlarının sendikalı olma iradesini gösterdikleri anda, böylesi bir girişimde bulundukları anda işlerine son verildiğini pratikten, günlük yaşamdan çok iyi takip ediyor, biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye’de medya sektörünün önemli sorunlarından biri de medyadaki tekelleşme olgusudur. Gerçekten de medyadaki tekelleşme, her birimizin haber alma, objektif haber edinme özgürlüğünü kısıtladığı gibi, yine, tekelleşen medya, aynı zamanda ekonomik alanda haksızlık yaratabilecek bir güce ulaşabilmekte; siyaset üzerinde, hükûmetler üzerinde önemli bir etki yaratarak, bu yarattığı etkiyi de kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullanan büyük bir tekel gücüne dönüşebilmektedir. Medyanın tekelleşerek bireysel çıkarlara hizmet edecek ticari nitelik kazanması, medya-siyaset bağlantısının güçlenmesine, medyanın devletle ticari ilişkiye girmesine ve bu ilişki neticesinde de demokratik ilkelerin, demokrasinin, hiç farkına varmadan, hiçbirimiz bunu hissetmeden yozlaşmasına neden olmaktadır.

Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri de bağımsız ve özgür basındır. Basın özgürlüğü, kamu güçleri karşısında olduğu kadar, özel güç odaklarına karşı da korunmalıdır. Bu nedenle, medyanın belli kişi ya da grupların elinde toplanmasını önleyen yasal düzenlemelere de ihtiyaç olduğu açıktır. Bu vesileyle bunu da vurgulamak gerekir diye düşünüyoruz.

Bugün, ülkemizde yaklaşık 19 gazeteci, basın çalışanı mesleğini yürüttüğü sırada tutuklanmış ve cezaevine konulmuştur. Özellikle, Basın Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nun düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen maddeleri, 301’inci madde, Terörle Mücadele Yasası gibi maddelerle baskı altına alınan basın kuruluşları ve basın çalışanları, özellikle muhalif basın kuruluşları ve çalışanları işlerini yapamaz hâle gelmişler ve haber alma, haber yayma, ifade özgürlüğünü kullanamaz hâle getirilmişlerdir. Bu muhalif basın organları üzerindeki baskılar, bugün itibarıyla akıl almaz boyutlara gelmiştir. Bunlar -sistematik bir biçimde kapatılan, dağıtımı engellenen- özellikle tekel hâline gelmiş dağıtım kurumlarının dağıtımı engellemesi nedeniyle kendi işlerini yapamaz hâle gelmişlerdir ve bazı dergiler, gazeteler, medya organları bu nedenle, dağıtım tekeli nedeniyle bayiye inemez ve kendi düşüncelerini topluma ulaştıramaz hâle getirilmişlerdir. Fikir ve vicdan hürriyetinin temel unsurlarından biri olan basın organları bu şekilde, yasaların ağır baskısı altında, cezaların ağır baskısı altında, maalesef ki çalışamaz hâle getirilmişlerdir.

Değerli arkadaşlar, bu değişikliklerle, cezaların artırılmasıyla, her ne kadar kısmi olarak basın çalışanlarının işverenlere karşı korunması bir yandan hedeflense de, önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelecek olan 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasasıyla, basın çalışanlarının, emekçilerinin özellikle yıpranma hakkı, yıpranma tazminatı ellerinden alınmak istenmektedir. Yani, burada, biz basın çalışanlarını koruyan bir yasa maddesini oylarken, onaylarken, birkaç gün sonra, basın çalışanlarının özgürlüğünü yine tehdit ve tehlike altına sokacak bir başka yasa maddesiyle veya maddeleriyle karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla, yapılan bütün yasal çalışmaların, yasa yapma faaliyetlerinin aynı iradeyle gerçekleşmesi, aynı saikle gerçekleşmesi, kendi içerisinde bir tutarlılık oluşturması gerekir. Aksi takdirde, bugün, basın çalışanlarını koruyor gibi görünen düzenlemeyi yapıp, yarın basın çalışanlarının sosyal güvenlikle ilgili haklarını zedeleyen yasa tasarılarına veya tekliflerine imza atarsa bu Meclis, kendi içerisinde, yaptığı yasama faaliyetinde, tutarsız, çelişkili bir duruma düşmüş olacaktır.

Az önce arkadaşlar da ifade ettiler, yasa tekniği açısından gerçekten de sıkıntılı bir yasayla karşı karşıyayız. Grupların bu yasanın hızlı bir şekilde geçmesi üzerinde anlaşmasının tek nedeni acil bir ihtiyaç olmasından kaynaklı. Hem yargı mekanizmalarının, yerel mahkemelerin ve temyiz mahkemelerinin, Yargıtayın bu konuda tıkanmış olması, dosyaların zaman aşımı tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıya olması vesilesiyle, bu yasa tasarısının hızlı bir şekilde Meclisten geçmesi ve toplumsal bir ihtiyaca cevap vermesi açısından, bizler de DTP olarak bu yasanın geçmesi konusunda desteklerimizi sunuyoruz. Ama, özellikle değişiklik önergeleriyle, teknik açıdan sıkıntılı olan maddelerin düzeltilmesi konusunda da, biz, AK Parti Grubunun daha duyarlı ve daha dikkatli davranması gerektiği inancındayız.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selahattin Demirtaş (Diyarbakır). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
