# Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 23 Ocak 2008
- **Gündem:** SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN SİLAHLAR HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 54)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-01-23-ses-ve-gaz-fisegi-atabilen-silahlar-hakkinda-kanun-tasarisi-s-s-54

> Selahattin Demirtaş, 23 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN SİLAHLAR HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 54)); konuşma 1.058 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 54 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Doğrusu, benden önceki bütün konuşmacıların da altını çizerek ifade ettikleri gibi, gerçekten son derece önemli bir konuda, önemli bir eksikliği gidermek üzere Meclisimiz bugün çalışma yürütüyor. Gecikmiş olsa da bugüne kadar, aslında birçok cana, birçok mala mal olsa da, hâlihazırda bu yasa tasarısını Mecliste tartışıyor olmak, kanunlaştırma faaliyetinde bulunuyor olmak, elbette ki sevindiricidir.

Birçoğumuz …Silahlanmayla ilgili, silahlarla ilgi tartışmalar yürütülürken -aslında hep savaşlarla özdeşleştiririz ama- dünyada savaşlar nedeniyle ölen insanların sayısı 300 binse, bu bireysel silahlanma sonucunda, bireysel çatışmalar sonucunda ölen insanların sayısı da neredeyse 200 bini buluyor. Yani, bir o kadar insan da savaşlar dışında bu bireysel silahlanma meselesi nedeniyle, maalesef ki, hayatını kaybediyor ve dünyadaki silahların önemli bir kısmı yine devletlerin kontrolünde değil; bireylerin kendi tasarrufunda bulunan, devletin bilgisi dâhilinde olmayan, devletin izni dâhilinde olmayan silahlar şeklinde, çok ciddi rakamlar şeklinde kendini ifade ediyor. Ülkemiz açısından da, maalesef ki, bu durum böyledir. Resmî silah rakamlarıyla, aslında kayıtlı olmayan, bireylerin kendi tasarrufunda bulunan, izin alınmadan, ruhsat alınmadan, kayda geçirilmeden taşınan silah sayıları resmî rakamların birkaç katı olduğu ifade ediliyor. Kurusıkıyla ilgili de resmî rakamlar, maalesef ki, bildiğimiz kadarıyla elimizde yok. Dolayısıyla, ne kadar silahın kurusıkı olarak toplumda aramızda dolaştığı, ne kadarının kurusıkıdan gerçek silaha dönüştürüldüğü bilgisi, maalesef ki, elimizde yok. Ama, son on yıl içerisinde Türkiye’deki silahlanmanın neredeyse yüzde 350 arttığını, en azından yapılan operasyonlarla, yakalanan silahlarla tespit edebiliyoruz ya da yapılan silah başvurularıyla en azından tespit edebiliyoruz.

Nedir peki insanları silahlanmaya iten nedenler, gerçek nedenler? Neden silahlanıyor insanlar? Aslında, devletler arası silahlanma politikasından çok farklı değil fakat bireylerin silahlanmasına neden olan özgün koşullar da olabiliyor, o ülkenin kültürel yapısı, sosyal, ekonomik yapısı, eğitim düzeyi vesaire bunlar da etkili olabiliyor ama en nihayetinde kendini ispatlamanın bir aracı, kendini var etmenin, toplumda kabul ettirebilmenin bir aracı olarak, daha çok ataerkil toplumlarda, eğitim düzeyi düşük toplumlarda silahlanmanın arttığı görülüyor. Yine, kendini güvende hissetmeyen toplumlarda, toplumsal barışın olmadığı, toplumsal güvenliğin yeterince sağlanmadığı ülkelerde ve toplumlarda silahlanma artabiliyor.

Elbette ki, eğitimle de doğrudan bağlantısı var. Yani şöylesi bir düşünce çok hâkim toplumda: Eğer, Türkiye’de her neredeyse 8 insandan 1’inin belinde silah varsa, dolayısıyla sokakta yürürken karşınızdaki 8 insandan 1’inin belinde silah olduğunu düşünme duygusu, sizin kendinizi güvende hissetmenize engel olabilecek bir durumdur. Dolayısıyla, aslında bireysel olarak, kişi olarak silahlanmaya karşı olan insanlar da bile giderek bu duygunun, “ben de bir silah edineyim kendi güvenliğim açısından, ailemin, iş yerimin, malımın canımın güvenliği açısından bir silah edinmem gerekiyor” duygusu, maalesef ki hâkim olabiliyor.

Bunun dışında, bu silah sevgisi, silah sevgisi üzerine yapılan filmler, diziler vesaire, maalesef ki çocuklardaki silah sevgisini de ve silaha olan ilgiyi de artırabiliyor ve daha çocukken silahlanma konusunda bir toplumsal irade oluşmaya ve olgunlaşmaya başlıyor. Hâlen biz kurusıkı diye tabir edilen, aslında gerçek silahtan hiçbir farkı olmayan, işlevi açısından da yakın mesafeden atış yapıldığında ya da bitişik mesafeden atış yapıldığında öldürücü etkisi bulunan silahları “oyuncak” diye nitelendiriyoruz. Dolayısıyla, aslında son derece masumane bir kelime olan “oyuncak” ile “silah” kelimesi bir arada bulunduğunda, iki tezat sözcük bir arada bulunduğunda silahın lehine bir pozitif anlam çıkıyor, “oyuncak silah…” Çocukta bu algılama, eğitim aşamasındaki bir çocukta silaha dönük bir ilgi artmasına neden olabiliyor ve bu çocuklar büyüdüğünde silahlanma konusunda hiç tereddüt etmeden silah alma, silah taşıma, yasa dışı, kayıt dışı silah kullanma konusunda da bir kültüre sahip olmuş oluyorlar. Bu nedenle bu mevcut tasarı her ne kadar belli bir eksikliği giderse, bir açığı kapatsa da daha geçen haftalarda bu Mecliste tartıştığımız sigara yasağıyla aslında çok birbirine benzeyen bir alanı düzenliyoruz. Yani sigarayı tek başına yasaklamak, sigara içmeyi yasaklamak tek başına yetmiyor. Bu yasa da silahlanmanın önlenmesi açısından tek başına yeterli olmayacak. Dolayısıyla reklam yasağının gelmesi, yine televizyonlarda zorunlu eğitici programların yayınlanması gibi maddelerin bu yasa tasarısına eklenmesi, bizce, caydırıcılık açısından, uygulama açısından daha etkili sonuçlar doğurabilecektir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu silahlanmayla ilgili, hem bireysel silahlanma hem de bu kurusıkıyla ilgili tartışmalar yürütülürken elbette ki gündemde olan sıcak bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmak isteriz: İki gündür devam eden çete operasyonu. Aslında Türkiye’de silahların bu kadar rahat dolaşımının, silah sahibi olabilmenin bu kadar rahat olduğu bir ortamda silahlı suç örgütlerinin, çetelerin türemesi de elbette ki çok daha kolay olacaktır. Bunun birinci nedeni siyasal otorite boşluğudur, ikinci nedeni elbette ki silahlanma konusundaki bu kadar rahat ortamdır. Her nedense, toplumun gündeminde olan, aslında iki gündür, dün ve bugün itibarıyla gündemimizi meşgul eden bu mesele Meclisimizin gündeminde yok. Tabii, ister istemez insan şunu sormak istiyor: Bu çetenin hedefinde olan veya olduğu açıklanan kişilerin DTP’li vekiller, belediye başkanları olması çeteyi meşru mu kılıyor acaba, çete konusunda tartışmaların yürütülmesini acaba engelliyor mu diye düşünüyoruz kendi cephemizden doğrusu. Ama Sayın Başbakan Şemdinli’de çete ortaya çıktığı zaman da ifade etmişti, “Sonuna kadar üstüne gideceğiz.” demişti. Bir değerli cumhuriyet savcımızı bu işte kurban ettikten sonra soruşturma da orada durmuştu. Dolayısıyla oradaki görev başında olan iyi çocuklardan hesap sorulamadığı için bugün Ergenekon çetesi ortaya çıkarıldı. Ne kadar hesap sorulur, ne kadar -tırnak içerisinde- derine gidilir bilmiyoruz, ama bugüne kadar Türkiye’de yürütülen bu kontrgerilla tartışmaları, derin devlet tartışmaları, devlet dışı örgütlenmeler, suç örgütleri tartışmaları, maalesef ki, hiçbir zaman kamuoyunu gerçek anlamda tatmin edecek düzeyde bir etkinliğe, siyasi iradeye, baskıya dönüşmedi. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuda da irade oluşturma, baskı oluşturma görevi olduğu inancındayız.

Silahlı suç örgütlerinin hedefi kim olursa olsun, devlet dışı örgütlenmeler, hukuk dışı örgütlenmeler toplumun tümü için, ülkenin tümü için zararlıdır. Bugün bizi hedefine koyar, yarın sizi hedefine koyar, diğer gün başkasını hedefine koyar, bunun sınırı yoktur. Dolayısıyla, bu konuda duruşun da net olması gerekir kanaatindeyiz.

Silahlanmayla ilgili tartışmalar yürütülürken, elbette ki, İstanbul’da o şekilde ele geçirilen el bombaları, işte Batman’da kaybolan Uzi silahlar, bütün bunlar gündemimizde olmalı, tartışabilmeliyiz diye düşünüyorum. Hiçbir ülkede bu kadar rahat bir şekilde, özellikle bir dönem ülkenin güvenliğinden sorumlu olmuş kişilerin bugün ülkenin güvenliğini tehdit eder konuma düşmelerini siyasi irade asla kabul etmemelidir. Biz, aslında bunun, şu anda yürütülen operasyonun siyasi irade ayağını merak ediyoruz; asıl güç aldıkları mekanizmayı, iradeyi merak ediyoruz. Onun üstüne gidilebilecek mi, o tartışılabilecek mi, o ortaya çıkarılabilecek mi, doğrusu ilgiyle izlemeye devam edeceğiz. Ama izlemekle kalmayacağız, elbette ki Demokratik Toplum Partisi olarak da bu tür çeteleşmenin, kontrgerilla faaliyetlerinin artık bu ülkede hepimize zarar verdiğinin bilinciyle biz de gündemde tutmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle bir kez daha Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyor, teşekkürlerimi sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selahattin Demirtaş (Diyarbakır). “Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-01-23-ses-ve-gaz-fisegi-atabilen-silahlar-hakkinda-kanun-tasarisi-s-s-54 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
