# Kamu denetçiliği kurumu kanunu (s.s.1236)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selami Yiğit (Kars)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim
- **Tarih:** 28 Eylül 2006
- **Gündem:** KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU (S.S.1236)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c129/b131/tbmm221291310955.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selami-yigit-22-2006-09-28-kamu-denetciligi-kurumu-kanunu-s-s-1236

> Selami Yiğit, 28 Eylül 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU (S.S.1236)); konuşma 1.430 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SELAMİ YİĞİT (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 1236 Sıra Sayılı Kanunun birinci bölümü üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri; dünyada ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminde idarî yargı işlevi görmek üzere kurulan kamu denetçiliği sistemi, bugün, Avrupa Birliği ülkelerinin tümü dahil olmak üzere 120'yi aşkın ülkede uygulanmakta, idarenin vatandaşla ilişkilerinden kaynaklanan şikâyetlerin incelenip, giderilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir.

Kamu Denetçiliği Kurumunun etkin işleyişi sağlandığında, vatandaşın idareye ilişkin şikâyetlerinin önemli bir bölümünün giderilmesinde zaman ve maddî kayıpların önüne geçilecek, idarî yargının yükü hafifletilecektir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, yeniden görüşmekte olduğumuz tasarı, 15 Haziran 2006 tarihinde, 5521 sayılı Yasa olarak Genel Kurulca kabul edilmişti. Tasan Genel Kurula inmeden önce, muhalefet milletvekilleri olarak, Plan ve Bütçe Komisyonunda düşüncelerimizi dile getirdik. Genel olarak düzenlemeyi olumlu bulduğumuzu; ancak, bu tasarının kanunlaşmadan önce, Anayasada değişiklik yapılması gerektiğini ısrarla söyledik. Tasarının anayasal temeli olmadığını, gerek söz alarak gerekse karşı oy yazılarımızla ifade ettik. Tasarının bu haliyle çıkması halinde, büyük bir ihtimalle, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edileceğini söyledik. Beklenen oldu ve Sayın Cumhurbaşkanımız, 5521 sayılı, kamuoyunda "ombudsman" olarak bilinen Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 12 maddesini ve 1 geçici maddesinin yayımlanmasını uygun bulmayarak, söz konusu maddelerin bir kez daha görüşülmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına geri göndermiştir ve Sayın Cumhurbaşkanı, veto gerekçelerini, engin hukukî deneyimiyle ayrıntılı olarak açıklamıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımız 5521 sayılı Yasanın 3,4,11,13,15,22,30,33, geçici 1 inci ve 41 inci maddelerinin ve diğer, 9 ve 26 ncı maddelerinin anayasal sistemimize, Anayasamızın kuvvetler ayrılığı ilkesine ve Anayasamızın ilgili diğer maddelerine aykırı olduğunu belirtmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçeleri de, bizim, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda dile getirdiğimiz "böyle bir kurumun oluşturulmasının anayasal zemini yoktur" iddiasına dayanmaktadır; ancak, ne yazık ki, her türlü uyarımıza karşın, İktidar Partisi, hukukî saygınlığı olan, etkin bir kamu denetçiliği kurumunun oluşturulması için gerekli anayasa değişikliğini önümüze getirmek yerine, her zaman yaptığı gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geri gönderilen yasayı, noktasına virgülüne dokunmadan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonundan aynen geçirmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna indirmiştir. Avrupa Birliğinin sonbaharda çıkaracağı ilerleme raporu için Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplantıya çağrıldığı bir ortamda, birçok yasayla birlikte, vetolu Kamu Denetçiliği Yasası- nı da yeniden alelaceleyle gündeme getiriyorsunuz. Yasanın temel yasa olarak görüşülmesi, Sayın Cumhurbaşkanının çok ciddî veto gerekçelerinin tartışılmasına bile imkân vermemektedir. Sayın Cumhurbaşkanının ikinci kez veto etme hakkı bulunmadığı için, bu yasa, İktidar Partisi oy çokluğuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilecek; ancak, birçok yasada olduğu gibi, büyük bir olasılıkla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; oysa, yapılması gereken, dünyada ilk kez Osmanlı İmparatorluğu döneminde uygulanan ve birçok Avrupa ülkesi tarafından da örnek alınan ombudsman gibi ciddî bir kurum oluşturulacaksa, bu yasayı ve veto gerekçelerini incelemek, hatta daha da ileri giderek, böyle bir kurumun daha etkin ve sağlıklı işleyebileceği anayasal değişiklikleri ele almaktır. Anayasaya aykırı yasalar çıkarmayı AKP Hükümeti alışkanlık haline getirmiştir. Örneğin, onbeş yeni üniversitenin kurulması ve kurucu rektörlerin atanmasını Anayasaya açıkça aykırı olarak siyasî iktidara bırakan yasa maddesiyle kurucu rektör atamalarının tıkanması Anayasamıza açıkça meydan okumaktır. Anayasal zemini olmayan düzenlemeler kurumların ölü doğmasına neden olmaktadır. Ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu ombudsmanlık kurumunun önü de bu yasal düzenlemeyle tıkanmak istenmektedir; çünkü, bu yasa, çıkardığımız anda tartışma konusu olacak, anayasal zemini bulunmadığı için Kamu Denetçiliği Kurumu da daha başlangıçta etkisiz bir kurum olarak doğacak, kendisinden beklenen kamu yararını sağlayamayacaktır. Üstelik, kendisinden adalet beklediğimiz idarenin vatandaşla ilgili şikâyetlerini inceleyecek ve bu konuda idareye tavsiyelerde bulunacak olan bu kurumun hukukî statüsü tartışma konusu olacaktır.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz yasayla, bildiğiniz gibi, idarenin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarıyla ilgili şikâyetleri, adalet anlayışı içerisinde, insan haklarına saygı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceleyip araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturuyoruz. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçelerine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Kamu Denetçiliği Kurumu Yasasının anayasal zemininin olmadığını, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı böyle bir kurumun oluşturulmasının, yürütme, yasama ve yargı erklerinin görev ve yetki alanlarının kesin olarak ayrılacağına ilişkin Anayasanın temel prensiplerine aykırı olacağı, böyle bir kurumun oluşturulmasının yasamanın yargı alanına müdahale niteliği taşıyacağı gibi haklı gerekçelerle söz konusu yasayı geri göndermiştir. Anayasamızın yasamayla ilgili bölümünde Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu, görev ve yetkileri, nasıl çalışacağı, seçimler ve milletvekillerinin nitelikleri sayılmıştır. Anayasamızın bu bölümüne ilişkin maddeleri incelendiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bünyesinde idarenin eylem ve işlemlerini, tutum ve davranışlarını inceleyip araştıracak sürekli bir kurum oluşturma görevinin bulunmadığı görülecektir. Oysa, görüştüğümüz yasa, başdenetçi ve denetçilerin Genel Kurul tarafından seçileceği, hatta bunların Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görevden alınacağı, ödeneği TBMM bütçesi içinde yer alacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı bir kurum, bir Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulmasını öngörmektedir. İşte, bu yönüyle Kamu Denetçiliği Kurumunun anayasal zemini yoktur. Dolayısıyla, böyle bir kurumun oluşturulmasına imkân verecek bir Anayasa değişikliği yapılmadan ombudsmanlık kurumu oluşumuyla ilgili önümüze getirilecek her türlü düzenleme Anayasaya aykırı olacaktır. Oluşacak kurum gücünü Anayasadan almadığı için etkisiz kalacak ve işleyişi büyük hukukî karmaşaya yol açacaktır. AKP Hükümeti gerçekten böyle bir kurumun ülkemiz açısından ihtiyaç duyulduğuna inanıyorsa, özellikle yapması gereken iş ombudsmanlık kurumuna imkân verecek bir anayasal değişikliği derhal Meclis gündemine getirmesidir. Bu anlamda getirilecek Anayasa değişikliğine parti grubumuz olarak destek vereceğimizi vurgulamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yukarıda da belirttiğim gibi, Sayın Cumhurbaşkanının haklı olarak vurguladığı bir başka sakınca da, söz konusu kurumun yasama, yürütme ve yargı erklerinin görev ve yetkileri açısından kesin olarak ayıran Anayasa maddelerine aykırılığıdır. Gerçekten de Anayasamıza göre yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Ba- kanlar Kurulunda, yargı yetkisi ise bağımsız mahkemelerdedir. İdare, bu anlamda yürütme erkinin içindedir. Yasama organı da, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev alanı içerisinde değildir. Oysa Kamu Denetçiliği Yasasının 4 üncü maddesiyle, idareyi denetlemek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı bir kurum oluşturulmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetimi siyasî denetimdir. Bunun da yollan Anayasanın 98 ve 100 üncü maddeleriyle düzenlenmiştir. Siyasî denetimin yolu Meclis araştırmasıdır, Meclis soruşturmasıdır, gensorudur, yazılı ya da sözlü soru önergeleridir; ancak, idarî denetim apayrı bir şeydir. Bu anlamda Ombudsman Yasasını aynen geçirirseniz, devletin işleyişiyle ilgili üç temel erk, yasama, yürütme ve yargı arasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Kurum, baştan büyük yara almış olarak doğacak; kurum, yargıya siyasî müdahale iddialarının hedefi olacaktır.

Tasarının 2 nci maddesiyle bazı istisnalar getirilmesine karşın, Kamu Denetçiliği Yasasının 1 inci maddesi, idarenin her türlü işlem ve eylemleri ile tutum ve davranışlarına ilişkin şikâyetleri, Kamu Denetçiliği Kurumunun görev alanına almaktadır. Böylece yasama ve yargı organlarının eylem, işlem, tutum ve davranışları Kamu Denetçiliği Kurumunun görev alanı içerisine girmektedir. Bu düzenleme de Anayasaya aykırıdır.

Kamu Denetçiliği Kurumuyla ilgili yasanın, başdenetçi ve denetçilerin genel kurulda seçilmeleri ve görevden alınmaları, Genel Kurulda yemin ederek göreve başlamalarına ilişkin maddeleri de bu durumda havada kalmaktadır; çünkü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasamızın 87 nci maddesinde, böyle bir kurumda görev yapacak başdenetçi ve denetçilerin seçimine ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur.

Değerli milletvekilleri, gerçi, bu noktada hep Sayıştay Başkan ve üyelerinin seçimi örnek gösterilmiştir; ancak, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki karan açıktır. Anayasa Mahkemesi, Sayıştay Başkan ve üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçimine ilişkin itirazlan incelerken...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yiğit, konuşmanızı tamamlayınız.

SELAMİ YİĞİT (Devamla) - ...Sayıştay ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında anayasal zeminden kaynaklanan bir ilişki olduğunu vurgulayarak, Sayıştay Başkan ve üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki seçiminin bu açıdan Anayasaya uygun olduğu karanna varmıştır. Takdir edersiniz ki, Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında anayasal bir ilişki olmadığından, başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmalarında da, tıpkı RTÜK üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesine ilişkin kuralların iptal edilmesine benzer pek çok hukukî karmaşa ve tartışma yaşanacaktır.

Kamu Denetçiliği Kurumunda çalışacak uzmanlar ile diğer personelin durumu da ayn bir tartışma konusudur. RTÜK Yasası da benzer gerekçelerle Anayasa Mahkemesine konu olmuş, RTÜK üyelerinin seçimine ilişkin maddeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bunun üzerine, Anayasa değişikliği yapılmış ve RTÜK üyelerinin seçimi, Anayasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi görev ve yetkilerine ilişkin bölümüne konulmuştur. Kamu kurumlarının haksız uygulama- lanna karşı yurttaşları koruyan ve hak aramalarını sağlayan, şikâyetlerini inceleyip sonuçlandıran Kamu Denetçiliği Kurumu, günümüzde Avrupa ülkelerinin hepsinde vardır.

Yukarıda belirttiğim gibi, bu kurum, vatandaşlann idareyle olan sorunlannm çözümünde gerçekten de mahkemelere gerek kalmadan etkili bir rol oynamakta, yargının yükünü hafifletmektedir; ancak, böyle bir kurumdan beklenen faydayı sağlayabilmemiz için, anayasal zemine oturtmamız, görev alanlarını açıkça yeniden düzenlememiz gerekmektedir.

Bu çerçevede, hiç vakit geçirmeden, Kamu Denetçiliği Kurumuna anayasal statü kazandıracak bir Anayasa değişikliği hazırlanmalı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeye açılmalıdır. Eğer İktidar Grubundan böyle bir öneri gelirse, tekrar söylüyorum, parti grubu olarak, buna destek olacağız. Plan ve Bütçe Komisyonundaki karşı oy yazımızda da belirttiğimiz gibi, bu yasanın getirilecek Anayasa değişikliğiyle birlikte yeniden ele alınmasını öneriyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selami Yiğit (Kars). “Kamu denetçiliği kurumu kanunu (s.s.1236)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 28 Eylül 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selami-yigit-22-2006-09-28-kamu-denetciligi-kurumu-kanunu-s-s-1236 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c129/b131/tbmm221291310955.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
