# Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 18 Haziran 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238

> Selçuk Ayhan (CHP), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı’nın 5’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini aktarmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri ve ekran başında bizi izleyen yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum, oturuma yeni katılan arkadaşlarıma da “hoş geldiniz” diyorum.

Değerli arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi yüce Peygamberimiz Hazreti Muhammed “İlim Çin’de bile olsa arayın.” demiştir. Ülkemizin kuruluş ve kurtuluş önderi yüce Atatürk de ulusumuza miras olarak bilim ve aklı bıraktığını ifade etmiştir. Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda, bilimsel gelişmeleri yaratan ve kullanan ülkelerin önde olduğunu görmekteyiz. Koca Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışında bile bilim ve teknolojideki gelişmeleri yakından takip edememenin önemli bir etken olduğunu hepimiz biliyoruz. Hâl böyleyken bizler, çocukluğumuzu, bilim ve teknolojinin nimetlerini “cavur icadı” diye kullanmayı günah sayan cahil ve yobaz zihniyetlerin içinden büyüyerek buralara geldik. Hâlâ bazı ortamlarda, kasketle camiye girmenin “cavur icadı” olduğu gerekçesiyle günah olduğunu söyleyen propagandaların varlığını da üzüntüyle izliyoruz. Hindistan gibi bir ülke bilgisayar yazılımcılığıyla tüm ticari açığını kapatıp kâra geçerken Türkiye’de bunların tartışılması çok vahimdir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; üniversitelerimizin temel görevleri, alanında yetişmiş insan yetiştirmenin yanında araştırma, geliştirme faaliyetleriyle bilimsel gelişmede ülkemizi bir adım öne geçirmek ve ülkemizin kalkınmasına, dolaylı olarak tüm insanlığın gelişmesine, doğanın, çevrenin, ekolojik sistemin korunmasına katkı yapmak, hatta önderlik yapmaktır ve Türkiye’de demokrasinin, kurulan, kimince oldukça yaşlı kimince zamanını tamamlamış ama oldukça genç olan cumhuriyetin demokratik kurumlarının korunmasını, savunmasını yapmak ve onu geliştirmektir.

Ancak bizler, alaturka siyaset mantığı içinde, bu doğrultuda çalışma yapmak yerine, sendikaları, meslek örgütlerini, değişik devlet kurumlarını ele geçirme mantığıyla üniversiteleri de rektörleriyle, dekanlarıyla nasıl elimize geçiririz çabası içine giriyoruz.

Öncelikle, üniversitelerimizin bilimsel araştırma için gerekli ekonomik ve teknolojik donanımı kazanması için neler yapmalıyız sorununu masaya yatırmamız ve sorgulamamız gerekir. Bu konuda üniversitelerimizin önünü açacak kaynak yaratımı konusunda gerekli desteği oluşturmalı, bunun için gerekli düzenlemeleri yapmalıyız.

Akademisyenlerin aldıkları maaş, üç yıllık bir profesör için 3 bin YTL dolayında, bu rakam bir araştırma görevlisi için de 1.250 YTL civarında. Akademisyenlik özendirici bir alan olmaktan çıkmıştır bugün Türkiye’de. Özellikle araştırma görevlilerinin, doktora öğrencilerinin durumu oldukça vahimdir. Başka alanlarda istihdam olanağı bulan gençler araştırma görevlisi olmaktan kaçmaktadırlar.

Akademik çalışma ve araştırmada araştırma görevlilerinin önemini üniversitelerden gelen milletvekili arkadaşlarım çok iyi bilmektedirler. Bu gençlerin çalışmaları, kısıtlı TÜBİTAK desteği ve yetersiz döner sermaye desteğinin ötesinde kendi maaşlarını harcayarak yapılabilmektedir, dolayısıyla yetersiz kalmaktadır. Yardımcı doçent, doçent ve profesörler de benzer sorunlarla karşı karşıyadır. İvedilikle üniversitelerimizin ekonomik güçlenmesi sağlanmalı, öğretim üyelerinin yaşam standardı yükseltilmelidir.

Mevcut durumda öğrencilerimiz bilimsel çalışmanın uygulamayla desteklenemediği ortamlarda eğitim görmekte, ne uygulamacı olarak ne de araştırmacı ya da yönetici olarak iş yaşamına girememektedirler. Elbette ki istihdam yaratıcı bir ekonomik politikamız olmadığı için üniversite mezunu gençlerimizin çoğu işsiz kalmaktadır. Ancak iş olanağı bulanların bile karşısına çıkan kaç yıllık deneyim aranması da gerekli eğitimi alamayan gencimizin karşısına önemli bir sorun olarak çıkmaktadır. Bugün yirmi dört-yirmi beş yaşlarına gelmiş ve hâlâ babasının, annesinin eline bakan gençlerin psikolojisini, onların ülke ekonomisine, üretime katılarak sağlayamadıkları destekten dolayı kaybettiğimiz değerleri göz önüne alırsak, çok vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söylemekte yarar var.

Şimdi, biz tasarının 5’inci maddesi ile profesörlüğe atanacak doçentlerin koşullarını düzenliyoruz. Ama, biliyorsunuz ki doçent olmak için de bir dizi koşul var. Bunlardan en önemlisi SSCI’lı yayın ya da hakemli dergilerde yayınlanmış çalışmalar. Ancak, bazı bilim dallarında Türkiye’nin geri kalmışlığı nedeniyle yapılması gereken çalışmalar hakemli dergileri hiç ilgilendirmiyor, çünkü onlar o süreçleri çoktan aşmış. O zaman yardımcı doçentlerimizin salt bu nedenle Türkiye’de etnik, dinsel ya da bölgesel ayrımcılığı bir şekilde gündeme getiren çalışmalar yapmak zorunda kalması ya da bu alanlara itilmesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz. Bu ne kadar doğrudur?

Bu çalışmalar hepimizin bildiği gibi Avrupa’da büyük ilgi çekiyor. Hatta bu tip çalışmalar için özel fonlar bile veriliyor. Bu konuda bilim dallarının özelliğine göre yeni bir düzenleme yapmak zorunluluğu vardır. Yoksa bazı branşlarda bir süre sonra profesör yapacak doçent bulamayacağımızı şimdiden söylemeliyiz.

Üniversitelerde özgürlükçü, katılımcı, paylaşımcı bir yönetim anlayışını egemen kılmak zorundayız. Üniversitelerimizin bilimsel çalışmaları üzerindeki değişik vesayetler kaldırılmalı, devlet sadece denetim görevini yerine getirmelidir.

Bugün bazı üniversitelerimizde rektörlük seçimleri var. Uygulamaya bakıyoruz, öğretim üyelerinin oylarını alan rektör adaylarının ilk denetimi YÖK tarafından yapılıyor. YÖK bunları eliyor, Sayın Cumhurbaşkanına gönderiyor. Sayın Cumhurbaşkanı da YÖK’ün önerdiği kişilerin içinden bir tanesini rektör olarak atıyor. Kendi üniversitelerinin öğretim üyelerinin kendi oylarıyla yaptığı tercihlere güvenmeyen, saygı göstermeyen, kuşku duyan bir anlayışın demokratik olduğundan bahsedebilir miyiz?

Bir başka yanlış da şudur arkadaşlar: Rektörlük seçimleri yapılıyor, araştırma görevlileri oy kullanamıyor. Bu araştırma görevlilerinin içinde yardımcı doçent olma hakkını kazandığı hâlde kadro yetersizliği nedeniyle, kadro olmadığı için yardımcı doçent sıfatını kazanamamış da birçok araştırma görevlisi var. Aynı statüdeki iki kişiden yardımcı doçent olabilen oy kullanıyor, olamayan oy kullanamıyor. Bu, üniversite ortamında aynı koşullarda birlikte çalışan insanların içinde bir ayrımcılık değil midir? Bunun demokratik olmakla, demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi var mıdır?

Değerli arkadaşlarım, üniversite öğrencileriyle, çalışanlarıyla, araştırma görevlileriyle, yardımcı doçentten profesöre kadar tüm akademisyenleriyle bir bütündür. Demokratik bir seçimle belli oranda, orada okuyan öğrencilerin de, orada çalışan personelin de bir şekilde oy kullanma ve tercih yapma hakkı olmalıdır. Demokratik üniversiteden bahsederken bunları göz önüne almak durumundayız.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bugün bu kanun tasarısı Meclisten geçecek, ancak yukarıda belirttiğim aksaklıkları da göz önüne alarak demokratik, katılımcı, dayanışmacı, özgür bilimsel çalışmanın önünü açan yeni bir düzenlemeye gereksinim olduğunu hepimizin bilmesi gerekir. Demokrasi sadece kılık kıyafet, şekil açısından demokrasi aramak anlamına gelmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
