# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Selçuk Ayhan (CHP), 25 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 867 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2009 yılı bütçesinin fonlara ilişkin 15’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi, Türkiye içinde bulunduğu coğrafya, stratejik konumu, yer altı yer üstü zenginlikleri, Türkiye ve Orta Doğu üzerinde hesabı olan güçlerin bölgedeki oyunları, bazı iş birlikçilerin bu oyunlara alet olması nedeniyle 1985 yılında kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonu büyük bir önem arz ediyor. Geçtiğimiz yıl bu fona bütçeden aktarılan kaynak 847 milyon dolar ve bugüne değin teröre harcanan para Türkiye’de 100 milyar doların üzerinde. Doğal olarak bu sağlık gibi, eğitim gibi, altyapı gibi birçok konuda Türkiye’nin kendi illerine, ilçelerine, köylerine, kendi insanlarına yeterince yatırım yapmasını şu veya bu şekilde olumsuz olarak etkilemektedir. O nedenle, bir yandan Türkiye’de stratejik önem arz eden bu konularda teknolojik yatırımları desteklerken bir yandan da ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü ve dayanışmamızı geliştirmek durumundayız.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi 2009 yılı bütçesini görüşüyoruz. Bu bütçe sanki hayal dünyasında hazırlanmış, gerçeklerden uzak, krizin “k” harfini bile taşımayan bir bütçe. Vergi gelirleri, giderler, büyüme oranı, özelleştirme gelirleri, ithalat, ihracat… Her anlamda hayalî rakamlar içeren bir bütçe. Birkaç örnek vermek gerekirse, dolar şu an 1,5 lira mertebesinde. 2009 yılında hedeflenen dolar 1,28 YTL. Bu kriz koşullarında bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Özelleştirmede 2008 yılı hedefi olan 11 milyar doların bile 8 milyarını bu yıl gerçekleştirebilmiş durumdayken önümüzdeki yıl için yüzde 51 mertebesinde bir artışı öngörüyoruz. Tüm dünya, dünyanın en gelişmiş ülkeleri para krizine girmişken, para kaynağı arama peşinde koşarken bunun gerçekleşmesi nasıl mümkün olacak? Bu, ancak hacizli malların icra dairelerinde yok pahasına satılması gibi fiyat belirlemeleriyle mümkün olabilir. Bu da ulusal değerlerimizin boşa ve bedavaya gitmesi anlamına gelir.

Öngörülen yüzde 4’lük büyüme hedefine, yine bu kriz koşullarında ulaşmamız mümkün değil. Zaten 2008 yılında şu ana değin yüzde 2’nin altında kalmışız, büyüme hedefine ulaşma noktasında. Kaldı ki Sayın Maliye Bakanımızın demeçlerinde de bu hedeflere ulaşamayacağımız görülüyor. Ayrıca IMF’yle yapılan görüşmeler sonunda ümüğümüz sıkıldığında da bu hedeflere ulaşamayacağımızı bir kez daha göreceğiz.

Öngörülen 249 miyar liralık gelirin 202 milyar lirasının vergi gelirlerinden oluşmasının sağlanmasını düşünüyoruz.

Sanayi çökmüş, birçok iş yeri kapanmış, ithalatta ciddi bir daralma var. Bu koşullarda bu gelirlerin gerçekleşmesi mümkün mü değerli arkadaşlarım? Anlaşılan bu bütçeyi gerçekleştirmek adına önümüzdeki mevcut vergileri artıracağız, belki insanlardan nefes alma vergisi alacağız.

Bir öneri de ben sunayım: İlden ile giderken sınırlara bir teşkilat kuralım, ilden ile ayak bastı vergisi alalım. Yani Türkiye’nin gittiği süreç bu. Bu komedi gibi gelen, komik gibi gelen şeyler yarın karşımıza gerçek olarak çıkmasın.

Özetle, hazırlanan bütçeye göre Türkiye’de kriz yok, her şey güllük gülistanlık. Kendi tabiriyle, milletin Ergenekon’da savcısı olan, şimdi ekonomide de doktoru olan Sayın Başbakan da krizi “psikolojik” olarak açıkladı, bu krizin psikolojik olduğunu söyledi. Eğer krize böyle yaklaşırsak bunun tedavisini de Söke Bağarası’ndaki hocanın yazacağı muskaya havale etmek zorunda kalırız.

Aslında global kriz olmasa bile Türkiye’de bir krizin kaçınılmaz olduğunun hepimiz bilincindeydik. Hızla yükselen cari açık, Türkiye’den yüksek faiz alarak giden aşırı sıcak para, Türkiye’de ihracatın dinamiğini oluşturan reel sektörlerdeki daralma, 2002-2008 yılları arasında tarım kesiminde 2 milyon 350 bin kişinin iş bırakması bunun bazı göstergeleri.

Ama Sayın Başbakan kriz için “Hamdolsun bize bir şey olmaz.”, “Kriz bizi teğet geçer.” dedi. Daha geçtiğimiz günlerde otomotiv sektöründeki kapatma kararlarını hepiniz biliyorsunuz. Bu sektörler birer fabrikadan ibaret değil. Bunlara iş yapan, mal satan, yan sanayi olarak çalışan, bayilik yapan, bayilere mal satan, hizmet satan birçok sektörü bir araya getirdiğinizde durumun vahametini çok daha açık görebilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, inşaat sektöründeki durgunluğu biliyoruz. İnşaat sektörüne bağlı yetmiş ayrı sektörün bundan etkilenmemesi mümkün mü? İzmir Atatürk Organize Sanayisi’nde 10 bin işçi işsiz kaldı bir günde. Bu firmalara iş yapan yan sanayiyi, hizmet sektörünü, taşeronları düşünün. Olayın vahameti büyüktür.

Demek ki kriz bazılarına teğet geçiyor olabilir ancak kriz iş adamını, sanayiciyi, esnafı, işçiyi, taşeronu, vatandaşı, herkesi vurmuştur. Kriz aldığı emekli maaşıyla evinin temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan emekliye teğet geçmemiştir, kriz evindeki bebeğine süt alamayan anneyi teğet geçmemiştir ama kriz Mehmetçik Vakfına bile tanınmayan bazı muafiyetlerin tanındığı bazı dernekleri, kurumları teğet geçmiş olabilir. Daha iki gün önce 2 iş adamımızın intihar haberlerini okuduk. Demek ki kriz herkesi teğet geçmiyor.

2009 yılı için daha bugünden halkımızı yeni vergi ve harçların beklediğini biliyoruz. Bu oranlarda yeniden değerlendirme oranlarına bağlı olarak zaten yüzde 12 bir artış olacak; bu, taşıt vergisinden pasaport harcına kadar her alanda yansıyacak. Bu bütçeyi tutturmak için yerel seçimlerden sonra başlamak üzere yeni vergi yükleri getirmek zorunda kalınacak ve bu bütçe yerel seçimler için yapılacak popülist harcamalar nedeniyle daha da delinecek, daha da açılacak; telafisi, onarımı mümkün olmayan bir hâle gelecek.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; gördüğünüz gibi teşhis yanlış, tedavi yanlış, bütçe hayalî. Vay halkımızın hâline! Fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Ekonomik kriz konusunda TÜSİAD’tan, Borsalar Birliğinden, esnaf odalarından, sivil toplum kuruluşlarından, sendikalardan ses çıktığı zaman posta koymakla krize çözüm bulamayız. Ciddi bir kriz değerlendirme yapılanmasına gitmek zorundayız. Krizle mücadele hacı hoca işi değildir, krizle mücadele psikoloji işi değildir. Değerli arkadaşlar, bu, ciddi bir devlet sorumluluğu gerektiren iştir. Yoksa Türkiye’de ne devlet kalır ne millet kalır.

Böyle bir bütçeye nasıl evet diyelim? Lütfen bir an önce savcılığı, doktorluğu bırakalım, gerçeklere dönelim, gerçeklerle yüzleşelim, Türkiye için gereken doğru şeyleri yapmaya çalışalım.

Her şeye rağmen bu bütçenin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
