# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2009
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2009-11-04-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Selçuk Ayhan (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 947 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; muhtarların sorunlarıyla ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen önergenin lehine söz almış bulunuyorum.

Muhtarlarımızın sorunlarıyla ilgili olarak 21 Şubat 2008 tarihinde Meclis araştırması açılmasını talep eden milletvekillerinden birisiyim. Aradan yaklaşık iki yıl geçti henüz bu konuyu gündeme getiremedik.

Biraz önce söz alan Sayın İsmet Büyükataman, muhtarların sorunlarıyla ilgili genel değerlendirmesini yaptığında, benim yaptığım değerlendirmelerle bire bir örtüştüğünü de gördüm. Demek ki aklın yolu bir. Muhtarlarımızın sorunları var, bu sorunların tespitlerinde de mutabık kalabiliyoruz ancak bunların çözümü için bir şeyler yapmak, çaba harcamak, sorunları aşmak yüce Meclisin görevi.

Şimdi, ben değerli arkadaşlarımın konuşmalarının üzerine tekrarlardan kaçınmak istiyorum. O nedenle daha farklı bir boyutta konuşmaya çalışacağım.

Son yapılan düzenlemeyle muhtarlarımızın elindeki ikametgâh belgesi düzenleme, nakil ilmühaberi verme yetkisi bile elinden alındı -hepiniz biliyorsunuz- ve son yerel seçimlerde bunun çok ciddi sıkıntılarını yaşadık. Nüfus müdürlüklerinde yıllarca aynı ilde oturan insanın, daha önceki seçimlerde o ilde seçmen olarak oy kullanan insanın nüfus kaydının kilometrelerce uzakta başka illerde çıktığına tanık olduk. Ölülerin, yıllar önce vefat edenlerin seçmen olarak listelere alındıklarını gördük. Muhtarların yasal sorumlulukları var ama yetkileri yok. Bu yanlışlıkları yapanların da hiçbir yasal sorumluluğu yok. Şimdi, böylesi bir çelişkiyi Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin demokratik hukuk kuralları içinde anlayışla karşılamak mümkün değil.

Şimdi, mahalle muhtarlarımıza baktığımızda, ellerindeki son gelir kaynağı da kalktıktan sonra kendilerine verilen muhtarlık ödeneğinin sadece BAĞ-KUR primiyle bire bir örtüştüğü noktada, bunların kırtasiye, kira, elektrik, su gibi diğer giderlerini de göz önüne aldığımızda, Ödemiş ilçesi Muhtarlar Derneğini ziyaret ettiğimde Dernek Başkanının bana söylediği gibi, muhtar olmak için kafadan biraz kırık olmak lazım gibi bir sonuca varabiliriz.

Bugün birçok muhtarımızın 10 milyar liranın üzerinde BAĞ-KUR prim borçları var. Geçen seneki taksitlendirme içinde bir kısmı bunu yapılandırarak ödemeye çalıştı ama bir kısmının borçları hâlen devam ediyor. Muhtarlık seçimini kaybedenlerin içine düştükleri durumu bire bir ilişkilerden ben biliyorum.

Şimdi, köy muhtarlarımıza geldiğimizde, kasabalarda ve büyük kentlerde iyi kötü belediyelerin ve diğer bazı kurumların yaptığı desteklerle bir muhtarlık binası, bilgisayar ortamının sağlanması, teknik donanımın sağlanması gibi yardımlar muhtarlıklara yapılmış, ama küçük mahallelerde, küçük kasabalarda ve köylerimizde böylesi bir olanak yok ve bizim muhtarlarımızın gelişen iletişim çağında böylesi bir olanağı kendilerinin temin etme şansı da yok, ama bu konuda devletin onlara herhangi bir katkısı da yok.

Şimdi, köylerimizde ciddi ekonomik kriz var, bunu hepimiz biliyoruz. Yani ülkemizdeki ekonomik kriz tarımı da en az sanayi kadar, ticaret kadar, küçük esnaf kadar vurmuş durumda. En son İzmir’de bir köye gittiğimde -bölgenin en verimli fasulyesini ve barbunyasını yetiştiren bir köy- 230 tane icra dosyasıyla karşılaştım arkadaşlar. Bu dosya, sadece Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğinin açtığı dosya. Buna Ziraat Bankası ve Türk ortaklı bazı yabancı bankaların verdiği kredilerden oluşan takipler dâhil değil.

Sulama birliklerinin borçlarıyla ilgili burada yapılanma yapmak zorunda kaldık, hepiniz biliyorsunuz, otuz altı aya bölündü, ancak gittikleri zaman “Önce avukat ve icra masraflarını öde, kanun böyle diyor.” diye bir yaklaşımla karşılaştıkları için, borçlarını bile ödeyemeyen köylerimiz var. Birçok köyümüzün suyu olmadığı için, il genel meclislerimiz, köylere hizmet götürme birliklerimiz kanalıyla oralarda sondaj vuruyoruz, suyu çıkarıyoruz, kürsüye çıkıp övünerek diyoruz ki: “Şu kadar köye su götürdük.” Ama o köylerdeki sondaj vurduğumuz suyun çıkması için bir pompa ve elektrik enerjisi gerekiyor. Aradan iki ay geçiyor, köy elektrik borcunu ödeyemediği için yine susuz kalıyor, bizim yaptığımız harcama da boşa gidiyor.

Geçiyorum arıtma tesislerine. Gene, kürsülere çıktığımız zaman şu kadar köye arıtma tesisi yaptık diye konuşuyoruz. Bugün Türkiye’de arıtma tesisini çalıştıran köy neredeyse yoktur arkadaşlar. Çünkü elektrik parasını ödemesi mümkün değil.

Bir başka acı tarafı da şu: Bizim muhtarımız, o köyde tahsildar olarak kullanılıyor, o köylüyle beraber yaşıyor, o köylü onun seçmeni, o köylü onun akrabası, dünürü, arkadaşı, ağabeyi, kardeşi, küçüğü; onların durumunu bildiği için, canlarını da alamayacağına göre herhangi bir tahsilat yapamıyor ve yasal anlamda köy muhtarının tepesine çöküyoruz. Kamu kefaleti, kamusal kefalet kabul etmediğimiz için de muhtara diyoruz ki: “Kişisel kefaletini vereceksin.” Kişisel kefaletini veren muhtar ondan sonra yandı. Bütün köyün borcundan dolayı o muhtar, o Cumhurbaşkanına doğrudan bağlı olan, Cumhurbaşkanının ilk kademe temsilcisi olan, tüm kamu kurumlarıyla köyün iletişimini sağlayan, köydeki yatırımlarla ilgili kaymakamlıkta, valilikte, köylere hizmet götürme birliklerinde çaba harcayan o muhtar sanık oluyor, ailesi, ocağı, malı, mülkü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geliyor. Türkiye’deki muhtar gerçeği bu değerli arkadaşlarım.

Buna karşın, biz bu muhtarlara bir Belediyeler Birliği gibi örgütlenme olanağı bile tanımıyoruz, biz bu muhtarlara emekli oldukları zaman diğer memurlarla aynı koşullarda bir silah ruhsatı alma hakkı bile tanımıyoruz ve biz bu muhtarlara Sosyal Güvenlik Kurumuna zorunlu üyelik şartı koyduğumuz için bunların icralarla boğuşmasına neden oluyoruz. O zaman, gerçekten de Ödemiş Muhtarlar Derneği Başkanının söylediği gibi, muhtar olmak için biraz çatlak olmak gibi bir sonuç karşımıza çıkıyor.

Bu yüce Meclis bunları görmezden gelecek mi? Bu yüce Meclis Türkiye’de temel gündemin işsizlik olduğunu bildiği hâlde, yüzde 27’lere varan genç işsize rağmen, yüzde 13’leri geçen genel işsize rağmen, fabrikalar kapanırken, esnaf kepenk indirirken, köylülerin toprakları şakır şakır satılırken, arabalarına ana yollarda el konulup yediemin depolarına çekilirken yeni yeni gündemler icat eden bizler, açılım gündemleri, Anayasa gündemleri, yaş meyve sebze gündemleri icat eden bizler bunlara duyarsız kalacak mıyız kalmayacak mıyız? Bunların yanıtını hep birlikte vermek zorundayız. Biz buraya tüm ulusumuza hizmet etmek için geldik. Biz buraya kendimize yakın olanları, siyasi yandaşlarımızı zengin etmek için gelmedik. Biz buraya Türkiye Cumhuriyeti’ni müreffeh bir ülke yapabilmenin çabasını harcamak için geldik. Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir, bazı konularda farklı düşünebiliriz ama bu ulusun insanlarının sorunlarının ortak olduğunu hepimiz biliyoruz, bu ülkede evine ekmek gitmeyen milyonlarca insan olduğunu hepimiz biliyoruz, bu ülkede son dönemde beş kuruş parası olmayan insanlardan sağlığa katkı payı alınmaya başlandığını biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, muhtarların sorunları bir yerel örgütlenmenin ilk kademesi olarak tüm diğer sorunlarımız kadar önemlidir ve biz bu sorunlara kulağımızı tıkayamayız. O nedenle, bu önergenin gündeme alınması konusunda yüce Meclisin gerekli hassasiyeti göstereceğini umuyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2009-11-04-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
