# Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2010
- **Gündem:** MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503

> Selçuk Ayhan (CHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 595 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Görüşülmekte olan Maden Kanunu’ndaki değişiklikle ilgili tasarının birinci bölüm 6’ncı maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, mevcut tasarı, Türkiye’de madenleri işleyen, madenleri ihraç eden firmalarımızla ilgili ne onların güvenlikli çalışması ne teknolojilerini geliştirmesi ne işletme giderlerini düşürmesi ne de ihracat kapasitelerinin artırılmasına dönük hükümler içermemekte. Burada bu tasarının temel amacı, son yıllarda ülkemizi istila eden uluslararası maden lobisinin Türkiye’deki çıkarlarına hizmet etmek, onların önünü açmaya dönük bir tasarı.

Elbette ki ülkemizin madenlerini çıkarmak, işlemek, onları insanlığın yararına sunmak, Türkiye’de ulusal gelirin artmasına ve insanlarımızın refahına katkıda bulunmasını sağlamak hepimizin görevi ancak bunu yaparken önceliklerimiz var; insan yaşamına zarar vermemesi, çevreye zarar vermemesi, su havzalarına zarar vermemesi, tarihî ve turistik değerlerimize zarar vermemesi, doğal yaşamı tahrip etmemesi gibi. Ancak, ülkemizde son yıllarda saldırgan maden lobisiyle ne yazık ki suyundan zeytinine, ormanına varıncaya kadar tüm doğal alanlar ve insan yaşamı tehdit altına alınmaya başlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, madenlerini ham madde olarak çıkarıp satan ve bu vesileyle zengin olan dünyada bir tane ülke yoktur. Bunlar madenlerini ham madde olarak satarlar, işlenmiş olarak çok fahiş fiyatlarla geriye alırlar, bilançoya baktığınızda ithalatla ihracat arasında ciddi bir açık söz konusu olur. Hele Türkiye gibi buna yüzde 2’lik bir vergi dilimi koyarsanız para kazanmanız mümkün değil. Olan Türkiye'nin geleceğine ve doğmamış çocuklarımızın haklarına olur.

Değerli arkadaşlar, bu kanunda değişiklik için getirilen hükümlerde, örneğin kadastro çalışmasını tamamlamamış bir ülke olduğumuz hâlde imarsız alanlarda yürütülen çalışmalarda madencilik faaliyeti için geçici tesis ve işletme için izin, ruhsat izni gereksiz kılınıyor yani başıboş bırakılıyor.

Bu tasarı, başka yatırımlarla madencilik faaliyetleri arasında bir çatışma, birbirine zarar verme olursa bir düzenleme getirerek bu zararın kimin lehine ya da aleyhine olduğunu çözme ve karar verme yetkisini oluşturulan kurula tanıyor. Bu muğlak. Burada siyasi iktidara yakınlık ya da lobi faaliyetlerindeki hâkimiyet verilecek kararda etkili olabilir. Bunun örneklerini sürekli yaşıyoruz.

Şimdi, ruhsatlanmış alanlarda, biraz önce Muğla Milletvekili arkadaşımız da söyledi, yirmi beş hektar altında, aslında aynı sermaye grubunun çok farklı dilimlere bölerek bir alanı kapattığına ve ÇED raporundan kurtulduğuna tanık oluyoruz. İki: Türkiye’de kapattığı ruhsatlı alanlarla hiçbir işlem yapmadığı hâlde uluslararası borsalarda beyanda bulunup bunun üzerinden rant elde eden maden grubu firmaları var.

Bir başka ciddi sorun, biraz önce arkadaşların da bahsettiği taş ocakları. İzmir’in kent merkezinde ve köylerinde leblebi gibi taş ocağı açılıyor değerli arkadaşlarım. Aliağa ilçemizin Güzelhisar köyüne gittim, çevre köylerin muhtarlarıyla görüştük, Çaltıdere’de bir taş ocağı tarım alanlarını öldürmekle meşgul. Kemalpaşa’nın Yenmiş köyüne gittim, köyün altı zaten KOSBİ’yle arazilerine el konulmuş durumda, köyün üstüne de taş ocağı ruhsatı verilmiş ve astım hastalığı 2 katına çıkmış ve tarım alanları toz toprak altında kalmış, ekili ürünler dâhil.

Yılda 70 milyon dolar gelir getiren Bergama’nın Kozak Yaylası’ndaki çam fıstıklarının imha edilmesi ve o bölgede maden aranmasıyla uğraşıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız.

SELÇUK AYHAN (Devamla) - Şimdi, Marmaris gibi sürekli gelir getiren, turist çeken, insanlara istihdam yaratan, birçok ailenin geçimini sağlayan bir yeri nasıl tahrip ediyorsak, yılda 70 milyon dolar gelir getiren ve o bölgede, Türkiye’de tarım çöktüğü hâlde, köylülere ciddi bir refah ve en azından göç etmeme ortamı yaratan Kozak Yaylası’nı da tahrip etmekle meşgulüz. İzmir’de belki bir kara mizah olacak size ama, kerkenez kuşlarının savcılığın penceresindeki saksıya yuva yaptığını -kerkenez, biliyorsunuz yırtıcı hayvan familyasındandır- ve 3 kez doğum yaptığını gazetelerden okuduk. Dergâhlara bile el attınız değerli arkadaşlar. Antalya’da Abdal Musa Ocağı’nı bile taş ocağı yaptınız. Yani her şeyin bir sınırı, her şeyin bir limiti her şeyin bir insafı var. Lütfen, yaptığınız çalışmalarda ulusal çıkarlarımızı, doğal yaşamı, insan yaşamını ve halkımızı düşünelim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Ayhan (CHP, İzmir). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ayhan-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
