# 14 Mart Tıp Bayramı’na, zehirli gıda ürünlerine ve gıda sahtekârlıklarına, sözleşmeli fahri Kur'an kursu öğreticilerine ilişkin açıklaması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim
- **Tarih:** 13 Mart 2025
- **Gündem:** 14 Mart Tıp Bayramı’na, zehirli gıda ürünlerine ve gıda sahtekârlıklarına, sözleşmeli fahri Kur'an kursu öğreticilerine ilişkin açıklaması
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133471
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-03-13-14-mart-tip-bayramina-zehirli-gida-urunlerine-ve-gida-sahtekarliklar

> Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 13 Mart 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 Mart Tıp Bayramı’na, zehirli gıda ürünlerine ve gıda sahtekârlıklarına, sözleşmeli fahri Kur'an kursu öğreticilerine ilişkin açıklaması); konuşma 692 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, 14 Mart Tıp Bayramı, tüm tıbbiyelilerin yani sağlıkçıların, ebelerin, hemşirelerin, doktorların ve sağlıkta çalışan herkesin gününü kutluyorum.

Ciddi problemlerimiz var "Onlar gitsinler." demekle bu problemler çözülmüyor. "Gitsinler." dedikten sonra da maaşlarına zam yapıldı. Ama gördüğüm bir problemi de söylemek isterim. Dünyanın her yerinde özel hastanelerin sayısı azalırken veya az olurken Türkiye'de özel hastanelerin sayısı çoğalıyor ve devlet hastaneleri sayısı da azalmakta ve bu özel hastanelerin -hatta devlet hastaneleri de dâhil olmak üzere- faturalarının da doğru dürüst kontrol edildiği tahmininde değilim. Bunlarla ilgili olarak ne kadar soru önergesi vermişsek de bunlara hiçbir zaman cevap verilmemiştir. Benim de başıma gelen bir olayı da şimdi burada anlatmak istemem, daha sonra o hastane hakkında da cezai işlem yapılmıştı, Bakanla görüşmüştüm. O nedenle, Türkiye'nin bir denetime ihtiyacı vardır.

İkinci konuya gelince, bir yandan tıbbiyeliler, doktorlar dedik, doktorların maaşlarına zam yapıldı, yapılmalıdır, çok değerli bir meslek. Hâkimlerin maaşlarına zam yapıldı, çok değerli bir meslek. Adalete ihtiyacımız var ve sağlığa ihtiyacımız var. Ama nedense bu doktorları ve hâkimleri yetiştiren veya bizleri yetiştiren öğretim elemanlarının maaşları ise düşük kaldı. Türkiye'de 184 bin öğretim elemanı var, doktorundan doktor öğretim üyesine ve doçentinden profesörüne kadar 184 bin kişi. Peki, bu insanlara değer vermezseniz, bu insanlar doğru ve düzgün bir eğitim anlayışı içerisinde çalışabilirler mi? O zaman da yurt dışına göç başlar, beyin göçü başlar, değerli akademisyenler de yurt dışına gider. Bu sene evimde yazın otururken bir profesör arkadaşım gelmişti "2 çocuğumu gönderdim Amerika Birleşik Devletleri'ne, ben de Muğla Üniversitesinden bugün yarın ayrılıyorum, Amerika Birleşik Devletleri'ne gidiyorum. Bu maaşla geçinilebilir mi? Bu maaşla eğitim öğretim yapılabilir mi, akademisyenlik yapılabilir mi?" ifadesini kullanmıştı. Akademiye ciddi şekilde önem vermemiz gerekmektedir.

Zehirli gıda ürünleri Türkiye'nin ciddi bir problemi değerli arkadaşlar. Şimdi, son bir yılda haberlere konu olan zehirli gıda ve tarım ürünlerinden örnek vereceğim. Bakın, ben bir çiftçiyim, Manisa'da çiftçilik yapıyorum ve açık ve net söylüyorum: Aynı tarlanın ürünleri, aynı tarlada ilaç kullanıyoruz; 9 numara, 10 numara üzümleri Avrupa'ya ihraç ediyoruz; sonra bunlar, başka ürünlerimiz geri gönderiliyor oradan -bu kalemleri saymak isterim ama uzun sürecek- diyorlar ki: "Siz burada çok pestisit kullandınız." Yani ne? "İlaç kullandınız, sağlığa zararlı ilaç." Avrupalılar insanını korurken bunlar Türkiye'ye geri dönüyorlar ve -Bakanlığın söylemiş olduğu gibi de- diyor ki Bakanlık: "Ben bunları imha ettim." Ne kadar inanacağım ben Bakanlığa? İnanmayacağım ki bir bakan çıkıyor "Veriler çalınmamıştır." diyor, ardından diyor ki: "Aa, özür dileriz, çalınmış." "Çok özür dileriz." de demiyor, "Çalınmış bunlar." diyor. Ya, dün başka söylüyorsunuz, bugün başka söylüyorsunuz. Açık ve net söylüyorum: Bazı iade edilen ürünlerin de gümrüklerde ihaleyle verildiğini tespit etmiş durumdayım. Yani bu ürünleri Avrupalı kullanmıyor, Türkiye'de uyanık tüccarlar ve devletin yetkilileri tarafından da bunlar ihale ediliyor, tekrar yeniden bizlere veriliyor değerli arkadaşlar. Peki, aynı tarlanın 8 numarasını kim yiyor? Biz yiyoruz. Peki, biz bunu yerken, Avrupalılar bunu denetlerken "Burada çok fazla pestisit kullanılmış, ilaç kullanılmış, insan sağlığına zararlı ilaçlar kullanılmış." diyorlar ve kullandırmıyorlarsa biz niye kullandırıyoruz, biz niye denetlemiyoruz? 86 milyonun kabahati ne? Kanser niye çoğaldı, niye hastalıklar çoğalıyor? Bizim çocuklarımız fiziki olarak niye gelişemiyorlar?

Bunlarla ilgili birkaç örnek vermek isterim. Hatay'da, Dubai'ye ihraç edilecek limonlarda yapılan incelemelerde Türkiye'de kullanımı sonlandırılan yasaklı pestisit tespit edildi. Muhafaza altına alınan limonlar imha edildi. Pestisit tartışmaları bitmiyor. Çiftçinin binbir emekle ürettiği gıda ürünleri pestisit tarım zehri oranlarına takıldığı için Türkiye'ye geri iade ediliyor. File marketten alınan Kapya biberi numunesinde olması gerekenden 110 kat fazla yasaklı madde, pestisit tespit edildi. Bulgaristan Türkiye'den limon ve biber alımını durdurdu. Makedonya basınında yer alan habere göre, Bulgaristan Türkiye'den biber ve limon alımlarını pestisit içerdikleri gerekçesiyle durdurdu. CarrefourSA'da dereotunda yüksek oranda pestisit çıktı yani zehir çıktı. Türkiye'deki marketlerden, bir semt pazarından satın aldığı 90 adet domates, salatalık, biber örneğini laboratuvarda analiz ettiren Greenpeace, ürünlerde kullanılması yasak pestisit kalıntısı tespit etti. Rusya nar, narenciye ve biber ithalatını durdurdu. Batı Akdeniz ihracatçılar Birliği Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Rusya'nın Türkiye'den özellikle de bu dönemde, ağırlıklı olarak Antalya'dan yapılan nar, narenciye ve biber ithalatını durdurduğunu açıkladı. Hem biber hem narda ihracatın en yoğun döneminin yaşandığı bu süreçte getirilen bu yasağın üreticiyi zor durumda bırakacağını söyledi. Biber, maydanoz, marul yerken bir kez daha düşünün, en çok bu ürünlerde tespit edildi. Uzmanlar acil olarak uyarıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “14 Mart Tıp Bayramı’na, zehirli gıda ürünlerine ve gıda sahtekârlıklarına, sözleşmeli fahri Kur'an kursu öğreticilerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 13 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-03-13-14-mart-tip-bayramina-zehirli-gida-urunlerine-ve-gida-sahtekarliklar (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133471

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
