# 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 9'uncu Tur Görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2025
- **Gündem:** 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 9'uncu Tur Görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140230
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-12-17-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y

> Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 17 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 9'uncu Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 820 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, hem Cumhurbaşkanlığının bütçesini hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini görüştük. Bu görüşmemiz üzerine son değerlendirmeyi yapacağım. Şuradan başlamak istiyorum: Özel hastaneler. Avrupa'da özel hastaneler azalırken, devlet hastaneleri çoğalırken Türkiye'de özel hastaneler neden çoğalıyor, niçin devlet hastanelerinin sayıları azalıyor bunu bir düşünmeye davet ediyorum.

İkinci olarak da Sayın Bakana buradan bir çağrım var. Biz hastaneye gidiyoruz, şahsen ben özel hastaneye gidip tedavi olduğumda veya devlet hastanesine gittiğimde, özellikle özel hastanelerde bana bir fatura imzalatmıyorlar, ben istersem getiriyorlar; burada ne yazdığını, nasıl bir fatura yapıp buraya gönderdiklerini ben bilemiyorum. Bu, hemen hemen hepimiz için geçerli değerli arkadaşlar. Bütün özel hastanelerde -biraz önce Milletvekilimiz Sema Silkin Ün Hanımefendi de dile getirdi- bu faturaların tek tek gözden geçirilmesi lazım. "Random" usulü değil, tesadüfi metotla değil, yüzde 5'iyle değil, yüzde 99'uyla değil, yüzde 100'üyle mutlaka buraların incelenmesi ve kontrol edilmesi lazım; milletin parasının özel hastane sahiplerine haksız bir şekilde transfer edilmemesi lazım. Buna da bir çare söylüyorum: Nasıl ki biz muayene olduğumuz zaman e-devlete düşüyor, e-nabıza düşüyor orada hangi tahlilleri yaptırdıysak, kim ne tespitte, teşhiste bulunduysa, aynı şekilde faturalar da buraya düşmeli. Bize imzalattıkları faturalara baktığımız zaman da çok küçük, kargacık burgacık, küçücük, mikroskopla zor okursunuz veyahut da efendime söyleyeyim, teleskopla zor okursunuz. Bunları da yeniden düzenlememiz lazım.

Bir de siz "EKDS" diye bir sistem çıkarmıştınız. Neydi bu? Hastaneye gidenlerin, kimin gittiğini görebilmek için bir sistem koydunuz "Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi" diyerek. Peki, bu sistemle ilgili yazı yazdınız, Türkiye'deki vakıf ve özel hastanelerin hemen, derhâl buraya şu tarihe kadar yani temmuz ayına kadar geçmelerini istediniz ama daha sonra tekrar bir yazı yazarak bunu kaldırdınız. Neden yazdınız, neden kaldırdınız? Çünkü burada suistimallerin olduğunu gördünüz veyahut da buradaki dedikoduları ortadan kaldırmak istediniz, özellikle suistimalleri. Sonra neden kaldırdınız bunu, niçin bu yazınızın arkasında durmadınız? Bu da aynı şekilde Türkiye'nin parasının birilerine peşkeş çekildiğinin bir göstergesidir değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de şöyle bir problemimiz de var bizim: Sendikalı işçiler devlet dairelerinden paralarını alıyorlar, maaşlarını alıyorlar ama oradaki bürokratların, öğretim üyelerinin üzerinde maaşlar alıyor; alsınlar ama buradaki öğretim üyelerinin veyahut da bulundukları devlet dairelerindeki üst bürokratların, emirlerinde çalıştıkları kişilerin yani amirlerinin maaşlarının düşük olmaması gerekir. Bununla ilgili olarak da mutlaka bir kamu personel rejimine ihtiyacımız var, reformuna ihtiyacımız var; bunu Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının, Cumhur İttifakı'nın mutlaka yapması gerekmektedir. Buna da en bariz örnek, geçenlerde bütçe görüşmelerinde burada bir zam teklifi geldi; üst bürokratlara zam, bazılarına zam, bazılarına değil. Peki, burada kariyer uzmanlarına zam, merkezdekilere zam, taşradakilere zam yok. Peki, müfettişlere zam var ama belediyelerde çalışan müfettişlere yok, kendi içinde denetmenlere de yok. Kendi içerisinde bile çelişki arz eden buradaki zam teklifini çok ciddi şekilde bir nakıs görüyorum. Aynı zamanda, devlet dairelerinde çalışan 6,5 milyon memura, 16,5 milyon emekliye de hakaret kabul ediyorum, çok ciddi şekilde haksızlık kabul ediyorum. O nedenle, bununla ilgili olarak düzenlemeyi de topyekûn kolektif olarak yapmamız gerekmektedir.

Engelli istihdamı... Arkadaşlar, bakın, özel sektörde yani şirketlerde engelli istihdamı var. Eğer bir şahıs 1.000 kişi çalıştırıyorsa orada bundan 30 kişiyi engelli olarak almak zorunda; eğer almamışsa, 3 kişiyi, 4 kişiyi almamışsa burada asgari ücretin 5 misli cezasını ödüyor. Ödesin cezasını ama burada öncelikle kamuda çeşitli sınavlarla engelli alımları yapılıyor, kotayı önce kamunun doldurması lazım. Sen kotanı doldurmuyorsun, sonra da özel sektöre de Deli Dumrul gibi hemen üzerine çöküyorsun "Sen 3 kişi çalıştırmadın." diyorsun. Bu da doğru bir sistem değil değerli arkadaşlar. Bir diğer yandan da sigorta primlerini almayınız bu insanların. Özel sektöre ceza yazıyorsunuz, kamuda da kotasını doldurmuyorsunuz.

Asgari ücret açlık sınırı... Hiçbir kamu kurumu asgari ücretin aşağısında ücret ödeyemez ama ödediğiniz yerler var, kamunun ödediği yer var. Neresi? Ücretli öğretmenlikler, ücretli psikologlar, ücretli sosyologlar ve vekil imamlarla beraber fahri Kur'an kursu öğreticileri. Bunlara niye asgari ücretin altında -açlık sınırının altında zaten asgari ücret- maaş veriyorsunuz? Bu doğru bir şey değil arkadaşlar; gelin, işçinin emeğinin hakkını alın teri kurumadan önce vermenin yolunu araştırın derim.

Özellikle, bu fahri Kur'an kurslarıyla ilgili olarak da bir teklifim var. On beş senedir bu insanlardan 20 bine yakın insan buralarda çalışmış; otuz gün çalışmış, sekiz dokuz gün sigorta yatırılmış. Niye sekiz dokuz gün? Tam yatırın. Sonra, bunların maaşları niye asgari ücretin altında? Neden bunların özlük haklarını vermiyorsunuz? Bakın, vekil imamlara kadro vermişsiniz, vekil müezzinlere kadro verin; ihtiyaç varsa vereceksiniz.

Türkiye'deki Diyanet İşleri Başkanlığının da aynı şekilde çok ciddi bir reforma ihtiyacı var. Köylerde camiler var, cemaatler yok; aynı köyde 3 tane cami var. Ben Müslüman'ım, eşim Kur'an kursu öğreticisi, emekli ama bunlarla ilgili olarak da bir düzenleme yapmanız lazım. Bazı yerlerde imamlar var; bazı yerlerde, Manisa'nın Salihlisinde bile imamların olmadığını gözlemliyoruz. Bunlarla ilgili de bir düzenleme yapmanız gerekiyor. Bunu yaparsak eğer hem tasarruf etmiş oluruz hem de aynı şekilde, doğru bir din anlayışını takdim etmiş oluruz.

Burada doğru din anlayışından bahsedildi. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı Atatürk'ün kurmuş olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı arkadaşlar, elbette ki sahip çıkarız. Orada sağlıklı, doğru bir din anlayışının milletimize öğretilmesi lazım. Bidatlardan, hurafelerden uzak olarak bunu yapmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 9'uncu Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-12-17-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140230

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
