# Öneriler

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ekim 2026
- **Gündem:** ÖNERİLER
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149085
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2026-10-20-oneriler

> Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖNERİLER); konuşma 792 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerimizde yaşanan sel ve taşkınlardan dolayı vefat eden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza ise acil şifalar temenni ediyorum.

İstanbul'da 14 Ekimde etkili olan şiddetli yağışın ardından yaşanan sel ve su baskınları bu ülkenin en büyük şehrinde vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu bir kez daha göstermiştir. İstanbul Valiliği verilerine göre 1.277 su baskını, 15 heyelan ve 47 mahsur kalma olayı kaydedilmiş ve 11 vatandaşımız da hayatını kaybetmiştir. Bu rakamlar suyun bastığı evlerdir, iş yerleridir, zarar gören araçlardır, kullanılamaz hâle gelen yerler ve alt geçitlerdir, endişeyle evine ulaşmaya çalışan insanlarımızdır, emeği, alın teri ve birikimi birkaç saat içinde zarar gören vatandaşlarımızdır. Buradan açıkça soruyoruz: İstanbul neden her şiddetli yağışta aynı korkuyu yaşıyor? Vatandaşlarımız neden her yağmurda evini, iş yerini ve can güvenliğini düşünmek zorunda kalıyor?

Değerli milletvekilleri, İstanbul'un kentleşme tarihinde ciddi planlama sorunları yaşanmıştır. Dereler kapatılmış, daraltılmış, üzerlerine yollar yapılmış, çevreleri konutlarla, AVM'lerle ve ticari yapılarla doldurulmuştur. Deprem sığınma yerleri dahi işgal edilmiştir. Yağmur suyunun doğal güzergâhları beton ve asfalt altında bırakılmıştır. Bugün Dereboyu Caddesi, Ihlamurdere Caddesi, Cendere Caddesi ve Büyükdere Caddesi gibi isimler bile bize şehirlerin geçmişiyle bugününü yeniden sorgulama ihtiyacını hatırlatıyor. İsminin içinde "dere" "vadi" veya "göl" bulunan bir yerleşim alanında bugün su baskını yaşanıyorsa o coğrafyanın doğal yapısına bakarak düşünmek zorundayız. Yağmur yağdığında su kendisine bir yol bulur, o yolu kapatmışsanız su bu kez evinize, iş yerinize, caddenize ve sokağınıza yönelir. Betonlaşma ve asfaltlaşma arttıkça yağmur suyunun toprağa sızabileceği geçirgen yüzeyler azalıyor. Depremden kaçarken sele yakalanıyoruz.

Buradan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, ilgili ilçe belediyelerine ve İstanbul Valiliğine sesleniyorum: İstanbul'un taşkın riski konusunda kapsamlı, güncel ve kamuoyuna açık bir değerlendirmesi var mıdır? Hangi dere yatakları kapatılmıştır, hangileri daraltılmıştır? Hangi yapılaşmalar taşkın riski taşıyan alanlarda bulunmaktadır? Yağmur suyu tahliye sistemlerinin kapasitesi günümüzde yaşanan aşırı yağışlara ne ölçüde cevap verebilmektedir? İstanbul'un su geçirimsiz yüzey miktarı ne kadardır ve bu miktar yıllar içinde nasıl değişmiştir? Bu soruların cevabı tahminlerle değil, ölçümlerle; genel açıklamalarla değil, bilimsel verilerle verilmelidir.

Bakınız, afet yönetimi, kurumların birbirine sorumluluk yüklediği bir süreç değil, bütün kurumların kendi görevini yerine getirdiği bir kamu hizmetidir.

Değerli milletvekilleri, çözüm bellidir. Birincisi, İstanbul için güncel ve bütüncül bir taşkın ve yağmur suyu master planı hazırlanmalıdır.

İkincisi, dere yatakları korunmalıdır; üzeri kapatılarak yol, otopark veya yapılaşma alanına dönüştürülen dereler, mühendislik ve çevresel etki değerlendirmeleri doğrultusunda uygun olan yerlerde yeniden açılmalıdır.

Üçüncüsü, yağmur suyu hatları ile kanalizasyon sistemleri ayrıştırılmalı; mevcut sistemlerin kapasitesi mutlaka güncellenmelidir.

Dördüncüsü, taşkın tehlike ve risk haritaları hazırlanmalı, güncellenmeli ve imar kararlarının temel unsurlarından biri hâline getirilmelidir.

Beşincisi, çatı sularının depolanması, yağmur bahçeleri, geçirgen kaldırımlar, yeşil alanlar ve suyu geçici olarak tutabilen parklar yaygınlaştırılmalıdır.

Altıncısı, erken uyarı sistemleri geliştirilmelidir; Meteoroloji, AFAD, valilik, belediyeler ve ilgili kurumlar arasında veri paylaşımı mutlaka güçlendirilmelidir.

Yedincisi, merkezî yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ortak bir çalışma mekanizmaları kurmalıdır. Bu mesele kurumlar arasındaki siyasi tartışmalara kurban edilemeyecek kadar önemlidir çünkü söz konusu olan herhangi bir kurumun başarısı veya başarısızlığı değil, vatandaşlarımızın can güvenliğidir.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Doğayı imar planlarının dışına itemezsiniz. Doğa, eninde sonunda kendisini hesaba katmayan planları yıkar, geçer gider çünkü şehirler insan içindir, imar planları insan içindir, altyapı yatırımları insan içindir ve hiçbir siyasi hesap, hiçbir rant beklentisi, hiçbir plansızlık vatandaşlarımızın can güvenliğinden daha değerli değildir.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Valisinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanının açıklaması çok talihsiz bir açıklamaydı hatırlarsanız eğer. "Bundan böyle dere yataklarındaki veya bu tür suların, sel baskınlarının olacağı yerlerdeki evleri veya binaları, iş yerlerini yıkacağız." ifadesini kullandı. Niye önce yıkmadın sen?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.

Sen niye görevini yapmadın? O güzel makamlarda oturuyorsunuz, son model arabalara biniyorsunuz. Kaymakamlarınız, belediye başkanlarınız, çevre ve şehircilik, iklim müdürlüğünüz, il müdürlüğünüz, ilçe müdürleriniz neden görevlerini yapmadılar; bilmiyor muydunuz buraların dere yatakları olduğunu? Biliyordunuz.

Peki, buralarda insanların öldüğünü daha önce görmediniz mi? Nerede gördünüz? Kastamonu Bozkurt'ta gördünüz. Nerede gördünüz? Kırklareli'nde gördünüz. Niye buralara tedbir almadınız? Çünkü siz görevinizi yapmıyorsunuz; görevinizi kötüye kullanıyorsunuz, görevinizi ihmal ediyorsunuz. Vatandaşınıza değer vermiyorsunuz, coğrafyanıza değer vermiyorsunuz, risk almıyorsunuz. Gözünüz kulağınız İstanbullularda değil, varsa yoksa sarayda veya "Külliye" dediğiniz yerde ve siz, daha çok Allah'a karşı sorumluluktan ziyade, millete karşı sorumluluktan ziyade "Acaba Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız ne der?" -çünkü sistemin adı bu- diyerek bunun üzerinde duruyorsunuz.

Gelin, burada bir araştırma önergesi verdik, "evet" oyu verin ve kimler sorumluysa onlar hakkında gereğini yapalım ve Türkiye bu felaketler olduğu zaman maddi ve manevi zararsız kurtulsun diyorum. Ama biliyoruz "ret" oyu vereceksiniz ve bu "ret" oyları da sizi kurtarmayacak, millet de mutlaka gereğini yapacak diyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Öneriler”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2026-10-20-oneriler (erişim: 20 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149085

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
