# Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Semiha Öyüş (AK Parti, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2004
- **Gündem:** AİLE ARAŞTIRMA KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞK.VE GÖR.HK.KAN.TAS. (SS: 661 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/semiha-oyus-22-2004-11-10-aile-arastirma-kurumu-genel-mudurlugu-tesk-ve-gor-hk-kan-tas-ss-661

> Semiha Öyüş (AK Parti), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE ARAŞTIRMA KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞK.VE GÖR.HK.KAN.TAS. (SS: 661 )); konuşma 1.854 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEMİHA ÖYÜŞ (Aydın) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Anadolumuzun işgalinde başkomutanlık yapmış değerli, büyük devlet adamımız, Atamız Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 66 ncı yıldönümünde saygıyla, şükranla anıyoruz; ruhu şad olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum adına konuşmak üzere söz aldım.

Anayasanın 41 inci maddesi "Ailenin korunması" başlığı altında: "Aile, Türk toplumunun temelidir.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" hükmüyle ailenin Türk toplumunun temeli olduğu gerçeğinin altını çizerek, devlete ailenin huzur ve refahının sağlanması yönünde bir görev yüklemektedir. Bu bakımdan, ailenin korunması, güçlendirilmesi, huzur ve refahının artırılması hedeflerine yönelik, tutarlı, etkili ve uygulanabilir politikaların oluşturulabilmesi, aileyle ilgili bilimsel bir veri tabanından hareketle mümkündür.

Sanayileşme, şehirleşme, göç hareketleri, iletişim imkân ve araçlarının kazandığı ivme, baş döndürücü bir hızla devam eden sosyal, ekonomik ve teknolojik değişim ve gelişmeler, yeni ihtiyaçları ve davranış kalıplarını da gerektirmektedir.

Bütün bu değişimlerin ve gelişmelerin toplumun temel müessesesi olan aile üzerinde de etkili olması kaçınılmazdır. Sosyal hayattaki bu dinamizmin aile üzerinde olumsuz etkiler doğurmasını önlemek ve aileyi koruyucu ve güçlendirici politikalar geliştirebilmek için bu dinamizmin yakından takip edilmesi ve aile üzerinde yarattığı etkilerin neler olduğu bilimsel yollarla araştırılarak, tespit edilip, buna uygun politikalar üretilmesi gereklidir.

Aile, temel yaşam ünitesidir. Yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu, eğitim durumu, geliri ne olursa olsun, yaşayan her ferdin huzur ve mutluluğu bulduğu yegâne adres aile içidir. Aile kurumu, yalnız ana, baba ve çocuklarla sınırlı olmayan, toplumun her kesimini birbiriyle bütünleştiren bir yaşama kültürü ve anlayışıdır. Herkes, mensubu bulunduğu aileye karşı yükümlülükler taşır. Bu, ideolojik bir durum değil, insanî bir durumdur. Sahip olduğumuz yardımlaşma ve dayanışma kültürünün, sevgi ve saygı ilişkisinin, komşuluk ve akrabalık ilişkisinin, birlik ve bütünlüğün dinamosu ailedir. Ailenin zayıfladığı ortamlarda bu değerler kolaylıkla unutulabilmektedir. Türk toplumu, tarih boyunca güçlü aile değerleriyle birlikte var olmuş ve gelişmenin en önemli dinamiği olarak aileiçi işbölümü ile ailelerarası dayanışmaya önem vermiştir. Yaşadığımız ağır ekonomik buhranın bu güçlü aile değerleriyle hafifletildiği ve belli ölçülerde aşıldığı konusunda toplumda ortak bir kanaat mevcuttur.

Türkiye, aile politikalarına verdiği önem bakımından Avrupa Birliği ülkelerinin gerisindedir. Birliğe üye ülkelerin hemen hepsinde aileyle ilgili güçlü kurumsal düzenlemeler vardır. Aileyle ilgili kurum ve kuruluşlar önemli sosyal amaçların gerçekleşmesinde, genel ve sosyal politikaların oluşmasında önemli roller üstlenmektedir. Ülkemizde, alanında ilk kamusal düzenleme olan Aile Araştırma Kurumu on yıldan beridir teşkilat yasası, yeterli bütçe ve personel imkânı olmadan ayakta durmaya çalışmaktadır. Kurum mevcut haliyle çözüm üretme gücünü kaybetmiştir.

Hükümetimiz aile merkezli politikalara öncelik vereceğini başından beri ilan etmiştir. Türk toplumunun tarih boyunca güçlü aile değerlerine yaslanarak gerçekleştirdiği yükselişi sürdürmek için buna çok ihtiyacımız var. Kültürümüzde aile verim ve kuşatıcı bir kurum olarak kabul görmüştür. Türk toplumu tarih boyunca aile değerlerine verdiği önemle gelişmesini sürdürmüş ve kültürel kimliğini korumayı başarmıştır. Sahip olduğumuz aile değerleri millî birlik ve beraberliğimizin teminatıdır.

Ailenin kültürel kimliği ve insanî değerleri koruyan temel kurum olduğu gerçeği bütün dünyada kabul görmüştür. Tarihî sürekliliğin ana mecraı yine ailedir. Ailedeki çözülmeyle birlikte toplumu ayakta tutan değerler sisteminin genel olarak gerilemekte olduğu geç de olsa fark edilmiştir. Gücünü ve bütünlüğünü kaybeden aile yapısı, uluslar için telafisi mümkün olmayan sorunları getirmektedir. Nüfus dengelerinde, çocuk eğitiminde, gençlerin yetişmesinde, yaşlıların bakımında, kısaca, yaşam kalitesinde ciddî kayıplar gözlenmektedir. Güçlü bir aile yapısı toplumun temel sorunlarını aşmada en önemli çözüm olarak öne çıkmaktadır. Artan toplumsal sorunlar, ailenin sorun çözen bir ünite olarak yeniden güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Çoğumuzun gözlemlediği ve bildiği gibi, sanayileşme ve kentleşme sürecine giren toplumlar, hemen hemen bütünüyle değişime uğramaktadırlar. Bunun tabiî sonucu, ailenin hem yapı hem de işlevleri açısından değişime uğradığı görülür. Bu değişimin iki ayrı yönde etkili olduğu kanaatindeyim. Birincisi, aile dışında yeni birtakım sosyal kurumlar meydana gelmiştir ve ailenin görevlerini yerine getirmesi veya bu görevleri yüklenmesi nedeniyle farklılaşmadır. İkincisi ise, toplumsal sorunların, ailenin iç dinamiğini etkileyerek aile için sorunlara yol açmasıdır.

Ülkemizin bugün ulaştığı sosyokültürel anlamda birbirinden farklı oluşumlar ve değişimler, önemli bir zenginlik sayılabilir. Diğer taraftan, bu değişim, sosyal sıkıntıların da artmasına neden olmaktadır. İşte, bu zenginlik ve çeşitlilik içinde, aile yapısının içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik güçlüklerin bilimsel bilgiyle tespiti ve çözümü konusu, kamu politikalarının bir parçasıdır ve devletin sorumluluk ve görevleri alanına girmektedir.

Ailenin üstlendiği temel fonksiyonlardan olan sosyal hizmetler ve yardımlar, çocukların ve gençlerin hayata hazırlanmasında, özürlü ve bağımlı nüfusun bakımı ve rehabilitasyonunda, suç ve kötü alışkanlıklarla mücadelede aileyi belirleyici bir öneme sahip kılmaktadır. Toplumda dayanışma ve yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi, saygı gibi temel değerlerin yaşatılmasında ve insanî birikimin paylaşılmasında, aile kilit rol oynamaktadır. Ailedeki çözülme, sosyal güvenlikte, sosyal hizmetlerde, çocuk ihmalinde, kadın istismarında, uyuşturucu ve diğer suçlarda, muhtaç bireylerin bakımında, toplumlara ağır yükler getirmektedir. Bu çöküşün getirdiği ağır yük, özellikle Batı toplumlarında, aileyi güçlendirecek politikaları temel ve ivedi destek programları halinde uygulamaya zorlamıştır.

Aile bağları, Türk toplumunda huzur ve barışın korunmasında, sevgi ve kardeşlik duygularının gelişmesinde, bireyde arzu edilen "biz" bilincinin olgunlaşmasında belirleyicidir.

Aile, toplam yaşam kalitesi ve ekonomik hesaplama birimidir. Ekonomik sorunlarla birlikte hızlı bir tırmanış içine giren kültürel sorunlar, ailede çözülme ve parçalanmaları beraberinde getirmiştir. Ailenin refahı, aile üyelerinin genel olarak paylaştıkları yük, güçlük, imkân ve kolaylıklarla doğrudan ilgilidir. Ailede çalışan sayısı, bağımlı nüfus sayısı (özürlü, yaşlı) genel olarak refah düzeyini etkileyen faktörlerdir. Toplumda risk grubu içinde görülen aileler, sosyoekonomik düzeyi düşük, özürlü ve yaşlı bireyi olan, çalışan işgücü az olan ailelerdir. Başka bir ifadeyle, işsizlikle birlikte düşük gelir, aile bölünmeleri, özürlü ve yaşlı bakımı gibi ilave yükler aileler için önemli riskler olarak sayılabilir. Risk grubundaki aileler, büyük ölçüde sosyal destek programları içinde ele alınması gereken yardıma muhtaç ailelerdir. Kriz döneminde, risk grubundaki aile sayısında patlamalar yaşanmış ve kontrol edilemeyecek oranlara ulaşmıştır. Risk grubundaki aileler için hayatî önemi olan dayanışma mekanizmaları, ekonomik krizle birlikte işleyemez hale gelmiştir. Bu tür ailelerde, tedavi, psikolojik destek, beslenme, barınma, eğitim, ulaşım gibi sorunlar tehlikeli boyutlar kazanmıştır.

Ailenin ihmal edilmesi, bizi en başta ağır insanî sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Ailenin ihmal edilmesi, sosyal yardım ve hizmetlerde altından kalkılmaz bir yük getirmiştir. Rollerini yerine getiremeyen aile, boşanma oranlarında ve sokakta yaşayan sayısında artışa, aileiçi şiddet ile cinayetlere ve uyuşturucu kullanımında da artışa zemin hazırlamıştır. Sorun çözme kabiliyetini kaybeden aile, çocuğunu, gencini yetiştiremez olmuştur; yaşlısına, özürlüsüne bakamaz hale gelmiştir; komşusunu ve akrabasını soramaz hale gelmiştir. Barınmada, beslenmede, eğitimde, sağlıkta, yığınla problem altında beli bükülen Türk ailesi, temel fizikî ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Gelir dağılımında derinleşen uçurum, ailelerin yaşadığı geçim zorluğunu katlanılmaz sınırlara ulaştırmaktadır.

Şimdiye kadar yapılan bütün çalışmaların bize gösterdiği en önemli gerçek aile yoksulluğudur. Aile yoksulluğunu yenecek kalıcı çözümlere ulaşmadıkça, açlık sınırı altındaki ailelere acil destek programları üretmedikçe, toplumsal huzuru yakalamamız mümkün değildir. Bu nedenle, AK Parti Hükümeti, sosyal destek programına özenle yaklaşmakta ve kalıcı çözümler getirecek politikaları üretmektedir.

Bütün dünya, ailenin yoksulluğu yenmede oynadığı kilit rolün farkındadır; refah toplumları da, yoksul toplumlar da bunun farkındadır. Ailenin bu belirleyici rolü, yoksullukla mücadelede daha da önem kazanmaktadır.

Nüfus dengelerinin korunması başta olmak üzere, çocuklara ve kadınlara yönelik koruma programlarının, suç ve kötü alışkanlıklarla mücadelenin, sosyal yardım ve hizmet politikalarının temelinde aile vardır; çünkü, aile, temel yaşam ünitesidir.

Aile kurumunun sağlıklı işleyişi, sağlıklı toplumları, dolayısıyla, iç ve dış problemleriyle baş edebilen başarılı milletleri ve milletlerin devamlılığını sağlayan mutlu ve sağlıklı nesilleri meydana getirir. Bir başka deyişle, milletin devamlılığını sağlayacak olan nesiller, sorumluluk sahibi erişkin olma yeteneğini, ancak aile ortamında kazanabilirler. Aileiçi yaşam sürecinde, eşler arasında ve ana-baba ile çocuklar arasında, her yönden yapıcı, geliştirici bir diyalogun gerçekleşmesi, günümüz aile yapısında önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Aileiçi ilişkilerde ortaya çıkan anlaşmazlıklar, kavgalar, baskı ve şiddet uygulamaları, aile bireylerinin kişisel güvenliklerini ve kişi haklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik istismar olayları hukukî açıdan birer dava konusuna dönüşmektedir. Örneğin, ana babanın boşanmayı istemesi, aile birliğinin parçalanması, eşlerin ve çocukların hakları açısından önemli bir sorun alanıdır. Dava öncesi süreci veya sonrası aile bütünlüğünün korunması, ayrılık halinde tarafların hak ve çıkarlarının korunması önemli bir ekonomik, sosyal, psikolojik ve hukukî destek mekanizmasını gerektirmektedir.

Türk Medenî Kanununda yapılan değişikliklerin bütünlüğü içinde aile mahkemelerinin kurulması girişimi önemli bir adımdır. Medenî Kanun değişikliği demokratik aile oluşumunu ve gelişimini güçlendirmiştir. Toplumun temeli olan ailenin tüm süreçlerinde yaşanabilecek olumsuz olayların, çatışma ve sorunların bir uzmanlık mahkemesinde ele alınması ve koruyucu, önleyici ve geliştirici yaklaşımlarla karar alınmasının sağlanması ileri bir düzenlemedir. Yüce Meclisimiz, bu konudaki yasal düzenlemeyi yaparak milletimize bu konuda önemli bir hizmet sunmuştur.

Aileye, sorun odaklı yaklaşım ve belirli aile sorunlarını çözmek için hüküm verme mekanizması olarak aile mahkemesi, Türk adalet sistemi açısından olumlu bir gelişmedir. Türk aile yapısı üzerinde yapılacak araştırmalar, aile mahkemesinin gerekliliğini ve işlevselliğini hangi alanlara ve sorunlara yönlendireceğini anlamak bakımından önemlidir. Aile Araştırma Kurumunun bu yönde yaptığı araştırmalar yol gösterici, ışık tutucu olmaktadır ve olacaktır. Her yönden sağlıklı, olumlu, gelişmeye açık ailelerin önemi ortadadır. Toplumun ve aile içinde kadının ve çocukların haklarının korunması gereklidir.

Toplumda her düzeydeki hak ve sorumlulukların bilincinde insanlara sahip olmak için yapılacak en önemli iş, insana yatırım, yani eğitimdir. Eğitimin ilk ve temel kaynağı ise, bireyin içinde yaşadığı ailesidir. Yaşam döngüsü içinde, katılım, dayanışma, hak ve sorumluluk gibi kavramların ilk denendiği ve kişinin sosyalleşmesinde en etkili kurum ailedir. Aileiçi ve ailedışı ilişkilerin demokratik bir yapıya kavuşturulması, ülke çapında demokrasinin özümsenmesi ve yaşatılması bakımından da çok önemlidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünü hukukî statüsüne kavuşturan teşkilat kanununun çıkarılması için gösterilen üstün gayret ve titiz çalışmalar için, Yüce Meclisin saygıdeğer üyelerine, şahsım ve Grubum adına şükranlarımı arz ediyorum. Mensubu olmaktan gurur duyduğum Adalet ve Kalkınma Partisinin, milletine yaptığı taahhütte ve hükümet programında zorunlu bir ödev haline getirdiği en hayatî hizmet konusu ailedir. AK Parti, aileyi, imkân ve potansiyellerin temel dinamiği olarak tanımlamış ve toplumsal huzurun merkezi olarak görmüştür. Bu bakış açısı, bize çok büyük sorumluluklar yüklemektedir.

Çağın yükselen değerlerinin başında aile gelmektedir. Aileyi önemli bir kurum olarak tanımlayan AK Parti, yalnız kendi toplumunun değil, bütün dünyanın öne çıkardığı ve üstüne titrediği temel çözüm adresini bir kez daha günyüzüne çıkarmıştır. Başta Anayasamızın getirdiği tanım olmak üzere, uluslararası platformlarda ve yazılı belgelerde "aile toplumun temelidir" hükmü yer almaktadır. Modern demokrasiler, toplumun temelini oluşturan bu doğal yapıyı, demokratik yaşam için vazgeçilmez görmektedir. "Biz" bilincinin en zengin ve kuşatıcı bir tanıma ulaştığı bu temel yaşam ünitesi, her milletin tarih sahnesinde sergilediği bütünlüğün, birlikteliğin, devamlılığın biricik teminatıdır. Bu anlamda, 70 000 000'a varan nüfusuyla Türkiye bir ailedir. Bu birlikteliği ve devamlılığı sağlamak niyetiyle atılan her adıma teşekkür borçluyuz. Dolayısıyla, tek başına bireyin refahı veya geçiminden söz etmek mümkün değildir. Herkes, mensubu bulunduğu ailenin standartlarıyla yaşar. Aile, gelir ve harcamalarda, imkân ve potansiyellerde, yardımlaşma ve dayanışmada temel birim olarak rol alır. Bu gerçekler, aileyi, dünyanın gelişmeye açık yüzünde sosyal politikaların merkezi haline getirmiştir. Bizim hedefimiz de bu gelişme seyrine ayak uydurmaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunla birlikte, acil müdahale bekleyen toplumsal sorunlarımızın çözümü için önemli bir başlangıcın temelini atmış bulunuyoruz. Devlet yapısı içinde aileyle ilgili tek kamu kurumu olan Aile Araştırma Kurumu, bundan böyle, önemli ve stratejik görevlerini yerine getirebilecektir. Bu inançla atılacak her adım, Türk toplumunun önünü biraz daha açacak ve aydınlığa kavuşturacaktır. Bu yöndeki gayretlerle görülecektir ki, sorunlarımız çözümsüz değildir, sahipsiz değildir.

Türk Milleti, tarih boyunca, aile ocağından yükselen üstün insanî değerlerle medeniyete rehberlik etmiştir. Bu milletin bekası, tüten ocaklarıdır. Bu ocağa verdiğiniz güç ve destek için hepinize sonsuz teşekkürlerimi bildirir, yaklaşan ramazan bayramının hepimize hayırlar getirmesini diler ve saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Semiha Öyüş (AK Parti, Aydın). “Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/semiha-oyus-22-2004-11-10-aile-arastirma-kurumu-genel-mudurlugu-tesk-ve-gor-hk-kan-tas-ss-661 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
