# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2009
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi

> Şerafettin Halis, 9 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 940 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önergenin içeriği itibarıyla değil, kapsamı itibarıyla, eksik bulduğumuz için aleyhinde söz almış bulunmaktayız. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Her ne zaman eğitimden bahsedilse “Eğitimin kalkınma için önemi kaçınılmazdır.” denir ve gerçekten, eğitimin kalitesinin yükseltilmesinin de eğitimin öznesi olan öğretmenin yaşamının iyileştirilmesiyle bağıntılı olduğu söylenir. Tabii, bir eğitim müfredatının, programının, stratejisinin doğruluğu her ne olursa olsun, eğitimin öznesi olan öğretmenin yaşam koşullarında bir iyileşme yoksa, iyileştirme yoksa orada eğitimden istenilen düzeyde bir nitelik beklemek, istenilen düzeyde bir sonuç almak mümkün olmayacaktır. Bu anlam itibarıyla, burada bu önergenin salt başına usulsüz yapılan atamaları değil, öğretmenlerin diğer sorunlarını da kapsaması gerektiğini düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun yıllardan beri öğretmen atamalarında şaibeler olduğu söylenir ve her atamadan sonra televizyon kanallarında ve gazetelerde usulsüz yapılan atamalar gündemleştirilir fakat bugüne kadarki tüm eleştirmelere ve iyileştirme istemlerine rağmen atamalardaki söz konusu usulsüzlüklerin ortadan kaldırılmadığı da görülür.

En son, Sayın Çelik Bakanlığını devrederken yine basında, yine medyada usulsüz atamalardan, hakkı olmayan eğitimcilerin yönetici olarak atanmalarından bahsedildi ve duyuldu. Tabii, bu konuda verilmiş soru önergeleri var, biz de verdik, hâlâ sonuç da almış değiliz. Tabii, usulsüz atamaların nereden kaynaklandığını sorarsanız, Ankara’da dayısı olmayanın bu usulsüz atamalardan yararlanamayacağı imajı yaygındır. Şimdi, bu atananların dayıları mı var yoksa kadrolaşmayı esas alan bir tarz üzerine mi yapıldığı da ayrıca bir soru işareti yaratıyor.

Şimdi, MHP’nin vermiş olduğu soru önergesinde de olduğu gibi çok somut bir örneği size sunmak istiyorum. 57 puan almış bir öğretmenin Van’ın Saray ilçesi Ahmet Nacar Lisesine matematik öğretmeni olarak atandığı biliniyor; yazıldı, çizildi. Oysaki bize yapılan bütün başvurularda, yazılı, şifahi, telefonlu, yüz yüze başvurularda 70’in üzerinde puan alanların dahi öğretmenliğe atanmadığını biliyoruz. Şimdi, böyle bir olay tek midir? Ki tek olduğuna inanmıyorum. İlk de değildir; buna da inanmıyoruz. Gözden nasıl kaçtı, nasıl teknolojik bir hata sonucu oluştu, bunu da bilemiyoruz tabii ama bugüne kadar bunu yalanlayan, olumsuzlayan hiçbir şey yok, 57 puan alan bir öğretmen adayı Van’ın Saray ilçesindeki söylediğim söz konusu okula öğretmen olarak atanıyor.

Tabii, öğretmen atamalarındaki usulsüzlüklerin de ötesinde öğretmen atamalarında çok ciddi sıkıntıların yaşandığı da biliniyor. Örneğin, eş durumundan atamalar uzun bir sürece yayılıyor, yaydırılıyor ve mümkün olduğu kadar kısa tutulması gereken bu birleştirme işlemi… Ki, Türkiye’de aile yapısı gereği ailenin kutsallığından bahsedilir ama eş durumundan tayin isteyen öğretmenler ya da kamu emekçilerinin uzun bir süre birleşemedikleri de bilinen bir durumdur. Bunun iyileştirilmesi elbette ki bizim de talebimiz ve isteğimizdir.

Değerli milletvekilleri, tabii öğretmenlerin sorunları denince en başta öğretmenlerin ekonomik sorunları aklımıza gelir. Biraz önce de söylediğim gibi, ekonomik sorunla boğuşan öğretmenlerden olumlu, istenilen düzeyde bir verim beklemek mümkün olmayacaktır. Bu anlamda yeni bir düzenlemeyle öğretmenlerin ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesine denk düşebilecek bir ek ders sistemi ve maaş ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Yakın geçmişte düzenlemeler yapıldı, 657 ve 339 sayılı yasalarla değişiklik yapılarak… Ek ders saatlerine yeni düzenlemelerle yeni olumsuzluklar yaşatıldı öğretmenlere. Örneğin, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin yüzde 25 ve yüzde 40 fazla ek ücretleri kesildi. Ders dışı hazırlık ve planlama ücretleri haftada üç saati geçmemek üzere her on saat için bir saate düşürüldü. Aylık karşılığı ders görevini doldurmayan bir öğretmen ek ders ücreti alamamaktadır. Gece eğitimi saat 17.00’de başlama yerine 18.00’de başlatılmıştır. Ana okullarıyla kız teknik öğretmen okulu ve kurumları bünyesindeki uygulama sınıflarında görevli olanlar için, bir sınıfta bir öğretmene, tam gün eğitim yapılmıyorsa yirmi dört saati, diğer ana sınıflarında görevli öğretmenler ile sınıf ve okuma-yazma kursu öğretmenleri için on iki saati aşan kısma ek ders ücreti ödenmemektedir. Mesleki çalışma karşılığı, yani seminer dönemi ek ders ücreti alma iki haftayla sınırlı tutulmuştur, kendisine hem danışmanlık hem de sınıf, şube rehber öğretmenlik görevi verilen öğretmenler yalnızca bir görev için ek ders ücreti alabilmektedir. Sınav komisyonu ve gözcülüğü görevi karşılığı ek ders ücreti belli bir saatle sınırlandırılmıştır. Geçici süreli görevlendirmeler karşılığı ek ders ücretine kısıtlama getirilmiştir. Aynı görev için görevlendirilen öğretmenlerden biri, görevli olduğu eğitim kurumlarında ek ders görevi varsa bunu yerine getirmiş sayılmakta ve ek ders ücreti almakta, görevli olduğu eğitim kurumunda ek ders görevi olmayanlara ücret ödenmemektedir. Eğitsel çalışmalar karşılığı ek ders ücreti yüzde 8’den yüzde 5’e düşürülmüştür. Bu konuda da yine bir iyileştirmenin yapılması Meclisin görevi olsa gerek.

Kariyer basamaklarından bahsediliyor. Anayasa’nın eşitlik ilkesine de denk düşmeyen bir şekilde öğretmenler belirli sınıflara ayrılıyor. Oysaki öğretmenlik tanımlanırken öğretmenliğin bir uzmanlık mesleği olduğu söylenmişti. Biz kariyer basamaklarına baktığımızda uzmanlık, başöğretmen, öğretmen ve aday öğretmen olarak öğretmenlerin sınıflandırılmış olduğunu görüyoruz. Bunun, Anayasa’nın eşitlik ilkesine ters düştüğü kadar, aynı yerde, aynı işi yapıp farklı ücret alanlar arasında da bir negatif elektriklenmeye, bir parçalanmışlığa, bir bütünlüğü engelleyen, sinerjiyi engelleyen bir sonuca götürdüğünü de görüyoruz. Bunun da mutlaka düzeltilmesi, öğretmenlere sadece 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde düzülen övgülerle yetinilmemesi ve gerçekten öğretmenlerin sorunları içinde olan bu durumun da düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Yine, öğretmenler, aynı yerde aynı işi yapan eğitim emekçileri olarak, kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen ve geçici öğretmen olarak, farklı ücretlerle aynı işi yapan kişiler olarak, emekçiler olarak karşımıza çıkıyor. Bunun da Anayasa’ya, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu bilinen bir durumdur. Bu konuda da Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi kapsamında geçici olarak veya 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılanların Anayasa’nın 128’inci maddesine aykırılığı açıktır. Düzeltilmesi, öğretmenlere duyulan saygı olduğu kadar, bir ülkenin kalkınmasında eğitime verilen önemin de anlaşılması anlamında önemlidir.

Yine kamu emekçileri içinde kadınların çok daha negatif bir zeminde, çok daha koşulların kötü olduğu, zor olduğu bir ortamda çalıştığını biliyoruz. Türkiye’de kamu emekçisi kadınların doğumdan önce ve sonra sekizer olmak üzere toplam on altı hafta ücretli izin hakkı bulunmaktadır. Bu süreler ILO standartlarının altındadır. ILO’nun 191 no.lu Analığın Korunmasına Dair Tavsiye Kararı’na göre, doğum izni en az on sekiz hafta olmak durumundadır. Çalışan kadınlara doğum öncesi sekiz, doğum sonrası on altı hafta olmak üzere toplam yirmi dört hafta ücretli doğum izni verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
