# İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 8 Nisan 2010
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-04-08-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda

> Şerafettin Halis, 8 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 913 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri Barış ve Demokrasi Partisi adına saygıyla selamlıyorum.

Tabii, 25 Haziran 2009 tarihinde bir araştırma önergesi vermiştik. Bilindiği üzere 4/C olarak adlandırılan ama diğer devlet ya da kamu çalışanlarından çok farklı özlük haklarına sahip olan bir nevi mağduriyet yasasının görüşülmesi ve Mecliste çözüm bulunması önergesiydi. 2007 yılında özelleştirmelerin mağduru hâline getirilen 215 bin işçi çeşitli yerlere, çeşitli çalışma alanlarına dağıtılarak mağduriyetleri giderilmişti ancak ne yazık ki 22 bine yakın işçinin mağduriyeti giderilmemiş ve gerçekten bunların mağduriyeti bugüne kadar devam etmişti. Bunlar yetmiyormuş gibi bugüne kadar bu mağduriyetlere yenileri eklenmeye başlandı.

Her şeyden önce, 4/C olarak bilinen bu mağduriyet yasası, mağduriyet kanunu dediğimiz duruma bir bakalım. 4/C nedir? Devlet Memurları Yasası’nın 4’üncü maddesinin (C) bendinin tanıma ve tanımlaması, çalışanları. Ne söylüyor bu maddenin (C) bendi? “Bir yıldan daha az süreli veya mevsimlik hizmet olduğunda Bakanlar Kurulunca karar verilen görevler ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşmeyle çalıştırılan işçi olmayan kişiler.” Burada özellikle işçi olmadığı çok açık ve net belirtiliyor.

Şimdi, Bakanlar Kurulu kararıyla her yıl bir düzenleme yapılmaya çalışılıyor, yıllık geçici personel kararnamesi deniyor buna. Her yılın başında bu düzenlemeler Resmî Gazete’de yayınlanıyor, yıllık uygulamalar böylece kamuoyuyla paylaşılıyor. En son 4 Şubat 2010 yılında -yani bu yıl- iyileştirmeler yapılmıştı. En son yapılan iyileştirmeler dâhilinde bakıldığında bile, hâlâ 4/C’li çalışanların bir mağduriyet içinde olduğunu çok açık ve net görürüz.

4/C’lilere bakıyoruz, yani bu geçici personele, bunların kıdem ve ihbar tazminatları yok; böyle, bu tazminatlardan yararlanamıyorlar. Bugüne kadar, son düzenlemenin yapıldığı güne kadar yılda on ay çalışıyorlardı, bunu on bir aya çıkarmışlar ama biraz sonra açıklayacağım aldığı ücret, aldıkları ücret on iki aya bölündüğünde, bu ücretin asgari ücretin altında olduğunu da görmüş olacağız. Ücretler son derece düşük. Yani kendilerini sosyal yaşam koşullarında idame etmelerine yetecek bir ücret değil. Yüksekokulu bitirmiş bir 4/C’li 875 lira alıyor, yine ortaokul ve dengi okullardan mezun olan çalışanlar 793 lira alıyor, ilkokul mezunu çalışanlar 711 lira alıyor. Bugün piyasadaki enflasyona ve pahalılığa bakıldığında, bu ücretlerle değil yaşamak, ev kirası ödendikten sonra elektrik su parası dahi ödemeye yetmeyecek kadar bir ücret. Oysaki bu ücreti alan insanlar devlet memurlarıyla, kendi çalışma arkadaşlarıyla aynı yerde, aynı zaman süresi içinde bir günde aynı işi yapmaktalar. İşte, Anayasa’nın eşitlik ilkesine de denk düşmeyen, ters düşen bu durumun mutlaka giderilmesi gerekiyordu, bugün bunu tartışıyoruz. Kaldı ki, aynı yerde, aynı süre içinde, aynı işi yapan sadece 4/C’liler değil, eğitim camiasına da bakıldığında öğretmenler, kadrolu, sözleşmeli, vekil, ücretli ve usta öğretici olarak gruplandırılmış ve bunlar farklı özlük haklarına sahip ve farklı ücret almaktalar. Dolayısıyla aynı yerde aynı işi yapıp farklı ücreti almak, hem iş yerinin verimliliği açısından hem de çalışanlar arasındaki psikoloji ve dayanışma açısından çok ciddi zaaflara yol açıyor.

4/C’lilerin çalışma saatlerine bakıyoruz. 4/C’lilerin çalışma sürelerinin belirlenmesinde “Devlet memurları için tespit edilen çalışma saat ve süreleri dikkate alınır.” deniyor.

Yine, 4/C’lilerin iş yapma yasağı konusunda “Çalıştıkları süre dâhilinde bir başka iş yapamazlar.” hükmüyle hükme bağlanıyor.

Yine, 4/C’lilere suç sayılan fiiller devlet memurlarıyla aynı değerlendiriliyor. “Devlet memurları için suç sayılan fiil ve hareketler ve yaptırımlar bu karar gereğince geçici personel için de geçerlidir.” deniyor.

İzinlere bakıyoruz. “Karar gereği çalışanları her ay için azami bir gün ücretli izin alınır.” Şimdi, değerli milletvekilleri, “azami bir gün” ne demektir? Acaba bunun asgarisi ne kadardır? Bunu da doğrusu anlamış değilim.

“Yıl içinde tabip raporuyla kanıtlanan hastalıklar çalıştıkları her dört ay için iki günü geçmemek üzere ücretli izin sayılır.” ve bu iki ayda bir gün demektir.

Yine “Rapor süresi içinde iki gün ücretli izin verilir.” deniyor. Şu demektir: İki günün dışında hasta yatağında da olsa ihtiyaç sınırı ne olursa olsun ücret verilmeyecek demektir.

Sözleşmenin feshine gelince. Sözleşmenin feshi tam bir kişinin tasarrufuna sunulmuş ve bir kişinin vicdanına, merhametine bırakılmayacak kadar değerli olan bu iş akdi feshedilmeye müsait hâle getiriliyor ve sözleşmenin bitiminde, ihbar kıdemi vesair adlar altında herhangi bir tazminat ödemesi yapılmıyor, yapılamıyor.

Geçen aylarda, daha doğrusu soğukların sıfırın altında olduğu günlerde yetmiş sekiz gün süren Tekel işçilerinin burada direnişi vardı. İşte, kendi haklarından yoksun bırakılan 12 bin Tekel işçisi bu koşulları kabul etmemek için direnmişti. Çoğunun emeklilik vakti gelmişti ve biliyorlardı ki bu sözleşme ya da bu statü dâhilinde bir çalışmayla emeklilik haklarını dahi kaybedecekleriydi. Bu yüzden direndiler ama AKP İktidarı bir iyileştirmeye yönelik adım atma yerine ya da uzlaşma arayışları yerine dünya kamuoyunun gözünden kaçmayan 12 Eylül koşullarının vahşetini uyguladılar. Ne yaptılar? Polis ablukasıyla, polis işgaliyle, coplarla, biber gazlarıyla sindirmeye çalıştılar. Daha sonra geldiler, yetmiş sekiz günün sonrasında geldiler yine aynı durum. Oysaki Tekel işçilerinin yetmiş sekiz günlük mücadelesi dâhilinde tek bir esnafın dahi camı kırılmamış, tek bir insanın canı yanmamış ve üstüne üstlük esnaflardan takdir ve övgü görmüşlerdi.

4/C’yle çalıştırılanlar sadece Tekel işçileri değil. Kendi Parlamentomuzda da, sayısını tam bilemeyeceğim, çok sayıda 4/C’li çalışan var. Yani bir yasama organının çalışanlarının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde çalıştırılmasının mantığını anlamak gerçekten çok zor.

Biz, başta 4/C’liler olmak üzere Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı duran, aynı yerde aynı zamanda aynı işi yapan aynı bağlayıcı hükümlere tabi olan çalışanlar arasında bir eşitliğin sağlanması ve 4/C’lilerin yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, yine, Mecliste ben bir başka konuyu dikkatlerinize sunmaya çalışacağım. Ofislerimizin bulunduğu A Blok’ta bir restoran var, yemekhane. Dikkat ettiyseniz, biz oraya girerken cakalı bir şekilde geçip gidiyoruz ama onlarca metre kuyrukta bekleyen Meclis personeli var. Biz yemeğimizi yiyip geri döndükten sonra dahi onların ancak 1 ya da 2 metre kuyrukta yol almış olduğunu görüyoruz. Nasıl ki milletvekilleri için kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılıyorsa, nasıl ki milletvekilleri için Ana Bina’nın alt katındaki restorana personel ya da başkaları alınmıyorsa A Blok’taki yemekhanenin de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Tunceli). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-04-08-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
