# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kaç gündür burada sabahlara kadar, daha önce herkesin adlandırdığı gibi yamalı bohçaya döndürülmüş bir Anayasa’yı paket hâlinde kısmi olarak düzenlemeye çalışıyoruz ancak “yamalı bohça” deyiminden ziyade bugüne kadar 16 sefer değiştirilmiş, 17’nci sefer değiştirilmek istenmekle beraber “bir kevgire dönmüş Anayasa” demek daha doğru olur.

Şu ana kadar buraya gelen bütün konuşmacılar 12 Eylül Anayasası’ndan, darbe Anayasası’ndan dem vurdular, 12 Eylül Anayasası’nın ruhundan, karakterinden, felsefesinden dem vurdular ama bu Anayasa’nın felsefesi, hedefi, ruhu nedir, bu konuda bir şey söylemediler. Tabii, eğer, 12 Eylül Anayasası’nın ruhuna bakmak, bu ruhun ne olduğunu bilmek gerekirse bu Anayasa’nın hangi koşullarda, hangi olanaklarla, kimler tarafından, hangi emrivakiyle hazırlandığına bakmakta yarar görüyorum ben.

12 Eylülde başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, bu Mecliste bulunanların büyük çoğunluğunun nasibini aldığını biliyorum ancak 12 Eylülden nasibini almış olmakla beraber, 12 Eylülün kurumsal kalıntılarını ortadan kaldırmak için çok ciddi bir girişimin olmadığını da biliyorum.

Ne olmuştu 12 Eylülde? Parlamento ve hükûmet feshedilmişti, partiler kapatılmış, mal varlıklarına el konmuştu, daha doğrusu, hukuk, toptan askıya alınmıştı ve yaşama dair ne varsa 5 generalin ve bölgelerde sıkıyönetim komutanlarının iki dudağı arasındaki bir söz yeterli olmuştu ve hayata dair ne varsa belirlemeye yetmişti. Sıkıyönetim komutanlarının kutsal bir dokunulmazlığı vardı. Sıkıyönetim komutanları ve darbeciler eleştirilemezdi, değerlendirilemezdi. Yasama, yürütme, yargı tek elde toplanmıştı ve bu toplanan tek el de darbecilerden başkası değildi. Kırk günlük gözaltı sürelerinde 650 bin gözaltı yaşanmıştı. Yine, gözaltlarında 121 kişi işkenceden ölmüştü, 30 bin kişi işten atılmıştı, 300 gazeteci saldırıya uğramış, 3’ü yaşamını yitirmişti, 6.530 kişiye idam cezası istenmişti. Bunlardan 1.468 kişiye idam cezası verildi ancak 50 kişi idam edildi.

Şimdi, ilginçtir, idam edilenler sağcısıyla, solcusuyla bu ülkede yaşayan yurttaşlarımıza mensup gençlerimizdi ve öyle ki on yedi yaşındaki Erdal Eren kısa süre içinde yaşı büyütülüp on sekiz yapılarak idam edilmişti ama bu zihniyet yıllar önce de Dersim kıyım yıllarında yetmiş altı yaşındaki Seyit Rıza’nın bir gecede yaşını küçülterek yine dar ağaçlarına çekmişti. Ve yine, bu 12 Eylül günlerinde 210 bin dava açılmıştı. Mahkeme kararı olmadan tonlarca gazete, dergi ve kitap yakılmıştı, ki bunun sadece 132 bini Bilim ve Sosyalizm Yayınlarına aitti. Yani deyim yerindeyse yaşamın her alanı zapturapt altına alınmıştı. İşte, bu zapturapt günlerinde 5 paşanın emriyle dizayn edilmiş, kurulmuş Danışma Meclisine 5 paşanın isteğiyle bir Anayasa yapılmıştı.

Şimdi, işte, anayasalar ruhunu, felsefesini hedeflerinden ve doğmuş oldukları ortamlardan alırlar. Yani nedir burada? Bu Anayasa madem darbe anayasasıysa askerî vesayetin altındaki despotik bir anayasadır. Despotik anayasalar kime karşı kurulurlar? Halka karşı. Kimi korurlar? İktidarı. Kimden korurlar? Halktan. Nasıl? Temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayarak, temel hak ve özgürlüklerini alarak ve öyle de oldu. Ne yazık ki 12 Eylülün bu hak gaspları kurumsallaşmış hâliyle günümüze kadar da geldi.

Tabii, bugün istenen demokratik bir anayasaysa bu Anayasa’nın toptan değiştirilmesi gerekiyordu ama değişmedi çünkü demokratik bir anayasanın hedefi iktidarlara, ceberut iktidara karşı yurttaşın hakkını ve hukukunu korumaktır. İşte, bizim aradığımız anayasa bu, ama ne yazık ki herkes 12 Eylül Anayasası’ndan, 12 Eylül Anayasası’nın despotik yanından bahsetmekle beraber, ister bugünkü iktidar ister bu iktidardan daha önce iktidar olmuş olanlar Anayasa’yı toptan değiştirme gereği duymadılar. Buna baktığımızda, Türkiye siyasetinin karakterinde aramak gerekiyor bunu. Nedir? Her şeyden önce siyasetin karakterinde demokrasiyi isteme isteksizliği var, iştahsızlığı var. Her ne kadar demokrasiden dem vuruluyorsa da demokrasiyi yaratma, ikame etme, yaşatma gibi bir isteksizlik var.

Yine toplumun çıkarlarına değil seçime endekslenmiş siyaset yapılıyor, böyle olunca da her seçim öncesi daha fazla ne kadar oy alırız hesapları üzerinde duruluyor.

Yine, Türkiye siyasetinde iktidardayken başka, muhalefetteyken başka türlü olma hâli var ki bu deyim yerindeyse bir nevi hafıza kaybına yol açıyor muhalefette söylenenler iktidara gelindiğinde.

Örneğin, 12 Eylül darbesinin bir kurumu olan YÖK, muhalefette olan bugünkü AKP tarafından şiddetle eleştiriliyordu. Ne oldu? İktidara geldiler, herkes onların YÖK’ü kaldırmasını beklerken, YÖK’ün sadece Başkanı değişti, yetmedi bu belki nitelik değişmeye kendilerince, Başkanın arabası değişti ve YÖK böylece demokratize edilmiş olarak yerinde kaldı.

Yine, AKP muhalefetteyken 12 Eylül Anayasası’nın mutlak ve mutlak değiştirilmesi gerektiğini söylüyordu. 2001 yılındaki tutanaklardan çok net ve bariz anlaşılıyor “Yamalı bohçaya döndürülmüş bir Anayasa’nın yeniden yamalanmasına gerek yok.” deniliyordu, ama bugün iktidardalar, geçmiş söyledikleri unutuldu ve bugün yamalı bohçaya birkaç yama daha vurmaya çalışıyorlar.

Yine, muhalefetteyken Sayın Başbakan, meydan mitinglerinde “Bu ülkede bir tek işsiz kalmayacak üniversite öğrencisi olarak, özellikle ve özellikle öğretmen adayı işsizler iş bulacak ve bir tek öğretmen adayımız işsiz kalmayacak.” demişti. Ama bugün, hepimizin gözü aydın olsun, toplumsal bir soruna dönmüş hâlde sadece öğretmen adayı olarak atanmayı bekleyen 250 binin üzerinde üniversite mezunu var, bu gidişle, on yıl içinde 1 milyonun üzerine çıkma gibi de bir tehlike var, tehlike arz ediyor.

Yine Türkiye’de siyasetin karakterine baktığımızda, toplumsal çıkarlar esası üzerinde bir uzlaşma kültüründen yoksunluğu görüyoruz. Örneğin, bu Anayasa paketi bile hazırlanırken böyle bir uzlaşma arayışı ciddi ve samimi bir şekilde yapılmamış, AKP’nin hazırlamış olduğu paket sadece, siyasi partilere dayatılarak “Yersen de budur yemezsen de budur, başka da sunacağımız bir şey yoktur.” deme noktasındaki ilişkilenmeler oldu. Şimdi, eğer herkesin “Anayasa metni bir uzlaşma metnidir.” demesinin yanında, bunun akabinde bir uzlaşma arayışı samimi bir şekilde yaratılmıyorsa o zaman demokrasi aramıyoruz, herkesin kendi çıkarları açısından bir demokrasi aradığının resmi karşımıza çıkmış oluyor.

Değerli milletvekilleri, tabii AKP, Türkiye siyaset tarihinde çok az görülen bir güçle geldi. Demokrat Partiden sonra Özal hükûmetleri ve Özal hükûmetlerinden sonra AKP. Ama ne yazık ki, AKP Türkiye'nin kangrenleşmiş sorunlarına bütün olgunlaşmış olanaklara rağmen, bütün doğmuş fırsatlara rağmen çözüm bulmak istemedi, çözmek istemedi. Biz isterdik ki, AKP Türkiye'nin sorunlarının çözümü için gerekli olan tek arenanın, tek yerin Meclis olduğu ve Türkiye'nin başta Kürt sorunu olmak üzere çözüm bekleyen temel sorunlarının çözüm yerinin burası olmakla beraber çözüm gücünün anayasal bir güç olduğudur. Ama ne yazık ki, bunu yapmak yerine Sayın Erdoğan “Seçimden sonra Anayasa’yı topyekûn değiştiririz…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
