# İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2010
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-07-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda

> Şerafettin Halis, 7 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de verilmiş olan önergenin aleyhine söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

“Aleyhine” dedim, aslında aleyhte söylenecek hiçbir şey yok çünkü verilen önerge bizim de bugüne kadar defalarca dikkate sunmuş olduğumuz ve yine, hazırlamış olduğumuz bir konu, önerge olarak hazırlamış olduğumuz bir konu.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, üniversite öğrencilerinin, üniversitelerin sorunlarını tartışırken geçen yıl Dicle Üniversitesinde polis tarafından öldürülen Aydın Erdem’in 1’inci yıl dönümüydü. Yine bundan beş ay önce Muğla Üniversitesinde polis tarafından katledilen Şerzan Kurt’un davası Eskişehir’e alındı. Bilindiği üzere, Mardin’de, on iki yaşında on üç kurşunla polis tarafından öldürülen Uğur Kaymaz’ın da duruşması Eskişehir’e alınmıştı ve sonuç itibarıyla, bütün polisler aklanmıştı.

Değerli milletvekilleri, bütün dikta iktidarlar, demokrasiden yana olmayan bütün hükûmetler gençlerden korkarlar, halktan korkarlar, muhalefetten korkarlar. Tabii gençliğin de potansiyel olarak vücut bulduğu yer üniversiteler olunca Hükûmetin de üniversitelerden korkmaması, gençlerden korkmaması için hiçbir neden yok. Bu yüzdendir ki biz, üniversitelere bakışı hükûmetlerin demokrasiye bir bakışı olarak algılıyoruz ve böyle değerlendiriyoruz. Üniversitelerin sorunlarından dem vuracağız, öğrencilerin sorunlarından dem vuracağız. Şimdi, deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” ”Nerem doğru ki!” demiş. Yani biz, üniversitelerin sorunlarına baktığımızda, doğru dürüst bir yan görmediğimizin bilinmesini istiyoruz.

Şimdi, değişik noktalarda duran değişik insanlardan, uzman kişilerden alınmış sorun başlıkları var. Onlarca sorun başlığı içinde ben sadece birkaç tanesini buraya aktarmaya çalıştım. Türkiye’de toplumsal sorun hâline gelmiş işsiz üniversitelilerin, boş gezen üniversitelilerin ve dolayısıyla da aç gezen üniversitelilerin tek bir nedeni var, bu Hükûmetin eğitim politikasının amaç ve hedeflerden yoksun olması. Tabii böyle olunca da üniversiteyi bitirenlerin bir sorun hâline gelmemesi de mümkün olmayacaktır. Bu başlıklar arasında, nitelik sorunu var, statüko sorunu var, hiyerarşi sorunu var, evrensellikten uzak olma sorunu var, yönetim sorunu var, altyapı sorunu var, bilgiye erişim sorunu var, örgütlenme sorunu var, ara eleman oluşturma sorunu var ve başlıklar uzayıp gidiyor. Tabii, bunların içine, arasına ben, sınav rezaleti olarak dışarı yansıyan ama esasında bir sınav rezaleti olmayıp da bir kadrolaşma durumu olduğunu bu sınavların bildirmek durumundayım. Yine rektör atamalarında ciddi bir haksızlığın ve hukuksuzluğun olduğunu tüm Türkiye kamuoyu biliyor ve bu atamalarda esas alınan kriterler, baş örtüsüne yaklaşım ve bu –bilim- akademisyenlerin, rektör adaylarının referandumdaki yaklaşımlarıydı. Tabii, böyle olunca da Türkiye’de, niteliği yakalanamayan, dünyada ilk yüz üniversite arasına giremeyen üniversitelere sahip oluyoruz. Elbette ki bu üniversiteler yetmiyormuş gibi son üç dört yıldır da Türkiye’de her ile bir üniversite şeklinde üniversiteler açıldı. Üniversiteler açıldı ama adı var, kendisi yok. Üniversiteler açıldı. Hangi zihniyetle açılmış? Bir siyaset yatırımı olarak bir mühür bir müdür şeklinde üniversiteler açılmış. Soruyorum yeni açılan üniversitelerin milletvekillerine, o ilin milletvekillerine: Üniversitenizin durumu ne âlemde? Üniversite var, kendisi yok.

Tabii, üniversitelerin durumu bu iken ben, AKP’nin, iktidar partisinin gençlerden korkan yüzünü bir daha burada sizinle paylaşmak istiyorum. Bu hafta, yani daha dün Dolmabahçe’de rektörlerle bir toplantı alınıyor Sayın Başbakan tarafından. Ne toplantısı? Demokratik açılım toplantısı. Tabii, daha önce de demokratik açılım kavramını duymuştuk. “Kürtler üzerine demokratik açılım” dediler, çok daha fazla ölüm ve zulüm uygulandı. “Aleviler için açılım” dediler, Alevileri çok daha fazla asimilasyona tabi tuttular. “Roman açılımı” dendi, Selendi’de neredeyse bir kitle katliamı olacaktı. Şimdi de üniversitelerde demokratik açılım. Bundan çok iyi anlaşılıyor ki üniversitelerde demokratik açılım da üniversiteleri topyekûn iktidarın maiyetine, kucağına koymaktır. İktidar üniversitelerden korkabilir, iktidar rektörleri maiyetine alabilir ama bilinmelidir ki üniversitelerde okuyan gençlerin, hele hele demokrasi mücadelesi veren gençlerin iktidar tarafından kuşatılması ya da onların sindirilmesi söz konusu olamayacaktır. Bugüne kadar bütün şiddet yöntemleri uygulandı, yapamadılar, yine yapamayacaklardır.

Tabii, bu toplantıda rektörler Sayın Başbakanın karşısında esas duruşta dururken dışarıda ne oluyordu? Dışarıda orantısız bir şekilde polis copları ve biber gazlarıyla öğrenciler dövülüyordu.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Orantılı, orantılı!

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) – Dışarıda ne oluyordu? Öyle şiddetli bir yönelim vardı ki hamile bir öğrenci çocuğunu yitiriyordu ama Hükûmet sözcülerine göre polis orantısız güç kullanmamıştı, ikaz edilmişti ve dolayısıyla polis nihayetinde copu ve biber gazını kullanmak zorunda kalmıştı.

Yani en azından yanı başımızdaki Yunanistan’a bakalım. Yunanistan’da ne vardı? Polise yönelik olmadık öğrenci girişimi vardı, olmadık saldırılar vardı ama polis direkt saldırma yerine kendisini koruma refleksiyle olayları engelliyordu ve Türkiye’de öğrenci olaylarından katbekat büyük olan Yunanistan’daki olaylarda en fazla 1-2 kişinin burnu kanıyordu ve hiç kimseye bir şey olmuyordu; gözaltı yok, tutuklama yok. Ama daha dün, evvelsi gün Kürt gençlerine yönelik, “Devrimci Yurtsever Gençlik” olarak örgütlenen Kürt gençlerine yönelik sudan bahanelerle bir operasyon sonucunda 43 kişi gözaltına alınıyor, yine sudan bahanelerle 17 kişi tutuklanıyordu.

Tabii, zaman çok az, ben üniversitelerden bahsederken yeni açılmış üniversiteler arasında Tunceli Üniversitesini burada anmadan geçemeyeceğim. Tabii, o üniversitenin açılışında katkımız olmuştu ve ben yine bu kürsüden, bu üniversitenin açılışında katkısı olan herkese teşekkürlerimi sunmuştum. Tabii, bu teşekkürü sunarken de içtenlikle “Tunceli bir üniversiteye kavuşacak.” demiştim. Bu üniversite, her şeyden önce, bir bilim yuvası olarak evrensel değerler içinde, evrensel değerler esasında görevini yapacak diye düşünmüştüm. Bugün bakıyoruz bu üniversiteye, üniversite açıldı, 2 binden fazla öğrencisi var ama ne hikmetse, üniversite öğrencilerinin gidebileceği yurt yok. Böyle bir hazırlık yapılmadan üniversite açılmış. Tunceli’nin kendi özgün koşulları hesaba alınırsa, 2 bin küsur öğrencinin Tunceli’de barındırılmasının olanağı da yok. Tabii, böyle olunca da Türkiye'nin diğer alanlarında olduğu gibi, öğrencileri muhtaç ve çaresiz bırakarak tarikatların ve cemaatlerin kucağına atmaktan başka bir yol ve yöntem olmadığı da böylece anlaşılır oluyor.

Tunceli diyoruz. Oysaki Tunceli’de bizim üç yıldır hem Millî Eğitim Bakanının bilgisine sunduğumuz hem sözlü olarak Sayın Millî Savunma Bakanının bilgisine sunduğumuz bir konu var. 1960’lı yıllarda şartlı hibe şeklinde vatandaş yer veriyor Millî Eğitim Bakanlığına. Millî Eğitim Bakanlığı oraya bir öğretmen okulu kuruyor. Öğretmen okulu kapandıktan sonra bir dönem atıl kalıyor ve 12 Eylüle gelindiğinde, 12 Eylül zor kullanarak öğretmen okuluna el koyuyor. Eğer bu öğretmen okulu alınıp Millî Eğitimin hizmetine sunulursa Tunceli’de eğitim gören öğrencilerin büyük bir kısmının orada barınma olanağı mümkün olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Tunceli). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-07-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
