# Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2010
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2

> Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi), 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 533 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, biz burada yasaları oluşturmaya çalışırken, Tevfik Fikret sanki bugünü görür gibi dizelere dökmüş düşüncelerini ve bir yönüyle de anlaşılıyor ki o günden bugüne kanun yapıcılar ciddi bir nitelik değişimi de gösterememişler.

“Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...”

Şimdi, bunlar yüz on yıl önce söylenmiş sözler, bugüne bakıyoruz, direkt günümüze hükmeder gibi ve bugün kanun yaparken AKP, bir yandan kanunları ötelerken bir yandan kendi kanunlarını oluşturmaya çalışıyor. Hangi kanunları? Adaletten yoksun kanunları. Çok geriye gitmeye gerek yok, ülkemizde son bir hafta içinde yaşananlara bakılırsa, bu kanunların adaletten ne kadar yoksun olduğu çok açık ve net şekilde karşımıza çıkar.

Son bir haftadır bir yumurta muhabbeti aldı gidiyor. Yumurta bir nevi suç unsuru oldu, neredeyse marketlerde, buzdolaplarında yasak listesine alınarak kaldırılacak. Yumurta atan çocuklara yani bu gencecik çocuklara “beyinsiz” dendi, bu gencecik çocuklara “faşist” dendi. Diyenler kim? Anayasa profesörü bir kanun koyucu. Diyen kim? Anayasa profesörü, kanun koyucu olmak için buraya gelmeye çalışan biri ama hiç kimse, bu çocuklar, bu gencecik öğrenciler neden yumurta atıyor, bu insanların muhalefeti nedir diye sormadı.

HALUK İPEK (Ankara) – Atmalı mı?

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) – Zaten Türkiye’de…

HALUK İPEK (Ankara) – Yani yumurta atmalı mı?

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) – Attılar…

HALUK İPEK (Ankara) – Atmalı mı?

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) – …ama kendilerine kurşun sıkılan bu çocukların, kurşun sıkıldığı zaman kurşun sıkanlar söz konusu edilmez, eğer yumurta gündemleştirilirse o zaman bu devletin vicdanı, bu devletin yargısı, bu devletin adaleti yargılanmalıdır, sorgulanmalıdır.

Düşünün ki akademik demokratik hakları için yürüyüş yapan çocukların üzerine polis kurşunu sıkılıyor. Düşünün ki yine akademik demokratik hakları için kendi demokratik haklarını kullanmaya çalışanlara, gösteri yürüyüşü dâhilindeki haklarını kullanmaya çalışanlara biber gazı, cop, yine kurşun sıkılıyor.

Size soruyorum: Siz bugüne kadar bu Mecliste Aydın Erdem adını hiç duydunuz mu? Geçen yıl Diyarbakır’da bir yürüyüş sırasında sırtından vurularak öldürüldü. Kurşun polise ait. Yine siz Şerzan Kurt adını bugünden önce duydunuz mu? Bugün arkadaşlarımız bu kürsüde yine dile getirdiler. Muğla Üniversitesinde beş ay önce sırtından polis kurşunuyla vurularak öldürülen bir genç. Vicdanınız sızlayıp da bir tek kelime ettiniz mi? Yine Alaattin Karadağ, sekiz ay önce İstanbul’un göbeğinde polis kurşunuyla öldürüldü. Bir güne bir gün, polis neden kurşun sıkıyor, insanlarımız neden kurşunlanıyor demeyenler bugün atılan yumurtaların hesabını sormaya çalışıyorlar.

Eğer bir ülkede gencecik insanların üzerine kurşun sıkılıyorsa, bu kurşunun hesabı sorulmuyorsa elbette ki yumurta da atılır, çok daha farklı, bizim tasvip etmeyeceğimiz, onaylamayacağımız, infial yaratan, acı sonuçlar yaratan olaylar da yaşanır. O yüzden, adaletten yoksun olmayan yasaların çıkarılarak herkesin kendi özgür iradesiyle yaşamasının ve kendisine düşen demokratik haklarını kullanmasının mutlaka yolu açılmalıdır.

Tabii, her şey bununla bitmiyor ve polis bunu yaparken ayrıca savunuluyor. Nasıl savunuluyor? İşte bir vaka: Sırtından beş kurşunla öldürülmüş kişinin -katil- davası işlenirken duruşmada aynen hâkim şunu söylüyor: Meşru müdafaadır, polis görevini yapmıştır ve dolayısıyla bunlar aklanmıştır. Tabii, bu adaletsizliğin önüne geçmenin mutlaka ve mutlaka yolu bulunmalıdır diye düşünüyorum.

Eğer zamanım olsaydı size Tunceli ilinde yaşanan birkaç örneği anlatmaya çalışacaktım. Geçen yıl cezaevinde olan bir şahıs Gösteri ve Yürüyüş Yasası’na muhalefetten dolayı, cezaevi günlerinde, savcılıktan duruşmaya çağrılıyor, kişinin kendisi cezaevinde. Nedir bu? Devletin Tunceli’ye bakışının, Tunceli insanına toplu potansiyel suçlu bakışının bir ürünü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
