# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 893 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, “Diyanet İşleri bütçesi” dendiğinde bence en haksız şekilde uygulanmış bir bütçe ve bir nevi haksızlıklar bütçesi çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede sadece Sünnilerin ve Sünni Hanefilerin bir kurumu olarak görev yaptı bugüne kadar. Zaten kendi kuruluş yasasında da aynen şöyle diyor: “İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek.”

Şimdi, bu ülkede yalnızca Müslümanlar mı yaşıyor; Aleviler hangi kapsamda değerlendiriliyor, Hristiyanlar hangi kapsamda değerlendiriliyor ya da farklı inanç kümeleri, grupları hangi kapsamda değerlendiriliyor?

Niye haksızlık bütçesi? Bütün yurttaşlarınızdan almış olduğunuz vergilerle bir bütçe oluşturuyorsunuz ve bu bütçeyi sadece İslam’ın bir mezhebinin hizmetine sunuyorsunuz ve çok ilginçtir, 2009-2013 Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Belgesinin “Değerler” maddesinde ilk başlık şöyle diyor: “İnsan hak ve özgürlüklerine saygı.” Ne demek oluyor bu? Bir yandan bütün vatandaşlardan aldığınız vergiyle bir mezhebin hizmetine sunacaksınız bu kurumu, diğer yandan insan hak ve özgürlüklerine saygıdan dem vuracaksınız. Tabii, bugüne kadar bu bütçe konusunda, Sünni İslam’ın dışındaki kesimler çok da ses çıkarmadı, çok da bu bütçenin yanlış uygulandığını anlatmadılar ama bugün artık dünyanın ileri demokrasilerinin yaşadığı böyle bir dönemde, Diyanet İşleri Başkanlığının sadece bir mezhebe hizmet etmesi çok doğru değildir diyorum. Zaten, laiklik esası itibarıyla bakıldığında da laiklik öyle ilkokulda öğrettikleri gibi din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla tanımlanacak kadar dar değildir. Laikliğin esası, din, vicdan ve inanç özgürlüklerinin kendisidir ve bunun devlet tarafından teminata alınmasıdır. Hani Alevilerin devlet tarafından teminatı? Hani Hristiyanların devlet tarafından teminatı?

Şimdi, böyle bakıldığında, gerçekten Diyanet İşleri Başkanlığının çağımız konjonktüründe, ileri demokrasilerin yaşandığı bu dönemde, artık işlevini yitirmiş olduğunu düşünüyoruz. Tabii, böyle bakıldığında da belki çoğunun hoşuna gitmeyecek söz olarak algılayacaktır, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk-İslam resmî ideolojisiyle bu ülkede yaşayan herkesi bir eritme politikası içine girmiştir.

Şimdi, burada ben sadece Aleviler noktasında konuşmaya çalışacağım. Tek partili sistemde, çok partili sistemlerde, hepsinde Aleviler bir arka bahçe olarak görüldü ama Alevilerin talepleriyle ilgili, sosyal yaşamın ihtiyaçlarıyla ilgili bir tek adım atılmadı.

Bugün geliyoruz AKP Hükûmetine. AKP Hükûmeti, bir açılımdır, bir çalıştaydır başlattı. Sayın Faruk Çelik burada. Bakın, Alevi çalıştaylarından bahsettiler. Rapora bakıyoruz: “Aleviliğin çerçevelendirilmesi ve tanımlanması.” Şimdi, Aleviliği çerçevelemek ve tanımlamak sizin haddinize mi düşmüş! Nereden alıyorsunuz bu gücü, kimden alıyorsunuz?

“2) Aleviliğin bir kimlik farklılaşması içinde ortaya çıkmasının sakıncaları.” Evet, Alevilik farklı bir kimliktir. Farklı bir kimliğin olmasında hangi sakınca var? Yani “Tek tipliliği dayatmak yüzyılımızın artık yüz karasıdır.” diyoruz. Herkesin kendi inancıyla, kültürüyle yaşamasının olanaklarını niye sağlamıyorsunuz? Tabii, bunun adı her şeyden önce asimilasyondur yani Sayın Başbakanın deyimiyle cinayettir ve bizim deyimimizle de kültürel soykırımdır, bir inanç soykırımıdır. Tabii, AKP her şeyden önce böyle bir toplum mühendisliğinden de vazgeçmek durumundadır.

Çalıştaylar sonrasında, daha doğrusu çalıştaylar etabının birinde Ökkeş Kenger davet edilmişti. Ökkeş Kenger kim? Maraş katliamının bir numaralı aktörü. Yasalar tarafından aklansa bile Türkiye insanının, Türkiye kamuoyunun, Alevi kamuoyunun vicdanında aklanmamıştır. Böyle söylediğimiz için bize tazminat davası açtı ve alt mahkemede kazandı da.

Tabii, biz buna kısmen anlam vermeye çalıştık ama daha sonra Sayın Başbakanın referandum konuşmalarından Çorum konuşmasını dinlediğimizde bu mesajın ne olduğunu çok daha net anladık. Sayın Başbakan Çorum’da konuşurken Ebussuud’u göklere çıkarıyor. Şimdi, Çorum’da sizin göklere çıkaracağınız başka bir İslam büyüğü yok mu, başka bir Türk büyüğü yok mu?

“Kim Ebussuud?” derseniz, bunu bilmeyen bir tek Alevi yok, öyle zannediyorum ki bu Mecliste bilmeyen tek bir milletvekili de yok. Ebussuud aynen şunu söylüyor Yavuz’un Şeyhülislamı olarak: “Kızılbaşların katli vaciptir, Kızılbaşların malı ve ırzı helaldir.”

Şimdi, böyle diyen bir şeyhülislamın günümüz Başbakanı tarafından göklere çıkarılmasının hangi anlamı vardır? Ökkeş’i çalıştaylara çağırmanın mesajı nedir? Şudur: “Aleviler, Kızılbaşlar, biz size hakkınızı versek bile, unutmayın ki bir Ökkeş her zaman olacaktır, şeyhülislam olacaktır, Kuyucu Murad Paşa olacaktır.” Biz mesajı böyle algıladık. AKP bu konuda Alevilerden özür dilemek zorundadır.

Tabii, AKP ne yaptı? Cemevlerinden dem vurup duruyorlar. Biz “Cemevleri Alevilerin ibadethaneleridir.” dememize rağmen, bunun böyle olması gerekmesine rağmen, cemevlerine çeşitli adlar buldular, çeşitli adlar bulmaya çalıştılar ve doğrusu, bir türlü “ibadethanedir” demeye yanaşmadılar. Tabii, bizim vermiş olduğumuz, İmar Yasası’na bir tek kelimenin eklenmesine bile sıcak bakmadılar ki o kelime şuydu: Cami, mescit, kilise, havranın yanına bir de “cemevi” konulmasıydı. Bir tek kelime… Yapmadılar.

Şimdi, zorunlu din dersleri dayatıldı. Hani 12 Eylüle karşıydınız? 12 Eylül ürünü zorunlu din derslerini niye savunuyorsunuz? Dün, Sayın Faruk Çelik, Yeni Müfredat Bilgilendirme Toplantısında, “Çözüme bu kadar yaklaşmamıştık. Alevilerin müfredat konusundaki kaygıları da giderilecek.” diyor. Ama bakın ne var burada: 40’a yakın Alevi -sözüm ona, Alevi- derneği çağrılmış, bunun içinde yalnız 3 tanesi Alevilerin hakları için mücadele eden dernek, geriye kalan, açılımlar sürecinde AKP’nin arpalıklarından faydalanmaya çalışan çıkarcı Aleviler, bir başka deyimle, yeşilbaş Aleviler.

Şimdi, toplanmışlar, karar ne? 4’üncü sınıftan 12’nci sınıfa kadar din derslerinde Alevilik okutulacak ama nasıl? 7’nci sınıfta bir ünite, bir hafta, bilemediniz bir buçuk hafta. 12’nci sınıfta yine bir ünite Alevilik var. Gerisi nedir? Geri yıllarda da Hazreti Ali’nin ve Hacı Bektaş Veli’nin sözlerinin içinde yer aldığı programlar, dersler, konular. Ee peki siz dokuz yılda sadece iki ünite Aleviliği işlerseniz… Bu bir yana, bu işlediğiniz Alevilik dersini kime yazdırıyorsunuz? Hangi Alevi bilginiyle ya da Alevi araştırmacısıyla bir araya gelip, baş başa gelip yazacaksınız? Tabii, bunu da yine kendi Sünni İslam anlayışınıza göre yapacaksınız. Hadi diyelim ki bu ünitelerde Aleviliği işlediniz. Aleviliği nasıl işlediğinizi sormayacağız. Hazreti Ali’nin ve Hacı Bektaş Veli’nin sözlerini aldığınızda hangi kaynaktan besleneceksiniz? Yani bir…

Sayın Başkan, konuşacaklarsa lütfen dışarıya çıksınlar.

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Barış ve Demokrasi Partisi, Tunceli). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
