# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şerafettin Halis (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-23-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Şerafettin Halis, 23 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 993 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de 18’inci madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii burada bütçeyi görüşüyoruz, bütçenin ne kadar adaletli olup olmadığı esası çok önemlidir. Bugün burada, biz turuncu koltuklarımızda, bu sıcak ortamda otururken, üzerimize rehavet basmışken, hava dışarıda eksilerde seyrederken bu ülkenin çocuklarının, kimliği olmayan, anası babası olmayan, aile ortamından, aile sıcaklığından uzak kalan sokak çocuklarının sorunlarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Tabii, “sokak çocuğu” deyince herkesin tinerci çocuklar olarak ürktüğü ya da onları patlamaya hazır serseri bir mayın gibi gördüğünü biliyoruz ama bu çocukların buraya gelmesinde suçumuzun ya da suç payımızın ne olduğu noktasında hiç kimse kendi üzerine hiçbir sorumluluk alma gereği duymuyor, duymadı bugüne kadar.

Her ne kadar 1924 yılında Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ne imza attıysak da daha sonrasında Çocuk Hakları Evrensel Sözleşmesi’ne imza atan bir ülke olduysak da çocukları sokaklardan kurtaramadık ve o çocukları, o vahşetten kurtaramadık. Şimdi, neden “vahşet” diyorum?

Öncelikle bu çocukları oraya iten nedenler nedir, onu sizinle paylaşmak istiyorum. Yoksulluk ve parçalanmış ailelerin çocukları yüzde 82-87’yi teşkil ediyor. Nedir bu? Eğer bir ülkede gerçekten yoksulluk varsa dolayısıyla aile düzeninin istikrarlı olması da beklenemez. Ve yetim, öksüz çocuklar oluşturuyor. Aile içi şiddet, ihmal, göç ve savaştan kaynaklı sorunlardan oluşuyor.

Şimdi, düşünün ki gecekondu yaşamı, bir ülke yaşam normunun çok altında yaşam biçimi olarak kendisini gösteriyor ve her ne kadar Türkiye’de sokakta yaşayan çocukların sayısı 26 bin olarak gösteriliyorsa da bu 26 bin sayısının reel bir sayı olmadığı, tahminî bir sayı olduğu da biliniyor. Sadece gecekondu yaşamından dolayı İstanbul’da 650 bin çocuğun sokağa atılma ya da sokağa itilme riskiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor.

Tabii, bu çocuklar sokağa düşünce nelerle karşı karşıya kalıyorlar? Şiddet, fiziksel ve cinsel istismar, suça itilme, yanma, yaralanma, bulaşıcı hastalıklar, kaçırma ve öldürme. Tabii düşünün, bunlar sizin çocuklarınız olsaydı içiniz sızlar mıydı? Mutlaka sızlardı ama bugüne kadar içimizin sızlamadığını da söylemek durumundayız çünkü empati yapmadık. Empati yapmadıkça da vicdanımız nasır bağladı, vicdanlarımız kabuk bağladı. Tabii, biz bu çocukların neden tinerci olduğuna, neden uyuşturucu ya da uçucu madde kullandığına hiç bakmadan bunları hep öteledik. Bu çocuklar her zaman karşımıza çıktılar. Hiçbir zaman bunların neden bu noktaya geldiğini sorgulamadık. Onlar tineri ya da uçucu maddeleri niye alıyor? Şunu söyleyeyim: Her şeyden önce bu acı gerçekten, yaşamış oldukları acı gerçekten kaçıp kendilerine sanal bir dünya yaratmak için bu maddeleri alıyorlar, sokağın şiddetine karşı direnişli olmak için bu maddeleri alıyorlar, soğuğa karşı direnç göstermek için bu maddeleri alıyorlar. Her şeyden çok da yine bedensel ve ruhsal güç oluşturma için bu maddeleri alıyorlar. Tabii, “tinerci çocuklar” dedik, hep öteledik. Suçlu kim? Her şeyden önce suçlu hepimiziz ama en fazla da en çok da iktidarda olan parti.

Şimdi, bu çocukları kim koruyacak? Dediğim gibi, 1924’ten bu yana altına imza attığımız sözleşmelere rağmen bu çocukları hiç kimse koruyamadı. Bakın, Anayasa’nın beş maddesi bu çocukları koruma hükmü taşıyor ve Türkiye’de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu içinde korunması gereken bu çocuklara Sosyal Esirgeme Kurumu nasıl bakmış, bir de ona bakalım: 2002 yılında 12 milyon TL olan bütçeden ayrılan pay, 2005’te 297 milyona çıkıyor ve 2010 yılında 2,3 milyar. Tabii ayrılan paya ihtiyacımız yok. Keşke bu pay günden güne çoğalsa da bu çocukların gerçekten sokaktan çekilip bu yurtlara getirilmesi ve bunların sıcak bir ortamda bulundurulması… Ama sırf sokaktaki çocuklar değil sosyal esirgeme kurumlarında yaşayan çocukların da durumlarının dışarıdaki çocuklardan çok farklı olmadığı biliniyor.

Bakın, Malatya’da 2005 yılında ekranlarda gördüğümüz dehşet olayları hâlâ hafızalarımızdan silinmedi ve bugün bu bütçeye rağmen, Sosyal Yardımlaşma Kurumunun nasıl bir hizmet vereceği noktasında kuşkularımız var.

İzmir Büyükşehir Belediyesi yardım kaynağı olarak ayda 50 milyon para ayırıyor bu Esirgeme Kurumuna ve ne oluyor? Örtülü ödenek olarak müdür tarafından değerlendiriliyor, bunun üzerine belediye bu desteği ve bu kaynağı geri alıyor.

Yine, İzmir İl Özel İdaresi yardım kurumuna bir araç veriyor. Neden? Oradaki yaşlıları, çocukları taşıması ve onlara hizmet etmesi için. Ama ne oluyor? Bakıyorlar ki sosyal hizmet için verilmiş bu araç, müdür tarafından makam aracı olarak kullanılıyor.

Tabii, Sosyal Esirgeme Kurumu bununla da kalmıyor, kuruma alınması gereken uzman meslekleri de yine ihale usulüyle alıyor. Hangi ihaleyle? Kuruma temizlik işçisi alma, temizlik ihaleleriyle yapıyor bunu ve boş sözleşmeler yapıyor çoğu zaman, maaş kesintisi yapıyor ki bunun çok somut bir örneği olarak, yine İstanbul İl Müdürü “Maaşınızı kestiysek, beğenmiyorsanız çeker gidersiniz.” demişti.

Yine, asli hizmet noktasında bu yıl alınan 418 kişinin 180’i asli hizmet elemanı. Yani nedir? Sosyolog, psikolog vesaire. Tabii, bununla da yetinilmiyor, dehşet verici açıklamalar geliyor bu Esirgeme Kurumu hakkında.

Biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurmuş olduğu Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu var. Bu araştırma komisyonu bir duyarlılık gösterdi, çaba gösterdi ve en sonunda Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürünü konuşturma noktasına geldi. Ve bakın, çok ilginçtir, iddia edilenler bu Müdür tarafından dehşet verici bir şekilde teyit ediliyor. Bakın, ne diyor Sayın Müdür: “Kurumlarımızda dayak ve taciz olayı hatta fiilen tecavüz olayı da zaman zaman olabilmektedir -çok rahat, rahatlığın devamı var- insan fıtratı var, insanın olduğu her yerde olur bu.” Şimdi, siz tutuyorsunuz, yüzde 500’den daha fazla bir oranda bir bütçe ayırıyorsunuz, biz buna karşı değiliz ama bu bütçeye rağmen, eğer bu kurumlarınızda müdürlük yapanlar vahşet olaylarını, dehşet olaylarını çok soğukkanlılıkla olağanmış gibi gösterirlerse işte bunda şunu hatırlatmak lazım size: Bu, artık Türkiye'nin bir sosyal sorunu değil, bir vicdan sorunu, bir insanlık sorunudur. Eğer burada gerçekten insanlık ve vicdan sorunu olarak bakılırsa Sayın Başbakanın “En az 3 çocuk yapın.” önerisini de ayrı değerlendirmek gerekiyor yani siz sokakta yaşayan en az 26 bin çocuğun kurtuluşu için bir çaba sarf etmiyorsunuz, yine esirgeme kurumlarına aldığınız çocuklar üzerindeki vahşeti ve dehşeti itiraf ediyorsunuz ama kendi insanınıza, halkınıza “En az 3 çocuk yapın.” diyorsunuz. Yani böyle bir ülkede, yine 23 Nisan’ın tek çocuk bayramı olarak kutlandığı yegâne ülke olma övüncüyle, sevinciyle konuşuyorsunuz ama bu çocukların durumu bu.

Türkiye’de israf politikalarına yönelik de bir şey yok. Türkiye millî gelirinin yüzde 25’inin israf edildiğine dair ilgili kurumların açıklamaları var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Hiç olmazsa israf politikalarına ilişkin bir düzenleme yapılırsa çok şeyin değişeceğine inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Şerafettin Halis (Tunceli). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-23-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
