# 8 mart kadınlar günü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Serpil Yıldız (AK Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mart 2003
- **Gündem:** 8 MART KADINLAR GÜNÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/serpil-yildiz-22-2003-03-06-8-mart-kadinlar-gunu-nedeniyle

> Serpil Yıldız (AK Parti), 6 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 8 MART KADINLAR GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 849 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SERPİL YILDIZ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Mart günü Meclis gündemi olmaması nedeniyle, bugün, Dünya Kadınlar Gününü kutlamak için gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bana konuşma fırsatı veren Sayın Başkana teşekkür ediyor, Yüce Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki konuşmacı arkadaşımıza da teşekkür ediyorum. Aklı ve yüreği olan hiç kimsenin savaştan yana olmadığını da ifade etmek istiyorum. (Alkışlar)

8 Mart, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde, kadınların eşitlik ve hak istedikleri, kadın olmalarından dolayı maruz kaldıkları sorunlara dikkat çektikleri, birlik ve dayanışma günüdür. Kadınlar, 18 inci Yüzyıldan beri, gerek siyasal ve hukuksal alanda ve gerekse toplumsal işbölümü, eğitim ve üretim alanında cinsiyet farkına dayalı eşitsizliklerin kaldırılması için mücadele etmektedir. 1791'de, Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirisinin yazarı Olympe de Gouges, yazılarından dolayı giyotine mahkûm edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika Birleşik Devletlerinin New York eyaletinde dokuma işçisi olarak çalışan kadınların protestosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün temelini oluşturmuştur. Bu protesto sırasında çıkan yangında çok sayıda kadın hayatını kaybetmiş ve 8 Mart, olaylı bir gün olarak hafızalarda yerini almıştır. Önce, 1910 yılında çeşitli ülkelerden katılan kadın kuruluşlarının bir araya geldiği Kadın Enternasyonali ve daha sonra da, 1977 yılında, Birleşmiş Milletler, 8 Martı "Dünya Kadınlar Günü" olarak kabul etmiştir.

Geçmişe şöyle bir bakacak olursak, günümüzde hâlâ tartışılagelen kadın haklarının, bundan dörtbin yıl önce, Anadolu'da, neredeyse bazı konularda bugünkünden daha ileri düzeyde olduğu görülecektir. Eski Türk devletlerinde kadının "hatun" sıfatıyla hakanın yanında yer aldığını tarihten öğrenmekteyiz. Öyle ki, tam anlamıyla toplumda aktif yapıya sahip olan kadın, hatunluk hukukuyla devlet siyasetine yön vermiş, devlet reisi ve naip olarak yönetimde yer almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böyle güzel tarihî değerlere sahip olan bir toplumun kadın hakları konusunda dünya ülkelerinden daha ileri bir düzeyde olması beklenir; ancak, zamanla, kadınlarımızın eğitimine önem verilmemesi, yanlış değer yargılarının baskısı altında bir cehalet dönemi hüküm sürmüş ve tarih boyunca karşılaşılan uygulamalar kadınların aleyhine gelişmiştir. Kadınlarımız, kurtuluş savaşımızın her cephesinde, en ön safta çarpışmış, mitingler düzenlemiş, halkı örgütlemiş; yani, şanlı tarihimizin üstün kahramanlık ve fedakârlık abideleri olarak yükselmişlerdir. Bu yükseliş, cumhuriyetin kuruluş ve kurumlaşması sürecinde de aynı inanç ve azimle süregelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Mustafa Kemal Atatürk'ün reformlarıyla da Türk kadını -yani, bizler- hak ettiği yere daha hızlı ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde kadın erkek arasında tam bir eşitliğe inanan Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 1923'te, Konya'da, Türk kadınıyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir: "Bu son senelerin inkılap hayatında, milleti ölümden kurtararak kurtuluş ve istiklale götüren azim ve faaliyet hayatında, her millet ferdinin çalışması, gayreti, himmeti, fedakârlığı geçmiştir. Bu meyanda, en ziyade yücelterek anılmak ve daima şükranla tekrar edilmek lazım gelen bir himmet vardır ki, o da, Anadolu kadınının göstermiş olduğu çok ulvî, çok yüksek, çok kıymetli fedakârlıktır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, ormanda odunu, keresteyi getiren, ürünleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvî, o fedakâr, o ilahî Anadolu kadınları olmuştur. Bundan dolayı, hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle, ebediyen aziz ve takdir edelim."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk hukuk reformunun temel taşlarının en büyüğü olarak nitelendirilen Türk Medenî Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 17 Şubat 1926'da kabul edilmiştir. Bu kanun, Türk kadınına pek çok hak kazandırmıştır. 5 Aralık 1934'te Türk kadınına sağlanan seçme ve seçilme hakkı, demokrasimizin eşitlik temelinde gelişmesini sağlamıştır. Bu gelişme birçok ülkeye de örnek teşkil etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SERPİL YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ancak, seçme hakkını rahatça kullanan biz Türk kadınları, maalesef, seçilme noktasında oldukça geri plana düşmüştür. Tarih süresince biz kadınların mücadele sonucu toplumda bir yer edindikleri inkâr edilemez; ancak, bu yeterli midir?

Bugün, dünyada toplam işlerin üçte 2'sini kadınlar gerçekleştirdiği halde, toplam gelirin sadece yüzde 10'unu kadınlar almaktadır. Dünyada okuryazar olmayanların yüzde 70'i kadın, dünyada yoksulluk sınırının altında yaşayanların yüzde 65'i kadın. Türkiye ortalaması da, ne yazık ki, bu rakamlardan hiç de farklı değildir.

Kadınların, sivil toplum örgütlerine katılımının yüzde 24, partilere katılımının yüzde 13, sendikalara ise yüzde 6 civarında olduğu bilinmektedir.

Biz kadınların sorunları son derece ağırdır. Ancak, en temel sorunumuz, karar verme süreçlerinde yeterince temsil edilememektir. Kadınların kamusal alana etkin bir biçimde ve nüfus oranlarını temsil edecek şekilde katılamadıkları toplumlarda insan haklarından da, gerçek demokrasiden de anlamlı bir şekilde söz edemeyeceğimizi biliyoruz. Bu nedenle, kadınların yetersiz temsil edildikleri ya da temsil dışı kaldıkları karar verme süreçlerinin geçerliliğini sorgulamamız gerekiyor. Unutulmamalıdır ki, kadınlarımız, siyasete hoşgörü, uzlaşma ve ahenk katacaktır.

Diğer taraftan, vermemiz gereken bir başka mücadele, Anadolu kadınının kendisine has doğru gelenekleri, inançları ve millî değerleri çerçevesinde, karar verme mekanizmalarına taşınmasıdır. İşte o zaman, daha çok sayıda Anadolu kadınımız seçilme hakkına kavuşur. Bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, sivil toplum kuruluşları ve biz kadınlara büyük görevler düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınlarımızın, erkeklerle birlikte toplumsal sorumluluğu yüklenecek statüye kavuşması temel hedefimizdir. Bu itibarla, ülkemizin imza attığı, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesiyle getirilecek ilkelerin uygulanmasına yönelik düzenlemelerin hızlı ve sağlıklı yürütülmesine önem verilmelidir.

Kadın intiharlarının, töre ve namus cinayetlerinin sık görüldüğü yörelerde eğitici çalışmalara vakit kaybetmeden başlanmalıdır.

---

**Kaynak gösterme:** Serpil Yıldız (AK Parti, İzmir). “8 mart kadınlar günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 6 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serpil-yildiz-22-2003-03-06-8-mart-kadinlar-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
