# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sevahir Bayındır (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-12-26-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Sevahir Bayındır, 26 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 986 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 22’nci madde üzerine Demokratik Toplum Partisi adına söz hakkı almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçeyi görüştüğümüz şu anda, saat on iki buçuk, meslek örgütleri, sendikalar, bütçeye karşı ve özellikle bütçe görüşmeleri esnasında Sayın Başbakanın “Bu kriz psikolojiktir.” söylemine karşı bu krizin psikolojik olmadığı ve hayatta şu anda açığa çıkan göstergeleri olduğunu ifade etmek ve bildirmek üzere Meclis Dikmen Kapısı’ndalar. Kamu emekçileri adına KESK, diğer emek örgütleri adına DİSK, yine meslek örgütleri adına TTB, TMMOB ve benzeri diğer kurumlar eylem yapmak üzereler ve şunu belirtmek istiyorlar: Bu bütçede emekçiler adına yüzde 4 pay belirlenirken kiminle görüştüler? Bizimle görüşmediler diyorlar. Bizim adımıza karar veriyorsanız neden bizimle görüşmüyorsunuz ya da görüşmeler neden usulen bir düzeyde tutuluyor ki onun üzerine Türk-İş de zaten görüşmelerden çekilmiş bulunuyordu.

Şimdi görüştüğümüz konu kadrolar, bir sonraki madde geçici işçiler, şunlar bunlar… Ama, bu kürsüde, özellikle Maliye Bakanımızın biraz önce sorulara cevap verirken, yöneltilen sorulara karşı bunlar lüzumsuz işler… Yani, bir insanın çalışma hakkı lüzumsuz oluyor! Bir insanın insanca yaşaması için burada hak talep etmek lüzumsuz oluyor! Peki siz hangi lüzum üzerine oradasınız diye sormak istiyor insan. Yani, biz hangi lüzum üzerine buradayız? Bu yüce Meclis olarak tanımlıyorsak, en yüce değer insandır ve emektir diyorsak, insan ve insan hakları diyorsak, biz hangi lüzum üzerine buradayız? IMF’in noterliğini yapma lüzumu üzerine mi buradayız yoksa insanların insanca yaşadığı, özgür yaşadığı, demokratik haklarını icra ettiği ve bu icraatın icracıları olarak mı buradayız? Ama, ne yazık ki bugün de açığa çıktığı gibi, bu bütçede de görüldüğü gibi, bütçe tartışmalarında da açığa çıktığı gibi, biz, planlarımızı IMF’e göre yapıyoruz. Yani, parayı veren düdüğü de çalıyor. Bir örnek vermek istiyorum bu konuda: İstihdam kurulları tartışılırken, yine bir iki yasa ya da SGK Yasası tartışılırken, biz, süt izinlerinin ebeveyn izni olarak düzenlenmesini istiyorduk, reddedildi. Ama, 2008 İlerleme Raporunda görüyoruz ki Hükûmetimiz taahhüt etmiş, süt izinleri ebeveyn izni olacak. Kimin sözü üzerine bu noktaya geldi? Kimin sözü para ediyor? Parayı verenin sözü para ediyor. Biz, burada, halk adına, halkın temsilcileri, halkın oyu, halkın iradesi olarak seçilmiş gelmişiz buraya. Halkın, hak ettiği demokratik eşitlikçi bir sistemde yaşayabilmesi ve bu sisteme uygun kuralların düzenlenmesi için görüş ifade ettiğimizde, görüşlerimiz lüzumsuz görülüyor, itibar görmüyor ama parayı veren IMF ne diyorsa anında, hazır ol vaziyette, tamam deniliyor.

Şimdi, geçici işçilik, lüzumsuz, insanlar hâline getirilmiş yani. Her insan gelecek, geçici olarak girecek işe, geçinemeyeceği bir işe, ekonomiye razı olacak ve bir yıl geçmeden acaba ben her gün yeniden işimi kaybedebilir miyim kaygısını yaşayacak ve bu kaygı içinde bu insanlar psikolojik sorun yaşamış olacak. Tabii ki psikolojik sorun da yaşar çünkü sağlık tanımı, insanın, ekonomik, sosyal, psikolojik -ben buna ekolojiyi de dâhil ediyorum- ekolojik olarak iyilik hâlinde olması. Şimdi, ekonomisini bozduğun, gelirini engellediğin, yemesini engellediğin, çocuğuna bakımını engellediğin, hayatını idame ettirmeyi engellediğin, açlığa, sefalete mahkûm ettiğin bir toplumun psikolojisi de tabii ki bozuk olacak yani. Burada iyi bir psikoloji mümkün olabilir mi? Polyannacılık mı oynayacak insanlar burada. Siz intihar eden insanın malını aldınız, en son bir tek canı kalmıştı o insanın, o da canına kıyıyor çünkü sorumlu olduğu işçinin, sorumlu olduğu ailesinin hayatını sürdüremeyecek, sorumluluklarını yerine getiremeyecek düzeydedir. O nedenle lüzumsuz olan, insana insanca yaşam hakkını layık görmemektir. Lüzumsuzluk varsa bu lüzumsuzdur. Bu sözler geri alınmalı, burada halka bu sözler ifade edilmemelidir.

Yine, 22 bin geçici kadroyla çalışan işçi var, şu Meclisin çatısı altında da çalışıyor bu işçiler. Sağlık alanında da çalışıyor. Eğitimde de çalışıyor. Yani kamu alanlarının hepsinde artık herkes geçicidir. Hizmet satın alınan şirket, ihtiyacı üzerine alıyor işe, yeniden sorumlulukları artmasın, canı istediği zaman çok rahatlıkla alıp çıkarabiliyor. Ne söz hakkı var ne örgütlenme hakkı var. Eş durumunda dahi tayin edilme hakkı bile yok. Yani, bu işçilerin, geçici işçilerin yaşamda yaşadığı stres bu düzeyde.

Yine, asgari ücret belirlendi dün. TÜİK, verilerine göre, TÜİK dahi -devletin bir kurumudur- bir kişinin asgari geçim standardının 720 YTL olması gerektiğini söylüyor. Peki, Sayın Bakan, niye dinlemediniz, devletin bir kurumu değil miydi? İşte, bilimsel olarak veriler hazırlamak için ve… Oradan görüş alarak, ona göre hayat endeksini belirlemek istemiyor musunuz? Yani, devletin kurumlarını bile bu kadar işlevsizleştirerek, IMF’nin insanlarımıza uygun gördüğü hayat standartlarını reva görmek, bu hangi adalete sığar, bu hangi vicdana sığar? Yani, 527 YTL’yle siz geçinebilir misiniz?

Artı, asgari ücret, bir kişinin geçimi için belirlenendir. Ama Türkiye’de 1 kişi 10 kişiye bakmak durumunda kalıyor. Çocuk sayısını düşünürseniz, anne babasını düşünürseniz, iş güvencesiz… Yani, 1 kişi 5-6 kişiye bakmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla, sizin belirlediğiniz ya da TÜİK’in belirlediği 720 YTL de bir kişiye göre belirlenmiştir.

Yani, burada, yoksulluktan bahsetmeyelim, açlıktan bahsedelim, dünyanın en ağır işkencesi olarak tanımlanan açlıktan bahsedelim. Bakın, KESK’in asgari ücret belirleme verilerine göre, bir kişinin açlık sınırından kurtulabilmesi için -açlık sınırı diyorum- 1.250 YTL alması gerekiyor. Yoksulluk sınırı 2 bin YTL’lerin üzerinde olması gerekiyor. Ama biz, sözle söylüyoruz, rakamları yan yana diziyoruz ve çok rahatlıkla bunu halka reva görebiliyoruz yani.

Bu nedenle, bu asgari ücret belirlenmesinin bağımsız bir kurul tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor. Siz gidip asgari ücreti işveren ve devlet üzerinden belirlemeye çalışırsanız, burada, zaten, işçi hayatını nasıl geçindiririn derdine düşmezsiniz, işveren daha çok ne kadar kazanırın hesabını yapmış olursunuz; siz de toplumdan aldığınız vergileri halka nasıl vermeyeceğimin, kısacağımın, ümüğünü sıkacağımın hesabını yapmış olursunuz. Lütfen bu hesaplardan vazgeçin. İnsan sağlığı, insan hayatı, insanın gelişmişlik endeksi, insanın onurluca yaşamı en temel kriter olmak durumundadır bizler açısından.

Yine, çalışma yaşamında, geçici işçilikle birlikte, yani bu standartları reva gördüğünüz insanlarınızın çalışma yaşamındaki barışını da bozmuş oluyorsunuz. “A, B, C, D…” Alfabenin bütün harflerini sıralayarak, insanları, çalıştığı yerde aynı işi yapanları kategorize ederek ayrımcılık yapmış olmuyor musunuz? Aynı işi yapan… Eşit işe eşit ücret hakkı, daha 1800’lü yıllarda hak edilmiş, kazanılmış bir haktır. Siz yüz yıl sonra, iki yüz yıl sonra bu hakkı, ne hakla gasbedebiliyorsunuz? Bu haklar kolay kolay elde edilmedi. Bu haklar, binlerce işçinin, emekçinin canı, malı pahasına elde edilmiş haklardır ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış haklardır. Siz, ne hakla, bu emekle, bu bedelle elde edilmiş bu hakları bu kadar rahatlıkla yok sayabiliyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sevahir Bayındır (Şırnak). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-12-26-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
