# Silopi ilçesinde kaybolan hadep ilçe başkanı serdar tanış ve başkan yardımcısı ebubekir deniz'in kayıpları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sevahir Bayındır (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ocak 2009
- **Gündem:** SİLOPİ İLÇESİNDE KAYBOLAN HADEP İLÇE BAŞKANI SERDAR TANIŞ VE BAŞKAN YARDIMCISI EBUBEKİR DENİZ'İN KAYIPLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2009-01-20-silopi-ilcesinde-kaybolan-hadep-ilce-baskani-serdar-tanis-ve-baskan-ya

> Sevahir Bayındır, 20 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİLOPİ İLÇESİNDE KAYBOLAN HADEP İLÇE BAŞKANI SERDAR TANIŞ VE BAŞKAN YARDIMCISI EBUBEKİR DENİZ'İN KAYIPLARI HAKKINDA); konuşma 528 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de, Silopi’de HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ve Başkan Yardımcısı Ebubekir Deniz’in 25 Ocak 2001 tarihinde Silopi Jandarma Komutanlığına çağrılıp bir daha da haber alınmamasına dair gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, kaybedilmek istenen, bir halktı aslında. Kürt halkının inkârı için seksen beş yıllık resmî ideoloji her türlü yol ve yöntemi denedi, ama bir türlü Kürtlerin kaybedilmesini başaramadı. Takriri sükûn planları, Şark ıslahat planları çıkarıldı. Yine Kürtlüğe dair her şey yok ve yasak sayıldı. Kürt olmak, Kürt haklarından bahsetmek suç ve kabahatti. İşte bu kabahatlere karşı Kürtler durmadan isyan ettiler ve isyanlarını bugüne taşıdılar. Bu isyan öyle bir isyandı ki adı dahi “Karda yürüdü kart kurt.” diye tanımlanan bir halkın isyanıydı. Bu isyan nasıl silindi? Bu isyan, işte Serdar Tanış, Ebubekir Deniz gibi binlerce Kürt vatandaşı kaybedilmek istenen bir halkın adını, dilini, kültürünü yeniden tarihe yazmak istedi ve bu nedenle de resmî sistemin yetkilileri tarafından sürekli kaybedildi insanlar, katledildi insanlar, sürgün edildi insanlar. Burada adı geçen kayıplar bir halkın yeniden var oluş direnişinin mücadelecileriydi. Aslında kaybedilmek istenen 2 insan ya da 100 insan ya da 17 bin insan değildi, kaybedilmek istenen milyonlarca Kürt vatandaşıydı ve bu nedenle ben bugün yeniden burada, her ne sebeple olursa olsun, Türkiye’de demokrasi mücadelesini vermiş ve bu uğurda canını vermiş herkesi saygıyla anıyorum ve mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyorum.

Dün de Sayın Hrant Dink’in ikinci ölüm yıl dönümüydü. Ölümleri anmaya çalışsak tarih sayfaları yetmeyecek, rakamlar ve zaman yetmeyecek ama biz burada şunu ifade etmek istiyoruz: Özellikle, son zamanlarda başlatılan Ergenekon olayının kusurları örten bir operasyon olmaktan çıkarılması gerekiyor. Olası iktidar darbesine karşı bir yargılama olmaktan çıkarılmalı, gerçekleştirilmiş olayların hesabı sorulmalı. İşte o zaman gerçek anlamda Ergenekon’la mücadele edildiği söylenebilir ya da Susurluk, Şemdinli olayları aydınlatılabilir ya da yarım yüzyıllık kontrgerilla faaliyetleri ve örgütlenmeleri ve onu besleyen, onu uygulayan tüm uygulamacıları tarih önünde yargılanıp halk vicdanında mahkûm edilebilinir. Eğer amaç, anlayış bu değil de gerçekten AKP sadece kendine yönelik tehditleri ele alıp bunu bertaraf etmek isterse ne yazık ki yarın kendi akıbeti de kendi uygulamaları da bugün şikâyet ettiklerinden farklı olmayacaktır. Bu vesileyle bu yargılama sürecinin gerçek bir yargılamaya, temiz eller operasyonuna dönüştürülmesini istiyorlarsa, böyle tanımlıyorlarsa “Buyurun, Serdar Tanış ve Ebubekir Denizlerin kayıplarına yol açanları usulen almayalım, esastan yargılayalım.” diyoruz işte. Ve Sayın Başbakan bütçe görüşmesinde burada “Siz Nazizmi hortlattınız.” demişti. Ben de bu kürsüden sesleniyorum: Naziler fırında insan yaktılar ama Türkiye’deki Nazi anlayışı da asit kuyularında insanlar yaktılar. İşte bu kayıplar, bu mücadele, bu yitirilmek istenen bir halkın olsa olsa özgürlük havarileri olabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.

SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) – Şairin dediği gibi: “Uy havar! İsa aşkına, Muhammed aşkına…” Allah aşkına bir özgürlük havarisiydi o.

Oysa bu gerçekler AKP’nin o hamasi, politik söylemleriyle örtülemeyecek kadar, karartılamayacak kadar açık ve şeffaftır.

Bizler de DTP’liler olarak Silopi’de kaybedilen ve asit kuyularında gömülü olan, İpek Yolu’nun kenarındaki asit kuyularının derhâl açılmasını ve bu uygulamaları yapanların yargılanmasını istiyoruz. İpek Yolu kan yolu, kayıp yolu oldu, uygarlığın yolu kana boyandı.

Bu anlamda Ergenekon’a karşı duyarlı olup Kürt sorununun, Alevi sorununun, aydın sorununun, gerçek anlamda demokrasinin hayata geçirilmesi için yüce Meclisi sorumluluğa davet ediyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Sevahir Bayındır (Şırnak). “Silopi ilçesinde kaybolan hadep ilçe başkanı serdar tanış ve başkan yardımcısı ebubekir deniz'in kayıpları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2009-01-20-silopi-ilcesinde-kaybolan-hadep-ilce-baskani-serdar-tanis-ve-baskan-ya (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
