# Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sevahir Bayındır (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2010
- **Gündem:** KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2010-02-09-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind

> Sevahir Bayındır, 9 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 487 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 3’üncü maddesi üzerine verdiğimiz önerge üzerinde söz hakkı almış bulunuyorum. Barış ve Demokrasi Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

3’üncü maddede stratejiden bahsediyor. Sayın İçişleri Bakanlığı, Kürt sorununun demokratik çözümü ya da Kürt açılımı tartışmasını başlattığında bu konunun koordinatörü olduğunu öğrendik ve koordinatör olarak görüşlerini kamuoyuna sunduğunda izleyeceği yol, yöntemleri sunmuştu ve bu izleyeceği yol, yöntemleri şöyle ifade etmişti: “Biz, dünya deneyimlerini araştıracağız, incelemelerde bulunacağız. Dünya sorunları nasıl çözmüşse biz de kendimize uygun bir model yaratacağız.” demişti.

Ben de buradan Sayın Bakana soruyorum: Sayın Bakan, başkaları bu modelleri ararken önce -yani İspanya’dan örnek vereyim size, muhtemelen siz de incelemişsinizdir- her şeyden önce, katılımın önündeki engelleri kaldırmış. Franco sisteminin kapattığı siyasi partileri hayata dâhil ederek açılım ya da demokratikleşme üzerine adım atmıştır. Peki, siz ne yaptınız? Partileri kapatarak. Tersinden mi okudunuz bu süreçleri? Yine ikinci bir örnek vereyim: Yasaklı olanları affederek, cezaevlerinin kapılarını açarak böyle bir demokratikleşme yolunda ilerlemişlerdir. Peki, siz ne yaptınız? İşte “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazısını her gün burada okuyoruz ve siz de dilinize pelesenk etmişsiniz. Siz ne yaptınız? “Egemenlik kayıtsız şartsız AKP’nindir.” dediniz ve seçilmiş belediye başkanlarımız da dâhil, milyonlarca insanın vekili, temsilcisi olan, halk temsilcisi olan belediye başkanlarımızı, yöneticilerimizi cezaevine attınız. Bunu niye böyle tersten okuyorsunuz? Demokrasi kapılarını nereye araladınız siz?

Bir örnek daha vereyim: “Ayrımcılıkla mücadele edeceğiz.” diyorsunuz ama ayrımcılığın âlâsını hâlâ uyguluyorsunuz. Akredite yapıyorsunuz televizyonlara. Şu anda sizin yandaş medyanızda bize ait hak ihlalleri had safhada olmasına rağmen, demokratik çözüm için en uygun önerileri biz sunduğumuz hâlde, ne yazık ki fikirlerimizin kamuoyuna ulaşmasına tahammül etmiyorsunuz. Bu nasıl bir ayrımcılıkla mücadeledir?

Yine, “İşkence ortadan kaldırılacak ve ölümler durdurulacak.” dediniz. Ben size fotoğraf göstereyim isterseniz. Siz “İşkence kaldırılır.” derken, 9 Ekim günü, tam da sizin Şırnak’ta olduğunuz gün, on sekiz aylık Mehmet Uytun, annesinin kucağında, balkonda, güvenlik güçlerinin attığı gaz bombaları sonucu öldürülmedi mi? Nerede bunların faili? Buldunuz mu faillerini?

O kadar uzağa gitmeye gerek yok. Daha iki gün önce Şırnak Uludere Ortasu köyüne bağlı bir minibüs şoförü, yolcu taşımak üzere gittiği yerden geri döndüğünde askerler tarafından pusuya düşürülerek ağır yaralandı ve o yaralı hâliyle hastaneye götürülmeden karakolda bekletilerek âdeta ölümüne bir kere daha imza atıldı.

Peki siz bu stratejiyi bunun üzerine mi kuruyorsunuz, daha fazla ölümlerin olması üzerine mi kuruyorsunuz? “Çocuk da olsa, kadın da olsa, belediye başkanı da olsa, emekçi de olsa, Tekel işçisi de olsa hak isteyen, haksızlığa karşı çıkan kim olursa olsun, daha derin istihbarat elde edip bütün yol yöntemleri deneyerek öldüreceğiz.” mi demek istiyorsunuz? Stratejiniz buysa niye bu kadar fazla zaman kaybettiniz ki Sayın Bakan? Nisan ayından beri ve ondan önce Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün “İyi şeyler olacak.” dediği şeyler bu muydu? Yani, bu kadar demagoji fazla değil mi, günah değil mi, yazık değil mi, ayıp değil mi diyorum ben bu kürsüden!

Bu nedenle, biz, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı değil, kamu güvenliğinin, emekçinin, Kürt’ün, kadının güvenliğinin tehlikeye gireceği bir strateji olarak görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sevahir Bayındır (Şırnak). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2010-02-09-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
