# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile kuveyt devleti hükümeti arasında sağlık alanında işbirliğine dair anlaşmanın onaylanmasına uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı hakkında (s.s.340)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şevket Köse (CHP, Adıyaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2009
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KUVEYT DEVLETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAĞLIK ALANINDA İŞBİRLİĞİNE DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASINA UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.340)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sevket-kose-23-2009-12-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-kuveyt-devleti-hukumeti-arasinda-sagl

> Şevket Köse (CHP), 2 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KUVEYT DEVLETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAĞLIK ALANINDA İŞBİRLİĞİNE DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASINA UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.340)); konuşma 1.446 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlarken sizlerin ve ulusumuzun geçmiş Kurban Bayramı’nı kutlar, saygılarımı sunarım.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz ile Kuveyt arasında sağlık alanında bir anlaşma imzalanmıştır. Bununla birlikte, Kuveyt ile ciddi oranlarda ticari ilişkimiz mevcuttur. Ülkemiz ile Kuveyt arasındaki ticari ilişkiler, 1982 yılında imzalanan Ekonomik, Sınai ve Teknik İşbirliği Anlaşması çerçevesinde yürütülmektedir.

Ülkemizin Kuveyt’e yaptığı ihracatın son yıllarda arttığı gözlenmektedir. Sanayi ürünleri olarak ithalatımızda kimyasallar ile plastikler iki önemli kalemi oluşturmaktadır. İhracatımızdaki başlıca kalemler ise demir, çelik, tekstil, sebze, meyve ve bunların mamulleri ile kara ulaşım araçlarıdır. Aslında son dönemde Kuveyt’e ihracatımız madde bazında da zenginleşmektedir ve bunun karşılığında Kuveyt’ten az miktarda tarımsal ürün ithalatı yapılmaktadır.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 340 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlar, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde tarım, su, tekstil, beyaz eşya, mobilya ve gıda yatırım yapılabilecek alanlar olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca inşaat ve taşeronluk sektörlerinde firmalarımızın daha etkin bir rol üstlenmesi beklenmektedir.

Sayın milletvekilleri, Kuveyt ile ticari ilişkilerimizin gelişmesi şüphesiz memnuniyet vericidir. Bu ticari ilişkiler ülkemiz ekonomisi için olumlu etkiler doğuracaktır. Ancak, bunlar tek başına yeterli değildir.

Sayın milletvekilleri, AKP İktidarı sayesinde özellikle son dönemde Batı ile olan ilişkilerimizde bir zayıflama görmekteyiz. Şüphesiz Türkiye bağımsız bir ülkedir ve ülkemiz her devletle karşılıklı çıkar ilişkileri çerçevesinde anlaşmalar yapabilir. Yalnız bu anlaşmalar yapılırken ülke olarak çizdiğimiz ana rotadan sapmamamız gerekir ve dünyanın çağdaş değerlerini terk etmemeliyiz diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İslam ülkeleriyle ilişkilerimizi geliştirmek elbette olumludur ama bu ilişkiler bağımlılık yaratacak türden olmamalıdır. Hukuksal ve siyasal yapımıza zarar vermeyecek ilişkiler geliştirmemiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, günümüzde yalnızca siyasi, ekonomik ya da teknolojik alanda küreselleşme yaşanmamaktadır. Bununla birlikte sağlık, eğitim gibi hemen hemen her alanda küreselleşme eğilimi görülmektedir. Aynı zamanda iyi gelişmeler ve olumlu etkilerin yanı sıra tüm olumsuzluklar da küreselleşmeden nasibini almaktadır. Yaşadığımız son ekonomik kriz gibi tıpkı, domuz gribi olayındaki olumsuz gelişmelerin de nasıl dünyamıza yayıldığını ayrıca görmekteyiz.

Ayrıca görüştüğümüz tasarının gerekçesinde sağlık alanında uluslararası iş birliğine ne kadar çok ihtiyaç olduğunu da görmekteyiz. Tasarının gerekçesinde aynen şöyle denmektedir: “Sağlık sorunlarının yarattığı sınırlar ötesi etkiler, bu alanda ülkeler arasında iş ve güç birliğine duyulan ihtiyacı giderek artırmıştır. Herhangi bir ülkede görülen bir hastalık, ulaşımın da artmasıyla çok kısa sürede dünyanın her tarafına hızla yayılabilmektedir. Bu nedenle, ülkeler kendilerine özgü sağlık sorunlarıyla değil, genel dünya sağlık sorunlarıyla da ilgilenmek durumundadırlar.”

Sayın milletvekillerim, bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle her alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok sayıda değişiklik yaşanmıştır. Ayrıca bu değişim insanların sağlığa bakışlarında da büyük değişimler doğurmuştur. Günümüzde “sağlık” kavramı hasta haklarından çevre sağlığına kadar çok fazla unsuru içermektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak sağlık alanında yapılan uluslararası iş birliği de çeşitlenip derinleşmektedir.

Sayın Başkanım, ülkemizin de bu gelişmelerin dışında kalması elbette ki beklenemez. İşte bu gerekçelerle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşma 12 Şubat 2008 tarihinde Kuveyt’te imzalanmıştır. Kuveyt ile Türkiye arasında sağlık alanında gerçekleştirilmesi öngörülen ilişkilere hukuki zemin sağlayacak bu anlaşmayla, sağlıkla ilgili tüm konularda deneyim, bilgi ve personel değişimi gibi yollarla iş birliği yapılması hedeflenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşanan küreselleşmenin olumsuz etkilerinin yanında dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta ise ulusal sınırlar içerisinde krizlere karşı önlem almaktır. Bakınız, “Yaşadığımız ekonomik krizin kökeni yurt dışıdır.” diye açıklamalar yapıldı. Elbette olabilir, yani kriz yabancı kökenli olabilir ancak bu krize ulusal sınırlar içerisinde önlem almazsak altından kalkmak o derece zor olur.

Bu bağlamda sağlık alanında da aynı şeyleri söylemek olanaklıdır. Eğer biz ülkemizdeki sağlık sistemini en iyi biçime getirmezsek uluslararası alanda yaşanan olumsuz etkiler sonucu hemen hastalanabiliriz ve yaşanan küresel olumsuzluğun etkisini kolay kolay üzerimizden de atamayız.

Değerli arkadaşlar, konuyla ilgili olarak sağlık sistemimizde yaşanan sağlık sorunlarına bir yeni sorun ise 4 Aralıkta eklenecektir yani 4 Aralık itibarıyla eczanelerimizin içine düşeceği durum maalesef tedirginlik yaratmaktadır. 4 Aralıkta başlayacak uygulama nedeniyle eczanelerin ve hastaların zarar görmemesi için eczaneler çok mücadele verdi. Bu soruna Sağlık Bakanlığı da olumlu bir tutum takındı yani hem Sağlık Bakanlığının hem de eczacıların sorun yaşanmaması için gayretleri yeterli olmadı. Sağlığı yalnızca teknik bir konu olarak değerlendiren bürokratların çözümü olanaksız kılan yaklaşımları eczacılarımızı 4 Aralık tarihine getirmektedir. Eczacılar üzülerek şunu belirtiyorlar: “Sağlıksızlığın çözüm olarak sunulduğu bir noktaya geldik.” diyorlar.

Sayın milletvekilleri, Türk Eczacıları Birliği Sayın Başbakana açık bir mektup yazdı, bu mektup şöyle diyor: “Sağlık ışığımız eczaneler kapanıyor.” başlığıyla gazetelerin bazılarında tam sayfa yayınlandı, şüphesiz sizlerin de dikkatini çekmiştir. Bakınız, bu mektubun başında neler denilmektedir sizlere aynen aktarıyorum yani eczacılar söylüyor: “Sayın Başbakanımız, eczanelerimiz sadece eczacıların değildir, eczanelerimiz hastalarımızındır ve halkımızındır da aynı zamanda.” Ancak 4 Aralıkta ilaç ve eczacılık alanında yeni tedbirler bu hâliyle hayata geçtiğinde hastalarımızın ilaca ve eczacıya ulaşması son derece zorlaşacaktır.

Değerli arkadaşlar, eczaneler korunmadan bu tedbirler uygulanırsa bir yıl içerisinde, sağlık alanının kılcal damarları olarak hizmet veren her 3 eczaneden 1’inin kepenk kapatması tüm yetkililerce de açıkça ifade edilen ve beklenen bir sonuçtur ve ne yazık ki kapanacak eczanelerimizin 3 bini ilçe, belde ve mahallelerde tek eczane olarak hizmet vermektedir.

Sayın milletvekilleri, hastalarımızın eczaneye erişiminin zorlaşmasının yanında ayakta kalabilen eczanelerimiz de raflarında ilaç bulamayacak kadar eriyecek ve ilaç yokluğunda yaşanacak sıkıntılar yine hastalarımızı etkileyecektir.

Değerli arkadaşlar, eczacıların açıkça belirttiği gibi, yarından itibaren yaşanacak süreç hastalarımızın ve eczacılarımızın aleyhine olacaktır. Oysa eczacılar, her yerde ve her zaman akılcı ve bilimsel politikalara dayandığı takdirde sağlıkta israfın önlenmesini desteklediklerini açıklamaktadırlar.

Türk Eczacıları Birliğinin yayınlanan mektubunda öyle bir bölüm var ki hepimizi de ilgilendirmektedir. Şöyle diyor eczacılar: “Bizler, Türkiye'nin her köşesinde fedakârca çalışan ve sağlığın ekonominin insafına terk edilmesini kabullenemeyen her siyasi görüşten, her bölgeden 24 bin eczacıyız.” Yani eczacılar diyor ki, içimizde Cumhuriyet Halk Partili olanlar var, Adalet ve Kalkınma Partili olanlar var, Milliyetçi Hareket Partili olanlar var, DTP’li olanlar var. Ayrıca Edirne’den Şırnak’a, Adıyaman’dan, Sinop’tan Hatay’a kadar her yerdeyiz diyorlar eczacılar.

Bakınız arkadaşlar, sorun artık siyaset üstü bir noktaya gelmiştir. Sorun eczacıların sorunu olmaktan çıkmıştır, sorun tüm halkın sorunu hâline gelmiştir. Bu nedenle, yaşanan soruna bir an önce çözüm bulunmalıdır ve halkımızın sağlığa ulaşımının önünde hiçbir engel olmamalıdır. Bunu sağlamak ise bizim görevimizdir. Lütfen sağlık ışığımızın sönmesine izin vermeyelim değerli arkadaşlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin sınırları içerisinde iyi bir sağlık sistemi kurarsak yaptığımız bu uluslararası anlaşmalar daha da anlamlı olacaktır diye düşünüyorum. Unutmamalıyız ki iyi bir sağlık sisteminin en önemli destekçisi iyi bir sosyal güvenlik sistemi olmalıdır. Ama değerli arkadaşlar, maalesef sosyal güvenlik sistemimiz de uyarı vermektedir. Bayram boyunca Adıyaman’da köyleri ve mahalleleri gezme fırsatını buldum. Muhtarlarımızdan ve halkımızdan sosyal güvenlik sistemimizdeki çok önemli bir sorun hakkında bilgi aldım. İlk olarak şunu söylemek istiyorum, muhtarlarımızın sorunlarından bahsetmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, muhtarlarımızın maalesef hiçbir sosyal güvencisi bulanmamaktadır. Şimdi diyeceksiniz ki bununla ne ilgisi var, sağlıkla ilgili… Açıkçası, muhtarlarımız kaçak çalıştırılıyor. On yıldan fazla süredir muhtarlık yapan bir yurttaşımız “Bir tek gün bile BAĞ-KUR primimi yatırmadım.” diyor. Zaten muhtarlarımızın maaşları yetersiz, bir de sosyal güvenlik alanında böyle sorun yaşamaları mağduriyetlerini ayrıca arttırıyor. Umarım Hükûmet bu konuda elini vicdanına koyar ve muhtarlarımızın yaşadığı soruna çözüm getirir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman bu konuda destek vermeye hazırız.

Sayın milletvekilleri, sosyal güvenlik alanında bir başka sorun ise BAĞ-KUR ya da Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli olduktan sonra ticari faaliyette bulunan yurttaşlarımızın yaşadığı sorundur. O da şöyle: Bu kişilerden “sosyal güvenlik primi” adıyla kesinti uygulanmaktadır. Yani bir insan emekli oluyor, iş yeri açıyor ve prim kesiliyor. 1 Ekim 2008’den önceki tarihlerde ticari faaliyette bulunan mükelleflerin bizzat ödeme yapması gerekmektedir. Ancak bizzat ödeme yapmaları konusunda mükelleflere hiçbir tebligatta bulunulmamıştır. Bu nedenle, bilgisi olmayan ve herhangi bir ödeme yapmayan mükelleflerin borçları birikmiştir ve bunun sonucunda mükelleflere borçları 4-5 bin TL olduktan sonra ancak bir tebligat yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz ekonomik kriz ülkemizi derinden etkiledi. Çok sayıda esnaf bu ekonomik krizin de etkisiyle borcunu ödeyemeyeceğini söylemektedir. Bu esnaflarımızın önemli bir kısmı kriz nedeniyle iş yerlerini kapatmıştır. Peki, bu esnaflar borçlarını nasıl ödeyecektir? Bu konuda en azından bir yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duyulmaktadır diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; son olarak, yine sağlıkla ilgili önemli bir konuya değinmek istiyorum. Yarın 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü. Maalesef bu konuda da çok ciddi eksiklerimiz bulunmaktadır. Özürlülerimizin istihdamı konusunda yaşanan sorunlara her geçen gün yeni sorunlar eklenmektedir. Özürlüler yalnızca istihdam konusunda sorun yaşamamaktadırlar, aynı zamanda şehirlerde ulaşım olanaklarından yeterince yararlanamıyorlar. Araçlara binmek için turnikeler yapılmış ama özürlülerin geçişine uygun değil. Kimi şehirlerde kaldırımlara çıkmak için neredeyse merdiven lazım. Bu kaldırımlara özürlülerimiz nasıl çıkabilir, düşünen yok. Özürlü vatandaşlarımızın günlük olarak yaşadığı sorunların azaltılması için herkesin hassasiyetle davranması gerekmektedir. Sayın milletvekilleri, hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz, bu konuda tüm engelleri kaldırmak için daha da çok çalışmalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken yapılan anlaşmanın hayırlı uğurlu olmasını diler, yüce heyetinize saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Şevket Köse (CHP, Adıyaman). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile kuveyt devleti hükümeti arasında sağlık alanında işbirliğine dair anlaşmanın onaylanmasına uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı hakkında (s.s.340)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevket-kose-23-2009-12-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-kuveyt-devleti-hukumeti-arasinda-sagl (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
