# Genel Kurul · Açıklamalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sezai Temelli (DEM Parti, Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2026
- **Gündem:** AÇIKLAMALAR
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149512
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-11-04-aciklamalar

> Sezai Temelli (DEM Parti), 4 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 752 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 4 Kasım 2026, bundan tam on yıl önce 4 Kasım 2016'da bu ülke bir siyasi darbe yaşadı ve bu siyasi darbenin etkisi hâlâ Türkiye siyasetinin üzerinde bir karabasan olarak sürmektedir. Darbe mekaniğinin içine sıkıştırılmış bir siyaset içinden konuşuyoruz. Evet, Türkiye siyaseti bu darbeci aklın vesayetiyle yol almaya çalışıyor ve maalesef on yıldır Türkiye siyaseti bunu aşamamıştır. 4 Kasım 2016'ya giden yol, 2016 mayısında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla açılmıştır. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına "evet" oyu verenler bu darbe yolunu da açmış olanlardır; bunun vebalinden kimse kurtulamaz. Bugün eğer siyaset üzerinde bu vesayetten konuşuyorsak o gün orada yasama dokunulmazlığını, Anayasa'daki amir hükümlere rağmen kaldıran, Anayasa'yı baypas eden akıl işte bu darbe yolunu açmıştır. 4 Kasım 2016'da sevgili Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere 15 vekil arkadaşımız gözaltına alındı. Türkiye siyaseti, ayağa kalkması gerekirken kulağının üstüne yattı. Sandılar ki bu olay öyle geçiştirilip gidilecek; hayır, o darbenin etkisi devam ediyor. Arkadaşlarımız on yıldır haksız, hukuksuz yere cezaevindeler ve onlar cezaevinde olduğu sürece de siyaset de aynı mahkûmluğu yaşadı, siyaset de kendi hücrelerinden dışarıya bir türlü çıkamadı çünkü haksız ve hukuksuz yere cezaevinde olduklarını hepiniz biliyorsunuz. Hepiniz bunu bildiğiniz için zaten bugün hâlâ siyasetin bu vesayetten nasıl kurtulacağına dair aslında bir türlü adım da atamıyorsunuz.

Evet, bugün dönüp baktığımızda, 4 Kasım 2016'dan sonra neler yaşadığımızı şöyle bir hafızamızda canlandırdığımızda aslında her şey bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Neler mi oldu? Siyasetçiler cezaevine girdi; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, onlarca arkadaşımız, onlarca milletvekili arkadaşımız cezaevine girdi. Haklarında hiçbir delil olmaksızın, uydurma iddianamelerle, kumpas davalarıyla yoldaşlarımız, arkadaşlarımız cezaevinde. Belediye başkanlarımız, belediye eş başkanlarımız, il ve ilçe yöneticilerimiz ve partimize yönelik, HDP'ye yönelik kapatma davası... Gidin, bütün bu davaların iddianamelerine bakın, içinde bir tane delil yoktur, bir tane suç unsuru yoktur; hepsi uydurma gerekçelerle karşımıza getirilmiş iddianamelerdir. Ben size daha acı bir şey söyleyeyim, o iddianamelerin birçoğu 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasını yapan savcılar tarafından yazılmıştır. Böyle bir utançla on yılı geride bıraktınız ve bizim arkadaşlarımız hâlâ cezaevinde. 2016'dan 2026'ya gelene kadar bir kayyum rejimi dayattınız; siyaseti mahkûm ettiniz, halkın iradesini yok saydınız. 2016'dan 2026'ya gelene kadar 2019 yerel seçimlerinden sonra kazandığımız belediyelerin 95 tanesine kayyum atadınız, görevden aldınız, tutukladınız belediye eş başkanlarımızı. 2024 yılında yerel seçimlere gittik; o günden sonra da hâlâ 13 belediyede kayyum vardır, 10'u DEM PARTİ belediye eş başkanlarıdır. Mardin'de neden kayyum var? Van'da neden kayyum var? Hakkâri'de neden kayyum var? Açıklayamazsınız çünkü hâlâ o darbe mekaniğinin içinden düşünüp o darbeyi canlı tutuyorsunuz, o darbeye bir türlü son veremiyorsunuz. Son vermenin yolu, aslında Kürt meselesinin demokratik çözümünden geçiyor. Bugün cezaevinde olan arkadaşlarımız, bugün bu mücadeleyi veren arkadaşlarımız, ömürleri boyunca Türkiye'de Kürt meselesinin demokratik çözümü için mücadele etmiş arkadaşlarımızdır, başkanlarımızdır; barış için, demokrasi için mücadele etmişlerdir, bir adım geri atmamışlardır, omurgalı siyasetleriyle dimdik durmuşlardır faşizmin karşısında, faşizmin mahkemeleri karşısında, durmaya da devam edeceklerdir. Bakın, içerden yaptıkları açıklamaları size okumak istiyorum; burada değiller, onlar adına okuyacağım.

Sevgili Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ diyor ki: "4 Kasımda 'Bakın, bugün bize yarın herkese.' dedik, o günden bu yana da diyoruz. 'Cehennemin kapısı açılıyor.' dedik, maalesef haklı çıktık; bazıları duydu, çoğunluğu duymadı..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - "...Türkiye'nin 3 büyük siyasi partisinin temsilcileriyiz. HDP'nin toplumda çok güçlü bir karşılığını, değiştirici, dönüştürücü potansiyelini bir daha hayal bile edilemez hâle getirmek istediler. Bunun için çok sert şeyler yaşandı ama hayaller ne engellenebilir ne de yasaklanabilir. Ben hâlâ hayal kuruyorum, sokakta kime sorarsanız en darda olanı bile hayal kuruyordur. Bizim hayallerimizi öldüremediler, beni on yıl boyunca ayakta tutan da bu hayallerdir."

Sevgili Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş'ın da söyleşisinden kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Diyor ki hâlâ barışa olan umuduyla ve barış ve demokrasi mücadelesi kararlılığıyla: "Şunu da kabul etmeliyiz ki sorunların çözümü, krizlerin aşılması için herkes tam da bulunduğu yerden pozitif çaba göstermek, yerinden kıpırdamak, değişmek zorundadır..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - "...Çözüm süreci bisiklet sürmeye benzer; ilerlemek ve dengeyi korumak için pedalları çevirmeye devam etmeliyiz. Toplumsal desteği güçlendirmeyen bir çözüm kalıcı olamaz. Geçmişin yarattığı korkuları ve güvensizlikleri aşmak, toplumun geleceğe ilişkin umutlarını büyütmek ve toplumsal desteği güçlendirmek gerekir. Atılması gereken en acil adımsa Sayın Öcalan'ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkânlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir."

Evet, bu adımlar bir an önce atılmalıdır; bu darbe mekaniği son bulmalı, adalet yerini bulmalıdır. Bakın, Anayasa’nın ihlal edildiği, hukuk devletinin yok sayıldığı, hukuksuzluğun artık olağanlaştığı bir duruma son vermeliyiz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-11-04-aciklamalar (erişim: 4 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149512

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
