# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sırrı Sakik (Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 4 Şubat 2010
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-02-04-danisma-kurulu-onerisi

> Sırrı Sakik, 4 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.103 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de AKP Grubunun önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Kurulu saygıyla selamlıyorum. Bu jestten dolayı Cumhuriyet Halk Partisine de teşekkür ediyorum.

Sevgili arkadaşlar, biraz önce Hatip, evet, EMASYA Protokolü’nden bahsetti. Biz olumlu olduğunu… Dün buradan İçişleri Bakanına da sorduk: “Ne düşünüyorsunuz?” Cevap bile vermedi. Ama tabii ki eğer bir zihniyet değişikliği devrimi yoksa bunların kalkması çok şey ifade etmez.

Biz hepimiz bir dönüp geçmişe baksak… Daha birkaç yıl önce Devlet Güvenlik Mahkemeleri de kaldırıldı ama şeklen kaldırıldı. Hâlen o Devlet Güvenlik Mahkemeleri özel mahkemeler olarak görevlerini devam ettiriyorlar. O mahkemelerde Kürt çocukları acımasızca yargılanıyor. Ama adını değiştirdiniz. Yani bu yasanın da -işte biz iptal ettik- sadece sözde kalması bir şey ifade etmez. Olağanüstü hâl uygulamasını kaldırdık, ne oldu? Çok olağan bir rejim mi var bölgede? Hayır. Hâlen valiler orada komutanın emrinde, hâlen kaymakamlar oradaki komutanların, güvenlik birimlerinin emrinde.

Yani o vesileyle, bir bütün olarak eğer bir şey yapılacaksa, gerçekten bu ülkede demokrasi ve özgürlükleri inşa edeceksek ilk önce beyinlerimizde bir bahar temizliği yapmalıyız. Var mısınız bahar temizliğine? Var mısınız ülkemizi özgürleştirmeye, demokratikleşmeye? Varsanız biz de varız ama bunun yeri yurdu burası olmalı. Ama iki gün önce burada olup bitenleri bütün Türkiye izledi. Burası gerçekten kaba kuvvetin egemen olduğu bir alana dönüştürülüyor. Şimdi, burada eğer can güvenliği yoksa, burada insanlar düşüncelerini özgürce ifade edemiyorsa biz neyin tartışmasını yapacağız? Ha yirmi saat…

EYÜP AYAR (Kocaeli) – Sen yumruk attın burada. Kendini niye söylemiyorsun?

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ben çıktım burada, evet, grubum adına özür diledim, özür diledim. Bu erdemliliği de sizden bekliyoruz, bu erdemliliği de bekliyoruz. Sizin grubunuzdan çıkıp bize ağır hakaretlerde bulundu Kahramanmaraş Milletvekili ama çıkıp grubumuzdan özür dilemediniz. “Şerefsiz!” dediler, biz o dille size hitap etmedik.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teröristlere söyledi onu.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Yine Milliyetçi Hareket Partisinden biri çıkıp bize hakaret etti, küfür etti. Biz yine dönüp o dille onlara cevap vermedik ama hâlen bizim grubumuza bu konuda Milliyetçi Hareket Partisinin de sizin de bir özür borcunuz var, çıkıp bizden özür dilemelisiniz. Biz kimseye hakaret ve küfür etmeyiz ve siz ne yaptınız? Sizin Başbakan Yardımcınız olan Bülent Arınç’a “Ağzı ishal oldu.” dediğiniz adamı alıp getirdiniz, ne yaptınız? İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkan Vekili yaptınız.

Şimdi, sorun eğer biz olunca hemen ulusal ittifakınız gerçekleşiyor ama biz küçük yanlış bir şey yapsak bile çıkar kamuoyundan… Benim Grup Başkanım da Genel Başkanım da çıktı, ben de çıktım, o yürekliliği gösterdik, haksız olmasına rağmen o özrü buradan bütün Türkiye kamuoyuna söyledik. Şimdi, siz de bu noktada Parlamentodan ve Türkiye halkından, evet, çıkıp özür dilemelisiniz. Sizin göreviniz burada kavga değil, özgürlükleri, demokrasiyi inşa etmek için buradasınız, Türkiye'nin temel sorunlarını tartışmak ve onlara çözüm üretmek için buradasınız. Hepiniz etrafınıza birer ordu takmışsınız, koruma ordusuyla buralarda cirit atıyorsunuz. Peki, kimden kaçıyorsunuz, kimden korkuyorsunuz sevgili arkadaşlar? Nedir? Bu kapıları zorluyorlar, koruma ordusu içeriyi basmak istiyor. Bir taraftan sizin koruma ordunuz…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Nerede bizim koruma ordumuz!

SIRRI SAKIK (Devamla) - …bir taraftan da…

EYÜP AYAR (Kocaeli) – O tarafa konuş.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Söylüyorum, hepinize söylüyorum, hiç kimseden de korkmuyorum ben, açıkça söylüyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Korkacak ne var? Bu kürsü milletin kürsüsü.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben söylüyorum diyorum, söylüyorum, ben söylüyorum ama niye müdahale ediyorsunuz. Ben her tarafa… Kim ki koruma ordusuyla geliyorsa onlara söylüyorum. Neyi, kimden, bu Parlamentoyu, kimi…

Silahlarla içeriye kadar geliniyor. Siz, bunun güvenliğini alamıyorsanız, siz korkunun kuşattığı bir alan yaratırsanız, korkunun kuşattığı bir ülke yaratırsanız sorunları çözemezsiniz. Eğer koruma, kapınıza, Genel Kurula kadar girebiliyorsa bizim o zaman çok görülecek günler ve derslerimiz var.

Burada, Genelkurmay Başkanı çıkıp masaya vuruyor, efendim, şu planda Allah’ın evine bomba… Biz, hepimiz birbirimizi iyi tanırız, kimin nereleri bombaladığını iyi biliriz, kimin ne şiddet uyguladığını çok çok iyi biliriz. O vesileyle, kimse, korkuyla bu Parlamentoyu, bu ülkeyi tehdit ederek bir yere varamaz.

Bakın, Sayın Başbakanın eşine yapılanları şiddetle kınıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Bravo!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanına burada… Burada, daha önce bütçe görüşmelerinde sizinle bir şey paylaşmıştım, halkın iradesi olan, hepimizin destek verdiği, büyük bir çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Gül’ün ailesi hâlen eğer Köşk’e giremiyorsa, orada ikamet edemiyorsa bu ayıp da Parlamentonun ayıbıdır. Eğer Başbakanın eşi GATA’ya giremiyorsa, Cumhurbaşkanının eşi ve çocukları Köşk’e giremiyorsa…

1999 yılında Muş Milletvekilimiz Nuri Yaman’ın kızı evleniyordu, Gazi Orduevi’ne biz de davetliydik -ben ve Şerafettin Elçi- çiçek gönderdik, çiçeklerimiz içeri alınmadı. Çiçeklerimizin başında türban mürban yoktu ama siz olup bitenlere seyircisiniz, ne zaman size dokunursa feryat ediyorsunuz.

Bölgede belediye başkanlarımızın, yöneticilerimizin, nasıl atanmış valiler ve oradaki komutanlar tarafından dışlandığını da hepiniz bilirsiniz. Hatta zaman zaman siz buna öncülük ettiniz. Buna hakkınız var mıydı? Onun için demokrasi hepimize gerekli. Hepimiz, sadece kendimiz için bir şeyler istememeliyiz. Hepimiz, kendi ülkemiz, kendi geleceğimiz, kendi çocuklarımız için kendi kimliklerimizi aşarak, kendi partilerimizi aşarak ülkemizin, evet, demokratik bir ülkenin birliği için, hukukun ve huzurun ülkesi olacak bir ülke için birlik oluşturmalıyız. Bunlar gelip geçici… Buralarda o kadar çok aktörler oturdu ki o kadar çok tek başına aktörler geldiler, iktidar oldular ama hiçbiri yok.

O vesileyle, biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak bu ülkede özgürlükler adına atılacak her türlü adımı destekleriz. Bu konuda hiçbir kompleksimiz de yok. Diyaloğa varız ama diyalogda, uzlaşıda ilk önce iktidar partisinin bir projesinin olması gerekir. Siz “anayasal değişiklik” diyorsunuz ama Parlamentoyla bu konuda bir uzlaşınız yok; yasaları değiştirmek istiyorsunuz, Parlamentoda bir uzlaşı aramıyorsunuz. Şimdi, eğer siz sayısal çoğunluğunuzu acımasız bir silah gibi kullanırsanız uzlaşıyı sağlayamazsınız.

O vesileyle, muhalefetin temel görevidir, sizin bu antidemokratik uygulamanızı kamuoyuyla paylaşmak hepimizin en demokratik hakkıdır. Onun için siz de kendinizi gözden geçirmelisiniz. Birlikte bunları aşabileceğimizi umut ediyorum ve ben hâlen sizin grubunuzdan ve Milliyetçi Hareket Partisinden DTP’ye karşı, bize karşı olan o saygısızca saldırıyı… Gerçekten bugün sizden, iki gruptan da bekliyorum ve bu bir erdemliliktir. Eğer birileri çıkıp bu konuda bizi hak etmediğimiz şekilde hakaret ve küfre maruz bırakmışsa bizim de bu noktada sizden bu beklentimiz vardır ve sizden bunu istiyoruz. Eğer bunu yapmazsanız emin olunuz ki siz gerçekten bu ülkede iç barışı sağlayamazsınız, gerçekten bu Parlamentoda iç barışı sağlayamazsınız.

Ve ben tekrar buradan Parlamentoya ve Meclis Başkanına da sesleniyorum: Buradaki silahlı güçlerin tümünü çekin. Kardeşim, burası bir kuşatma değil. Dışarıda asker, dışarıda polis, içeride polis, herkesin sırtında silahlar, koca koca silahlar. Ya, Allah aşkına, bu silahlar… Gidin Avrupa’da hiçbir parlamentoda silahlı bir tek insan bulamazsınız. Yani bu polis silahla kimi koruyor, kimi kimden koruyor?

Onun için, bir an önce bütün grupların, Divanın oturup bu konuda bir uzlaşı sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktadaki uzlaşıda, biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak -başta da belirttiğim gibi- varız ve bu işlerin yumrukları masaya vurarak, birbirimizi tehdit ederek olmayacağını biz hepimiz biliriz. Aslında zamanım yetmedi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sırrı Sakik (Muş). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-02-04-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
