# Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sırrı Sakik (Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 18 Haziran 2010
- **Gündem:** KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.475)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-06-18-kamulastirma-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-475-2

> Sırrı Sakik, 18 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.475)); konuşma 564 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tekrar merhaba hepinize.

Biraz önce Canikli buradan konuşuyordu, “Milletin keyfi yerinde.” diyordu. Yıl işte 1980, ihtilal olmuş. Vali, hem belediye başkanlığına bakıyor hem bütün kurumların başı o, on yerden maaş alıyor, geliyor Muş Belediyesinin önünde “Mefreze” diye bir temizlik işçisiyle karşılaşıyor. Mefreze oradan karı süpürürken vali diyor ki “Mefreze, keyif senin keyfin.” falan. O da dönüyor diyor ki “Vali, sen belediyeden maaş alıyorsun, sen bilmem valilikten alıyorsun, vakıftan alıyorsun, yenge hanım da öğretmen. Keyif senin değil de Mefreze’nin keyfi.” Yani Sayın Canikli’nin de anlattığı, keyif onun değil ama yani Mefreze’nin keyfi.

Vatandaş nasıl mutlu, vatandaş nasıl huzurlu! Yani siz, biz, hepimiz feryat ediyoruz. Biraz önce yine konuştum, yargının siyasallaştığını söyledim, yine sizin grubunuzdan sesler yükseldi. Bugün en çok feryat eden Sayın Başbakandı, yargının siyasallaştığını en çok söyleyen kendisiydi. Ne diyor? Diyor ki “Burada şunu söylemek istiyorum: Kısa bir süre önce, malum 9 tane yargı mensubu, malum yine bir dava açılması sonucu bunlar cezalandırıldı. Anayasa’yı çiğneyerek bu karar alındı.” ve diyor “Biz nereye sığınacağız?” Bu feryadı bu ülkenin Başbakanı, sizin Genel Başkanınız yapıyor. Biz de işaret ediyoruz ama oradan feryat ediyorsunuz, yargı bağımsız…

E siz de bilirsiniz, Allah da bilir, yargı bağımsız değil, yargı siyasallaştı. Beş gün içerisinde bir dava sonuçlanır mı? Evet, ben mahkûm oldum dün. Yargının siyasallaşması budur işte. Yani zaten Kürtler için yargı ilk günden bugüne kadar siyasal kararlar veriyor ve bugün, bakın, yine söyledim: Cihaner’in davası. Yani suçlu mu, suçlu değil mi, onu bilmiyoruz ama karar, halkın vicdanında mahkûm olan bir karardır. Yazboz tahtasına dönüştü. Erzurum’dan Diyarbakır, Diyarbakır’dan İstanbul… Ben hukukçu değilim ama az çok biliyorum ve nereden nasıl bir karar çıktığını az çok hepimiz biliyoruz ve bugün yine Balyoz Operasyonu’nun mimarları tahliye oldu. Kaç kezdir tahliye oluyorlar, ihtilal sonrası tekrar yargılanıyorlar ve tekrar tutuklanıyorlar.

Şimdi, böyle bir ülkede gerçekten sizler dönüp yargının bağımsız olduğunu söyleyebilir misiniz sevgili arkadaşlar? Burada hepimizin sığınabileceği son limanın yargı olması gerekirken, ne yazık ki toplumun büyük bir bölümünde… Evet, bizim cephemizde biz yargıya bu konuda güvenmiyoruz, yargının siyasallaştığını söylüyoruz. Elinde silah olmayan insanları serbest bırakıyorsunuz ama elinde silah olan… Elinde ıslak imza olan insanlar serbest kalıyor, diğerleri tutuklanıyor. Burada yargının bağımsızlığından bahsedemeyiz sevgili arkadaşlar.

Ve Sayın Başbakan tehdit ediyor, diyor ki: “Elimizde dosyalar var.” Kimle ilgili? Barış ve Demokrasi Partisinin belediye başkanlarıyla ilgili. Açıklayın. Açıklamak zorundasınız. Her gün belediye başkanlarımızın ensesinde müfettişler duruyor ve hiç bugüne kadar akçeli işlerle ilgili bir tek dava açılmadı. Sayın Başbakan, çıkıp bunları kamuoyuna açıklamak zorundasınız. Tehdit ve şantajla bu işler olmaz. Barış ve Demokrasi Partisiyle kavga ederek olmaz. Bize gücünüz yetmez kavga etmekle, biz kavganın içinden geliyoruz.

Bakın, size karşı bir cephe oluştu. Hem uluslararası arenada bir Çin Seddi oluştu size karşı, iç kamuoyunda da böyle bir kampanya başladı size karşı ama biz bu cephede yer almak istemiyoruz. Biz sorunlarımızı oturarak, konuşarak çözmek istiyoruz. Bizi diğer cephelerle, şer cepheleriyle bir arada tutmayın. Biz gerçekten sorunlarımızı barışçıl bir şekilde çözmek istiyoruz. Hep de çıkıp buradan feryat ediyoruz. Biz sorunlarımızı hukuk ve huzur içerisinde çözmek istiyoruz. Bizi farklı cephelerle iç içe göstermeye kimsenin hakkı yok ve siz seçimlere endeksli çıkıp açıklamalar yaparak yani milliyetçi cephelere oynayarak Türkiye’de barışı sağlayamazsınız. Siz çıkıp barış saflarına uygun tespitler yapmalısınız, buna uygun şiarlarla halkı daha çok kucaklayabileceğinizi düşünmeniz gerekirken ama ne yazık ki dönüp geçmişin argümanlarıyla bu sorunları çözmeye çalışıyorsunuz. Geçmişin argümanları bu ülkede sorunları çözmedi, tam tersine bir kangren hâline dönüştürdü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sırrı Sakik (Muş). “Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-06-18-kamulastirma-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-475-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
