# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sırrı Sakik (Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ekim 2010
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-10-12-danisma-kurulu-onerisi

> Sırrı Sakik, 12 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 989 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de Danışma Kurulu önerisi aleyhinde konuşacağım. Her ne kadar Grup Başkan Vekilimizin imzası olsa da biz bugün burada cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar, cumhuriyetle yaşıt olan Kürt sorununu bir kez daha konuşacağız, bir kez daha ya “barış” diyeceğiz ya da yeniden, çatışmalar için burada tezkerelere onay vereceğiz.

O vesileyle, biz ne düşünüyoruz, bunu zaman zaman sizlerle paylaşıp konuşuyoruz. Tezkerelerin çözüm olmadığını, ne sınır ötesi operasyonlar ne de sınır içi operasyonların sorunları çözmediğini burada bütün arkadaşlarımız, grubumuz, bin kez belki dile getirdi ve burada, 2007-2008 yıllarında tezkere çıktığında, sınır ötesi operasyonda, o dönem Demokratik Toplum Partisinin dışındaki bütün milletvekilleri yani üç grubu bulunanlar, DSP ve diğer bağımsız milletvekilleri dâhil olmak üzere, herkes el kaldırdı, savaşa “evet” dedi. Oysaki savaşın ne kadar can aldığını, savaşın sorunlarımızı çözmediğini hayat bir kez daha bize gösterdi.

Şimdi, o dönem sınır ötesi yapan, birlikler aynen şunu söylüyordu bir televizyon programında, “daha çok gidin” diyen siyasetçilere: “Eğer yüreğiniz yetiyorsa siz gelin.” diyordu, “Türk Silahlı Kuvvetleri bir bütün olarak Kandil’e de gitse sorun çözülmez.” diyordu, savaşanlar diyordu, savaşın başındaki aktörler aynı şeyi söylüyorlardı ve dönüp bir muhasebe yaptığımızda bu üç dört yıllık sürenin nasıl heba olduğunu, nasıl yoksul Anadolu çocuklarının, yeniden, yaşamına neden olduğu bir tezkeredir.

Şimdi bugün bunu burada konuşacağız, bunları tartışacağız. Peki, niye gizli bir celseyle, niye gizli bir oturumla konuşuyoruz? Sayın Başbakan dün Suriye’deydi. Suriye’de açık, net olarak bunları konuşuyor, Amerika’da bunları konuşuyor, Almanya’da konuşuyor, İran’da konuşuyor ve bu işin bedelini ödeyen yoksul Anadolu çocuklarıyla, Kürt ve Türk halkıyla konuşmuyor. Onun için, eğer gizli saklı bir şey yoksa, halkımız bunu bilmelidir. Siz, gerçekten, iktidarınız, sekiz dokuz yıllık iktidarınız döneminde bu sorunu nasıl çözdünüz? Bu sorunu yani gizli görüşmelerle, sınır ötesi operasyonlarla veyahut da sınır içi operasyonlarla çözemediğiniz açık ve net. Siz, bu kapalı oturumdaki görüşmeleri Millî Güvenlik Kuruluyla oturup konuşacaksınız, gideceksiniz askerî, sivil bürokratla oturup konuşacaksınız ama bunu halktan saklayacaksınız. O vesileyle, biz, “Halkımızdan saklı gizli bir şey yoktur.” diyoruz. Halkımız bu sorunu açıkça bilmelidir. Bu sorun sadece Parlamentoda bulunan 550 milletvekilinin sorunu değil, sadece grubu bulunan milletvekillerinin sorunu değil veyahut da iktidar partisiyle Barış ve Demokrasi Partisinin sorunu değil. Bu sorunda biz halk olarak hepimiz ağır bedeller ödüyoruz, sorun Türkiye halkının sorunudur. Onun için Türkiye halkından saklayacağımız, gizleyeceğimiz hiçbir şeyimiz olmamalıdır ama ne hikmetse bugün yeniden halktan saklanan, gizlenen çok şey vardır.

Sevgili arkadaşlar, bakın, sınır ötesi operasyonlar, 1990’lardan bugüne kadar, daha önce birçok kez sınır ötesi operasyonlar yapıldı. İçinde dış güçlerin, Amerika Birleşik Devletleri’nin de desteği olan sınır ötesi operasyonlar oldu yani Avrupa Birliğinin bazı ülkelerinin desteği vardı, lojistik desteği vardı, İsrail’in vardı, hatta hatta güneyli Kürtlerin, KDP’nin, Yekiti’nin cephe savaşı vardı. Ne oldu, sonuç alabildik mi? Yine binlerce ölüm, yine sorun kapıda bekliyor. Şimdi, hayat bu kadar bize gerçekleri göstermesine rağmen dış güçlerle oturup konuşmak, hatta dış güçlerle cephe savaşı açmak bu sorunu çözmediyse bizim oturup artık politikalarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Yeniden politikalarımızı gözden geçirmek, geçmişin argümanları ve silah ve şiddetle olmadığını hayat hepimize gösterdi. Silahın ve şiddetin dışında bir çözümünüz varsa hep birlikte konuşalım, ama yok, silahın ve şiddetin dışında bir çözüm sunmayacaksanız, yeniden bu tezkerelerden yoksul Anadolu çocukları ölecekse, gücünüz varsa ilk önce bizi öldürün. Eğer siyaset dünyası savaş kararları alacaksa, ilk önce, siyasi aktörler -evet, biz bu konuda tarafız- gücünüz yetiyorsa Anadolu çocuklarını ölümün üzerine değil bizi ölümün üzerine götürün. Risk alın ve siz de artık bir miktar empati yapın. Çünkü bu savaşta -hep söyledik, bu kürsüde hep söyledik- yoksul insanlar öldü, sizin çocuklarınızın -gül gibi, hep gözünüz gibi kollayıp korudunuz- hiçbiri bu savaşta bedel ödemedi. Şimdi, silahlı güçler açık ve net olarak diyorlar ki: “Biz, siyasallaşmak istiyoruz, silahlara veda etmek istiyoruz.” Ama siyaset dünyasında şiddetten ve kandan beslenenler “Hayır, PKK siz silahtan kendinizi arındıramazsınız...”

Ne yapılıyor? Demokratik zeminde siyaset yapan bizim arkadaşlarımız, parti yöneticilerimiz, kadrolarımız tutuklanıyor. Bir taraftan da Adalet ve Kalkınma Partisi “Biz, demokratik bir açılım…” diyor. İki şeyin bir arada olmadığını biliyoruz. Yani gerçekten “demokratik açılım” diyorsanız demokratik açılımın ruhuna uygun şeyler yapın. Bakın, PKK’nin 31 Ekimde bitecek eylemsizlik kararını, bugün Parlamento, yeniden ters düz edebilir, eğer bu savaş tezkeresine “hayır” derse onlar da kendilerini yeniden dizayn ederler. Ve bizim hepimizin amacı, Türkiye’yi bir aylık, bir yıllık çatışma ortamından kurtarmak değil. Tamamen, yani Kandil’in eteklerine silahları bırakıp Türkiye coğrafyasında demokratik zeminde bu insanların kendisini ifade edebilecek yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Ama bunu bunlar isterken diğer taraftan demokratik zeminde siyaset yapanlara karşı uygulanan politikaları hep birlikte biliyoruz.

Sevgili arkadaşlar, geçmişte önemli görevlerde bulunan eski generaller, kuvvet komutanlarının açıklamalarına bakın, hepsi emekli olduktan sonra bir özür borcu var ve şunu söylüyor: “Evet, Kürt sorunu şiddetle çözülmez.” diyorlar. O dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt “Bütün ordumuzu göndersek yine çözülmez.” diyordu ve buna benzer, birçok aktör aynı şeyi söyledi. Yine bir eski general çıktı dedi ki: “Biz 1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetleri siyasi erkten talimat alarak yaptık.” O dönemin siyasi erki kimdi, aktörü kimdi? Süleyman Demirel’di, Çiller’di. O dönem kim ki görev yaptıysa bu halka karşı suç işledi ve iki gün önce Sayın Demirel’in açıklamaları: “Efendim, Evren, Köşk’e kan üzerinde çıktı.” Doğrudur. Peki, sen Köşk’e kan üzerinde çıkmadın mı? Senin döneminde 17.500 faili meçhul cinayet var. Siz kan üzerinde siyaset yapmadınız mı? İşte bu noktada hepinizin, o dönemde siyaset yapan bütün aktörlerin Kürtlere karşı bir özür borcu vardır, demokrasiye karşı bir özür borcu vardır. Bunun yolu yöntemi yeni kanalların açılmasıdır, yeni alanlarla barışa yeni eller uzatılmalıdır ve barış yeniden örülmelidir. Bu örülmediği müddetçe sorunlarımızla hep cebelleşeceğiz.

Oralara sefer yapabilirsiniz, gidip Şam’dan, başka yerlerden sorunun çözümü, çözümü değil de sorunu boğarak… İran’da görüştüğünüz aktörler, o aktörler Kürt halkının düşmanlarıdır. Oradaki Kürt demokratları nasıl darağaçlarında infaz ettiklerini hepimiz biliyoruz. Yani dün Suriye’de görüştüğünüz Hafız Esad’ın oğlu, evet, Kürtlere karşı onlar da suç işlemiştir. Şimdi, Kürtlere karşı suç işleyenlerin bir birlikteliği Kürt sorununu çözmüyor. Oralarda gidip sorunun çözümüyle ilgili çaba sarf etmek beyhude bir çabadır. Oralara sefer düzenlemek de zafer kazandırtmaz. Sefer yapabilirsiniz ama zafer asla yoktur çünkü bu savaş, bu kavga çocuklarımızla olan bir kavgadır. Kendi çocuklarımızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sırrı Sakik (Muş). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-10-12-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
