# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sırrı Sakik (Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-09-grup-onerisi-hk

> Sırrı Sakik, 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 991 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; her ne kadar aleyhte söz aldıysak da bu Meclis araştırması önergesinin kabul edilmesini talep ediyoruz. Hep geliriz, konuşuruz ama ne hikmetse, hayata dair hiçbir değişiklik olmaz.

Şimdi, öğrencilerle ilgili sorunumuz iki gün önce başlayan bir sorun değil, uzun süredir üniversiteler bir kuşatma altındadır. Yani daha önce Muğla’da başlayan… Şerzan Kurt diye bir Kürt öğrenci Muğla’da polis kurşununa hedef oldu, yaşamını yitirdi. Bunu Parlamentoya taşıdık ama bununla ilgili küçük bir araştırma yapılmadı. O gün, öldürüldüğünde yetkililerle -İçişleri Bakanlığı, ilin Valisi ve Emniyet Müdürüyle- yaptığımız bütün görüşmelerde olayın üstünü örtmeye… Çünkü biliriz, yani olayı soruşturanla işleten aynı ise failler çıkmaz. Sürekli üstünü örttüler ve sonra ne oldu? Şerzan Kurt’un bir polis kurşunuyla öldürüldüğünü hep birlikte gördük ve şimdi… Bu Şerzan Kurt’un mahkemesi dün Eskişehir’deydi. Niye Muğla’dan alınıp Eskişehir’e gönderildi? Çünkü muhaliflerin hep susturulduğunu biliriz. Yani bu ülkenin geleneğinde böyle bir süreç var ve o tarihten bugüne kadar ne oldu ne bitti, hangi değişiklik yapıldı da Şerzan Kurt’un duruşması niye Muğla’dan Eskişehir’e nakledildi?

Daha önce Uğur Kaymaz’ın da… Hani bedenine -on iki yaşındaydı- on üç kurşun sıkılarak Kızıltepe’den, Mardin’den davası alınıp Eskişehir’e gönderildi. Eskişehir’deki mahkeme, Şerzan Kurt’un duruşmasını dün gören yargıçlar Uğur Kaymaz’ın katillerini akladılar, Uğur Kaymaz’ın avukatlarını cezalandırdılar. Geçmişte şark istiklal mahkemeleri vardı. Muhalif olan bütün herkes o istiklal mahkemelerinde yargılanır ya infaz edilir ya ceza alırdı. Bugün, Muğla’da mağdur olan insanların duruşması niye Eskişehir’e alınıyor? Bunu burada sormak lazım. Şerzan Kurt’un failleri ve davası aklanmadığı müddetçe… Ve arkasından Aydın Erdem, 6 Aralık 2009’da Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasını protesto eden ve Diyarbakır’da sokakta yine ensesine bir kurşun sıkılarak öldürüldü, bir üniversite öğrencisiydi. Ama ne yazık ki bunlarla ilgili küçük bir çaba sarf edilmedi. BDP’nin dışında kimse bu sorunları bu kürsüye taşımadı.

Oysaki yanı başımızdaki Yunanistan’da 2008 Aralık ayında bir öğrenci öldürüldüğünde bütün Yunanistan ayağa kalktı. İktidar ve muhalefet, eli vicdanında olan herkes ayaklandı ve daha birkaç gün önce ölüm yıl dönümüydü ve Yunanistan’daki bütün halk ayaktaydı. Bunlar yanı başımızda olurken bunlara sahip çıkılıyor ama kendi ülkemizde öğrenciler hak talebinde bulunduğu an bunlar polis ve güvenlik güçleri tarafından saldırıya maruz kalıyor ve Sayın Başbakan çıkıp diyor ki: “Hak aramak yumurta atmakla olmaz, masada olur.” E, günaydın Sayın Başbakan. Biz burada dört yıla yakındır, Barış ve Demokrasi Partisi “Ne olur sorunlarımızı oturup konuşalım.” diyoruz ama siz konuşmuyorsunuz, seçilmiş, halkın temsilcileriyle diyalog kurmuyorsunuz. Ne yapmak istiyorsunuz? Eğer öğrencilerin sorununu çözecekseniz öğrencileri dâhil etmeden çözmeye çalışıyorsunuz çünkü ciddi bir şımarıklık var, her şeyi biz çözeriz, biz yaparız… Eğer Alevilerin inanç sorunu çözülecekse Alevilerle oturup konuşmak değil, Alevilerin dışında bir çözüm arama anlayışı vardır. Yine Kürt sorunu çözülüp konuşulacaksa Kürtlerle oturup konuşmak değil, Sayın Başbakan kendi koyduğu bir yol haritasıyla Kürt sorununu çözmeye çalışıyor. Yani nasıl ki burada işte, bilinmeyen dil kayda geçiyor, mahkemelerde bilinmeyen dil ama bilinmeyen bir dille de TRT Şeş yayın yapıyor. Şimdi, böyle bir tezat ülkede yaşıyoruz.

Peki, öğrenciler ne yapmalıdır? Yani bu yumurta atmalar, sadece Burhan Hoca’ya veyahut da bir başkasına atılmadı ki dünyanın dört bir tarafında Clinton’dan tutun İngiltere Başbakanına… Gorbaçov Türkiye’ye geldi, ilk yumurta orada başladı. Hiçbiri de bu kadar tepki göstermedi. Demokratik bir haktır. Siz gidip 1 Mayısta İstanbul’da hastaneye gaz bombası attığınızda dönüp bir özür dilemesini de yani -sizin denetiminizde olan güvenlik güçlerini kastediyorum- iktidarsınız sevgili kardeşim ama bunlardan, dönüp toplumdan bir özür de dilemeyeceksiniz ama öğrenciler ne zaman demokratik haklarını yüksek sesle seslendirip bu taleplerini kamuoyuna taşıdığında bunların karşısında şiddet ve cebir vardır.

Şimdi, bu öğrenciler kimdir? Bu öğrenciler Deniz Gezmişlerin kardeşleridir. Bu öğrenciler kimdir? Mahir Çayanların kardeşleridir. Bu öğrenciler kimdir? Kemal Pir’in kardeşleridir, Mazlum’un kardeşleridir. Bu öğrenciler İbrahim Kaypakkaya’nın yol arkadaşlarıdır ve onların kardeşleridir. Onlar böyle bir gelenekten geliyordu ve o geleneği sürdürerek geliyorlar. Bir taraftan emperyalizme, bir taraftan da bu ceberut yapıya karşı direnen gençlerdir. Bu gençler, sorunlarını yüksek sesle seslendirmeye devam edecektir. Biz, Barış ve Demokrasi Partisi, bunların yanında olacağız, nerede bir zulüm varsa karşısında olacağız ve bu demokratik hak talebinde…

Şimdi, demokratik hak talebi deyince AKP’nin aklına sadece türban sorunu geliyor. Türban sorunu da bir demokratik haktır, parasız eğitim de bir demokratik haktır ama siz parasız eğitime şiddet uygularsanız, siz özgürlüklere şiddet uygularsanız, siz sadece poşu taktı diye Kürt çocuklarına -linç ediliyorlardı. Ben ezbere konuşmuyorum. Linç ediliyordu Giresun’da- eğer bunlara şiddet uygularsanız, eğer siz millî eğitimde muhbir öğretmen geleneğini… Zaten bu ülkeyi paramparça ettiniz, herkesi muhbirliğe alıştırdınız, şimdi okullarımızda başladınız. “Muhbir öğretmen” ne demek Allah aşkına? Bir sosyal devlette bir insana yapılabilecek en büyük haksızlık değil midir muhbirlik? Yani öğretmenlerin görevi nedir? Öğretmenlerin görevi, orada hangi öğrencinin neyle uğraştığını gidip polise ihbarlamak değil, farklı mekanizmaları çalıştırmaktır ama ne yazık ki bunlar olmuyor.

Şimdi, dönüp hepimiz 12 Eylülde olup bitenlerden dolayı ne kadar rahatsız olduğumuzu söyleriz. Hep deriz ya, işte, “Sabahleyin bir solcu öğrencinin elindeki silah, akşamleyin sağcı bir öğrencinin elinde bir başkasını katleden tek silah.” Peki, Parlamento ne için var? Eğer bugün öğrenci olaylarıyla ilgili ciddi sıkıntılar varsa, eğer 12 Eylülde böyle bir süreç yaşandıysa, peki, siz, Allah aşkına, bu araştırma önergelerini niye reddediyorsunuz?

Onun için, Cumhuriyet Halk Partisinin sunduğu bu araştırma önergesine, gelin, hep birlikte destek verelim. Öğrencilerimizin sorunları nedir, onlarla oturup konuşalım. Yani rektörleri siz Dolmabahçe’de toplayarak öğrencilerin sorunlarını çözemezsiniz, öğrencilerle oturup konuşarak sorunlarını çözebilirsiniz. Bu öğrencilerin büyük bir çoğunluğu yoksul Anadolu çocuklarıdır, zeki insanlardır ama siz bunları yapmazsanız, siz bunlara karşı bu şiddet politikalarını uygularsanız emin olun yumurtadan sonra pabuçlar da gelir. Yani insanların başvurabileceği yöntemler demokratik yöntemlerdir, bunu da çok da şiddetle böyle özdeşleştirerek sunmanın veyahut da bir yumurta yiyen Anayasa profesörünün feryadı… Bakın Anayasa profesörü iki kişi gidiyor, biri Cumhuriyet Halk Partisinden, biri Adalet ve Kalkınma Partisinden. Nereye gidiyor? Gidiyor üniversitede “Efendim, işte, biz anayasal sorunla çözeceğiz, Anayasa değişikliği yaptık.” Peki, sizin yaptığınız Anayasa değişikliği hangi öğrencinin sorununu çözdü? Eğer gerçekten bu konuda bir adım atmış olsaydınız bu noktada size yumurtalar gelmezdi ve elinizdeki güç bu yoksul Anadolu çocuklarına karşı acımasız bir şekilde, pervasız bir şekilde bu kadar bu insanlara saldırmazdı. Çünkü hayatın her alanında kim ki özgürlük ve demokrasilerden yana talepleri varsa şiddetle susturulmaya çalışılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sırrı Sakik (Muş). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-09-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
