# Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Sırrı Sakik (Muş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2010
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:395)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-29-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku

> Sırrı Sakik, 29 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:395)); konuşma 1.171 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinize selam ve saygı, Sayın Bakanım, size de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, 2010 yılında önemli iki kaza geçirdiniz. Diliyoruz, umuyoruz 2011 yılı ülkemiz adına da sizin adınıza da kazasız, belasız bir yıl olur.

Sevgili arkadaşlar, aslında burada yasalar hep görüşülürken muhalefet hep toplumsal uzlaşıyı arar ama Adalet ve Kalkınma Partisi hiçbir gün bu yasalarla ilgili bir toplumsal uzlaşıyı bulmaz, hele hele bizimle asla böyle bir derdi yoktur. Şimdi, bizimle derdiniz yoksa bizim sizinle çok derdimiz var. Onun için, gerçekten ne yapılmak isteniyor?

Şimdi, burada, bu yasaları görüşüyorsunuz. Türkiye son yıllarda önemli yasalar bu Parlamentodan geçti. Uluslararası sözleşmelere imza attınız. Birçok sözleşmede imzanız var, yani enerjiden tutun petrole kadar. Hiçbirini de bu ülke üretmiyor ama siz lojistik destek sağlıyorsunuz. Lojistik destek sağlayan ülkeler ilk önce iç barışını sağlamalıdır. Yani iç barışınız eğer sağlanmamışsa, hiçbir ülke buradan petrolünü de enerjisini de Türkiye üzerinden bir başka yere nakletmez. Bunları gündeme getirdiğimiz için zaman zaman suikasttan tutun ihanete kadar varan birçok suçlamalarla karşı karşıyayız. Daha üç gün önce Sayın Başbakan burada çıkıp konuşuyordu ve altmış dakikalık sürenin kırk dakikası Barış ve Demokrasi Partisiydi. Niye? Barış ve Demokrasi Partisi bu bütçe görüşmelerinde, evet, buraya damgasını vuran tek siyasi parti oldu, Türkiye gündemini oluşturan tek siyasi parti oldu. Onun içindir ki kırk dakika, sürekli Barış ve Demokrasi Partisine acımasız eleştiriler getiren Sayın Başbakan iki ruh bir bedende; beş gün öncesinden Muş ve Bitlis’te, gidiyor, orada yaptığı konuşmada halka sesleniyor: “Kürt halkı var.” diyor, “Kürt halkının sorunları var ve bunları çözeceğiz.” diyor, 2005’te de gidiyor, Diyarbakır’da “Kürt halkı vardır...”

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Çözüyoruz da.

SIRRI SAKIK (Devamla) – “...cumhuriyet -evet- geçmişiyle yüzleşmelidir.” diyor ama buraya da geliyor, teklik politikalarını hayata geçiriyor ve ne diyor: “Herkes Türk’tür.” diyor...

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Öyle demiyor.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Ve Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki...

SONER AKSOY (Kütahya) – Öyle bir şey demiyor. Saçmalama ya!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Yani tek millet ne demektir? Türkçemiz mi kıt, sizin mi kıt, onu bilmiyorum.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – “Tek millet” demedi.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Sayın Kılıçdaroğlu diyordu ki: “Konuş, konuş!” ve sürekli “Konuş!” dediğinde, Başbakan, bir taraftan genel başkan yardımcılarını...

SONER AKSOY (Kütahya) – “Herkes Türk’tür.” demedi.

SIRRI SAKIK (Devamla) – ...bir taraftan Meclis Başkanını konuşturuyordu, bir taraftan Genelkurmay Başkanı e-muhtıra veriyordu ve en son kendisi de çıktı, geldi buraya, Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Konuş!” dediği şeyi konuştu. Evet, çıktı, geçmişin politikalarına vurgu yaptı ve geçmişe döndü ve Sayın Bahçeli de oradan seslendi: “Teşekkür ediyorum.” dedi. “Aslında konuşmanız 2005’in öz eleştirisidir, aralık ayında Muş’ta yaptığınız, Bitlis’te yaptığınız konuşmanın öz eleştirisidir.” O gün buradaki konuşmalar kurşun kadar ağırdı. Bu halk bunları hak etmiyor. Yani siyaset dünyası için geleceğimizi heba etmeye hakkınız yoktur. Hele bir partinin sözcüsü çıkıp çıkıp açıkça...

SONER AKSOY (Kütahya) – Halkı manipüle edenler için söylenen sözler onlar.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Aslında buradaki hatip onları yapıyordu. Burada sizin temsilcileriniz çıkıp polis ağzıyla konuşuyor, “malum parti” diyor. Bu partinin adı “Barış ve Demokrasi Partisi”dir. Bu “malum parti” geçmişte faili meçhuller işlenirken o katillerin kullandığı sözcüklerdir. Biz malum değiliz. Siz ne kadar iradeyseniz biz de o kadar iradeyiz. Bizim adımız “Barış ve Demokrasi Partisi”dir. Bir partiye nasıl “malum parti” dersiniz? Ve sözcüleriniz çıkıp televizyonlarda bu partiyi, bu halkın temsilcilerini aşağılamaya asla hakkı yoktur. Eğer gerçekten bir projeniz varsa bu projeyi hayata geçirmelisiniz. Bu ülkede kimler özgürlüklerden ve demokrasiden bahsediyorsa onları hainlikle suçluyorsunuz. “Demokratik özerklik” denilen şey daha çok demokrasidir, yani daha az devlet, daha çok halk, daha çok özgürlüktür.

SONER AKSOY (Kütahya) – Onu dedi işte.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, bakın, Türkiye’nin dört bir tarafında holdingler özerkliklerini ilan etmişler, kıyametler kopmuyor. Dönün, plazalarda farklı bir hayat yaşanıyor, özerklikleri var, kimse müdahale etmiyor. Ama halkın, yoksul halkın özerkliğini en çok biz seslendiriyoruz, biz bunu sunuyoruz. Şimdi bunu sunduğumuzda, bu bir anayasa değil bu bir taslaktır, oturup konuşabiliriz, tartışabiliriz ama bunu tartışmaktan çok, bunu sürekli suikastla itham etmenin kimseye bir yararı yoktur.

Sayın Başbakanın -dün Genel Başkanımız da açıkladı- 1993’teki konuşmaları var, biz onları günü gelince buraya getireceğiz, dün grubumuzda da getirdik. Bakın, o dönemde de, Sayın Başbakan -ben o dönem cezaevindeydim, 2004 yılında. Biz savunmalarımızı hazırlıyoruz, bir kitap önümde, karıştırıyorum. Sayın Başbakanın o dönem açıklamaları var- otonom bölgelerden bahsediyor, yıl 1993. Yani özerklikten, hatta bir halkın kendi kaderini tayin hakkından Sayın Başbakan bahsediyor ve biz onu mahkemede yargıçlara sunduk. “Bakın, bu ülkede sadece biz değil, bu ülkenin siyasetçileri, önemli şahsiyetleri bu sorunla ilgili projeler üretiyorlar ve topluma bunu sunabiliyorlar.” Şimdi, 1993’te bunu söyleyen Başbakan, bugün tekçi politikalar üzerinden siyaset yaparak geleceği yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bakın, gelecek ret ve inkâr üzerinde şekillenmez.

Kürtler toplanıyor, bir şey sunuyorlar. Yani burada niye kıyametler kopuyor? Siz de bir şey sunun, oturalım tartışalım, konuşalım. Bunun adına niye “çete” diyorsunuz, niye “mafya” diyorsunuz? Aslında ret ve inkâr politikalarını bize karşı kullananlar çetevari davranıyorlar. Aleyhte yazı yazan bir gazeteciye “malum gazeteci” diyorsunuz. Yani bütün muhalifleri susturmaya çalışıyorsunuz. Bunların hiçbirinin bu ülkede sorunları çözmediğinin bir göstergesidir.

Bakın “demokratik açılım” dediniz, bir sürü şeyler yaptığınızı söylediniz. Oysaki bütçenin son günkü görüşmesinde Sayın Başbakanın burada yaptığı konuşma da gerçekten bir projenizin olmadığının bir göstergesiydi, bir feryattı. Genelde hep söylenir “Yenilmiş bir ordu ve yaralı bir fil çok tehlikelidir.” diye. Eğer siyaseten yenilmişseniz, halka sunacak politikalarınız yoksa yaralı bir fil kadar tehlikeli olursunuz o ülke için. İşte o günkü sözler kurşun kadar ağırdı ve bizim geleceğimiz adına bizi kuşkulandırıyor, endişelendiriyor. Bunu sadece biz söylemiyoruz, artık Türkiye’de bunu toplumun büyük bir kesimi seslendiriyor.

Bakın, Şener Şen geçen gün diyor ki: “Bizi de topladılar. Gittik, oturduk, konuştuk. Sadece Başbakan konuştu. Ne bize bir fırsat tanındı ne de ‘Siz Kürt sorunuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?’ denildi.” Yani bunu Genç Bakış’ta üniversite öğrencilerine söylüyor.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – O toplantı saatlerce sürdü, herkes konuştu!

SIRRI SAKIK (Devamla) – Şimdi, bakın, siz sadece… Sayın Başbakan diyor ki: “Ben ameliyat yaptırtmam.” Eğer bir hasta hastaysa, tıp emreder, ameliyatlık bir konum varsa ameliyat edilmesi gerekir. Sadece konuşarak bunlar çözülmez ama Sayın Başbakanın bilmediği bir şey vardır. Sayın Başbakan, hep söylüyorum, acemi bir cerrah gibidir, bütün meseleleri masaya yatırır, neşteri atar ama bu neşterle ilgili bir dikiş, bir tedavi olmaz. İşte buradan, siyaset dünyası yeni dönemde yeniden neşter attığı yaralardan beslenmeye çalışıyor, akbabalar bunun üzerinden yeniden siyaseti şekillendirmeye çalışıyor.

Şimdi, burada milliyetçi dalgalara oynayarak geleceğimizi kimsenin heba etmesine asla müsaade etmeyiz ve ben eminim ki burada, aranızda oturan Kürt kardeşlerimin büyük bir çoğunluğunun da o konuşma yüreklerinde yara açmıştır, vicdanlarda mahkûm olan bir konuşmadır. O konuşma 1990’ların, Çiller’in, Mesut Yılmaz’ın, Demirel’in konuşma dilidir ve üslubudur. O konuşma bugünümüzün ruhuna uygun bir konuşma değil. Biz onun için 1993’lerdeki başbakan olmayan ve düz vatandaş olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı özlüyoruz yani biz onu özlüyoruz. Başbakan olduktan sonra Muş’a gidip Muş halkının emrinde olduğunu söyleyen ama Ankara’ya geldiğinde Genelkurmayın emrinde olan bir Başbakanı istemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Çünkü onun söylemi ve Genelkurmay Başkanının açıklamaları arasında hiçbir fark yoktur, biri e-muhtıra, biri de e-muhtıranın sesini buradan seslendirdi. Onun için, bakın, gerçekten, biz siyaseti bir ranta dönüştürmüyoruz. Sizin yaralarınızı biliyorum, sevgili kardeşlerim, evet, seçim yakın…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Sırrı Sakik (Muş). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-29-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
