# Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Soner Aksoy (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mayıs 2003
- **Gündem:** BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/soner-aksoy-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi

> Soner Aksoy (AK Parti), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 847 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SONER AKSOY (Kütahya) - Muhterem Başkan, değerli milletvekili kardeşlerim; bu konuştuğumuz yasa tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, biraz önce, komisyonumuzun değerli üyesi CHP'li sözcü, biraz asabi olmakla beraber ikna edici, etkileyici konuşmalar yaptı. Aslında, Tacidar Bey, çok iyi niyetli bir kardeşimiz; komisyonumuzun çalışmaları süresince de bize çok olumlu etkileri olmuştur; ancak, orada da gayet rahat ve uzun müddet konuşmuş, kendisine müsamaha edilmiş ve her türlü fikrini dile getirme imkânını da bulmuştur. Orada, genellikle konsensüs halinde olduğumuz fikirler, yazılı metinlere de intikal etmiştir. Ancak, nedense, bor enstitüsü gibi, tamamen devletle alakalı veya özerk olabilecek; ama, devletle büyük miktarda ilişkili olan bir kurum ve işlediği mamul de tamamen devlete ait olmasına rağmen ve devletçi olduğunu bildiğimiz bir parti mensubu tarafından da yine tenkit görmektedir. Burada ben bir çelişki olduğunu zannediyorum. Aslında, Adalet ve Kalkınma Partisinin serbest piyasa ekonomisi çerçevesi içerisinde, bu bor işletmelerinin ve bununla alakalı enstitülerin daha liberal bir çerçevede takdim edilmesi gerekir; ama, sadece, borun stratejik olması nedeniyle, bu yapı içerisinde, yani, Cumhuriyet Halk Partisinin özgün fikirleriyle de paralellik arz edecek şekilde hükümetimiz ve komisyonlar tarafından takdim edilmiş olmasına rağmen, yine çok ciddî eleştiriler burada serdedilmektedir.

Muhterem kardeşlerim, burada "enstitünün görevleri" bölümüne baktığımız zaman, tamamen, Türkiye'de hammaddeleri bulunan ve şimdiye kadar hiç ilgilenilmemiş olan bir meselenin üzerinde bilimsel bir yaklaşım söz konusu. Dünyada bugünkü işlenen, Türkiye'nin işlemiş olduğu borla alakalı ve ürünle alakalı ticaret 1,2 milyar dolar civarındadır ve bunun içerisinde Türkiye'nin payı yüzde 30 civarındadır; ama, uç ürünlerle alakalı ticaret 30-40 milyar dolar mertebelerindedir ve Türkiye, bu hammaddenin üzerinde otururken, işte bu ana ticarete hedeflenmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi bu hedefi gerçekleştirmek üzere, yine nevi şahsına münhasır, boru en kısa zamanda alıp işleyecek, bilimsel sonuçlarını alacak, teknolojisini üretecek ve bu ürettiği teknolojiyi de, kim bunu kurmak istiyor Türkiye'de, kim yerleştirmek istiyor diyerek, onu piyasaya sunacak, sunabilecek elastik bir modeli huzurumuza getirmiştir. Devletçilik, tekeli altında olan bir mamulü sanayie, endüstriye, bilime, ileri uç ürünlere katsın istemiyor muyuz?.. İstiyorsak, işte, bu elastikiyeti sağlayan, kamunun tekelinde bulunan bir mamulü alacak, araştıracak, tetkik edecek, onlardan elde edeceğimiz teknolojiyle, birikimlerle yepyeni mamuller yapacağız ve o 46 milyar dolar, belki 50-100 milyar dolar olacak önümüzdeki bir piyasada kendimize pay arayacağız. Bundan daha güzel ne olabilir?! Bu teşebbüsün altında şu var, üstünde bu var... Bu, mesele değildir sevgili kardeşlerim. Asıl olan bunun amacıdır. Amaç da gayet açık, gayet ortada, her şey meydanda, uzun uzun tartışmalarımızda da bunları dile getirdik. Bor enstitüsünün kuruluşunun -mesela- sonunda, ar-ge sonuçlarını piyasaya sunmak, bu konularda araştırma yapan gerçek ve tüzelkişileri, finansman, personel ve teçhizatla desteklemek...

Şimdi, arkadaşlar, şimdiye kadar ar-ge çalışmaları Türkiye'de yapılmıyor mu; yapılıyor. Üniversitelerde ar-ge yapılıyor. Ne oluyor sonra; yapılıyor, paper'lara geçiyor, orada kalıyor. Herkes kendi lale bahçesinde soğan yetiştiriyor Bu, bir şey ifade etmez ki! Asıl olan, yapmış olduğunuz ar-geyi lale bahçenizden çıkarmak, hayata katmaktır, teknoloji üretmektir.

Sonra, bu, o kadar kolay bir şey değil ki. Burada bilimsel çalışmalar yapılacak, artı, başka üniversitelerde, başka enstitülerde buna paralel araştırmalar varsa, emek vermiş kişiler varsa, onlarla müşterek projeler oluşturulacak, hatta, dünyaya uzanılacak, milletlerarası olabilecek dünya çapında projelere iştirak edilecek veya onlar icabında finanse edilecek, elde edilecek teknoloji ve know how satın alınacak ve ondan sonra, bu teknolojiyi, buyurun arkadaşlar, gelin, yapın, yapalım denilecek. Bundan daha güzel ne olabilir?!.

Ayrıca, siz, her şeyini de yapamazsınız zaten bu borun. Borla alakalı çok ileri teknolojiler var. Mesela, yarın, silah sanayiiyle alakalı, başka ileri kimya sanayiiyle alakalı bir bor mamulünü kendi kaynaklarımıza bağlı olarak üretmek mecburiyetinde kalırsak, bunun için de gerekli teknoloji ve birikim bizde yoksa, ne yapacağız; know howını almak zorundayız. Eğer, bir enstitü kurmamışsanız, nasıl alacaksınız?.. Burada borla alakalı bir bilgi birikiminiz yoksa, sizi, alacağınız o know howda pekâla kandırırlar; know how bedeliniz çok yüksek olur; fizibiliteniz daha baştan düşük olur; ama, siz enstitüde bor üzerinde çalışmışsanız, ilim adamlarınızı çalıştırmışsanız, bu enstitü işlevini yerine getirmişse, o zaman alacağınız know howda sizi kandıramazlar ve alır, o teknolojiyi memleketinizde de kurarsınız.

Muhterem kardeşlerim, Maden Yasasıyla alakalı bazı ifadeler kullandı Sayın Kardeşim Tacidar Bey "ÇED'le engellenmiş 10 kuruluş var" dedi. Maden Yasası da bizden çıktı, kendisi de biliyor, iki ay, devamlı bu yasa üzerinde çalıştık. İletişim kurmadığımız hiçbir kurum kalmadı. Âdeta, en ücra köşedeki insanlarla temas halinde olduk, panellerine katıldık, konferanslarına katıldık ve madencilerin hemen hemen tamamıyla ilişki kurduk ve bize, hep "şu ÇED belasından bizi kurtarın" dediler. Herkes bunu söyledi. Yani "bu, ÇED, ÇED, ÇED! Bıktık, usandık, biz madencilik yapamıyoruz" dediler. Biz de, reform olacak şekilde bir yasa getirdik; yasanın ilk maddesi, tek merci, tek müracaat... Bu, ÇED'i kaldırmak anlamında değil ki; iki devlet kurumu arasında konsensüsü sağlayacağız, vatandaş oradan oraya koşturmayacak, devletin bir birimi onun adına koşturacak. Halka hizmet için burada değil miyiz!..

"Bu enstitü dünyaya uymuyor" dedi. Yani, ben, bütün dünyadaki enstitülerin hepsini bilmiyorum; ama, dünyadaki enstitülerin bildiğim pek çoğuna uyuyor; ama, uymayan bir yer var, o da, sayın sözcü kardeşimin zihinsel altyapısındaki devletçi mantaliteye uymuyor olabilir.

TACİDAR SEYHAN (Adana) - Bir yer söyleyin bana, bir ülke söyleyin!

SONER AKSOY (Devamla) - Bütün ülkelerdeki...

TACİDAR SEYHAN (Adana) - Hayır efendim, hiçbirinde yok.

SONER AKSOY (Devamla) - Miami'deki, mesela, hidrojenle alakalı enstütü ve Prof. Nejat Veziroğlu, orada görevli, o enstitüyle bu aynıdır. Alın, size bir misal.

---

**Kaynak gösterme:** Soner Aksoy (AK Parti, Kütahya). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/soner-aksoy-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
