# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Soner Aksoy (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/soner-aksoy-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda

> Soner Aksoy (AK Parti), 4 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 504 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SONER AKSOY (Kütahya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; 877 sıra sayılı yasa üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Muhterem arkadaşlarım, bir iktidar düşününüz ki, bilim politikası olmasın ve bilimle ilgilenmesin; bir iktidar düşününüz ki, kalkınmayı, ülkeyi bir noktadan belli bir noktaya götürmeyi hedeflesin de, ilimle, bilimle ve teknolojiyle ilgilenmesin; bu, mümkün değildir. Burada yapılmak istenen şey, sadece belli kişilerin atanması veya atanmamasından ziyade, Türkiye'de olmayan bilim politikasını oturtmaktır. Bu istikamette, ciddî bir çalışma başlatılmıştır.

Bakınız, 1983 yılında Türkiye, bir bilim politikası dokümanı hazırlamıştır, 2003 yılına kadar bunu uygulamak istemiştir. Ama, siyasî irade yetersiz gelmiştir; bilim adamları, 300 kişi, Sayın Prof. Nimet Özdaş'ın başkanlığında toplanmış, dokümanı meydana getirmişlerdir, ama, siyasî irade yeterli olmadığı için bunu uygulamaya koyamamışlardır.

Şimdi, aynı şekilde yeni bir bilim politikası dokümanı hazırlanmıştır, 2003 ve 2023 yılına kadar bir vizyon ortaya konmuştur. Bu vizyonu gerçekleştirmek hepimizin arzu ettiği bir husustur; Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımın da bunu gönülden istediklerini ben şahsen biliyorum; hepsiyle yakinen görüştüğüm için -temaslarımızda, konferanslarda, toplantılarda- biliyorum; ama, arkadaşlar, bu politikayı uygulamaya koyabilmemiz için birtakım eylemler yapmanız gerekir, sadece bunları söze bırakmak bir şey ifade etmez.

Ayrıca, bilimsel özerklik, siyasî müdahaleyi engelliyor manasında bir cümle içermez; yani, bilimsel özerklik her zaman için olabilir, ama, siyasî irade daima olmalıdır.

Bakınız, kalkınmış olan ülkelere baktığınız zaman, bunun kalkınmışlığının arkasında iki temel unsuru görürsünüz. Bunun bir tanesi, demokratikleşme, özgürlükler ve temel insan haklarıdır; diğeri de, bilim üretmek, teknoloji üretmektir.

İki senedir çalışıyoruz; Türkiye'nin çok önemli eksiği olan demokratikleşme ve özgürleşme adına, hepimizin katkısı olan, çok ciddî adımlar attık. Kalkınma projemizi devam ettirmemiz için şimdi bilim ve teknolojiler üretmemiz lazım. Bilim ve teknoloji üretmek lafla olmaz ki; devletler bilim ve teknoloji üretimine müdahale ederler. Gelişmiş bütün ülkelerin bilim ve teknolojiyle alakalı teşviklerinde özel müdahaleler vardır. Bu müdahaleler, illa bilimsel özerkliği ortadan kaldırmak anlamına değildir; insanın kendi vatanında, kendi ülkesinde bulunan bilimsel altyapıları kullanmak suretiyle bilim ve teknoloji yönlendirilir. Bunun için de, bilim politikaları dediğimiz dokümanlar ortaya konulur ve bu dokümanların uygulanması gerekir.

Peki, bunu kim uygulayacak; mesela TÜBİTAK, bunu uygulama noktasında Türkiye'nin en önemli kurumlarından biridir.

TÜBİTAK'a şu ana kadar ne yapılmış; ne yapmış; bunları da sorgulayalım arkadaşlar. Bunları sorgulamak, bilim adamlarını töhmet altına asla almak değildir; asla böyle bir düşüncemiz yok.

Siyasetçileri yargılayalım, gerektiği zaman bilim adamlarını da yargılayalım, onların da ihmalleri olabilir; ama, önemli olan, Türkiye'de bilim ve teknolojiyi nasıl üretebilirizi ortaya koyalım. Bunun yolu da, mutlaka, yapılması gereken bazı eylemleri yerine getirmektir.

Mesela, TÜBİTAK'ın bir dokümanı elime geçti; 1963'te kurulmuş, 1988'de 25 inci senesi dolayısıyla yayımladıkları bir doküman elime geçti. Dokümanın ön sayfasında o günkü TÜBİTAK Başkanı Prof. Mehmet Ergin Beyin bir önsözü var; diyor ki: "Yirmibeş senedir, TÜBİTAK, çeşitli araştırmalar yapmış, sadece 9 adet patent almıştır." Buyurun... O günden bugüne, herhalde, 100 tane patent almadılar veya alma istikâmetindedirler; ama, Batılılar, herhalde, dakikada 100 patent alıyorlar.

Arkadaşlar, biz, bilim hayatını ayağa kaldırmadan kalkınamayız. Evet, demokratikleşmede önemli adımlar attık; ama, bilim ayağını da kalkındırmak zorundayız.

Bakın, bunun ilk adımı olarak, ar-ge istikametinde çok ciddî bir adım atmış bulunuyor Adalet ve Kalkınma Partisi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Soner Aksoy (AK Parti, Kütahya). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/soner-aksoy-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
