# Anayasa değişikliği

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Suat Kılıç (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 1 Nisan 2003
- **Gündem:** ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi

> Suat Kılıç (AK Parti), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 1.317 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının milletvekili seçilme şartlarını belirleyen 76 ncı maddesinin değiştirilmesi hakkındaki teklifi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün burada, Türk siyasî hayatının en büyük eksikliklerinden birini gidermek üzere toplanmış bulunuyoruz. Demokrasi bir çoğunluk rejimi midir; yoksa, demokrasi bir çoğulculuk ve katılımcılık rejimi midir? Teorisyenlerin cevabını aradığı bu soru karşısında, demokrasi bir çoğulculuk ve katılımcılık rejimidir diyenler, bugün, az sonra, bu görüşmelerin ardından yapılacak oylamalarda, çok ciddî bir demokrasi sınavıyla yüz yüze gelecekler. Bugün, Türk demokrasisi ve siyaseti adına önemli bir gündür; çünkü, bugün burada kullanacağımız oylarla, bugün burada atacağımız adımlarla, Türkiye'de 70 000 000 insanın siyasete karşı tavrını ve siyasî sistem içindeki yerini belirleme imkânına kavuşmuş olacağız.

Sayın milletvekilleri, 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, toplam 67 000 000 olan nüfusumuzun 40 000 000'u, evet, 67 000 000 olan nüfusumuzun 40 000 000'u, 30 yaşın altındaki gençlerden oluşuyor; ama, ne yazık ki, 3 Kasım 2002 seçimlerine esas olan 76 ncı madde nedeniyle, 40 000 000 genç insan, milletvekili adaylığının eşiğine bile gelememiş; 550 milletvekili, 30 yaşın üzerindeki 27 000 000 vatandaş arasından seçilmiştir.

Temsilî demokrasi açısından bu tabloda herhangi bir sorun görülmeyebilir; ama, çoğulcu ve katılımcı demokrasi açısından, adaylık hakkından yoksun bırakılan 40 000 000 insanın varlığı, onulmaz bir yara olarak, ne yazık ki, önümüzde durmakta.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizler, bugün burada, bu büyük yarayı onarma, bu önemli kusuru giderme imkânıyla yüz yüzeyiz ve az sonra kullanacağımız oylarla, 40 000 000 genç insanın, 40 000 000 Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının siyasî sistem içindeki yerini belirleyeceğiz.

Milletvekili seçilme yaşı neden 25'e inmeli? 30 yaşında milletvekili seçilmek niçin yeterli bulunmuyor? Bu sorular sorulabilir; ancak, bu ve benzeri soruların tümü, karşılık sorularda yanıtını bulacaktır.

Değerli arkadaşlar, şunlar sorulabilir karşılık soru olarak: Belediye başkanı seçilme yaşının 25 olduğu Türkiye'de, milletvekili seçilme yaşı neden 30? Hukukî rüşt yaşının 18 olduğu Türkiye'de, milletvekili seçilme yaşı neden 30? Ve belki bunlardan çok daha önemlisi, milletvekillerini seçme yaşının, yani seçmen olma yaşının 18 olduğu Türkiye'de, çok daha kolay olan milletvekili seçilme noktasında sınır tayin edilen yaş niçin 30?

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; istatistikler gösteriyor ki, Türkiye'de 18 ile 30 yaş arasındaki seçmen sayısı, Türkiye'nin toplam seçmen sayısının yüzde 42'si; yani, bizi seçme hakkına sahip oldukları halde, bizimle aynı koşullarda seçilme hakkından yoksun bırakılanlar, toplam seçmen sayısının neredeyse yarısı.

Türkiye'de geçen yıllar ve önceki hükümetler döneminde ardı ardına yaşanan ekonomik krizler nedeniyle işsiz kalanlar, onlar; iş güç sahibi olmadıkları için kahvehane köşelerinde çürümeye terk edilenler, onlar; beş parasız oldukları için evlenip yuva kuramayan, ev bark sahibi olamayanlar, yine onlar; milyonlarcası üniversite mezunu olduğu halde, hiç istemedikleri halde, diplomalı işsizler ordusuna katılmak zorunda olanlar, yine onlar; yani, bizim gençliğimiz; yani, bu toplumun enerjik unsuru; yani, Türk toplumunun dinamizmi!

Tüm olumsuzluklarla, herkesten önce, yine onlar yüzleşiyorlar; fakat, seslerini bu kutsal çatı altında duyurmakta en fazla zorlanan, en fazla engelle ve barikatla karşılaşan, yine onlar.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de hukuk sistemimizde rüşt yaşı 18; olgunlaşma, askere alınma ve cepheye gönderilme yaşı 20; ama, ne yazık ki, söz konusu siyaset olunca, önlerine çekilen 30 yaşını doldurmuş olmak şartını gençlerimiz aşamıyor.

Hukuk sistemi onlardan her şeyin hesabını soruyor; kanunu bilmemek mazeret sayılmaz karinesinden hareketle, uygulamada olan tüm kanunlara uymaları ve hesap vermeleri bekleniyor; vatanî görev olan askerlik hizmetini de yerine getirmeleri bekleniyor -ki, bu, onurdur, şereftir- ama, siyasete girme, temsil hakkına iştirak etme noktasına gelindiğinde, 30 yaşını aşmadıkları yönünde bir barikatla karşı karşıya kalıyorlar.

Enerjilerinden, birikimlerinden, cesaretlerinden, aldıkları çağdaş eğitimden çekinenlerin vehimleriyle dayatılan 30 yaşını doldurmuş olmak duvarı önünde, ne yazık ki, tıkanıyorlar.

Sayın milletvekilleri, 40 000 000 Türk gencinin enerjisini, birikimini, eğitimini, geleceğe ilişkin hedef ve beklentilerini siyaset kurumuna kazandırmak dışında bir seçeneğimizin bulunmadığını hepinize hatırlatmak isterim.

1982 Anayasasının, o günün koşulları içinde dayattığı depolitizasyon sürecini sona erdirmek, iktidar ve muhalefet grupları olarak hepimizin ortak sorumluluğu ve müşterek görevi olacaktır.

Gençliğimizi, dışlandıkları siyaset sahasının içine çekmek zorundayız. Önlerine konulan engelleri ve yasakları bir bir kaldırarak, Türkiye için üretim imkânlarını geliştirmek zorundayız.

Gençler bilmeli ki, büyükleri, bu kutsal çatı altında onlar için güzel bir gelecek düşlüyor.

Gençler hissetmeli ki, bugün bu koltuklarda oturanlar, bulundukları yere ihtirasla yapışmak yerine, gençliğe güzel, güçlü ve aydınlık bir Türkiye kurmanın hayalini yaşıyor ve yaşatıyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AK Parti Grubu olarak bizler, kadınlarımızı siyasetin dolgu malzemesi olarak gören çağdışı anlayışı reddediyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) AK Parti Grubu, aynı zamanda, gençlerimizi siyasetin dolgu malzemesi olarak gören anlayışı da reddediyor. Bizler, milletvekilleri olarak mazbatalarımızı, gençlerimiz ve kadınlarımızla birlikte yürüttüğümüz çalışmalarla, onlarla el ele ve omuz omuza yaptığımız seçim kampanyalarının sonucunda aldık. Peki, şimdi, bugün geldiğimiz noktada onlara ne diyeceğiz?! Elektrik direklerine parti flamalarını asanlar, genç insanlar; cadde ve sokaklara bayrak ve posterlerimizi asanlar da onlardı, külfetin her türlüsünü paylaştığımız gönüllüler ordusu da onlardı; ancak, 550 sandalyenin birkaçına oturarak doğrudan temsil imkânı talep ettiklerinde, onlar, aramızda olamayacaklar; özellikle, sayın muhalefet milletvekillerimize sormak istiyorum;öyle mi?!

Değerli arkadaşlar, Türkiye'deki toplam seçmen sayısının yüzde 42'si, 18-30 yaş arasında yer alan ve seçme hakkına sahip olduğu halde seçilme hakkından mahrum bırakılan gençlerden oluşuyor; aldığımız tüm oyların yüzde 42'siyle, kale gibi, arkamızda duruyorlar; fakat, söz konusu temsil olunca, bir ömür boyu gölgemizde yaşamalarını bekliyoruz.

Sayın milletvekilleri, bu anlayışın, hakla da, adaletle de, hukukla da, çoğulcu ve katılımcı demokrasi anlayışıyla da uzaktan yakından bir ilgisi ve hakkaniyetle bağdaşır bir yanı, ne yazık ki, bulunmamakta.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 30 yaşında seçilme şartı, Türk anayasa sistemine 1876 Anayasasıyla girmiş, 127 yıllık demode bir gelenektir. 127 yıl öncesinin demokrasi anlayışı 30 yaş şartını ararken, bugün, aynı koşulda ısrarcı olmanın çağdaşlaşma bilinciyle izah edilir yanı yoktur. Kaldı ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıç; sözlerinizi tamamlar mısınız.

SUAT KILIÇ (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

...1877 yılında, yani 1876 Anayasasından bir yıl sonra çıkarılan geçici talimatla, milletvekili seçilme yaşı, o günün koşulları içinde bile 25 yaşına indirildi ve bu doğrultuda, Ankara'da toplanarak, millet iradesiyle Kurtuluş Savaşını yürüten, sonrasında da cumhuriyeti ilan eden Birinci Meclise, 25-30 yaş aralığında, bir elin parmaklarını çok fazla aşan sayıda milletvekili girdi. Anayasa serüvenimizin bu parametrelerine ilişkin doğruları, zannediyorum, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden çok değerli hocam Prof. Oya Araslı Hanımefendi takdir edecektir. Hocam, aktardıklarım, hukuk fakültesinde sizden edindiklerimdir.

Değerli milletvekilleri...

OYA ARASLI (Ankara) - Keşke, önergeyi verdiğimiz zaman da hatırlasaydınız!..

SUAT KILIÇ (Devamla) - Saygıdeğer hocam, ona da geleceğim; yine sizden öğrendiğimiz bir mantık içinde o önergeyi burada reddetmek zorunda kaldığımızı da anlatacağım.

Değerli milletvekilleri, çağdaş Batı demokrasilerinde demokratik dönüşümün kriterlerinden biri de, seçme yaşı ile seçilme yaşı arasındaki yaş farkıdır. Bu noktada, bazı Batı toplumlarından örnekler vermek istiyorum: Seçilme yaşı, Amerika, İtalya ve Japonya Temsilciler Meclisinde 25; İngiltere, Avusturya, Belçika ve İsrail'de 21; Almanya, Danimarka ve Hollanda'da ise, seçilme yaşı ile seçme yaşı birbirine eşittir, yani 18'dir. İşte, demokrasideki gelişim. İşte, yeni neslini, genç neslini yetiştiren demokrasi terbiyesinin, demokrasi kültürünün yeni jenerasyona duyduğu güven. Biz, bugün burada, bunu tesis etme önerisini size getiriyoruz.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Üç ay önce aklınız neredeydi?!

SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, nüfusu 1 200 000 000 sınırına dayanan Çin'de bile seçilme yaşı 18; 1 200 000 000 nüfusu olan Çin Halk Cumhuriyeti bile, 18 yaşında insanlarına seçilme hakkını vermekte bir beis, bir sakınca görmüyor; ama, Türkiye direniyor. Bugün, burada, hep birlikte, Türkiye'nin gençliğine karşı, kendi gençliğine karşı direnişini kırmak zorundayız. Tebessümünüzden, destek vereceğinizi anlıyorum.

Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz aylarda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yeniden görüşülmek üzere Meclise geri gönderilen bir anayasa değişikliği paketinin ikinci tur görüşmeleri sırasında, seçilme yaşına ilişkin olarak zamansız verilen bir önergenin reddedilmiş olması, bu değişiklik teklifine karşı çıkmanın gerekçesi olamaz.

Saygıdeğer hocam, biz sizden şunu öğrendik. Cumhurbaşkanınca yeniden görüşülmek üzere Meclise iade edilen anayasa değişikliği teklifi, eğer bir noktalı virgül bile eklenirse, Cumhurbaşkanına, bir kez daha geriye gönderme hakkını verir. Bu durum, sizden öğrendiğim bu bilgi, zannediyorum geçerliliğini yitirmemiştir ve Mecliste ikinci tur görüşmeler yapılırken verdiğiniz önergenin reddedilmiş olması, sadece bu hususla alakalı bir kriterdir; sizden öğrendiğimiz, burada bulunan pek çok kişinin sizin gibi anayasa hukukçularından öğrendiği doğrulardır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
